68) AKP, ANAYASA YAPAMAZ !

Yayin Tarihi 2 Ocak, 2008 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

 

 

 

  AKP, Anayasa Yapamaz

                                                                                                                              Sabih Kanadoğlu hatırlarsanız 367 tartışmalarına koyduğu son nokta ile image00112.jpgdikkatleri üzerine çekmişti. AKP nin uzlaşmaz ve Anayasa”yı tanımaz tutumu, 367 rakımlık sarp kayalara çarpmıştı ardından. Üzerinden aylar geçti hala “kendilerine haksızlık yapıldığından” dem vuruyorlar. Anayasanın var olan hükümlerine uymak, kendi hedeflerine uymadığı için bu serzenişleri.” Cumhurbaşkanını seçmek iktidar partisi olarak bizim hakkımız” gibi, demokratik teamüllerle bağdaşmayan süslü cümleler de kuruyorlardı.

Hatta işi daha ileri götürüp “Çankaya Abdullah Gül”ün hakkı diyorlardı. Şimdiye kadar bir makamın hak olarak görüldüğünü duymuş muydunuz?

Adımlarına “Demokrasi”, seçim meydanlarına “Demokrasi meydanı”, “11. Cumhurbaşkanını siz seçeceksiniz” diyorlar, SEÇSIS mucizesi ve Tarhan Erdem Kehaneti ile % 47 yi yakalayınca, söylediklerinden vazgeçiyorlardı. Vatandaşa seçtirmeye söz verdikleri Cumhurbaşkanını, acele ile kendileri seçiyordu hem de değişimini yine kendilerinin istediği Anayasa maddelerine rağmen.

Cumhurbaşkanı seçilmesinin üzerinden aylar geçti, hala Çankaya”ya çıkıp oturamıyor Gül ailesi. Ayni 22 Temmuz seçimlerine sevinemeyen çünkü neticeye şaşıran Erdoğan gibi. Bitmeyen tadilat ile muhtemelen “Sivil Anayasa” denilen değişikliği bekliyor Abdullah Gül. Haziran ayında AKP iktidarının değiştirmek amaçlı referanduma sundukları “11. Cumhurbaşkanını” halkın iradesine sunma kararını bozan kendileridir.

 İşi karıştırdıktan sonra çözmek için, başlayan referanduma rağmen anayasal maddeyi budadılar. 21 Ekim tarihi ise hepsinden daha garabetti. Birden fazla soruya tek cevap isteniyordu. Tuzak soru ise “Cumhurbaşkanını seçmek istiyor musunuz?” idi. Demokrasi meydanında kandırdıkları halkın önünden, 11. Cumhurbaşkanı sandığını kaçıran iktidar şimdi yaptıklarını temizlemek, batının dayattığı maddeleri Anayasaya hâkim kılmak için çalışıyorlar.

“Sivil Anayasa” adını verdikleri, var olan Anayasayı budama maddeleri yakında resmen görücüye çıkacaktır. Türkiye”nin ilerlemesinin önünde engel görülen “Millî Devleti” çözerek, Batının istediği, sömürülebilir gerektiğinde parçalanabilir bir hale getirme maddeleri olarak görmek gerekir onları.

Tüm bunlar AKP nin Türkiye”yi ekonomik olarak nasıl çağ atlattığı masalı anlatılarak yapılıyor. Dış ve iç borcun beş yıl içinde 2,5 katına çıktığını medya atlıyor ve pembe tablo ile

Halkın gözü boyanıyor. Oysa işsizlik oranında düşüş yok. Başbakan Erdoğan”ın açıklamasına göre 8 milyon aileye kömür dağıtılmış durumda. Memura ön görülen zam %2. 2002 yılında ekmek 15 kuruştu bugün (şimdilik) 35 kuruş.

Bu işten anlayan ekonomistlerin dediğine göre Türkiye, sıcak para tabir edilen kontrol edilemeyen dış kaynaklı paraya Dünyanın en büyük faizini ödüyor. Türk halkı sıcak paranın faizini ödüyor çalışarak. Peki, gittikçe iyileşen ekonomi nerede? İktidar niçin işi gücü bırakmış, “Anayasa”yı tümden değiştirme çabasına girmiş? Bu ülkeyi geri bırakan, fabrika bacalarının tütmesinin önünde engel Anayasamız mı?

2. Cumhuriyetçi denilen,” modern Mandacılar” böyle olduğunu söylüyor. Hatta “Atatürk”ün devrini tamamladığını, Anayasadan çıkarılması konusunda hem fikirler. Şu işe bakın, Atatürk”ün kurduğu Cumhuriyet ile Batının savaşının bittiğini sananlar fena halde yanılmış durumda. Türkiye”yi, “Mustafa Kemal”in uyduruk Cumhuriyeti” olarak gören Batı, yaptığı hamle ile Atatürk”ü Anayasa”dan çıkarma mücadelesini bildik yüzlerle yapıyor. Seçimle iş başına getirdiğimiz AKP iktidarı ile.

Tekrarlıyorum yapılmak istenen, ilk Cumhurbaşkanı Atatürk”ün Anayasa”dan çıkarılması değil, “Millî Devleti” sonlandıracak adımlar onlar. Amerikan Yüzyılı önünde ki engeller kaldırılıyor. Anadolu”dan Türk Mührü sökülmek isteniyor. 36 etnik kökeni dillerinden düşürmeyenler, “Müslüman” görüntüleri ile göz boyayarak, “Türkiye”yi Türklerden” alma savaşına “demokratikleşme” diyorlar.

Sivil Darbe

Anayasa Mahkemesinin eski başsavcısı Sabih Kanadoğlu, referandum öncesi yapılanın hata olduğunu söyleyerek uyarmıştı. İktidar hukuku hiçe sayarak, Abdullah Gül”ün Cumhurbaşkanlığını düze çıkardılar. Nasıl sürmekte olan referandum oylamasını hiçe  sayarak. Diyor ki Kanadoğlu;

“  Sivil anayasa sözcüğü, tamamen yanlış… Türkiye”de çok sivil anayasa yapıldı… Bir anayasanın askerlerin güdümünde yapılmış olması onu, üniformalı bir anayasa yapmaz

( Medya)

Sabih Kanadoğlu, yeni bir anayasa yapılabilmesinin şeklinin 1982 yılında ki Anayasa”da gösterildiğini belirtmektedir:

Değiştirilebilme koşulları, 175. maddede gösterilmiş, ancak bu Anayasanın bütünüyle ortadan kaldırılabileceğine ilişkin açık veya kapalı her hangi bir yetki tanınmamıştır… Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz” hükmüyle tali iktidarların, Anayasayı yok sayarak yeni anayasa yapamayacakları vurgulanmak istenmiştir.” ( S.Kanadoğlu- Cumhuriyet)

Eski başsavcı hepimizin bildiği hususların tekrar altını çiziyor. Asli kuruculuk görevi yürürlükte bir Anayasa olmadığı zaman devreye giren süreçtir. Hali hazırda var olan bir Anayasayı, % 47 nin arkasına sığınarak toptan değiştirme eylemini AKP yapamaz.

AKP nin, “Anayasayı” toptan değiştirme işlemini, “Sivil darbe” olarak gören Kanadoğlu”na katılmamak mümkün müdür?

O halde AKP nin 2008″in ilk günlerinde resmi girişimini başlatacağı, “Sivil Darbe”dir. Millî mutabakatla yapılan Anayasa üzerinde keyfi uygulamalar, millet bütünlüğünü zedelemez mi?

Son olarak diyorum ki:”AKP iktidarı, Anayasayı tümden değiştirme hakkına sahip değildir. Sivilleşme adı ile yapılmaya yeltendikleri olsa olsa “darbe” dir.

Türkiye, muz cumhuriyeti değildir.

 

Neval Kavcar

 

02.01.2008

Yorumlar

“68) AKP, ANAYASA YAPAMAZ !” yazisina 1 Yorum yapilmis

  1. Silvan GÜNEŞ yorum tarihi 3 Ocak, 2008 23:27

    Sayın Neval hanım elinize sağlık ne güzel özetlemişsiniz. Ne yazık ki bu yüzyılda hala cehaleti üstünd atamamış oldukça yoğun bir nüfusumuz var. Bunları % ye dökecek kadar bir istatistik yapmamış olsamda kendi bölgemde olanı genele yaysam sonuç çok daha korkunç olur. Belki okumayan oanı çok fazla olabilir ama eğitimli okumuş yarım cahilin cehaletliği okumayarak kendini cehil adledenlerin sayısından daha büyüktür. Sizin bahsettiğiniz konular günbegün ortadadır. Ama bunları okuduğu halde inadına okuduğunu anlamayan bir kesimi anlayabilmek, okumayanı anlamaktan çok daha zrdur. Belki kendi içimizdeki okumayanı bunu anlattığınızda yeni, hiç birlmediği bir gerçeği öğrendiğinde cehaletliğini (okur yazar ) olmadığının suçlusu olarak sessiz kalacak suçluyu tahlil edebilecektir. Ama okuma yazma bile biraz da diğerlerine oranla orta ayarda okumuş biri buna bir anlamda braz daha yarım sessiz bir seslilikle tepki verecektir. Ama daha yükseğini okuduğunu gördüğünüz bir kesimin okumak bir yana, bire bir kanlı canlı olayları yaşadığı halde inadına bu gerçekleri “YOK” sayması, rahat davranması, aptal ifadelerle neye hizmet ettiğini bilmeden bu sahnenin figüranlarını hala alkışlıyor olması canınızı dha da acıtacaktır. Peki ne bizler ne yapalım bu duurmda… Bor mandeni ile ilgili mesajlar, seçim sonuçları ile ilgili mesajlar, Cumhurbaşkanlığı refarandumu, Aselsan’da intihar süsü verilerek öldürülen genç mğühendsler, Emlak bankasının özelleştirilmesi yanı sıra “BOR MADENİ” nin dış güçleri peşkeh çekilmesi, TBMM. de ki PKK sorunu ve içimizdeki hainlerin suikastleri, günbegün satılan devlet demirbaşları ve buna paralele evrupalılara ve yabancılara satılan sahillerimiz, yetmedi başını kapatmayanı işe almayan ve siyaseti= Türban ile sürdüren iktidarın bu yöntemle ekmeğine sürdüğü ballı yağı gözmüzün içine baka baka bir 5 yıl daha ısıra ısıra yemesi, belki bir 5 yıl daha seçimlere yapılacak olan müdehalelerle bunu garantine şimdiden aldıklarını bilen bir iktidara artık teslim bayrağını mı çekeceğiz? Artık ne yapacağını şaşırmış, bu haberlerden beyni uyuşmaya başlamış bizler. İsyan ede ede sonucu bulamadık. Bu derin kuyu inildikçe karanlıklaşıyorda. Umarım bir gün biz de artık yeter der 7 başlı ejderha gibi tekrar çıkarız b karanlığın içinden… Yine de kendi kendimizleyken “bir ben mi yanlış düşünüyorum?” sorusuna sizin gibi aklıbaşındaların yazdığı metinleri okuyunca “demek ki doğru yoldayım…” diye kendimizi teselli etmekten başka bir şey yapamayan anca gündemi takip eden bizlere delil olduğunuz için teşekkür etmekten başka bir şey yapamıyorum….

Yorum yap