54) ATATÜRK: “Bu Akşam Soframıza Efendimiz Gelecek”

Yayin Tarihi 29 Mayıs, 2008 
Kategori ATATÜRK

ATATÜRK

Bu Akşam Soframıza

Efendimiz Gelecek

 

image00176.jpg 

Türk çiftçisinin borç batağında olduğu , tarım ürünlerinin her geçen gün zamlandığı , gıda maddelerinde ithalatın arttığı, topraklarımızın satıldığı, hayvancılığın bittiği günümüz Türkiye’sinde; ibretlik bir hatıra…

Yıl 1936 Atatürk İstanbul’da Florya köşkündedir.

Mevsimlerden Sonbahar. Atatürk’ün köşkte halkla temas edememekten ötürü canı sıkılmaktadır.

Selanik günlerinden dostu Nuri Conker’e köşkten gizlice kaçmayı teklif eder.

Nuri Conker özel bir araba bularak ve Atatürk’de kıyafetini değiştirerek köşkün kapısında bekleyen özel araba ile Çekmece’ye doğru ilerlemeye başlarlar.

Atatürk neşelidir. Refakette kimse yoktur.

Birden Atatürk’ün gözleri çift süren bir köylüye takılır. Arabayı durdurur. Köylünün yanına gider, çiftin bir yanında öküz, bir yanında merkep vardır.

Ulu önder köylü ile konuşmaya başlar. Köylü onu tanımamıştır.

Atatürk çifte öküz yerine neden merkep koştuğunu sordu

Köylü vergi memurlarının sattığını bildirir. Atatürk muhtar ve kaymakama neden şikayet etmediğini sorar, öküzün satılmaması gerektiğini bildirir.

Köylü “onlar bilmez olurlar mı burada kuş bile uçmaz, şimdi Atatürk’ümüz var başımızda” der. Atatürk, Valiye ve Başvekil İsmet Paşa’ya derdini anlatmasını söyler.

Köylü onlara derdini işittiremeyeceğini bildirir. Nihayet Mustafa Kemal Paşa’ya derdini anlatmasını tavsiye eden Atatürk’e köylü “O işinden gücünden başını kaldırıp bizim öküzün arkasından mı seyütedecek, sen gönlünü rahat tut beyim, biz işimizi koca oğlanla görürüz tasa etme” der.

Atatürk, Nuri beyle birlikte köşke döner, yaverine İstanbul’daki Bakan Milletvekili ve Başvekil İsmet Paşayı, İstanbul Valisi’ni çağırması emrini verir. Nuri beye de köylü Halil Ağayı köşke getirmesini bildirir. Nuri bey Halil Ağayı köşke bir çok uğraşıdan kendisi ile görüşen zatın zengin olduğunu öküz vereceği vaadini de yaparak, karısının ısrarı üzerine köşke getirir.

Sofrada 25 kişi vardır. Atatürk bir ara hazır bulunanlara “Bu akşam soframıza efendimiz gelecek” der. Herkes şaşırmıştır, kimdir bu efendimiz?

Atatürk Başyavere buyursun talimatını verir. Köylü Halil ağa girmemekte diretmektedir. Gevezeliğinin cezasını çektiğine inanır. Nuri bey köylünün koluna girerek salondan içeri sokar.

Atatürk, Halil ağaya hoş geldin dedikten sonra “İşte beklediğimiz efendimiz” diye onu tanıtır.

Atatürk orada bulunanlar huzurunda tarlada konuşulanlar ve Halil Ağa’nın herkes hakkında ne dediğini bir bir köylünün kendi ağzından tekrar ettirir.

Halil ağa ikramdan sonra ayrılır. Atatürk hazır bulunanlara hitaben :

Halil Ağa’nın öküzünü satıp üretimi aksatan kanunu, ya biz yaptık, ya da bizim yaptığımız kanun yanlış yorumlanarak uygulama yapılıyor.

Böyle bir kanun yaptıksa memleket çıkarlarına aykırıdır. Nasıl yaparız, eğer yaptığımız kanun böyle yorumlanıyorsa hükümet nasıl bir yönetim içindedir?

Biz Cumhuriyeti süs olsun diye kurmadık. Halktan yana bir idare kurmak için yaptık. Hükümetin müfettişleri, valileri, kaymakamları var. Bunların Halil Ağa’nın öküzünü satmanın ne demek olduğunu bilmeleri gerekir. Bir parti örgütümüz var, halkın içinde dirsek dirseğe yaşamaları gerekli, onlarda böyle bir uygulamadan söz etmiyorlar, ne demektir bu?

Bizim halkla beraber ve halk için değil, halka rağmen bir sistem kurduğumuz sanılmaktadır. Asıl üzüldüğüm husus burası. Biz Cumhuriyeti anlatamamışız beyler, bundan bu çıkıyor.”

Atatürk, başta Başbakan İsmet Paşa olmak üzere hazır bulunanlara inkılapların yaşamasının bilinçli ve inkılapçı kuşağın yetiştirilmesine bağlı olduğunu, Halil ağaların başına gelenler Hükümete ve Büyük Millet Meclisi’ne ulaşmıyorsa tehlike olduğuna değinerek ilgililere gerekli talimatı verdi.

Milli İktisadın Temeli Ziraattır.” (1.11.1923)

 

Yorumlar

“54) ATATÜRK: “Bu Akşam Soframıza Efendimiz Gelecek”” yazisina 5 Yorum yapilmis

  1. Gülden Yeşil yorum tarihi 18 Kasım, 2008 16:34

    Lütfen bunu sayın başbakanımıza ulaştırın.Özellikle onun okuması lazım.Halka nasıl davranması gerektiğini belki fikirlerine ve kendisine saygı duymadığı Ulu önderimiz Atatürk’ten öğrenir.

  2. Ertuğrul Kapusuzoğlu yorum tarihi 24 Kasım, 2008 01:04

    Halil Ağanın ağalığı doğrudur.
    Anadolu’daki ağalık, vermek üzerine kuruludur.
    Hep vermek.
    Hanesini, sofrasını açık tutmak, ağalık için yeterlidir.
    Halil Ağa, işte o halil ağadır ve öküzün yanyına merkep koşmak zorunda kalmıştır.
    Hey gidi Mustafa Kemal Paşa,
    Hey gidi koca Atatürk…
    Hem kel hem fodulların fodulluklarına bak…
    Bak da gör…
    “Yel kayadan ne koparır” deme paşam.
    Sinek hem pis, hem mide bulandırıyor.
    Kara sinekler, sivri sinekler, nisan böcekleri, mayıs böcekleri..
    Kırk ayaklılar, sekez ayaklılar, dört ayaklılar, iki ayak suretinde görünenler…
    Sana harf atanlar, acaba senin tırnağın olabilirler mi?
    Dünün ve bugünün devleti idare edenleri, acaba senin hayatını okusalar, gerçekten neler kazanabileceklerini bilirler mi?
    ,,,
    Allah kısmet etmeyecekse nasıl bilsinler…

  3. Osman Sabahattin Ayyuce yorum tarihi 9 Aralık, 2008 02:22

    Bir mucize olsa da ATATURK su an yeniden basimiza gecse, memleketi harabeye cevirmeye azimli oldugu anlasilan yobaz gurubunun halini gormek isterdim.Bir yerlerini paralasalar ATATURKu kalbimizden silemezler.Birisi ciftciye “anani da al git” diyecek kadar kabadir, rahmetli Atamiz ise o ciftciye sahip cikacak kadar, milletine ictenlikle bagli bir OLUMSUZDUR. Nur icinde yat ATAM..Her an seninle beraberiz!

  4. Bulent Sisman yorum tarihi 23 Nisan, 2009 10:52

    sayin
    buyugumuz
    Sabahattin Ayyuce..

    Avustralya gitmenizle Servet hala da vefat etmis dolayisi ile izinizi kaybettik. Kaybettirdiniz..

    Tatli aci bir araya gelinilen gunlerde genis aile yelpazesi icinde Tekirdag, Muratli, istanbul, Kepenekli’de her zaman faziletle
    anilmaktasiniz..

    Saygilarimla..
    Bulent Sisman..

    e-posta:

    not: geçmiş asırların bilgi teatisi yapacağımız, müşavere edeceğimiz çok konular var…

  5. Osman Sabahattin AYYUCE yorum tarihi 24 Kasım, 2009 14:09

    Sevgili Bülent Şişman Kardeşim..İsmimi tesadüfen görünce beni tanımanız inanın beni çok heyecanlandırdı.Kaderin insanlara nasıl bir yazı yazmış olduğunu, o kaderi bizzat yaşamadıkça tahmin etmek çok zor.Kısmet buralara gelmek, buraya yerleşmek ve buralı olmakmış.Pişman değilim,pekçok bakımdan burası gelişmiş bir ülke. Ailece çok rahatız. Tek üzüntümüz, zaman zaman şiddetlenen sıla hasreti.Onu da resimlerle, izlediğimiz dizilerle hafifletmeye çalışıyoruz. e-mail adrlesimi yazdım, bana yazarsanız sevinirim. Bütün akrabalara selamlar, sevgiler gönderiyorum.
    Osman Sabahattin Ayyüce

Yorum yap