910) TÜRK HAVA KURUMU PİLOTLARI İSRAİL’DE

Yayin Tarihi 4 Temmuz, 2011 
Kategori BASIN-YAYIN

THK pilotları İsrail’de

 

image0016.jpg

Uluslararası bir organizasyon kapsamında İsrail’e giden THK pilotlarının gidişi İsrail medyasında “işbirliği” olarak yorumlandı. 

 

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun 12 Haziran seçimleri sonrasında Başbakan Erdoğan’a gönderdiği tebrik mesajıyla başlayan ve İsrail’in Türkiye ile ilişkilerini geliştirmesini amaçlayan süreç, hükümet tarafından Türkiye kamuoyu yeterince aydınlatılmadığı için kafalarda soru işaretleri uyandıracak şekilde devam ediyor.

İki gün önce İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak adına yayınlanan bir resmi açıklamada Özgürlük Filosu-2’nin engellenmesi yönünde olumlu gelişmelerin yaşandığı söylenmiş, filonun engellenmesi için önemli çabalar gösteren ülkeler arasında Türkiye’den de bahsedilmesi şaşrıtıcı gelmişti.  Olumlanan gelişmelerin İsrail Dışişleri Bakanlığı ile Başbakan Netanyahu’nun yoğun çabalarının bir ürünü olduğunu söylemişti. Çok kısa bir süre önce, Twitter’da gönderdiği mesajla, Başbakan Erdoğan’ın dış politika danışmanı İbrahim Kalın, Barak’ın Türkiye’ye ilişkin yaptığı açıklamanın doğru olmadığını ve yakında Türk Dışişleri Bakanlıgı’nın Barak’ı yalanlayan bir açıklama yapacağını açıkladı. 

TÜRK PİLOTLAR İSRAİLLİ AİLELERİN YANINDA KALACAK
Ha’aretz gazetesinin İbranice yayınında çıkan bir başka haber kafalardaki soru işaretine bir başkasını daha ekledi. “Türkiye’den hava öğrencileri İsrail’i ziyaret ediyor” başlığıyla verilen haberin ilk alt başlığı da “Ankara ile Kudüs arasında diğer bir yakınlaşma adımı” şeklinde atılmış. 

Haberde belirtildiğine göre, Temmuz ayının ortasında, dünyanın çeşitli ülkelerinin hava kuvvetleri ve havacılık kuruluşlarının belirlediği gençlerden oluşan bir topluluğun parçası olarak Türkiyeli hava öğrencileri İsrail Hava Kuvvetleri’nin konuğu olacaklar. İsrail Hava Kuvvetleri’nin de bir parçası olduğu Uluslararası Hava Öğrencisi Mübadele Programı’na dahil edilen öğrenci pilotlar Şaron bölgesindeki “gönüllü ailelerin” yanında evlerde ağırlanacaklar. 

18 ile 21 yaşları arasındaki bu gençler İsrail’e iki haftalığına geliyor. Türkiye’nin yanısıra, İsrail’e ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda ve Hong Kong’dan gençler gelecek. 
Bu değişim programı, eşzamanlı olarak programa katılan bütün ülkelerde organize ediliyor. Başka ülkelerden gençler İsrail’e gelirken, Ha’aretz’in haberine göre “İsrail’den de bir “genç havacı savaşçılar” ekibi başka ülkelere, İsrail’in “Hasbara” (halkla ilişkiler, kamuoyu diplomasisi) faaliyetlerini de derinleştirmek amacıyle gidiyor.

İSRAİL’İN ÇOK ÖNEM VERDİĞİ PROGRAM
Çoğu ülkenin sivil havacılık kuruluşları vasıtasıyla katıldığı bu programa İsrail’in bizatihi Hava Kuvvetleri aracılığı ile katılması programa çok büyük önem atfettiğini gösteriyor. İsrail’den başka ülkelere gönderilen kişilerin orada İsrail adına “halkla ilişkiler” memuru gibi hareket etmesi üzerinde vurgu yapıldığı gibi, İsrail’de konukların evlerde ağırlanmasının önemine yapılan vurgu da çok önemli. Hava Kuvvetleri adına Hava Öğrenci Mübadelesi Programı Başkanı olarak görevli Yarbay Yinon Bar Shilton’a göre, konukların İsrail milleti ve kültürü ile “dolaysız / aracısız yakınlık” kurmasını sağlamada birinci dereceden vasıta işlevi gören bu gençlerin İsrailli ailelerce ağırlanması bütün konuk etme sürecinin en önemli parçasını oluşturmaktadır. 

 İsrail Hava Kuvvetleri uzun yıllardır Hava Öğrencisi Mübadele Programı içinde faaliyet göstermekte. Bu programı başlatan ve yürüten Uluslararası Hava Öğrenci Mübadelesi Teşkilatı (İACEA – International Air Exchange Association) askeri pilot adayları ile havacılığa ilgisi olan geçler arasında ve pilot adayları ve gençler üzerinden de onların bağlı oldukları hava kuvvetleri ve havacılık örgütleri arasında dostlukların kurulmasını amaçlamaktadır. Teşkilatın başta Avrupa ve Kuzey Amerika ülkeleri olmak üzere toplam 21 üyesi var.

İSRAİL BASININDAKİ HABERLER MASUM GÖRÜNMÜYOR
Aslında Türk Hava Kurumu aracılığıyla Türkiye’nin iştirak ettiği Uluslararası Hava Öğrenci Mübadelesi Teşkilatı tarafından yürütülen, her yıl yapılan ve bu zamana kadar da fazla önemsenmemiş bu faaliyetin Ha’aretz’de çok farklı bir şekilde yansıtılmış olmasını masum bir habercilik olarak görmek imkansız. Yukarıda üzerinde durduğumuz Ehud Barak’ın açıklaması ve daha önce Türk  Dışişleri Bakanlığı’nın yalanladığı MOSSAD ile bağlantılı DEBKAfile sitesinde yayınlanan İsrail Başbakan Yardımcısı Moshe Ya’alon’un gizlice Türkiye’ye gelerek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile görüştüğünü iddia eden yayın gibi belli yönlendirici tarzda hazırlanmış. İsrail kasıtlı olarak Türkiye ile ilişkileri ve işbirliğini geliştirdiği imajını veren ve uluslararası kamuoyunu yönlendirmeye yönelik yanlış mesajlar verip bunun üzerinden rant yemeye çalışmaktadır. 

TÜRKİYE’NİN DÜŞÜNEMEDİĞİ BOYUT

Ancak, bu meselenin Türkiye tarafından da mahzurlu yönleri olduğu fark ediliyor. Türkiye uzun yıllardır bu uluslararası kuruluşla birlikte, sivil görünümlü Türk Hava Kurumu vasıtasıyla bu programa katılmakta sakınca görmediği anlaşılıyor. Ancak İsrail’in bunu propaganda amaçlı ve üstelik askeri bir çerçevede değerlendirdiği çok açık.

Ama ilgili kuruluşun amaç olarak ifade ettiği hususu İsrail’in bu faaliyete, Türkiye’yi işin içine katmasak bile, atfettiği ehemmiyetle birleştirince, Türkiye’nin bu tip faaliyetlere katılacaksa, daha hassas davranması zaruretini Ha’aretz gazetesinin bu yayını açıkça göstermekte. Gazete Türkiye’nin her yıl tekrarlanan iştirakini spesifik bir muhtevanın içine yerleştirip ona farklı bir bakış ve okuma da getirmekte. 

SİVİL ORGANİZASYON; AMA İSRAİL…

İsrail, bu normal ve sivil gibi görünen çalışmayı bizahiti kendi Hava Kuvvetleri’nin sorumluluğuna bırakmıştır. Ayrıca bunu bir Hasbara çalışması, yani İsrail’e için insanların zihnini ve kalbini kazanma faaliyeti olarak görmektedir. Türkiye bu faaliyete Türk Hava Kurumu vasıtasıyla katılıyor. THK’nin verdiği ilanlara bakılırsa, sivil halktan gelen başvuruları değerlendirmek suretiyle öğrencileri seçip programa katılan ülkelere onları gönderiyor.

 

AKILLARDA KALAN SORU İŞARETLERİ

Ama pratikte hakikaten Türkiye’den gönderilen öğrencilerin kaçta kaçı sivillerden oluşuyor? Gönderilecek öğrencilerin seçimi için yapılan sınavlardan yüz üzerinden yüz puan alması lazım ve THK üyesi olanların 20 puanı garantilenmiş durumda. Ayrıca “sivil” görünümlü, emekli subaylar tarafından idare edilen ve devletin bazı dönemlerde halkı bağış yapmaya zorladığı THK ne kadar sivil bir kurum? İlaveten, hala Mavi Marmara yüzünden beklediğimiz özür ve tazminat gelmemişken, İsrail’le gönülleri normalleşme işareti sayılabilecek bir çalışmanın içinde olmak Türkiye için doğru mu?

İsrail bu faaliyeti, bir “gönülleri ve zihinleri fethetme” olarak görüp bunu Hava Kuvvetleri’nin idaresine vermişken, Türkiye’nin buna seyirci kalarak, bu çalışmaya kurban göndermesi kabul edilebilir bir durum mu? En azından öğrenciler gönderilirken, İsrail’e öğrenci gönderilmemesi gerekmez mi?

Levent Baştürk Dünya Bülteni

 

 

Yorumlar

“910) TÜRK HAVA KURUMU PİLOTLARI İSRAİL’DE” yazisina 9 Yorum yapilmis

  1. ZÜHAL ASMA yorum tarihi 7 Temmuz, 2011 15:11

    !
    -SN.KHAN(*SİZ OLDUKCA KOCAMAAN İNSANLARI AYDINLATAN HEBRLERİ BİZE İLETİYORSUNUZ*OYSA GİDENLER NEREDEYSE!COOK BASLANGICINDA HAYATLARININ;(ALLAH ONLARI GÖZETSİN*NEREDE TÜRK VARSA(*HEPSİNİ BİZE BAGISLASIN(*
    TESEKKÜR EDERİZ.
    –NE BERBAT DURUM DEGİLMİ!*KİSİLERİN İYİYİDE KÖTÜYÜDE KENDİLERİNE İMİS GİBİ ALGILAMASI!
    -OYSA,KOSKOCAA BİR VATAN(*DAN SORUMLULUGU BİZLER BİLİYORUZ!DA!,KESKE POLİTİKACILARDA BİLSEYDİ;(

  2. Hasan Demir yorum tarihi 11 Eylül, 2011 12:39

    İsrail’in elinde Türkiye’nin elinde olmayan bir koz vardır. Türkiye İsrail’le olan mücadelesinde kaybederse işte İsrail’in bu kozu sebebiyle kaybedecektir. O koz da, İsrail’in Türkiye’deki çok güçlü Yahudi LoBiSidir. Bu LoBi en güçlü devlet kurumlarında ve üniversitelerde, sivil toplum örgütlerinde, siyasi partilerde o kadar etkindir ki, Türkiye’de onlarla baş edebilecek bir Türk LoBisi bile yoktur. Üstelik bu LoBi son dönemlerde Türkiye’deki ayrılıkçı Kürtçü lobi ile kanka durumundadır. İktidarın en büyük çelişkisi ise bir yandan İsrail’e meydan okurken diğer yandan Türkiye’de hayata geçireceği yeni anayasa dâhil hemen bütün projelerinde İsrail’in Türkiye LoBisi etkisi altında kalmasıdır. Şehitlik ve gaziliğin kalkmasını isteyen lobi bu lobidir meselâ. Kürtçenin ikinci bir resmi dil olarak kabul edilmesini şiddetle savunan lobi yine bu lobidir. İran’la işbirliğini engellemek isteyen lobi bu lobidir. Kan döken ve Kandil’e para ve Kürt gençleri gönderen KCK’nın savcılar tarafından takibe alınmasına karşı çıkan lobi bu lobidir. Dinler Arası Diyalog’da bu lobi önemli görevler üstlenmiş bulunmaktadır. Yani hükümet bir yandan Türkiye ile İsrail’i savaşın eşiğine getirmekte ve küstah İsrail’in Türk insanını öldürmesine sebep olacak fiiller sergilemekte, diğer yandan da İsrail’in Türkiye içersindeki lobisine teslim olmuş bulunmaktadır.
    Bütün bunlara rağmen biz yine de İsrail’in kaybedeceğini tekrarlamakta fayda görüyoruz
    http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=19615
    …………………..VE…………………..
    Bu üsse Türkiye’de İSRAİL ÜSSÜ diyorlar.
    http://www.Acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=8520
    Türkiye’deki İsrail Üssü Çalışıyor
    …………………………………
    Mossad”dan organize işler ve Türkiye
    http://www.Acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=4873
    http://en.wikipedia.org/wiki/Category:Special_forces_of_Israel
    http://en.wikipedia.org/wiki/Category:Israeli_intelligence_agencies

  3. Ramazan K. Kurt yorum tarihi 3 Kasım, 2011 23:16

    1 İSRAİL – “KÜRDİSTAN’IN SINIRLARI” VE BOP’DA NİHAİ SONUÇ TÜRK-İSRAİL SAVAŞIDIR
    2 MOSSAD, TERÖR VE MAFYA KARARGAHI
    http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=5337.0
    Serdar Turgut; 19 Temmuz 2002de Bilmem anlatabiliyor muyum? 1994 yılında Hürriyet gazetesinin Washington temsilcisiydim …
    http://ortadogugazetesi.net/makale.php?yid=&makale=Kral&id=1026
    http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=8057

  4. Yılmaz Dikbaş yorum tarihi 2 Nisan, 2012 05:44

    Terörist İSRAİL DEVLETİnin Dostları
    http://www.kalinka.com.tr/default.asp?islem=sayfa&id=206

  5. Behiç Kılıç yorum tarihi 18 Mayıs, 2012 01:12

    28 ŞUBAT KaDeR GüNüymüş Erbakan Hocaya RAHMET olsun Sisteme sahip Batılı Sermaye ve bu Sermayeye Entegre GeNeRaLLeRin İşbirliği ile iktidarı elinden alındı!.. 28 ŞUBAT NiÇiN yapıldı?
    “Laiklik KıLıFTı Asıl üç sebeple bizden hiç hoşlanMadılar: 1Denk bütçe yaptık 2devletin özel bankalardan yüksek faizle borç almasını önleyen havuz sistemini kurduk 3Türkiyeyi İslam ülkelerinin lideri yapacak D-8leri kurduk Bu üçü olunca EmPeRyaLisTler bu yeni 1dünya kurmaktır dedi Biz D-8 leri 15 Ekim 1996 da kurduk Amerikan hariciyesi 30 Ekimde kripto yazıp bazı maslahatlara gönderdi. Biz 28 Şubattan dolayı Değil Ortağımız Çürük Çıktığı için GiTTiK http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=17173

  6. Muharrem Bayraktar yorum tarihi 7 Temmuz, 2012 00:08

    PKK saldırılarında İsraiLin Parmağı yok Muymuş Paşa!
    http://www.yenimesaj.com.tr/?artikel,10003132/
    İsraiLLi KomutanDan Ders alın!
    http://www.yenimesaj.com.tr/?artikel,10002713/
    Bu AjaN KiMiN AjaNı?
    http://www.yenimesaj.com.tr/?artikel,12002150/

  7. Necdet Sevinç yorum tarihi 11 Temmuz, 2012 05:00
  8. Necdet B. Sivaslı yorum tarihi 17 Ağustos, 2012 06:51
  9. Hasan Demir yorum tarihi 1 Mart, 2017 13:51

    Türkiye Israil’in çiftliği mi?
    Ulusal Güvenlik Danışmanı Condolezza Rice, Büyük Ortadoğu Projesi’ni izah ederken bölgede, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 22 devletin sınırlarının değişeceğini yazmıştı. Rice şimdi ABD Dışişleri Bakanı ve Başkanı Bush’a, “Kocam” diye hitap edecek kadar yönetimde ipleri eline geçirmiş durumda.
    Yine Riche, “Derdimiz sadece Iran’ın nükleer güce sahip olması değil, Israil’in güvenliği!” de demiş bir Bakan. Işte böyle bir zeminde Büyük Ortadoğu Projesi adım adım uygulamaya konulmuş, meselâ Irak’ın sınırları şimdiden değişmiş, Kuzeyinde, kendisine “Güney Kürdistan” diyen yani, “Benim bir de kuzeyim var” demek isteyen, “isteyen” değil., bunu açıkça söyleyen ve stratejistlerin adına, “Yahudi Kürdistan” dedikleri yeni bir devlet kurulmuş. Ve ne ilginç bir tesadüftür ki tam da bu yıllarda Israil Türkiye’den toprak satın almaları hızlandırmış, yetmemiş, Türkiye’yi yönetenler Türkiye-Suriye sınırındaki araziyi mayınların temizlenmesi karşılığında 49 yıllığına, arkasında Israil’in olduğu bir şirkete devretme plânları yapmaya başlamış..
    Bu durum bizi çok büyük endişeye sevk etmiş, tutmuş, 2.Mayıs 2006’ta, “Ankara’da Israil gizli devleti mi var?” başlıklı bir yazı yazarak, “Altında petrol denizi bulunan, 510 kilometre uzunluğa sahip Suriye sınırındaki 3 milyon dönümlük Türk toprağının 49 yıllığına Isviçre üzerinden mayın temizleme kılıfı altında Mossad’ın taşeron şirketlerine ha devredildi ha devredilecek olması sizi çıldırtmıyor mu?” diye sormuştuk,
    CHP Milletvekili Gökhan Durgun da bizim gibi olup bitenlere tahammül edememiş ve konuyla ilgili bir soru önergesi vermiş. Dünkü Tercüman’da Sayın Gökhan Durgun’un feryadını okurken tüylerimiz bir kez daha diken diken oldu:
    “Mayınlı arazileri 49 yıllığına vermek istiyorlar. Maliye Bakanı’nın Ofer ile yakın ilişkisi var. Aralık 2005’te bu arazilerle ilgili bir ziyaret yaptı. Ben bu konuda soru önergesi verdim, hala cevaplamadı. Bakıyorsunuz bu arazilerden daha sonra petrol çıkmaya başlıyor. Bu mayınlı arazileri Ofer’e kiralamak istiyorlar. Urfa’da Israilliler arazi kiralayıp tarım yapıyorlar. (..)Manavgat Suyu’nun geçtiği yerlerin alınması konusunda bazı teşebbüslerin olduğunu görüyoruz. Kiralama ve satın alma yoluyla hem su, hem belli arazileri alıyorlar. Bence hem siyasi, hem askeri açıdan bir koridor açma çabası var.”
    Evet, işin özü bu.
    Irak’ın kuzeyinde kurulan “Yahudi Kürdistan”ın Türkiye’den toprak talepleri var ve bu taleplere Türkiye içerisinden destek veren unsurlar da herkesin mâlumu. Yine Türkiye’nin bu bölgesinde, Arz-ı Mevud hayalleri peşinde koşan Israil’in talepleri var. Israil, Irak’ın kuzeyindeki yeni oluşumu destekliyor, Bu oluşumun lideri durumundaki Barzani sülalesi ise Hahamlar yetiştirmiş bir aile. Dahası, Israil kuruldu kurulalı Barzani ailesine maddi, istihbari ve askeri elinden gelen her türlü yardımı yapmış ve bu yardımlar neticesi de işte bu günlere gelinmiş.. Israil Dışişleri Bakanı Izak Şamir’in 1983’te Türkiye’yi, “Kürdistan’ı işgal altında tutmakla” suçladığını da hatırlatmakta yarar var sanırım.
    Işte böyle bir zeminde Israil, Türkiye Suriye sınırındaki 3 milyon dönümlük, GAP’ın suladığı alan kadar bir araziye “mayın temizleme” karşılığı talip oluyor. Niçin, Elbette Yahudi Kürdistan’ın Akdeniz’e açılabilmesi için bir koridor oluşturmak amacıyla. Bir toprağın 49 yıllığına kiralanması ne demek? 49 yıl sonra Israil’i oradan kim çıkartacak? Elimizde şunca imkân, şunca güç varken Ankara’dakiler Şaron’dan izin almadan Bush’la görüşmemiş ve elde bunca imkan varken Israil Türkiye’nin kırmızı çizgilerini morartan Irak’ın kuzeyindeki oluşumun içinde yer almış ve Türkiye buna da ses çıkartamamış.
    Bitmedi..
    Ay sonuna doğru Ankara Glocal Forum’un organize edeceği bir toplantıya ev sahipliği yapacak. Biz bu sütunlarda konuyu gündeme getirdik (18.5.2006) Glocal Forum Başkanı Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan’ın oluşumunda önemli rol almış Mossad ajanı David Kimche. Kimche Ankara’ya gelecek, Güneydoğu’da ne yaptıklarını gizleme zahmetine katlanmayan PKK’lı belediye başkanlarının da katılacağı bir fuarı organize edecek. Öyleyse, Mossad Ajanı David Kimche ile ilgili bir başka bilgiyi aktarmanın tam zamanı sanıyorum.
    1992’lerde Yüce Katırcıoğlu, Ajan Kimche’nin Türkiye’de önemli bir Yahudi ailesinin akrabası olduğunu ileri sürmüştü. Iddia birilerini çok rahatız etti ki, tartışmanın bitirilmesi için, Şalom gazetesi Kimche için bir ölüm ilanı yayımladı.
    Evet, Kimche ölmüştü.
    1994’te Tansu Çiller Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak Israil’i ziyaret etti. Öldü ilanı verilen Kimche, öldükten iki yıl sonra(!),”Türk Israil Dostluk Derneği Başkanı” olarak Çiller’i ağırlayanlar arasındaydı. Bu ziyarette Çiller, “Arz- Mevud’ta bulunmaktan çok mutluyum. Israil’in vaat edilmiş topraklarda oturma hakkı var!” dedi, diyebildi. Peki Çiller kimdi ve o Vaat edilmiş topraklar içersinde Türkiye’nin bulunduğunu bilmiyor olabilir miydi?
    1992’de öldüğü söylenen Mossad ajanı 1994’te Israil’de Çiller’i karşıladı, 2006’da Ankara’da Büyükşehir Belediyesi ile malum fuarı tertipleyecek. CHP’li Gökhan Durgun, “Maliye Bakanı Suriye sınırındaki araziyi Yahudi Ofer’e kiralayacak” diyor..
    Biz, Türkiye Israil’in çiftliği mi demeyelim de, ne diyelim?
    Yeniçağ Gazetesi

Yorum yap