501) KONUŞMAYA KORKUYORUZ!

Yayin Tarihi 19 Ocak, 2009 
Kategori BASIN-YAYIN

image00143.jpg

Korkutulan Türkiye’ye adım adım getirildik ve artık…
Konuşmaya korkuyoruz
Ceviz Kabuğu programında bu hafta ’konuşan Türkiye’den, nasıl ’korkan ve korkutulan Türkiye’ye doğru getirildiğimiz konuşuldu. Programda ’korku’nun yurttaşlık bilincini nasıl yok ettiği masaya yatırıldı

Usta Gazeteci Hulki Cevizoğlu’nun hazırlayıp sunduğu ART ekranlarında canlı yayınlanan Ceviz Kabuğu’nda bu hafta ’konuşan Türkiye’den, adım adım “korkutulan Türkiye’ye nasıl geldiğimiz ve artık konuşmaya korkan toplumumuzu bekleyen tehlikeler masaya yatırıldı. Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Güler, iktidarın ülkede yarattığı korku, köleleştirme ve sarsılan güven duygusu hakkında önemli açıklamalar yaptı.
Korku toplumu yaratma sürecinde yaşanan Ümraniye Soruşturması kapsamında basında adı sürekli geçen Tuncay Güney’in Deniz Baykal hakkında MİT ajanı olduğu iddiası Ceviz Kabuğu’nda değerlendirildi. Güney iddialarını, eski MİT’çi Mahir Kaynak’ın deşifre olduğu için politikacı olamadığı sözlerine dayandırmıştı. Hulki Cevizoğlu, bu sözlerin yeni olmadığını, 10 yıl önce Mart 1999’da, Show Tv’deki Ceviz Kabuğu programına katılan Kaynak’ın söylediğini ifade etti. Cevizoğlu, ” 10 yıl önce Mahir Kaynak, programımızda ’Deşifre olmasaydım sol bir partinin başında ben olacaktım’demişti “ dedi. Kaynak’ın bu sözlerinin yer aldığı program görüntülerini yeniden yayınlayan Hulki Cevizoğlu, ” Bundan 10 yıl önceki sözleri Tuncay Güney de dinledi de, dinlediklerini mi söylüyor? Kaynak’ın yaptığı açıklamadan yola çıkarak, ’Mahir Kaynak genel başkan olmadıysa, onun yerine Deniz Baykal olmuştur denebilir mi? Denemez.. Ayrıca öyle bile olsa bu başbakan olmasına engel mi? ABD ve Rusya devlet başkanları kendi istihbarat örgütlerinin başkanları değil miydi?.. Başbakanlığı yapan insanın hangi meslekten olduğuna mı bakacağız, yoksa ülke için ne yaptığına mı? “ diye konuştu.
Cevizoğlu, bugün Türkiye üzerinde oynanan oyunların o zamankinden çok farklı olmadığını belirterek, Mahir Kaynak’ın yaptığı açıklamanın ve başka pek çok önemli bilginin ’Kod Adı: 68’adlı kitabında yer aldığını hatırlattı. Cevizoğlu, ” Bu kitap bugün yaşananlara, o dönem insanların nasıl harcandığına, kimlerin nasıl kullanıldığına, kimlerin nasıl dinlemeler yaptığına ışık tutuyor “ dedi.

Güney, dinlediklerini mi söylüyor?
Hulki Cevizoğlu, sahte haham Tuncay Güney’in, Deniz Baykal’ın MİT ajanı olduğu iddialarına programda açıklık getirdi. Usta gazeteci, bu sözlerin yeni olmadığını, 10 yıl önce Mahir Kaynak’ın söylediğini belirtti.

Atatürkçüyüz diyemiyoruz
Ceviz Kabuğu programına telefonla katılan çok sayıda vatandaş ’korku kültürü’ yaratılmasıyla ilgili fikrini söyledi. Tepki gösteren vatandaşların birleştiği nokta “korkmamalıyız” oldu

Ceviz Kabuğu bu hafta yine pek çok izleyici tarafından ileti yağmuruna tutuldu. Telefonla canlı yayına bağlanıp düşüncelerini paylaşanların birleştiği ortak nokta ise yaratılmaya çalışılan korku kültürüne “dur” denebileceği şeklinde oldu. Bugün insanların “Atatürkçüyüm” demekten korktuğunu söyleyen Ceviz Kabuğu izleyicisi Tarih Öğretmeni Ayla Türkmen, “korku öğretilmeye çalışılıyor ama bizim tarihimizde korku yok. Biz Çanakkale savaşı gibi bir savaş vermişiz, nasıl korkarız?” dedi. Demokrasilerde korkunun olmaması gerektiğini dile getiren Türkmen şunları söyledi: “Bu millet Arap kültürüyle tanıştığı zaman öğrenilmiş, yanlış kazanımlar ortaya çıktı. Bizim tarihimizde korku yok. Bir Çanakkale savaşı vermişiz. Bugün hala bir terör örgütüyle savaşıyoruz. Nasıl ’korku var’denir. Bugün bir korku öğretilmeye çalışılıyor. Atatürkçüyüm demekten korkar olduk bugün. İnsanlar nedensiz tutuklanıyor. Korku bir şekilde öğretilmeye çalışılıyor. Demokrasinin olduğu ülkelerde bu olmamalı. İnsanlar fikirlerini rahat söyleyebilmeli.” İşte Ceviz Kabuğu izleyicilerinin diğer değerlendirmeleri:

Yemin ederim korkmayacağım!
İzmir Sanatçılar Odası Onursal Başkanı Şinasi Kula: Bizim genlerimizde korku var. Korkmak insanca ama korkaklık insan özrüdür. PKK’nın borazanlığını yapanlar her yerde haykırıyorlar ama cumhuriyeti savunanların başı eğik. ’Yarın bana ne olacak?’diye korkuyor. Hayır korkmamalıyız!.. Suçlu değilim neden korkayım ki? Olmayan bir şey yüzünden korkutuluyor? TRT’de bunda artık bir taraf. Vay benim TRT’me vay!.. Ülkesini seven bir insan olarak yemin ederim korkmayacağım.

Çocuğuma nasıl  anlatacağım
Sevil Köse-Öğrenci: 45 yaşındayım. Açık öğretim işletme okuyorum. 3 çocuk annesiyim. Öğrenciyim ya kitapların içinden kişisel gelişim kitabını okudum. Bu kitapta anlatılan, alıntı yapılan bir tane Türk sosyolog yok. Ben bu yaşta elime kitap alıp okuyorken Türkiye’de neden bir tane sosyolog yok? Biz zaten çoban arıyoruz hep. Korku kültürüyle bu ortamda ben çocuğuma hukukun üstünlüğünü nasıl anlatacağım?

Üstünde yaşıyoruz
Eşref Özdemir-Öğretmen: Biz korku kültürünün üstünde yaşıyoruz.Kültür olamaz
Birsen Şevik-Hemşire: Korku hiçbir zaman kültür olamaz. Korku bir davranış biçimidir ve öğrenilir. Bunu kültür olarak yansıttığınızda bu korkulacak bir şeydir. Bunun çözümü ekonomik ve eğitimseldir.

Bilgin varsa korkma
Hüseyin Gözükara-Türkçe Öğretmeni: Bilgili olduktan sonra hiçbir şeyden korkmaya gerek yoktur. Ne kadar korku varsa o kadar çözüm vardır. Bilgisiz insan korkar, korkan insan da suç işler.

Baskı var
Kasım Karahan-Demokrat Parti Simav İlçe Başkanı: İnsanlar üzerinde muhakkak ki bir baskı var. Ama buna rağmen bu korkuyu yenmek için mücadele edenler var.

Önce partiler demokratikleşmeli
Okan Öztürk-Doktor: Siyasi partilere demokratikleşmeden Türkiye’de demokrasinin gelişeceğine inanmıyorum. Demokrasinin gelişmesinde bir engel olarak aynı zamanda cemaatleşme ve tarikatlaşmayı görüyorum.

Altyapı süreci var
Yaşar Demir-Okul Müdürü: Korku kültürünün bir altyapı süreci var. Tarikat ve cemaatler öyle noktaya ulaştılar ki siyasetle öyle iç içe girdiler ki insanlar tarikat dışında kalınca toplum dışında kalma, istikbal, korkusu yaşamaya başladılar.    

Toplum böyle köleleştiriliyor
Korku ile yaşamaya alışmış insanların normal ortamda uyumsuzluk yaşayabileceğini vurgulayan Prof. Güler ”Demokrasiyi isteyen yok aslında ülkede“ diyor

Abant İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Güler, Türkiye’de yurttaşlık bilincin ’dumur’a uğradığını söyledi. ” Korku kültürü toplumun yaşama alışkanlıklarının korkuya dayanmasıdır. Bu, toplumun 24 saatini alan yaşamın her alanına etki eden patalojik (hastalıklı) bir durumdur “ diyen Prof. Dr. Güler şunları söyledi: ” Bu alışkanlığın sonucunda yabancılaşma, yönsüzleşme, köleleşme özgürlüğü(!) kendiliğinden ortaya çıkıyor. Bizde yeni yeni konuşulan bir konu… Bizim toplumumuzda çocuk, belki hayatının bir iki yılında özgürdür. Ondan sonra her şeyden korkar… Yurttaşlık bilincinin dumura uğramış halidir bu. Türkiye’de yurttaş mıdır halk? O da tartışılır… Korku kültüründe yurttaş olmak da sosyopatik bir durumdur. Yani, toplumsal hastalıktır. Türk toplumu her gün kendine ve değerlerine yabancılaşıyor. Bunun önüne geçebilmek için ’aydın sorunsalı’çözülmeli. Türkiye’de ’aydın sorunsalı’var. Aydın topluma yabancılaşmış… Korkuyu yenmenin yolu sevgidir. Allah korkusunun yerini Allah sevgisi alırsa kamplaşma da yenilir fanatikleşme de… Uzlaşı kültürüne dayanıyor hepsi. Toplumsal barış tez elden kurulmalı. Türkiye’deki korkunun üniversitelerdeki öğrenci profilinden de anlaşılabileceğini ifade eden Güler, öğrencilerinin soru sormaya korktuğunu söyledi ve şöyle devam etti:

Talim edilmiş kitleler yaratılıyor
“Biz öğrenciye soru sorduramıyoruz. Kırsaldaki öğrenci kenttekinden daha cesur bana göre. Yurttaşlıktan anlaşılması gereken, yurttaşlık haklarının farkında olmaktır. Talim edilmiş kitleler var. ’Yürü’deyince yürüyor, ’dur’deyince duruyor, ’vur’deyince vuruyor… Üniversite düzeyinde eleştiri yok ne yazık ki. Kırsalda daha rahat eleştiri yapılıyor. Bizim toplumumuzda aşağılaştırıcı bir anlam taşır eleştiri. Ama tersine yüceltici bir anlamı olduğu öğretilirse insanlarımız eleştiriye yönlendirebilir. Eleştiri kültürü yaratmak için de bunu oluşturacak disiplinleri okutmak lazım.

Buna alışan demokrasiyi istemez
Prof. Dr. Ali Güler, korku ile yaşamaya alışmış insanların korkusuz bir ortamda yaşamaya başlarsa uyumsuzluk yaşayabileceklerine dikkat çekti. ” Demokrasiyi isteyen yok aslında ülkede “ diyerek iddialı bir yorumda bulunan Güler, insanların kuralları kendileri için değil başkaları için uygulanması gerektiğini düşündüğünü kaydetti. Güler, ” Korkunun kendisi doğal bir süreç. Her an yaşanabilir. Bu güç eleştiriden, öneriden korkmamalı. İktidarların, siyasi partilerin amacı yurttaşının huzurunu sağlamaktır. Korkutmamalıdır. “ dedi.

Her yer korku merkezi oldu
Hulki Cevizoğlu da, ’iktidar tarafından beslenen korku kültürünün’Türkiye’ye vereceği zararlara dikkat çekerek şunları söyledi: ” Bir zamanlar konuşan Türkiye isteniyordu ama şimdi Türkiye korkuyor. Bu korku, iktidar tarafından besleniyor. Özellikle AKP iktidarı döneminde insanlar telefonda bile konuşmaktan kaçınır oldu. Cep telefonları, ev telefonları, evler, iş yerleri insanlar için birer korku merkezi haline geldi. Bunlar suça karışmış ya da suça karışma olasılığı olan insanlar için değil, çoluk çocuk 70 milyonu etkisi altına aldı. Zamanında bu uyarılar yapılırken ’bunlar paranoyadır’diyenler şimdi kendileri korkuyor ve korktuklarını açık açık dile getiriyorlar. Susan bir Türkiye’yi bekleyen çok pek tehlike olabilir.

YENİÇAĞ

Yorumlar

“501) KONUŞMAYA KORKUYORUZ!” yazisina 5 Yorum yapilmis

  1. Kürşad yorum tarihi 19 Ocak, 2009 09:36

    doğru söze ne denir. Bırakın Atatürkçüyüm demeyi yada bırakın tüm bunları Türk insanı Türküm demekten bile korkutuldu. Acaba etrafımda bir Kürt bişimi der, acaba polis bana kötü mü davranır gibi. Türk bayrağı asarken utanan bir toplum haline getirilen Türk insanının yarına umutla bakması ne kadar zor.

  2. Gökhan BOZKURT yorum tarihi 19 Ocak, 2009 12:44

    Hocam HARAHAN;

    Gerçekten çok güzel bir konuya değinmişsiniz, güncel bir konu; Türk ırkının kendisi ile hesaplaşması zamanının geldiği anlaşılıyor. Zaman geç değil, hiçbir zamanda geç olmadı. Benimde herkes gibi konu üzerindeki görüşlerimi anlatmam gerekirse:

    Herkese olduğu gibi benim adresime de sağcı, solcu, dinci her kesimden mailler gelmektedir. İlk önceleri bu mailleri okurken şimdilerde hiçbirisini okumadan siliyorum. Önceleri normal gelen mailler sonraları dozunu arttırarak korku ve panik havası estirmeye başladılar. Nereden geliyordu bu korku, daha önceleri olmayan korku?

    Kendi kendime analiz ettiğimde, son 6 aydır sistematik bir şekilde karamsarlık yaratan, karamsarlık içeren bu mailler haddini aşmaya başladı. Ülkede yapılan son operasyonlarla doruğa ulaştı, en sevdiğim ve güvendiğim insanlar bile hayatlarından bıkmış ve bezmiş vaziyete getirildiler. Bu şerefsiz kalemlerin ilk aşamadaki uygulamalarının pekâlâ tuttuğunu gözlemledim. Yazanlar, çizenler, konuşanlar, anlatanlar, bağıranlar, çağıranlar ilk aşamada anladığım kadarıyla görevlerini layıkıyla yaptılar, korku tohumlarını kalplere ekmeyi başardılar.

    Hâlbuki korkanlar, hiç korkmayacak olan insanlardı, Vatan için kötü bir niyet beslemeyen insanlar, laik ve gerçek Türk milliyetçileri Atatürkçü insanlar korktular. Tertemiz insanlar, kalplerinde Vatan sevgisinden başka hiçbir şeyleri bulunmayan insanlar korktular, paniğe kapıldılar, yaşamdan elini eteğini çekecek duruma geldiler. Bu da gösteriyor ki; BU İNSANLARLA YOLA ÇIKILMAZ!

    SEN NEDEN KORKTUN?

    Bundan sonraki yazacaklarım KORKAKLARA;

    Konumum itibarıyla pek çok sokak ve kır çatışması gördüm, öldüm öldürdüm. Kazıda yaptım mağaralarda, kırsalında da ev aradım anakentinde apartmanında da gecekondusunda da. Silah da buldum cephanede, parada buldum uyuşturucu da. Ölünün üzerindeki silahı ve parayı tutanakla savcılığa teslim ettim. Evde bulduğum silahı da parayı da aynı şekilde teslim ettim. Devletin silahını çalmadım, devletin mermisini çalmadım, getirip evimin vitrinine koymadım, bahçemdeki kavak ağacının dibine gömmedim. Her tarafımda silah var, cebimde, belimde, elimde. Silahları devletimden satın aldım. Verdim parasını çıkarttım ruhsatını taşıyorum. Her tarafım mermi dolu, MKE yapısı mermiler Türk malı, yabancı menşeli değil, rahat rahat taşıyorum KOKMUYORUM…

    Arkadaşlarımla, sevdiklerimle mektuplaşıyorum, telefon görüşmeleri yapıyorum, gmail, hotmail yazıyorum. Konuşurken, yazarken KORKMUYORUM…

    Atatürkçüyüm, Irkçıyım, Bozkurt’um KORKMUYORUM…

    Din ile işim olmaz; ne İsa’yı, ne Musa’yı ne Muhammet’i severim KORKMUYORUM…

    Ben Şamanist’im, Tanrımız aynı Tanrı, Tanrı öğretisini bilirim, itaat ederim, karşı gelmem, Tanrı’dan KORKMUYORUM…

    Her şeyden önce ben TÜRK’üm, hiçbir şeyden KORKMUYORUM…

    Tapu dairesinde vatandaştan rüşvet aldın mı? Ben almadım KORKMUYORUM… Vatandaşın cebine elini soktun mu? Ben sokmadım KORKMUYORUM… Onun bunun namusuna baktın mı? Ben bakmadım KORKMUYORUM… Çek senet tahsil ettin mi? Ben etmedim KORKMUYORUM… İhaleye fesat karıştırdın mı? Ben karıştırmadım KORKMUYORUM… Onun bunun kafasına silah dayadın mı? Ben dayamadım KORKMUYORUM… Yasal olmayan yere ruhsat izni verdin mi? Ben vermedim KORKMUYORUM… Şerefsizce yazılar yazdın mı? Ben yazmadım KORKMUYORUM… Vatanı, bayrağı, ırkını sattın mı? Ben satmadım KORKMUYORUM… Şantaj yaptın mı? Ben yapmadım KORKMUYORUM… Sen köle oldun mu? Ben olmadım KORKMUYORUM… Mafya oldun mu, çete oldun mu, şaki, harami oldun mu? Ben olmadım KORKMUYORUM… Fenerden, lambadan cebine para mı koydun? Ben koymadım KORKMUYORUM… Devletini soydun mu, devletini sattın mı? Ben soymadım, satmadım KORKMUYORUM… Yetim malı yedin mi? Ben yemedim KORKMUYORUM… Devletin malı deniz, yemeyen domuz dedin mi? Ben demedim KORKMUYORUM… Sen Vatandaşlık görevini yaptın mı? Ben yaptım o yüzden KORKMUYORUM…

    Geceleyin başımı yastığa koyduğumda rahat rahat uyuyabiliyorum. Şimdi polis, jandarma gelecek beni götürecek mi, diye KORKMUYORUM… İstediğim yeri istediğim saatte telefonla arıyorum, istediğim yere istediğim zamanda gidiyorum oturuyorum, yiyorum içiyorum KORKMUYORUM… SEN; NEDEN KORKUYORSUN? Hırsızlar, arsızlar, şerefsizler, suçlular korkar, SEN NEDEN KORKUYORSUN?

    Bunları ve bunun gibi aşağılık suçları işlemeyip Vatanını seviyorsan neden KORKUYORSUN?

    Şeriat diye bağıranlar korksunlar, Mafyacılar korksunlar, bölücüler korksunlar, SEN NEDEN KORKUYORSUN?

    Sen halen korkmaya devam edersen seninle yola çıkılmaz, Korkma; Vatanın gerçek sahipleri, gerçek Atatürkçüler, gerçek milliyetçiler seninle KORKMA!

    Bu ülkenin gerçek sahibi biziz. TÜRK haricinde bütün azınlıklar bizim KÖLEMİZ. TÜRK düşüncesi haricindeki düşünceler bizim DÜŞMANIMIZ…

    EYY TÜRK; TİTRE VE KENDİNE DÖN!

  3. ZEYNEP İNCİ yorum tarihi 20 Ocak, 2009 01:49

    *TÜRKİYE!
    -KİMSEDEN KORKMAZ!
    **ZATEN ARTIK,KORKMASI GEREKENLER!!
    ”BASLADI KORKMAYA”yakında,TANRI OLMADIGINI ANLAYANLARDA balar?KORKMAYA!
    **AMA BURADA SANIRIM BİR SORUN VAR!
    ONLARIDA KORKUTMUSLAR!!BAZEN,KENDİNİ KARSIDAKİNİN YERİNE KOMAKTADA YARAR VARDIR.
    –BENCE..ÜLKEYİ KORUMAK ADINA!!BİRZAMANLAR;FASİSTLER!!HERTEARAFI EPEY!KORKUTMUSLAR;(
    AMA BUNA RAGMEN,SOL ONLARA HORORZLANIRKEN
    FASİST OLAN DİGER GRUBU, İTELEMİSLER..EH!ONLARDA,ZATEN KUBİLAYLARDAN..ULU ÖNDERDEN BERİ..ZATEN HAZIRLARMIS!BU DURUMLARA GELİNDİ;( VEDE SİMDİ ONLAR ALDILAR ELLERİNE *SAZI*
    **demekki bu ülkede hep böyle olucak;;((
    –BİRİ GELİCEK..DİGERİNİ İTELİYECEK;(
    ”AMMADA İNTİKAMA SUSAMIS İNSANLAR ÜLKESİ”olmusuz!
    **ve gelenler en az 15 ila,30 sene arası..KOLTUGA YAPISTIGINDAN!MECBUREN,DİGERLERİ BASTIRINCA!KOLTUKDA OTURANLARDA BASTIRIYOR.
    *AMA DUYUM O Kİ;BU HÜKÜMETİ,SU ANDA İCERDE OLANLAR İSTEMEMİS!EH!BUNLARDA..İCERİ HEP BİZMİ?GİRECEGİZ!!YETER YAW!BİRAZDA SİZ GİRİN.demisler.
    hikaye..TÜRKİYENİN ÖZEL HİKAYESİ OLARAK..ASIRLARCA SÜRECEK BESBELLİ..YOKSA..BUNCA YILLIK,KÖK SALMIS..CINAR..IN ESKİMİS DALLARI..NASIL BULUNUR?
    *yazık olan..bu isde kullanılan varsa onlara üzülmeliyiz..BİRDE CANIMIZ ÜLKEMİZE;(
    korkmak?yukarıda cagatay bey,nasılda gayet NET!özetlemis.DOGRU!korkacak birsey yok.
    —AMA BUNDAN HOSLANMAYANLAR!!!karsınızdakilere DE
    BİRDAHA BUNU UYGULAMAYINIZ!
    VE;
    ELİNE FIRSAT GECİRENLER;sizlerde!dozunda BIRAKIP!
    KOSKOCA MİLLETİN ONURUYLA!daha fazla oynamayınız.
    yoksa..inancı bol olan bu essiz millet..İN SABRI TASTIGINDA;( SELLER GİBİ AKAR GİDER!yazık olmasın!hickimseye!

  4. Ertuğrul Kapusuzoğlu yorum tarihi 20 Ocak, 2009 11:08

    Arka arkaya, birbirinden önemli konular işlenmiş.
    Birkaç eklentiyle duygularımızı sunalım.

    Tunca Güney; Karanlık ve TC adliyelerince aranan bir zanlı.
    Böyle bir adamı; hem de devlet televizyonuna çıkararak saatlerce konuşturmak bir cinayettir.
    Normal şartlarda, en ayaktan en üste kadar bu cinayette ilgisi olan bürokrasi, koltuğunu kaybetmekle kalmaz, hakim karşısına çıkarılır.
    Çıkarılmadı, galiba çıkarılmayacak da.

    “Atatürkçüyüz” diyemiyoruz.
    Bundan pek şikayetim yok; bendeniz Atatürkçü değilim.
    Atatürkçüyüm diyenler, bugüne kadar Atatürk’ün yaptığı işleri anlayabilselerde, onun bakışını işlerine yansıtsalardı, hem memleket abad olurdu, hem insanımız.
    Amma; bu memlekette herkes her şeyi söylüyor da birileri “Atatürkçüyüz” diyemiyorsa bu birilerinin ayıbıdır.

    Eli kanlı katillere bile yaklaşırken; “Demokrasiden taviz vermeden” diye başlayanlar, bu sese kulaklarını mı tıkıyorlar.
    Bilsinler ki korkuyoruz.
    Evet korkuyoruz.
    Bu kalemin sahibi; hiç bir şart ve şekilde demokrasiden vazgeçmez.
    Atam Fatih yerinden kalksa gelse, “Ben ki…” diye başlasa ve ülke yönetimini ele almaya kalksa, “Dur bakalım, önce seçime gir halk seçsin” derim.
    Ben bunu söylerken, bir şekilde bir partiye genel başkan olan kişi, benim hiç sevmediğim, layık olmayan, hatta zararlı olanı liste başına koyar ve seçtirmeye kalkarsa.
    Kalkarsa değil, en az kırk elli yıldır bu böyledir.
    Yıllar ve yıllar var ki böyle oluyor mu?
    Oluyor?
    Hal böyleyken; “Demokrasi istiyorum, bu böyle olmaz, bu demokrasi değildir” dersem, suç mu işlemiş olurum.
    Bendeki bu suç işlemiş olmak endişesi niçin?
    Konuşmaktan, yazmaktan korkuyor muyum?
    Hayır dersem yalan olur.
    “Peki bunları yazarsam başıma bir iş gelir duygusunu” kim tamir edecek.
    Kim bana; “Suç teşkil etmemek şartıyla, istediğini yaz, istediğini söyle” diyerek, demokratik samimiyetini gösterecek.
    Bu memleketi idare edenler, halktaki bu duyguyu bilmiyor olamazlar.
    Müslümanlık lafla olmaz.
    Karanlıkta, sokakta kalmış iyice bir küçük çocuk bulmuştum. Korkutmamak için korka korka yaklaşmıştım.
    Teskin etmiş ve ailesini bulmuş teslim etmiştim.
    O çocuk bugün büyüdü ve ben onun ailesinden sonra en yakınlarından biriyim.
    Haydi, bizim korkumuzu gideriniz.
    Bizim korkumuzu gideriniz ve en yakınımız olunuz.
    İslam akıl dinidir.
    Bu korkumuzu giderenlere cennet kapılarının açılacağından eminim.

    Biraz uzun oldu ama, bir anekdotla bu sütünu okuyan dostlara kendimi affettirmeliyim.
    Malumu tekrarda bazen fayda vardır.
    O inançla tekrar edelim.

    Adamanı birisi Atatürk’e sövmüş.
    Cumhurbaşkanına hakaretten, tutuklanmış mahkeme edilecek.
    Fakat o Atatürk bir kanun çıkarmış. Ezcümle demiş ki; “Cumhurbaşkanına hakaretten tutuklananların mahkemeye havaleleri için, Cumhurbaşkanını onayı alınacaktır.”
    Ve sanırım içişleri bakanı Şükrü Kaya, durumu kendisine iletmiş.
    Atatürk sormuş:
    – Bana küfreden beni tanıyor mu?
    Cevap hayır.
    Soru:
    – Ben onu tanıyor muyum, ona bir zararım mı dokunmuş?
    Cevap yine hayır.
    Pek çok sorunun cevabı hayır.
    O zaman Ata sormuş:
    – Peki niçin bana küfretmiş?
    Bakan cevap vermiş:
    – Tütün içiyormuş. Tütün kağıdı bulamamış ve gazete kağıdına sarmış. Gazete kağıdı tutuşmuş, sakalı yanmış. Bu yüzden, hıncını sizden almış.
    Atatürk gülmüş:
    – Yanlış yapmış, bana değil, ne söyleyecekse size hükümete söylemeliydi. Söyle bakalım sen hiç gazete kağıdıyla tütün içtin mi?
    Bakan:
    – Hayır, içmedim efendim.
    Ata devam etmiş:
    – Ben Trablus’ta içtim. Çok berbat bir şey. Şimdi siz ey hükümet. Adamcağızı mahkemeye vermekten vazgeçin de, ona doğru dürüsüt ekmek, doğru dürüst iş, doğru dürüst tütün verin. Yoksa, her size küfredeni mahkemeye vercek olursanız, memleketin hepsini tıkmak için hapishane bulamazsınız.

    O büyük adam, kendisine küfreden adama, bir koli tütün ve tütün kağıdı göndermiş. Mahkemeye verilmesini de engellemiş.

    Diktatördü denildiği zamanda bile o diktatör denilen adamın yaptığına bakın.
    Herkesin, ondan alacağı bir şey vardır.
    Almayı bilene.
    Dileğim, önce “Atatürkçüyüm” diyenlerin alması.

  5. esraünal yorum tarihi 20 Ocak, 2009 22:40

    atatürkcüyüm demeye niye korkalım.hayır.bu büyük bir yalan.eger bir insan gercekten masumsa hiçbirseyden korkmaz.evet bir insanın sucu varsa tabiki kim olursa olsun hesap vermeli.vatanı kurtarmak adına adam öldürüyorsa cezasını sonuna kadar ceksin.devleti yıkmak yeni bir devlet olusturmak için otam hazırlama planlarının içinde bombalar varsa faili mechul cinayetler varsa idam cezası verilsin.hatta bu kanun bana göre yeniden uygulansın.bukdar basit.kimsenin hiçbir yurttasın bazı vasıfları var diye suc işleme hakkı yoktur.ceteler ortaya cıksın.bunları kim destekliyorsa ortaya cıkarılsın.sonuna kadar gidilsin.cumhuriyet savcımızın sonuna kadar arkasındayız.cesaretle yılmdan devam etsin.gerci ölümü göze alması gerek.ama artık böyle kahraman biri olmazssa susurluk gibi üstü kapatılır.ve yeniden eski karanlık dönemlere gireriz.

Yorum yap