77) GÜNEY AZERBAYCAN İNSAN HAKLARI RAPORU (Ocak 2009)

Yayin Tarihi 9 Şubat, 2009 
Kategori AZERBAYCAN SAYFASI, KATEGORİLENMEMİŞ

İran’da Azerbaycan Siyasi Mahpuslarını Savunma Kuruluşunun Aylık Raporu- Ocak 2009

image00115.jpgİran’da Azerbaycanlı kültürel aktivistlere yönelik baskı ve tutuklamalar geçtiğimiz ayda da devam etmiştir. Keyfi tutuklamalarla karşı karşıya kalan aktivistler mahkemeye çıkartılmadan ve haklarındaki suçlamalar resmi olarak belirtilmeden hapiste tutulmaktadırlar. Avukat tutma hakkından mahrum bırakılan ve aileleriyle görüşmelerine izin verilmeyen bu mahpuslar işkence ve kötü muameleye maruz kalma tehlikesi altındadırlar.
Bu süreçte dini azınlıklar ekstra ayrımcılığa maruz kalmaktadırlar. Onlar hem etnik köken hem de dini inançlarından dolayı İran İslam Cumhuriyeti’nin güvenlik görevlilerinden iki kat baskı görmektedirler.
Geçen Aylarda Tutuklananlar:

13 Kasım 2008 tarihinde Rey şehrinde Settar Han’ı (Azerbaycanlıların meşrutiyet devrimine önderlik eden tarihi önderi) anma töreninde tutuklanan Tahran Şehid Recayi Üniversitesi öğretim üyesi Abdullah Abbasi Cevan, halen Tahran’ın Evin hapishanesinin İstihbarat yönetiminde bulunan 209. koğuşda tutuklu bulunmaktadır.

Ailesiyle görüşmesine izin verilmeyen ve avukat tutma hakkından mahrum bırakılan Abbasi Cavan’ın yakınları onun tutuklanma sebebini henüz öğrenemediklerini belirtmişlerdir. Abbasi Cavan’ın kardeşi Yedullah Abbasi Cavan, 23 Ocak günü Azerbaycan Türkçesi’nde yayın yapan Azadlıq radyosuna verdiği röportajda şöyle konuşmuştur: “Benim kardeşim Settar Han’ı mezarı başında andığı için tutuklandı. İki aydan uzun süredir hücrede tutuklu bulunuyor. Bilmiyorum, bir Fatiha okuduğu için insana iki ay hapis cezası verilir mi? Anadilde eğitim hakkı istemek büyük bir suç mu sayılıyor?” Yedullah Cavan, kardeşinin durumunun iyi olmadığına ve işkence gördüğüne inandığını belirtmiştir.
Abbasi Cevan daha önce 18 Ağustos 2007 tarihinde tutuklanmış ve 130 gün boyunca Tahran’ın Evin hapishanesinin 209. koğuşundaki hücrede tutulmuştur. Cavan bu süre boyunca birçok kez dövülerek çeşitli işkencelere maruz kalmış, daha sonra Tahran Devrim Mahkemesi’nin 15. şubesi tarafından 5 yıl boyunca ertelenen 1 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.
Aynı törende tutuklanan Hüseyin Hüseyni (Erdebil Razişehr Üniversitesi İslami Öğrenci Birliğinin eski başkanı)   20 Kasım 2009 tarihinde 50 bin dolar teminat karşılığında Evin hapishanesinin 209. koğuşundan serbest bırakılmıştır. Kendisine karşı yöneltilen suçlamalar ve mahkeme tarihi henüz bilinmemektedir. Abbasi Cevan’ın yeğeni olan Hüseyni, 68 gün boyunca hapishanede hücrede tutuklu kalmış ve serbest kaldıktan sonra bu dönemde güvenlik görevlilerinin şiddetli fiziksel ve ruhsal işkencelerine maruz kaldığını açıklamıştır.

Hüseyni 2008 yılının Haziran ayında 3 hafta boyunca Negede (Sulduz) ve Erdebil şehirlerinin istihbarat merkezlerinde işkence görerek sorgulanmış, daha sonra 10 bin dolar teminat karşılığında serbest bırakılmıştı.
26 Aralık 2008 tarihinde tutuklanan Tebriz Azad Üniversitesi İktisat bölümü yüksek lisans öğrencisi ve Arman öğrenci kuruluşunun eski üyesi Vahid Şeyhbeyli, halen Tebriz Hapishanesi’nde belirsiz durumda tutuklu bulunmaktadır.

Şeyhbeyli, bu süre boyunca 2 kez Tebriz Devrim Mahkemesine çağrıldığı halde tutuklanma nedeni henüz açıklanmamıştır. Mahkeme hâkimi, Vahid’in dosyasının incelenmesinin tamamlanmadığını ve araştırma aşamasında olduğunu belirtmiştir. Adı geçen aktivistin son duruşması 28 Ocak 2009 tarihinde avukatsız ve kapalı olarak gerçekleştirilmiştir.

Kadın hakları savunucusu ve gazeteci Şehnaz Gulami, 69 gün tutuklu kaldıktan sonra 17 Ocak 2009 tarihinde 20 bin dolar teminat karşılığında geçici olarak serbest bırakılmıştır.

Mahkemeye çıkacağı tarih henüz kesin olarak belirtilmemiştir. Avukatının verdiği bilgilere göre Gulami’ye karşı suçlamalar “kamuoyunu kışkırtmak” ve “Halk Mücahidleri Teşkilatı’yla bağlantısı olan ajanslara haber iletmek” olarak belirtilmiştir. Şehnaz Gulami, Azerwomen webblogunun yazarı ve İran Kadın Gazeteciler Birliği’nin üyesidir. Gulami, 9 Kasım günü güvenlik görevlileri tarafından tutuklanmış ve gözaltı süresinin uzatılmasına karşı 8 gün süren bir açlık grevine girmişti.

Şehnaz Gulami 2008 yılının Ağustos ayında “düzene karşı propaganda” suçlamasıyla Tebriz Devrim Mahkemesi tarafından 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. O 1989-94 yılları arasında siyasi mahpus olarak tutuklu kalmış ve 2007 yılının Ağustos ayında da bir ay hapis cezası almıştır.

Yeni Tutuklamalar:

İnsan hakları aktivistlerinin verdikleri bilgiye göre 30 yaşındaki Azerbaycan kültürel aktivisti Hasan Asadi, 20 Ocak 2009 tarihinde istihbarat görevlileri tarafından Tebriz’de tutuklanmış ve Tebriz Hapihanesi’ne götürülmüştür.Yetkililerden Asadi’nin tutuklanma sebebine dair bilgi alınamamaktadır.
Hasan Asadi, 2008 yılının Mayıs ayında, Azerbaycanlıların İran gazetesinin yayınladığı hakaret içerikli karikatüre karşı ayaklanmasının 2. yıldönümünde tutuklanmış ve avukat tutmasına ve ailesiyle görüşmesine izin verilmemişti. İnsan hakları savunucularının raporlarına göre Hasan Asadi tutuklu kaldığı süre boyunca işkence ve kötü muameleye maruz kalmıştır. İddalara göre hapishanede işkence sırasında tırnakları çekilmiş ve parmakları kırılmış, işkencecilerin dayakları sonucu bilincini yitirmiştir. Sağlık durumunun kötüleşmesi sonucunda Asadi hapishane dışındaki hastaneye götürülmüştür. Asadi 22 gün tutuklu kaldıktan sonra kefalet karşılığında serbest bırakılmıştı.

Hasan Asadi, 8 Şubat 2007 tarihinde Erdebil Hapishanesinin karşısında Azerbaycanli siyasi aktivist Abbas Lisani’nin aldığı hapis cezasını protesto gösterisinde tutuklanmış ve Erdebil şehrinin istihbarat merkezi ile Tebriz Hapishanesinde “Ayrılıkçı topluluklara üyelik” suçlamasıyla 4 ay gözaltında tutulduktan ve bu süre de işkenceye maruz kaldıktan sonra 70 bin dolar teminat karşılığında serbest bırakılmıştı. Asadi 2008 yılının Şubat ayında Tebriz Devrim Mahkemesi’nin 2. Şubesi tarafından bir yıl hapis cezasına çarptırılmış ve bu ceza temyiz mahkemesinde 6 ay hapis cezasına çevrilmişti. Asadi son olarak 6 ay hapis cezasını çektikten sonra 17 Aralık günü Tebriz Hapishanesi’nden serbest bırakılmıştı.

Mahkemeye Çıkarılan Aktivistler:

Azerbaycanlı 8 öğrenci aktivist, 17 Ocak 2009 günü Tebriz Devrim Mahkemesinde yargılanmışlardır. Tebriz Üniversitesi öğrencileri Maksud Ahdi, Mansur Eminiyan, Aydın Haceyi, Amir Merdani, Feraz Zehtab, Seccad Radmehr, Malek Eşter İsfahan Üniversitesi Gemicilik Bölümü öğrencisi Mecid Makuyi ve orduda askerlik görevini yapıyor olan Daryuş Hatemi, “düzene karşı propaganda” ve “ulusal güvenliğini ihlal eden yasadışı gruplar oluşturmak veya onlara üye olmak”
suçlamalarıyla mahkemeye çıkarıldılar. Kapalı olarak geçirilen mahkemeye aktivistlerin avukatı da katılmıştır.
Adı geçen aktivistler bu yılın yaz aylarında güvenlik görevlileri tarafından tutuklanmış ve istihbarat merkezi ile Tebriz Hapishanesi’nde 3 ay boyunca tutuklu kalmışlardır. Bu süre boyunca avukat tutmalarına ve aileleriyle iletişim kurmalarına izin verilmeyen öğrenci aktivistler İstihbarat sorgu merkezinde işkence ve kötü muameleye maruz kalmışlardır. Öğrenciler daha sonra 20 ve 50’şer bin dolar teminat karşılığında geçici olarak serbest bırakılmış ve dosyaları Tebriz Devrim Mahkemesine nakledilmiştir.

İnsan hakları savunucusu ve yazar Hamid Valayi’nin mahkemesinin ilk oturumu 28 Ocak 2009 günü Tebriz Devrim Mahkemesinin 2. şubesinde gerçekleşmiştir. Valayi’nin avukatının verdiği bilgiye göre, mahkemede “düzen karşı propaganda” suçlamasıyla yargılanmıştır.
Hamid Valayi’nin mahkemesinin ilk oturumu 1 Aralık 2008 tarihinde görülecekti, ancak sanığın ve avukatının orda bulunmasına rağmen dosyaya bakan hâkim mahkeme tarihinin ertelenmesine karar vermişti.
Hamid Valayi, 15 Temmuz 2008 tarihinde Tebriz’de güvenlik güçleri tarafından tutuklanmış ve 13 gün boyunca İstihbarat merkezinde fiziksel işkenceye ve psikolojik baskılara maruz kalmıştır. Sorgu sırasında gördüğü işkence sonucunda Valayi’nin dişleri kırılmış, diş etleri iltihaplanmış, kafasında ve sağ bacağında kırık oluşmuştur.

Azerbaycanlı kültürel aktivistler Behruz Alizade, Vedud Saadeti, Rehim Gulami, Erdeşir Kerimi ve Hüseyin Hüseyni’nin mahkemeleri 29 Ocak 2009 tarihinde Erdebil Devrim Mahkemesinin 1. şubesinde görülmüştür.

Mahkeme, bu aktivistleri “milliyetçiliği yaymak” suçlamasıyla yargılamıştır. Hüseyin Hüseyni dışındaki 4 aktivist, 8 Nisan 2008 tarihinde Erdebil şehrinin İstihbarat güçleri tarafından tutuklanmış ve 20 gün boyunca tutuklu kalmışlardır. Bu süre boyunca aileleriyle görüşme ve avukat tutma hakkı verilmeyen aktivistlere, yalan ifade almak için işkence edilmiştir. Tutuklular daha sonra 30 bin dolar teminat karşılığında serbest bırakılmışlardır.

Mahkemeye Çağırılanlar:

2008 yılının Ağustos ayının son haftasında Urmiye’de yapılan Uluslararası Futbol Turnuvasında “ayrılıkçı tezahüratlar yapmak” suçlamasıyla tutuklanan Said Mahmudi, Yaver Şerifi, Mehmed Şerifi ve Ali Ekberi, 24 Ocak günü Urmiye Genel Ceza Mahkemesinin 104. şubesine çağrılmışlardır. Bu şahısların suçlaması ” ulusal güvenliğe karşı hareket” olarak belirtilmiştir.
Aynı turnuvada tutuklanan seyircilerden biri olan Purya Hezreti, Urmiye Genel Ceza Mahkemesinin 104. şubesinde yargılandıktan sonra Hakim Nazri tarafından serbest bırakılmıştır. Kasım ayında verilen beraat kararında, tutuklanma nedeni “ayrılıkçı toplulukların lehine ve milliyetçi sloganlar atmak” olarak belirtilmiştir.
 
Güvenlik Güçlerinin Urmiye’deki Sünni Köylülerle Çatışması:

15 Ocak 2009 günü İran İslam Cumhuriyetinin güvenlik güçleri göz yaşartıcı gazlar ve kalaşnikof silahları ile Urmiye’nin Kızıl Heneye köyünde yeraltı su kaynaklarının yönünün sanayide kullanmak üzere değiştirilmesini protesto eden ve Salmas-Urmiye yolunu kapatan yüzlerce çiftçiye saldırmıştır. Güvenlik güçleri, köylülerin alanda park edilmiş olan ulaşım araçlarına hasar vermiş ve araçların plakalarını sökerek el koymuşlardır.

Berzad Nezami Afşar, Meğdad Nizami Afşar, Said Caferpur, Mehmed Samedzadeyi, Behram Gulizade ve oğlu Nadeli Gulizade, Nadeli Alipur, Mirac Alipur, Haydar Alipur, Süleyman İbrahimzade, Naser Gulizade, Ekber Rüstemi, İskender Aslani, Allahverdi Aslani, Feramuz Caferi, Samed Caferi, Naği H. ve Davut Ş. dahil olmak üzere otuzdan çok köylü gözaltına alınmışlardır.

Nadeli Gulizade ile Nadeli, Mirac ve Haydar Alipur gibi bazı tutuklular, silahla yaralandıkları halde ilk saatlerde tedavi edilmeleri engellenmiş ve 6 saat gözaltında tutulduktan sonra aşırı kan kaybı nedeniyle Urmiye İmam Humeyni Hastanesine götürülmüşlerdir. Tutuklanan köylüler, 10 gün boyunca şiddetli işkencelere maruz kalarak sorgulandıktan sonra geçici olarak serbest bırakılmışlardır. “Devlet aleyhine ayaklanmak” ve “devlet görevlilerin çağrılarına uymamak”la suçlanan tutuklularının Urmiye’den 30 km. uzaklıkatki Nuşinşehr Mahkemesi’nde yargılanmalarına karar verilmiştir.

Resmi ismi Farsça “Hanegah-e Sorh” olarak değiştirilen “Kızıl Heneye” köyü Batı Azerbaycan eyaletinin Urmiye şehrinin Nazlu bölgesindedir ve yaklaşık 2000 kişilik nüfusu vardır. Bu köyün sakinleri çoğunlukla “Küresünni” ve “Sünni Türk” olarak bilinen Sünni Azerbaycan Türkleri’dirler.

İran’da Sünni Azerbaycan Türkleri, Batı Azerbaycan ve Erdebil eyaletlerinde yaşamaktadırlar. Resmi olmayan kaynaklara göre, Urmiye, Hoy, Salmas ve Piranşehr bölgelerindeki Sünni Azerbaycanlı’ların nüfusunun 400 binden fazladır. Batı Azerbaycan eyaletindeki Sünni Azerbaycan Türklerinin büyük bölümü, 1979 İran İslam Devrimi döneminde can güvenliklerinin olmaması nedeniyle Türkiye’ye göç etmişlerdir. Onlar İran’da kamu personeli seçme sınavlarında ve üniversitelerde reddedilmekte ve köy arazileri devlet binaları tarafından gasp edilmektedir.

Herhangi bir kuruluşları, dernekleri, vakıfları ve devlet dışı teşkilatı bulunmayan yüzbinlerce Sünni Azerbaycan Türkü’ne dini okul kurma izni verilmemektedir. Bazı Sünni Azerbaycan köylülerinin verdiği bilgilere göre, İran devlet yetkilileri bu köylerin yeraltı su kaynaklarının yönünü değiştirerek çiftçilik ve tarımla geçinen köylülerin yetiştirdikleri ürünleri sulamalarını engellemektedir.

Öğrenci Dergilerinin Kapatılması:İran’da Azerbaycanlı öğrenci dergilerine yönelik baskının bir devamı olarak, Türkçe ve Farsça olarak Yezd Üniversitesi’nde yayınlanan öğrenci dergisi “Heleç” kapatılmıştır. Bu dergi, Azerbaycan meselesi ve İran’da yaşayan Türklerle ilgili yayınladığı makalelerde milliyetçilik ve Pantürkizm (Türkçülük) yapmak suçlamasıyla disiplin komitesine götürülmüş ve 2. sayısından sonra yayını süresiz olarak durdurulmuştur.
Yeni öğretim yılında üniversitelerin kültür şurası yetkilileri Azerbaycanlı öğrenci dergilerini büyük baskıya maruz bırakmıştır. Ulus, Nesim, Araz, Özlük, Oyanış, Settar Han, Kimlik, Yoldaş, Aydın Gelecek, Kıpçak, Yarpak, Telenger, Çanlıbel, Yeşil Yol, Ana Yurd, Seher, Açık Söz, Sayan ve Bulud geçtiğimiz aylarda kapatılan öğrenci dergilerinden bazılarıdır.


Guney Sesi
İran’daki Azerbaycan Türkleri ve İnsan Hakları Haberleri

NOT: LÜTFEN BU RAPORU, ULAŞABİLDİĞİNİZ HER YERE GÖNDERİN…

Yorumlar

“77) GÜNEY AZERBAYCAN İNSAN HAKLARI RAPORU (Ocak 2009)” yazisina 1 Yorum yapilmis

  1. Ertuğrul Kapusuzoğlu yorum tarihi 11 Şubat, 2009 11:26

    İran’da Türk olmak.
    Irak’ta, Bulgaristan’da, Yunanistan’da Türk olmak.
    Avrupa’da Türk olmak.
    Evet.
    Türkiye’de Türk olmak.
    Ne mutlu Türküm diyememek.

    Avucunuzu yalayın.
    Ne mutlu Türküm.
    Allahım sana şükürler olsun, iyi ki beni Türk yarattın.
    İyi ki beni doğuştan asil bir milletin ferdi yarattın.

    Tanrı’nın kırbacı Atilla; Bizans elçilerini bir çadırda kabul etmiş.
    Süslü palyaçolara benzeyen elçi sormuş; “Siz hangi asil Türk ailesindensiniz.”
    Tanrının kırbacının cevabı; “Ben asil Türk milletinin bir ferdiyim.”

    Benzer bir soru Atatürk’e sorulur, o destanlara sığmayan adam, Atilla’ın bu anekdotunu anlatır.

    Milletlerin, tarih seyrindeki eğrileri zaman zaman aşağılarda seyreder.
    Biz de bir takdiri ilahi eseri, böyle bir zamanda doğmuşsak, bu bizim asaletimize halel getirmez.
    Gazze kadar, Tahran’ı, Pekin’i, Musul’u da düşünmek gerekir.

Yorum yap