96) HAMA KATLİAMI (Şubat 1982)

Yayin Tarihi 24 Ocak, 2008 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

HAMA KATLİAMI

(ŞUBAT 1982)

 

 image0018.jpg

 

Aşık karalı mısın, candan yaralı mısın?
Nedir sendeki bu hal, yoksa Hama’lı mısın?

Hama, Suriye’de  İslami hareketin en güçlü olduğu şehirlerden biridir. Bu özelliği dolayısıyla Hama şehri 1982 yılında büyük bir katliama şahit oldu. Hafız el- Esed’in kardeşi ve zamanın Genelkurmay Başkanı Rıf’at el-Esed, Şubat 1982′de bir gece vakti Hama’ya havadan ve karadan saldırı düzenledi. Saldırıya katılmak istemeyen askerlerin çoğu anında idam edildiler. Bazıları da Müslümanlar tarafına geçtiler. Birkaç gün devam eden Hama katliamında yaklaşık kırk bin Müslüman şehid oldu. Şehir adeta bir harabeye döndü..

Hama, Halep’le Humus arasında Asi nehri vadisinde, nehrin iki yakasına yerleşmiş bir şehirdir. Kelime olarak “sıcak” anlamına gelir. Hem iklim olarak hem de taşıdığı manevi hava itibariyle sıcak bir şehir olduğu için böyle adlandırılmıştır. Manevi sıcaklığı ise tarih boyunca tevhid mücadelesenin önemli merkezlerinden biri olmasından ileri gelmektedir. M. Ö. 2150 yılında kurulduğu tarihlerde kayıtlıdır. Bu şehir, Hz. Ömer (r.a.)’in hilafeti döneminde gönderilen Ebu Ubeyde ibnu Cerrah komutasındaki ordular tarafından fethedilmiştir. İşte bu, sıcak kalpli ve sevimli insanların yaşadığı sıcak şehir 1982′de Hafız Esed rejiminin yürekleri parçalayan vahşi bir katliamına sahne oldu.

Rejimin Hama’ya bir komplo hazırladığı katliamdan iki yıl öncesinden itibaren izlediği tutumla ve başvurduğu uygulamalarla belli oluyordu. Daha iki yıl önceden diktatör Esed adamlarını ve cellatlarını fitne tohumları ekmeleri, insanları tahrik etmeleri için şehre göndermişti. Bu kişiler insanların inançlarına saldırmak, erkeklerin onur ve haysiyetlerini kadınların namuslarını kirletmek için gönderilmişlerdi. Amaç ise toplumu tahrik ederek bir katliamın zeminini, alt yapısını hazırlamaktı. Gönderilen bu tahrikçi vahşiler kendilerinden istenenden fazlasını bile yaptılar. Öyle ki büyüklere değil küçük yaştaki çocuklara bile saldırdı, küçük kız çocuklarının namuslarını kirletmeye bile kalkıştılar.
Bu arada Suriye Ceza Kanunu’nda bazı değişiklikler yapılarak halkın kendi kendini savunması zorlaştırıldı, halk savunmasız ve zor durumda bırakıldı.

Esed yönetimi Hama’da bu tahrikleri yaparken bir yandan da askeri tedbirleri artırmayı, bölge ahalisini güvenlik yönünden sıkı bir denetime almayı da ihmal etmedi. Şehir tamamen Örfi İdare (Sıkıyönetim) kontrolüne alındı. Askeri ve sivil istihbarat için karargahlar kuruldu. Kısacası bir yandan halk devlete isyan etmesi için her yönden tahrik edildi, diğer yandan da isyan edenlerin anında ortadan kaldırılması için her türlü tedbir alındı. Hafız Esed’in kardeşi ve suç ortağı Rıfat Esed olaylardan iki ay önce Örfi İdare komutanlığına getirildi. Çünkü o vahşette sınır tanımayacak bir ruha sahipti. O aynı zamanda ağabeyinin halefi olmak, ondan sonra yerine geçmek istiyordu. Bu yüzden de kendisinden isteneni tereddütsüz yapabileceği, ağabeyinin bir dediğini iki etmeyeceği biliniyordu.

Rıfat Esed, Örfi İdare komutanlığına getirildikten sonra kendisine bazı talimatlar ve bu arada önemli birtakım yetkiler de verildi. İşte bu önemli yetkilerden biri:

“Kimsenin onayını almadan beş bin kişiyi bile öldürebilirsin!”

Üstelik bu yetki el altından değil resmi olarak veriliyordu.

İnsanlar Örfi İdare altında her geçen gün daha da kıskaca alınıyorlardı. Durum öyle bir noktaya gelmişti ki Hamalılar: “Biz her gün ölüyoruz veya şehrin büyük bir kısmı ölüyor. Bu iş nereye kadar sürecek?” diye sormaya başladılar.

İslami kimlik taşıyanların hepsinin evleri aranıyordu. Bir tek ev bazen on defadan fazla aranıyordu. Adeta Hulagu’nun askerleri kabirlerinden çıkmış gibiydiler. Belki Esed’in cellatları onları da geçmişti. Halkı en çok rahatsız eden ise insanların inançlarının rencide edilmesi, şerefleriyle ve namuslarıyla oynanmasıydı. İlimlerinden dolayı hürmet gören insanlar Esed’in cellatlarının taarruzuna uğruyor, haysiyetleri kirletiliyordu. Evlerde kadınlara saldırılıyordu. Çocuklar anne – babalarının gözleri önünde öldürülüyorlardı.

Bir ispiyoncu: “Bir adamın şu binaya girdiğini gördüm, hala çıkmadı” diyecek olsa Esed’in cellatları hemen içeriye dalıyor, içeride yakaladıklarına tekme tokat saldırıyor, kimseyi bulamazlarsa binayı içindekilerin üstüne yıkıyorlardı.

İşte bu vahşi saldırılarda gerek Müslüman Kardeşler cemaatinden ve gerekse rejime muhalif farklı kesimlerden pek çok insan vahşice katledildi.

Halin böyle olmasına rağmen cumhurbaşkanı Hafız Esed dünya kamuoyuna yönelttiği mesajlarında Suriye’de her şeyin yolunda gittiğini, sükunetin hakim olduğunu iddia ediyordu. Bu tür mesajlar vermesinin amacı ise kendisinin gerçekleştireceği katliamın sebeplerinin rejim tarafından değil “isyancılar” tarafından hazırlandığı iddiasını haklı göstermek için yanıltma yapmaktı.

İşte bütün bu zulümler artık iyice dayanılmaz hale gelince halk tepkisini ortaya koymaktan, her gün ölmektense bir kere ölmeyi tercih etmekten başka bir yol olmadığını düşündü. Vahşet rejimi ise katliam gerçekleştirmek için bir kıvılcım bekliyordu.

Hama’da rejimin insanlık dışı uygulamalarına karşı gösterilen tepki bir örgütsel isyan değil bir halk isyanıydı. Eğer ki bu bir örgütsel hareket yani Müslüman Kardeşler’in yönetimi ele geçirme amacına yönelik olarak başlattığı bir isyan olsaydı hıristiyanlar böyle bir eyleme katılırlar mıydı? Oysa civardaki hıristiyanlar da rejimin o vahşi saldırılarına karşı bölge ahalisinin onur ve haysiyetinin korunması için verilen mücadeleye, ortaya konulan onurlu direnişe katılmışlardır.

Ama vahşi Esed rejimi Hama ahalisini ekin biçer gibi biçmek için bütün hazırlıklarını yapmıştı. Havadan ve karadan füzeler, bombalar, top mermileri yağdırdı insanların üzerine!

…..

Türkiye’ye sığınan Sünni Müslümanlar, Hatay İli Samandağ ilçesinde Türk Askerlerinin ayaklarına kapanarak şöyle yakardıkları söylenmektedir:

“Şam komutanına secde etmedim, ama senin ayaklarını seve seve gözyaşımla yıkarım…”

Ancak zulümden kurtulduğunu sanan mülteciler; Suriye’nin inanmayarak yaptığı iade isteklerine, 12 Eylül Yönetimi olumlu cevap vererek teslim girişiminde bulunmuştur…

Sınır Kapısında teslim sırasında “Bizi Esad’a vermeyin” diye bağıran mülteciler, kaçma girişiminde bulunarak intihar etmişlerdir.


image010.jpg

image011.jpg

image012.jpg


 2 Şubat 1982 tarihinde başlayan 27 günlük Hama katliamının başında Hafız Esad’ın kardeşi Rıfad Esad bulunmaktaydı. Hafız Esad tarafından kendisine tam yetki verilen Rıfad Esad’ın emrinde 12.000 kişilik bir asker gücü ve özel tim kuvveti bulunuyordu. Bu katliam sırasında 35.000-40.000 arası sivil hayatını yitirdi. 15.000 kişiden bir daha haber alınamadı. Binlerce Hamalı topraklarını terk etmek zorunda kaldı. Camiler ve tarihi eserler yok edildi. Suriye yönetimi tarafından bu vahşi katliamın dış basına yansıması için her türlü tedbir alındı. Şehrin tüm ulaşım ve iletişim bağlantıları kesildi. Giriş ve çıkışlar yasaklandı. Ancak buna rağmen katliamı gizlemeleri mümkün olmadı.

 

Yorumlar

“96) HAMA KATLİAMI (Şubat 1982)” yazisina 6 Yorum yapilmis

  1. ayhan sahin yorum tarihi 15 Temmuz, 2012 08:50

    bu rejim hayvan bile olamaz hayvan bile bunlardan daha üstün katil rejimin sonu geldi muslumani öldurrmekle bitmez musluman her zaman daha çok çogalır sen ve akıl hocaların sonu geldi baban kanserden çeke çeke öldu mezarına türürüp lanetlemek isterim vede bunu yapacam katil baban ve sen Allah her şeyi görür sizler Allah’a karşi gelen rejimsiniz seni ve rejiminı ne rusya ne iran nede çin sonunuz geldi masum insanlari katledersiniz acimasız ve ikenceyele sikiysan israile yap bak toprakların onun elinde atsan mermi korkak ve zalim esed ve çeteleri sonun geldi senin mezarında olmayacak

  2. ayhan sahin yorum tarihi 15 Temmuz, 2012 08:52

    şerefsiz ve korkak rejimin ve iran ajanların sonu yakındır

  3. ayhan sahin yorum tarihi 15 Temmuz, 2012 08:54

    suriyede yasayan her musluman şehit olmaya hazırdır eses bunu kafana koy Allah’dan dilerim muslumanın eline ailenle beraber esir düsesin

  4. dostane sakal yorum tarihi 5 Kasım, 2012 16:20

    arkadaş bu hafız yapmış bunuda neden yapmış eğlence olsun diyemi siz kokten dıncılerın neler yaptıklarını yapabildiklerini biliyormusunuz pkk polıslerımızı askerlerimizi sehit edince hepsini paramparca etmiyormusunuz bu da aynısı anlamadım sorun nerde erdoganın dedıgı gibi bazen barıs için savaş gereklidir

  5. Mojekler Mekany: Turkmenistan yorum tarihi 29 Ocak, 2016 22:42

    30.01.2016ý. saat Aşkabat vaktiyle 00:30. Şu anda TRT Haber’de 45’arti programinda Avni Özgürel Hama katliami hakkinda söyledi, bende arama motoruna Hama katliami diye yazdim, bu sayfa çikti. Ben bir şeyi anlamiyorum: Bu katliamda agirlikli olarak kürtler katlediliyor hemde rus silahlariyla. Ama bugün kendini kürt temsilcisi olan PYD örgütü neden diktatör Beşar Esadin yaninda yer aliyor?? siyasal çikarlar olarakmi yada baška ne hesaplari var onlarin??

  6. Hakan Yilmazlar yorum tarihi 29 Temmuz, 2016 17:49

    Suriye’de bir bölgede “müslüman kardeşler” isyan çıkarmış, kurtarılmış bölge ilan etmiş, suriye devleti de yerle bir etmiş. olayın özü bu. Yani Türkiye’de PKK güneydoğuda özerklik istemiş, şehirleri ele geçirmiş, heryerde PKK bayrakları, apo posterleri, mayınlar vs. devlet de girmiş yerle bir etmiş. Tabi buradaki fark halkın oraları terketmesi için zaman vermiş. Güneydoğu neden bu hale geldi tabi o konuya girmiyorum. Arkadaşın biri yukarıda yazmış “Suriye’de her müslüman şehit olmaya hazırdır” diye… 2012’de yazmış. Şimdi bildiğin gibi o müslümanların hepsi Türkiye’deler. Müslümanlar akıllı olmadığı sürece her zaman ezilmeye mahkumdurlar. Allah insanlara akıl vermiş… Amerika’nın, İsrail’in oyununa gelirseniz hep aynı sonucu yaşarsınız. Örnek: Irak, Suriye, Mısır, Libya, Tunus vs…

Yorum yap