566) AFRİKA’DA, ÇİN’İN EKONOMİK GÜCÜ

Yayin Tarihi 18 Eylül, 2011 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

Çin’in Afrika çıkarması

 

image00125.jpg

Çin’in artık küresel dengede en önemli aktörlerden biri olduğunu ispatlarcasına, dünyanın hegemonik güçlerinin olduğu her yerde artık Çin var

 

İhtişamlı bir geçmişten, perişan ve hakir görülen yakın zamanlı bir hayata yaptığı bin yıllık yolculuğun sonunda, “Orta Krallık”ın (Çin) yeniden yükselişe geçtiği artık herkes tarafından kabul edilmektedir.

İkinci dünya savaşının ardından oluşan yeni dengede ortaya çıkan, bütün yükselen ekonomiler içerisinde Çin, amaçlarını yerine getirmede en hırslısı ve en kararlı olanıdır.

Sosyalist yeni Çin yönetimi amaçlarına ulaşmak için her şeyi, tarihsel geçmişine ve yeni sosyalist dogmalarına ters düşse bile, kılıfına uydurma yolunu seçmiştir. Çinliler ekonomik güç ve ilerleme adına her şeyi denediler ve kapitalizmin araçları da dâhil, işlerine yarayan ne varsa “sosyalizm” yaftası altında hayata geçirdiler.

Dünyaya şekil verme iddiasında olan! hegemonik süper güçlerin ekonomik krizin pençesine düştüğü son bir kaç yıllık süreç, güçlü rezervleriyle ekonomik krizin kurtarıcısı olarak görülen Çin’in, bu kurtlar sofrasındaki yer arayışını ve sofradan paylanma girişimlerini daha fazla ortaya çıkarmaktadır.

Yakın geçmişte yayılmacı olmamasına rağmen, dünyanın en büyük ordusuyla, güçlü ekonomisiyle ve güçlü jeopolitik hedefleriyle artık Çin, herkesin farkında olduğu jeopolitik gücünü kullanarak süper güçlerden biri olduğunu tüm dünyaya göstermektedir.

Ekonomik krize yenik düşen gelişmiş ekonomilerin gözü kulağı Çin’in atacağı adımlara odaklanmış durumda. Çin’in artık küresel dengede en önemli aktörlerden biri olduğunu ispatlarcasına, dünyanın hegemonik güçlerinin olduğu her yerde artık Çin var. Hatta onların hiç olmadıkları ve zayıf oldukları yerlerde Çin’in yapılanması var…

Tarih boyunca tüm sömürgeci ve hegemonyaya sahip devletlerin geçirdiği süreci artık (biraz farklı olsa da) Çin’de yaşıyor. Yakın tarihli olarak Amerika’nın ve Avrupa’nın enerji kaynaklarını ve ekonomik pazarlarını güvence altına almak için verdiği uğraşlara benzer gayretleri artık Çin’in dış politikasında da bariz olarak görmekteyiz. Bu uğraşların merkezi ise Afrika…

Tüm kolonyal kan emicilere rağmen halen bakir sayılan 1 milyar nüfuslu Afrika pazarının yeni lider oyuncusu Çin, Afrika kıtası ile ekonomik ve siyasi bağlarını güçlendiriyor.

2010 yılında Afrika genelinde yapılan anlaşmaların yüzde 40’ı Çinli şirketlerce yapılırken, ABD’li şirketler tarafından gerçekleştirilen anlaşmaların oranı sadece yüzde 2’dir. On yıl önce Afrika pazarında sadece 10 milyar dolarlık ticaret hacmine sahip olan Çin, on yıl içerisinde, on katından fazla bir ticaret hacmine ulaşarak, 2010 yılında 114 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmıştır.

Çin-Afrika ticaret hacminin 1980’li yıllarda sadece ve sadece 1 milyar dolar olduğu göz önüne alınırsa, Çin’in son otuz yılda bölgeye yaptığı çıkarmanın büyüklüğü daha net anlaşılmaktadır.

Dünya ekonomisinin içine girdiği ekonomik yavaşlamaya karşılık Çin’de güçlü bir iç talep var. Çin devasa ekonomik büyümesini iç taleple destekliyor. Çin’de tarih boyunca isyanların kaynağı olan orta sınıfın artık güçlenmesi iç talebin de artmasına neden oluyor. Ve Çin şu anda işte bu iç taleple beslenerek ekonomik büyümesini sürdürüyor.

Çin yönetimi siyasal yayılmacılık yerine “ekonomik yayılmacılık” modelini kullanarak, bir gün bu iç talebin sekteye uğrama ihtimali ve daha güçlü bir ekonomi adına 178 ülke ve bölgede yatırım yapıyor. 2010 yılına kadar Çin dışında faaliyet gösteren Çinli işletmelerin yabancı ülkelerde ödedikleri vergilerin tutarı 11,7 milyar dolara yükselmiş durumda. Bu tabloda ise Afrika kıtasının apayrı ve çok önemli bir yeri bulunuyor.

Yapılan hesaplamalara göre, 1 milyar nüfuslu Afrika’da 2040 yılında şehirde yaşayanların sayısının 240 milyona ulaşacağı ve bunların günlük gelirlerinin de 20 doları bulması bekleniyor. İşte bu tablodan da Afrika’da 2040 yılında yıllık 1,7 trilyon doların üzerinde bir pazar doğuyor. Böyle bir pazarda Çin’in bugünkü gibi tam hâkimiyeti kurması demek; hem doğal kaynaklardan nemalanma hem de Çin’in iç pazarına denk bir talep demek oluyor.

Fevzi Öztürk/ Dünya Bülteni

 

Yorumlar

“566) AFRİKA’DA, ÇİN’İN EKONOMİK GÜCÜ” yazisina 2 Yorum yapilmis

  1. sevılay unutmazlar yorum tarihi 18 Eylül, 2011 15:12

    Allah kahretsın senı çin pisliği kedı kopek etı yersın her ıgrenclıgı yaparsın dılerım depremler tutsınamıler alıp gotursun senı katil çin devletı senı turkıyemızde ıstemıyoruz mallarını bızden gerı cek bız asagılık pıslıklerde sızın mallarınızdan alıyoruz cunkı katlıyamlarını gormedı bızım kuzu turk mılletı

  2. ZÜHAL ASMA yorum tarihi 19 Eylül, 2011 11:37

    CİN*ORDUSU*OLDUKCA TEHLİKELİ!-BİZİM ORDUMUZUN BOSUNAMI?GÜYA?!-GÜCÜNÜ AZALTTILAR! SİZİNDE YAZDIGINIZ ÜZRE*ARTIK ABEDENİN YERİNİ ALDI–
    VE SİMDİ DÜSÜNDÜMDE!10 SENEDE NE COK YOL ALMISLAR!
    -ALMNYADA HEP CİNLİ KADINLAR DİNİ BİLGİLERİ DAGITIRLARDI–MİSYONERLİK YAPARLARDI!–HİİC BOS OTURMAZLAR!TÜRKİ CUMHURİYETLERİNDE BİLE BALKANLARDADA*HEP BUNLAR!MİSYONERLİGE DEVAM!–BİZDE HALA DAHA!DİN*İ KARSIMIZA ALIP,CATISALIM:(İSTE!UYKU HALİMİZ HİİC BİTMEZ!SÖYLEYENİDE DİNLEMEZ BİZİM COK BİLEN ERKEKLERİMİZ!=

Yorum yap