508) Federalizm Gelecek, PKK’ya Af Çıkacak (2014 yılı ICG Raporu)

Yayin Tarihi 25 Ağustos, 2026 
Kategori SİYASİ

Federalizm gelecek PKK’ya af çıkacak!

Federalizm gelecek PKK’ya af çıkacak!

Oslo’daki ihanet sürecinin mimarı Uluslararası Kriz Grubu’nun (International Crisis Group-ICG) açıkladığı 6 Kasım 2014 tarihli yol haritasına göre, müzakere Anayasa’nın değiştirilmesiyle son bulacak

Haber: Salim Yavaşoğlu

Silah bırakılmayacak

ICG’nin raporuna göre, sadece Türkiye’deki PKK’lılar silah bırakacak. İran, Suriye ve Irak gibi başka ülkelerde bulunan PKK unsurları ile uzantıları silah bırakmayacak. AKP iktidarı, İmralı Cezaevi’ndeki teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasını kabul edecek. PKK’lılara af çıkartılacak, Türkiye’deki Kürt partilerin de siyaset yapabilmeleri için yasal zemin hazırlanacak.

İşte o rapordaki şok talimatlar!

Seçim barajı 5’e düşşün

* Terörle Mücadele Kanunu’nun ve Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerinin değiştirilerek mevcut terör suçlamaları gözden geçirilmeli.

* Yüzde 10 olan seçim barajı en fazla yüzde 5’e çekilmeli.

* Anadilde Kürtçe tam eğitim verilmeli.

* Daha fazla yerinden yönetim. Kürt belediyelerin daha fazla gelire ve varlıklara ulaşmaları sağlanmalı.

* Cezaevindeki Abdullah Öcalan, Irak’taki PKK ve diyasporadaki Kürtler ile görüşmeleri takviye etmek üzere birleşik bir müzakere grubuna izin vermeli.

* PKK’lılar sert güvenlik önlemlerine dönmekle tehdit edilmemeli.

Özel kanun çıkarılsın

* Kürtleri tahrik eden açıklamalardan kaçınmalı.

* Akil İnsanlar Heyeti yeniden canlandırılmalı.

* Gerçekleri Araştırma Komisyonu ile silahsızlanmanın denetimi süreçlerinde veya yerel polis mekanizmaları hususunda garantör işlevi görecek bir üçüncü devlet veya uluslararası kuruluşun dahil olması düşünülmeli.

* Hem Türkiye Hükümeti’ne hem de Gerçekleri Araştırma Komisyonu’na; geçiş dönemi adalet mekanizması, tahliye ve silahsızlanma sürecinin tasarlanması gibi konuları içeren her türlü barış anlaşması üzerinde çalışan ve faaliyetlerine son veren militanlar için kendilerinin ve ailelerinin temel ihtiyaçlarının karşılanması da dahil olmak üzere yerel fırsatların yaratılması için çabalayan sivil toplum ve özel sektör girişimlerine destek ve tavsiyeler sağlanmalı.

* Üzerinde uzlaşılan her türlü adım için açık ve uygulanabilir tasdik ve denetim mekanizmaları kurulmalı.

Silahsızlanmanın şu aşamada sadece Türkiye içindeki PKK militanlarını kapsayabileceği Türk kamuoyuna anlatılmalı.

* Ciddi suçlarla bağlantısı olmayan savaşçılara af tanınmalı, Abdullah Öcalan da dahil

olabilecek şekilde PKK liderlerinin normal hayata dönmelerini düzenleyecek özel bir kanun hazırlanmalı.

Son kararı Kürtler versin

* Irak, Suriye, İran veya başka yerlerdeki her türlü oluşumla isim ve örgütlenme açısından kopuş da dahil olmak üzere, Türk siyasetine barışçıl katılım anlamına gelecek bir barışa Kürt kamuoyu ve PKK yapıları hazırlanmalı.

* PKK’nın yerinden yönetim mi, federal özerklik mi yoksa bağımsızlık mı istediğini açıklığa kavuşturmalı.

* Anayasa yeniden yazılmalı.

İhanet sürecinin aktörü

Arabulucu olarak devreye girdiği ülkeleri parçalamasıyla ünlü Finlandiya eski Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari’nin Oslo’daki süreci yönettiği, Kandil çetesinin elebaşlarından Murat Karayılan’ın itirafıyla ortaya çıkmıştı.

Erdoğan’la Ankara’da buluştu

Türkiye’yi ziyaret eden Martti Ahtisaari, ihanet sürecindeki gelişmeleri takip etmek için devletin zirvesiyle ilgili görüşmeler yapıyor. Ahtisaari, dün Ankara’da yine Erdoğan’la biraraya geldi.

İhanet sürecinin mimarı yeni yol haritasını çizdi!

Uluslararası Kriz Grubu’nun hazırladığı rapora göre; AKP iktidarı, İmralı canisi Öcalan’ın serbest bırakılmasını kabul edecek. PKK’lılara af çıkartılacak ve siyaset yapabilmeleri için yasal zemin hazırlanacak.

PKK’nın, sadece Türkiye’de silah bırakacağının, İran, Suriye ve Irak gibi ülkelerde ise silahlı unsurların bulunmaya devam edeceğinin belirtildiği raporda, yeni bir anayasanın yazılmasının da şart olduğu kaydedildi.

Talimatları AKP iktidarı ile müzakere ortağı PKK tarafından harfiyen uygulanan ihanet açılımının mimarı Uluslararası Kriz Grubu’nun (International Crisis Group-ICG), Ayn el- Arap’taki IŞID saldırılarını protesto eylemlerinden sonra bir süre sürüncemede kalan süreci aşmaya yönelik bir rapor hazırladığı ortaya çıktı. “Türkiye ve PKK: Barış Sürecini Kurtarmak” adlı rapor 6 Kasım tarihli. Bu tarihe kadar gerek AKP iktidarı gerekse PKK tarafından açılıma yönelik bir açıklama yapılmaması dikkat çekerken rapordan sonra açıklamalar başladı. İhanet sürecinde siyasetçi, akil adam, gazeteci gibi şu veya bu şekilde rol alan birtakım sözcüler de Uluslararası Kriz Grubu’nun hazırladığı rapor doğrultusunda kamuoyuna yol haritaları açıklamaya başladı.

Terörle mücadeleye dava

ICG’nin raporuna göre; sadece Türkiye’deki PKK’lılar silah bırakacak. İran, Suriye ve Irak gibi başka ülkelerde bulunan PKK unsurları ile uzantıları silah bırakmayacak.

AKP iktidarı, İmralı Cezaevi’ndeki teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasını kabul edecek.

PKK’lılara af çıkartılacak, Türkiye’deki Kürt partilerinde siyaset yapabilmeleri için yasal zemin hazırlanacak.

Gerçekleri araştırma komisyonu kurulacak. Bu çerçevede terörle mücadele eden güvenlik görevlilerinin yargılanması sağlanacak. Bu kişilerin işledikleri iddia edilen suçlar 20 yıllık zamanaşımı kapsamı dışında tutulacak.

ICG’nin raporuna göre; “Tam müzakerelere başlamaları demek, Türkiye ve PKK’nın koşullu bir af, geçiş döneminde adaleti sağlayacak yasalar ve bir gerçekleri araştırma komisyonu üzerinde uzlaşmaları anlamına gelecek. PKK üyelerinin Türkiye’deki yasal Kürt partilerine katılabilmeleri ve PKK’nın cezaevindeki elebaşı Abdullah Öcalan’ın nihayetinde serbest bırakılabilmesi de dahil olan senaryoları kabul etmeye hazır olması anlamına geliyor.”

Anayasa yeniden yazılsın

ICG’nin, raporda Türk Hükümeti’ne yaptığı öneriler şöyle:

  1. Aşağıda sıralanan adımlar aracılığıyla silahlı çatışmanın nedenlerini ortadan kaldırmalı ve siyasi sistemde güven inşa etmeli:
  2. a) Terörle Mücadele Kanunu’nun ve Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerinin değiştirilerek cezaların yalnızca şiddete teşvik, adam kaçırma, öldürme ve diğer şiddet içeren eylemler için verilmesinin sağlanması ve şiddete başvurmayan aktivistlerin hapsine son vermek üzere mevcut terör suçlamalarının gözden geçirilmesi;
  3. b) Yüzde 10 olan seçim barajının en fazla yüzde 5’e çekilerek Meclis’te adil temsiliyetin sağlanması;
  4. c) Anayasa’nın yeniden yazılarak etnisiteye dayalı her türlü ayrımcı ifadenin kaldırılması;
  5. d) Talep olan yerlerde anadilde Kürtçe tam eğitim verilmesi için çalışmalara devam edilmesi;
  6. e) Daha fazla yerinden yönetim için planlar açıklanırken Kürt belediyelerinin ayrımcılığa uğramamalarının ve diğerleriyle eşit şekilde gelire ve varlıklara ulaşmalarının sağlanması.

Birleşik müzakere grubu

  1. Bir barış anlaşmasının, zorlu ve uzun yıllar sürecek bir uygulama sürecinin başlangıcı olduğunu ve silahsızlanmanın şu aşamada sadece Türkiye içindeki PKK militanlarını kapsayabileceğini Türk kamuoyuna anlatmalı.
  2. Cezaevindeki Abdullah Öcalan’ın, Irak’taki PKK ve diyasporadaki Kürtler ile görüşmeleri takviye etmek üzere birleşik bir müzakere grubuna izin vermeli.
  3. PKK üyelerini cihatçılarla bir tutmak ve 1990’ların sert güvenlik önlemlerine dönmekle tehdit etmek gibi söylemlerle Türkiyeli Kürtleri tahrik eden açıklamalardan kaçınmalı.

Federal özerklik

“PKK dahil olmak üzere Türkiye’deki Kürt ulusal hareketi” başlığı altındaki öneriler:

  1. Ateşkesi sürdürmeli, kendisiyle bağlantılı tüm unsurların şiddet içeren eylemlerine son vermeli, bunları kınamalı ve Türkiye içinde silahsızlanmanın hareketin arzu ettiği hedef olduğunu açıkça dile getirmeli.
  2. Irak, Suriye, İran veya başka yerlerdeki her türlü oluşumla isim ve örgütlenme açısından kopuş da dahil olmak üzere, Türk siyasetine barışçıl katılım anlamına gelecek bir barışa Kürt kamuoyunu ve PKK yapılarını hazırlamalı.
  3. Hareketin yerinden yönetim mi, federal özerklik mi yoksa bağımsızlık mı istediğini açıklığa kavuşturmalı. Eğer Türkiye dahilinde bir gelecek hedefleniyorsa, merkezi yönetimin altını oyan yasadışı paralel yapıların oluşturulmasına son vermeli.
  4. Kürtçe konuşulan bölgelerde “öz savunma birlikleri” diye adlandırılan gerilla oluşturmaya dair kışkırtıcı ve gerçeklikten uzak taleplerinden vazgeçmeli.

Zamanaşımı yok

“Türkiye hükümeti ve Kürt ulusal hareketi” başlığı altındaki öneriler:

  1. Çatışmanın kurbanlarını dinleyecek, Türkiye meclisine kamuoyuna açık bir rapor gönderecek ve bağımsız uzmanlardan oluşan bir gerçekleri araştırma komisyonunun parametreleri üzerinde uzlaşmalılar.
  2. İki taraf için de aynı yükümlülüğü ve kriterleri getirecek şekilde çatışmanın geçmişindeki suçlar için uygun bir adli süreç sağlayacak; ciddi suçlarla bağlantısı olmayan savaşçılara af tanıyacak; 20 yılı kapsayan zaman aşımının dışında tutulacak suçları belirleyecek; kurbanlara sağlanacak tazminatları iyileştirecek; tanıkların korunmasını sağlamlaştıracak; nihayetinde Abdullah Öcalan da dahil olabilecek şekilde PKK liderlerinin normal hayata dönmelerini düzenleyecek özel bir kanun hazırlamalılar.
  3. taraf düşünülmeli
  4. Üzerinde uzlaşılan her türlü adım için açık ve uygulanabilir tasdik ve denetim mekanizmaları kurmalılar.
  5. Militanların tamamen çekilmesi veya hükümet tarafından kalekol inşasına son verilmesi gibi halihazırda bağımsız birimlerce denetlenmesi ve değerlendirilmesi güç olan önkoşullar koymaktan kaçınmalılar.
  6. Türk ve Kürt halkına gelişmeler hakkında bilgi vermek üzere barış görüşmelerine dair tutarlı, açık bir iletişim politikası üzerinde karşılıklı olarak anlaşmalılar.
  7. 2013 yılında başvurulan “Akil İnsanlar Heyeti”ni yeniden canlandırmak başta olmak üzere sivil toplumun sürece katılımını teşvik etmeyi sürdürmeliler.
  8. Gerçekleri araştırma komisyonu ile silahsızlanmanın denetimi süreçlerinde veya yerel polis mekanizmaları hususunda garantör işlevi görecek bir üçüncü devletin veya uluslararası kuruluşun dahil olmasını düşünmeliler.

Uluslararası destek

Uluslararası topluma yönelik öneriler:

  1. Hem Türkiye hükümetine hem de gerçekleri araştırma komisyonunu, geçiş dönemi adalet mekanizması, tahliye ve silahsızlanma sürecinin tasarlanması gibi konuları içeren her türlü barış anlaşması üzerinde çalışan ve faaliyetlerine son veren militanlar için kendilerinin ve ailelerinin temel ihtiyaçlarının karşılanması da dahil olmak üzere yerel fırsatların yaratılması için çabalayan sivil toplum ve özel sektör girişimlerine destek sağlamalı.

ICG’ye kimler katılıyor

AKP’nin yıllardır sürdürdüğü PKK açılımı politikalarını, Finlandiya Eski Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari’nin Onursal Başkanı, Eski ABD Dışişleri Müsteşarı Thomas R. Pickering Mütevelli Heyeti Başkanı olduğu Yönetim Kurulu’nda Kofi Annan, George Soros, Morton Abramowitz, Javier Solana gibi tanıdık isimlerin bir araya geldiği Uluslararası Kriz Grubu yönetiyor. Şu an örgütün başında CEO olarak Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Louise Arbour bulunuyor. Yönetiminde eski Cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, BM ve Avrupa Birliği (AB) başkanları da yer alıyor. ICG, Ağustos-Eylül 1995’te Bosna NATO tarafından bombalanırken kuruldu. İlk Mütevelli Heyet Başkanı ABD’li Senatör George Mitchell. Grubun ilk yöneticilerinden biri ise BM Kalkınma Programı eski başkanı, daha sonra BM Genel Sekreter Yardımcısı ve İngiltere’nin Afrika-Asya ve Birleşmiş Milletler’den sorumlu Bakanı Mark Malloch-Brown. Diğer yönetici ise Türkiye ve Tayland eski ABD Büyükelçisi, Uluslararası Barış için Carnegie Vakfı Başkanı Morton Abramowitz. Kriz grubu, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 70 ayrı bölge için her ay Kriz Bülteni hazırlıyor, tarafların nasıl davranması, neler yapması gerektiğini rapor ediyor.

https://www.yenicaggazetesi.com/federalizm-gelecek-pkkya-af-cikacak-105580h.htm

YENİDEN ERGENEKON YORUMU:

Bu makalenin doğruluğunu teyit için yaptığımız araştırmada, söz konusu raporu hazırlayan “International Crisis Group (ICG)” resmi bir kuruluş değil, bağımsız çalışan arabulucu bir kuruluştur.  ICG’nin “bağımsız” olması ile “tamamen tarafsız ve etkilenemez” olması aynı şey değil. Kuruluşun ilk finansörlerinden George Soros olması ve sürekli destek vermesinden anlıyoruz. Kuruluşta eski parlamenterler, diplomatlar ve emekli cumhurbaşkanları bulunuyor. ICG’nin gelirleri bağışlar ve hükümetlerin yardımından oluşuyor. Türkiye’de bu kuruluşa maddi yardımda bulunmuş.

ICG’nin uzman kadroları çatışma olan bölgelerde gözlem, araştırma ve inceleme yapıp raporlar hazırlamaktadır. Bundan dolayı BM, hükümetler ve uluslararası kuruluşlar tarafından ICG’nin raporları önemsenir, önerileri dikkate alınır.

Makaledeki bilgiler kaynak verilerine göre doğrudur.  Kaynak bilgilere ulaşmak için:

6 November 2014

Resmi sayfa: https://www.crisisgroup.org/europe-central-asia/turkiye/234-turkey-and-pkk-saving-peace-process

Doğrudan PDF: https://www.crisisgroup.org/sites/default/files/turkey-and-the-pkk-saving-the-peace-process.pdf

Türkçe çeviri

PDF: https://www.crisisgroup.org/sites/default/files/turkey-and-the-pkk-saving-the-peace-process-turkish.pdf

YILMAZ KARAHAN

 

ICG Yöneticisinin yayınlamış oldukları dergide rapor hakkında yaptığı ön açıklama (Türkçe çeviri)

Yönetici Özeti

Türkiye hükümetine karşı 30 yıldır süren Kürdistan İşçi Partisi (PKK) isyanını sona erdirmek için yürütülen barış süreci bir dönüm noktasında. Ya tarafların yıllarca süren çalışmaları heba etmesiyle çökecek ya da gerçek yakınlaşmalara varmalarıyla hızlanacak. Her iki taraf da hâlâ zaman kazanmaya çalışıyor gibi görünüyor – hükümet bir seçim daha kazanmak için, PKK ise ülkenin ağırlıklı olarak Kürt nüfuslu güneydoğusunda yarı devlet yapılarını daha da geliştirmek için. Ancak endişe verici bir şekilde artan düşmanlıklara rağmen, şu anda içlerinde aşılmaz engellerle karşılaşmıyorlar ve süreci sonuna kadar götürebilecek iki güçlü liderleri var. Barış sağlanmadan önce, ortak düşmanları olan cihatçı tehditle, özellikle Irak ve Suriye’deki IŞİD’le mücadelede işbirliği yapamazlar. Artan ateşkes ihlalleri, kentlerdeki huzursuzluk ve bölgesel çatışmalardan Türkiye’ye sıçrayan İslamcı aşırıcılık, gecikmelerin maliyetini ortaya koyuyor. Her iki taraf da dışsal bahaneleri ve içsel ataleti bir kenara bırakarak, Türkiye içindeki Türkiye-PKK çatışması gibi temel sorun üzerinde uzlaşmalıdır.

Önemlisi, iki taraf da birbirini kesin olarak yenemeyeceğinin farkına vararak silahlı çatışmayı sona erdirmek istediklerini söylüyorlar. Hükümet, PKK’nın ateşkesine karşılık olarak, gerçek ilerlemeyi mümkün kılan ciddi bir yasal çerçeve oluşturdu. Ancak her iki taraf da hâlâ sert söylemlerde bulunuyor ve güven inşa etmek için buna son vermeleri gerekiyor. Ortak nihai hedefleri belirlemek ve zorlu uzlaşmalar olacak konularda gerçek bir kamuoyu taahhüdü göstermek için daha fazlasını yapmalılar. Mevcut barış süreci ayrıca daha kapsamlı bir gündeme, daha acil bir zaman dilimine, daha iyi sosyal katılıma, karşılıklı olarak kabul edilmiş temel kurallara ve izleme kriterlerine ihtiyaç duyuyor. Tarafların değişen pratik hususlara yanıt vermesiyle süreç evrim geçiriyor ve uzun vadeli bir stratejiden ziyade bir dizi geçici girişim haline geliyor.

Her ne kadar bunu kamuoyuna ayrıntılı olarak açıklamamış olsalar da, tam müzakereler Türkiye ve PKK’nın sonunda şartlı bir af, geçiş dönemi adaletini kolaylaştıracak yasalar ve bir hakikat komisyonu konusunda anlaşmaları anlamına gelecektir. Türkiye için bu, devletin geçmişteki yanlış uygulamaları için daha açık bir şekilde telafi teklifinde bulunmayı ve mağdurlara tazminat ödemeyi, ayrıca -eğer ve ne zaman barış geri dönülmez bir şekilde sağlanırsa- PKK figürlerinin Türkiye’deki yasal Kürt partilerine katılabilmesi ve tutuklu PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir gün serbest bırakılabileceği senaryoları kabul etmeye hazır olmayı gerektirecektir. PKK için ise bu, kendi ihlallerinin sorumluluğunu kabul etmek, tüm şiddet ve yasadışı faaliyetleri sona erdirmek ve kınamak, Türkiye sınırları içindeki unsurlarının tamamen silahsızlandırılmasını nihai hedef olarak ilan etmek, güneydoğuda paralel oluşumlar yaratma girişimlerinden vazgeçmek ve Türkiye’nin farklı Kürt fraksiyonlarını, özellikle PKK ile aynı fikirde olmayanları, sürece paydaş olarak dahil etmeye hazır olduğunu göstermek anlamına gelir.

Net taahhütler veya örtüşen nihai hedefler olmasa bile, sürecin kendisi tüm ülke için faydalı olduğunu kanıtlamıştır ve sertlik yanlısı Türk ve Kürt seçmenlerden kısa vadeli siyasi puanlar kazanmak için tehlikeye atılmamalıdır. En önemlisi, birkaç ihlale rağmen, PKK’nın Mart 2013’ten bu yana uyguladığı tek taraflı ateşkes büyük ölçüde devam etmiş, kayıpları önemli ölçüde azaltmış ve güvenin artmasına katkıda bulunmuştur. Her iki taraf da sürecin çökmesini istemiyor. Hükümet, bu yılki belediye ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde asker cenazeleriyle uğraşmak zorunda kalmadı ve en azından 2015 ortalarındaki parlamento seçimlerine kadar göreceli sakinliğin devam etmesine ihtiyaç duyuyor. Bu arada, PKK güneydoğu kasabalarında gücünü artırmayı ve benzeri görülmemiş uluslararası ve iç meşruiyet kazanmayı başardı.

PKK bağlantılı grupların Suriye ve Irak’taki Kürtleri cihatçılara karşı savunmadaki rolü, PKK’nın tamamen silahsızlandırılması ve terhis edilmesini ancak Türkiye sınırları içinde gerçekçi kılıyor. Dahası, Türkiye ve PKK başarılı güven artırıcı önlemler alırsa, Suriye sınırındaki PKK yanlısı grupların varlığı, Türkiye’ye cihatçı veya diğer düşmanca ilerlemelere karşı yardımcı olabilir ve komşu ülkelerdeki etki alanını genişletebilir. Tersine, Türkiye, bölgesel devletlerin topraklarında faaliyet gösteren silahlı PKK unsurlarına yardım ve yataklık etme riskine karşı iç konumunu güçlendirmek istiyorsa, Kürtçe konuşan nüfusuyla mümkün olan en kısa sürede bir anlaşmaya varmakta çıkarı vardır. Hem Türk yetkililer hem de Kürt politikacılar özel olarak birbirlerini IŞİD’e tercih ettiklerini söylüyorlar. Ancak iki taraf esasen kendi ülkelerinde savaş halindeyken, Türkiye dışında – örneğin Suriye veya Irak’taki Kürt bölgelerini güçlendirmek için – işbirliği hayal etmek imkansızdır.

Ortadoğu çatışmalarından kaynaklanan etkiler Türkiye’de tehlikeli eski etnik, mezhepsel ve siyasi fay hatlarını yeniden açarken, hükümet ve PKK, sadece bir barış sürecinin sürdürülmesinin ötesine geçen ortak bir hedef aramalıdır. Hükümet, güven inşa edecek yasal ve siyasi koşulları, süreci ve bağlamı oluşturmalıdır. Ancak PKK’nın da Türk, Kürt ve uluslararası kamuoyunu, silahsızlanmaya ve siyasi bir gruba dönüşmeye hazır, demokratik bir aktör olabileceğine ikna etmesi gerekiyor. Barış istiyorsa, Türkiye’deki Kürt ulusal hareketi hem silahlı bir muhalefet gücü hem de hükümet sorumluluğuna aday olmaya devam edemez ve ne tür bir merkeziyetçilikten uzaklaşmayı hedeflediği konusunda net olmalıdır. Bu anlaşma her iki taraftan da uzlaşma gerektirecektir. Ancak bu şekilde Türkiye, uzun süredir devam eden iç çatışma yükünü silahlı kuvvetlerinin, ekonomisinin, demokratikleşme çabalarının ve sınır güvenliğinin sırtından atabilir. Aynı şekilde, isyanın sona ermesi, PKK’nın Türkiye’nin yasal siyasi sistemi içinde Kürt seçmenlerini temsil edebilmesinin ve ülkedeki herkes için demokratik haklar hedefine ulaşmasının tek yoludur.

https://www.crisisgroup.org/rpt/europe-central-asia/turkiye/234-turkey-and-pkk-saving-peace-process

 

Paylaş:

Yorumlar

Yorum yap