49) ABD İŞGALİNİN MERKEZİ, “İNCİRLİK”

Yayin Tarihi 12 Ocak, 2008 
Kategori BASIN-YAYIN

ABD işgalinin merkezi İNCİRLİK!

 

image00184.jpg

ABD işgalinin merkezi İNCİRLİK!
Irak’a, 30 bin asker ve çoğu silah olmak üzere tam 162 bin ton
kargo Türkiye üzerinden gönderildi.

İncİrlİk Hava Üssü’nün internet sitesinde yer alan bilgilere göre, Irak’ı işgal eden ABD, lojistik desteğinin yüzde 70’ini İncirlik Hava Üssü’nden sağlamış.

ABD’nin Adana Konsolosu Eric Green, 4 Aralık 2007’de yaptığı açıklamada, “İncirlik Üssü, bizim ihtiyaçlarımıza göre kullanılıyor” demişti.

2007 yılı boyunca ABD’nin İncirlik Hava Üssü’nden Irak’a 30 bin askeri personel ve 162 bin ton kargo gönderildiği bildirildi

İncirlik Hava Üssü’nün “www.incirlik.af.mil” adlı internet sitesinde yapılan açıklamaya göre, ABD’nin “Irak’a Özgürlük Operasyonu” kapsamında hava yoluyla gönderdiği kargoların yüzde 70’i İncirlik Hava Üssü’nden gönderildi. 2007 yılında Irak’a 30 bin askeri personel ve 162 bin ton kargo gönderildiği kaydedilen açıklamada, İncirlik Üssü’nün güvenli bir bölgede yer alması nedeniyle uçakların iniş ve kalkış kolaylığı açısından önemli bir istasyon olduğu ve diğer üslere göre istikrarlı bir koza sahip olduğu vurgulandı. ABD’nin Adana Konsolosu Eric Green 4 Aralık 2007’de Anadolu Ajansı Adana Bölge Müdürü Ercan Halıcı’ya yaptığı ziyarette, “İncirlik Üssü, bizim ve Türk hükümetinin ihtiyaçlarına göre kullanılıyor” demişti.

Üs genişletiliyor
“Son savaş döneminde bildiğiniz gibi Amerikan askerlerinin Afganistan’daki faaliyetleri için de bu üs önemli bir lojistik destek sağladı” ifadesini kullanan Green, “Aynı zamanda Arap ülkelerindeki faaliyetlerde de önemli işlev üstlendi. İncirlik’te gelecekle ilgili olarak, halen üs içinde konutlar, yeni binalar yapılıyor” açıklamasında bulunmuştu.

İşkence seferleri düzenlenmişti
CIA’nın yasa dışı yollardan tutukladığı veya kaçırdığı kişileri sorgu için Guantanamo’da bulunan ABD’nin üssüne taşırken İncirlik Üssü’nü de kullandığı ortaya çıkmıştı. İspanyol Havaalanları ve Havacılık Merkezi’nin raporunda, CIA’nın son 5 yılda, İncirlik’ten ABD’nin işkence merkezine 24 sefer yaptığı kaydedilmişti. Raporda CIA’nin 47 kez de İspanyol askeri havaalanlarını kullandığı belirtilmişti.

YENİ ÇAĞ

Yorumlar

“49) ABD İŞGALİNİN MERKEZİ, “İNCİRLİK”” yazisina 5 Yorum yapilmis

  1. Hasan Demir yorum tarihi 8 Kasım, 2012 20:16

    İhbar ediyorum, Adana’da bir PKK kampı var!
    http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=5659

  2. Mevlüt Uluğtekin Yılmaz yorum tarihi 4 Ocak, 2013 23:28
  3. Hasan Erden yorum tarihi 6 Mart, 2013 07:18

    İncirlik’te cami saldırısında asıl büyük resmi görelim!
    http://www.gunisigigazetesi.net/y-5790-b-Incirlikte-cami-saldirisinda.html

  4. Aziz Karaca yorum tarihi 15 Nisan, 2013 19:01
  5. Sezai Kırlangıç yorum tarihi 13 Şubat, 2015 03:37

    Sömürge olmaktan Çıkış -Amerikan ÜSLERiNi DEF ETmekten Geçer …
    Genelde Batı, özelde Amerika miadını doldurdu.
    Siyonizm en güçlü siyasî ve iktisadî iktidarını kaybetmek üzere. Dünyayı ele geçirme planı, iki yüz yıldır dünyaya ve insanlığa estirilen Terör, artık barbarlığın ve ihanetin zirvesindeki bitmişliğin ve tükenmişliğin hâlini yaşamakta… 1999 Kurtuluş yılı ile başlayan “topyekûn deprem süreci” bütün dünyayı kuşatmış ve sarsılmayan ülke, titremeyen toprak, sarsılmayan iktidar, diz çökmeyen saltanat, tarumar olmayan sermaye kalmamıştır.
    Ve işin nihayet noktası, işgalcinin maskara oluş kısmı, denize dökülüş seansı ve bilahare kıçına TEKME yeme faslı gelmiştir.
    Tekmeyi atmak ve işgalcinin toparlanmasına fırsat vermeden, dünün psikolojik etkisi ile iktidar güdüsü içerisinde hareket etmesine izin vermemek, işgalden, barbarlıktan rahatsız olan tüm ‘İnsan’lara neredeyse bir vazifedir, fırsattır.
    Bunun nasılı ve niçini üzerine kafa patlatmak ise gerçek devrimci aydınlara, eylem sahibi fertlere ve inanç sahibi herkese düşen bir iştir.
    YA
    BATI Barbarlığı devam edecek
    YAHUT
    insanca yaşanabilecek bir sistem kurulacak…
    YA
    Barbarlığın defi için gereken yapılacak
    YAHUT
    barbarlığın devamı için her çeşit fikirsizlik ve ahlâksızlık ortamında kılıktan kılığa girilerek ihanet şebekelerine çeşni olunacak.
    Burası kırılma noktası olacak…

    ORDU,
    YA bünyesinde barındırdığı işgal üslerini defedip, halkına karşı samimiyetini, artık onların kültürüne-dinine sövmeyi bırakacak, aslî vazifesini, ‘vatanı işgalden koruma’ görevini yerine getirecek YAHUT
    Siyonist-Haçlı işgalcileri ile birlik olup
    kendi insanını, kendi milletini katliama tabi tutacak.

    Bunun sonucunun ne olacağı da bedahet hâlinde herkesin malûmu. Hiçbir şey kolay değil… Hele bir nizam kurmak, “ol” deyince hemen olmuyor, haydi deyince hemen bitmiyor, bir bedel, bir istikrar, bir fedakârlık lâzım ve hepsinden öteye neyi yıkacağını, niçin yıkacağını, nasıl yıkacağını izah etmekle birlikte, yıkılanın yerine neyi kuracağını bilmek ve göstermek gerekiyor. Kime karşı savaş, kime karşı mücadele, kiminle birlikte mücadele ve işgalin sembolleri, bu anlamda mühim… İşte üzerinde bulunduğumuz mevzu da böyle bir sembol:

    Siyonist-Haçlı üsleri, diğer adı ile Amerikan Üsleri…

    AMERİKAN ÜSLERİ NEREDE NE KADAR? Dünyanın her bir tarafında ahtapot gibi Amerikan üsleri… Ancak yaşanan ekonomik krizle birlikte, hareket kabiliyetini kaybetmiş durumda… Yine de hâlâ dünün getirdiği psikolojik etkiden ve yerli işbirlikçilerin sadakatle hizmet etmesinden istifade gücünü etkin olarak kullanmakta. Fakat bu durum birçok ülkede bozuluyor gibi, kimi artık işbirlikçilikten vazgeçip sınırlarından dışarı çıkarıyor Siyonist haçlı barbarlarını, kimi ise dışarı çıkarmak için gün sayıyor, bahane arıyor.
    Kırgızistan’da başlayan “Mavi Bayrak” devrim süreci malûm olduğu üzere böyle bir ÜS meselesi ile hareketlenmeye başlamış, farklı bahaneler ile göz önüne çıkmıştı.
    ÜSLER;
    Siyonist-Haçlı Barbarlığının merkez üsleri…
    Nerede ne kadar var meçhul, döktükleri kan, iğrençlikte aştıkları had, arşı çatlatırcasına acılarla dolu…
    İktisadî, siyasî ve askerî açıdan mahallî durumlara hâkim olma, işbirlikçileri eğitme imkânı, bölgeleri daha iyi tanıyarak stratejiler geliştirebilme ve acil durumlarda ânında harekete geçme, bu üslerin bulunmasının en önemli sebebi…
    ABD’nin dış politikasının neredeyse tamamı askerî ilişkiler çerçevesindedir. Bu çerçevede geçmişten günümüze ABD üslerine baktığımızda, bunlardan 737 adet denizaşırı üssün 63 ülkede mevkîlendirilmiş olduğunu görüyoruz.
    İçinde Türkiye, elbette ki en başlarda… İzmir’den İskenderun’a, Antalya’dan Kıbrıs’a akan hareketli bir üs…

    ABD’nin ileri karakolu, Ortadoğu’lu Müslümanların hizaya çekildiği yüzen cezaevleri, işkence yerleri.

    Tayyib’in ‘El Kaide’ suçlaması ile Müslümanları tutuklayıp ABD’ye teslim ettiği, yüzen kaleler…
    Bu ÜSLERde; Amerikan Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri’nin Avrupa’da 109-134 bin,
    Asya ve Pasifik’te 90 bin, Hawaii’de 48 bin olmak üzere, toplamda 300 binin üzerinde personeli var. Irak bu sayıya dâhil değil. Yine bu üslerdeki birliklerin yüzde 44’ünü Amerikan Kara Kuvvetleri, yüzde 30’unu Hava Kuvvetleri, yüzde 26’sını ise Deniz Kuvvetleri oluşturuyor. Körfez’de ise 200 binin üzerinde personel bulunuyor… Balkanlar’da iki önemli ve büyük üs. Bunlar NATO çerçevesinde görünmekle beraber, fiilen Amerikan üsleri. Kosova’daki Camp Bondsteel adlı üs ve Bosna Tuzla’da bulunan büyük üs. Bu üslerde tahminen 5–6 bin Amerikan işgal askeri barınıyor. Romanya’daki Mihail Kogalniceanu hava üssü, Karadeniz kıyısındaki Mangalya deniz üssü ve Babadağ’daki eğitim üssü, Sarafevo ve Graf İgnatievo askerî hava üsleri ve Koren ve Novo Selo eğitim üsleriyle, hakikaten

    Romanya bilfiil işgali yaşıyor ve ‘Mavi Bayrak’ devrimlerinin kendine uğrayacağı günü hasretle bekliyor.

    Ortadoğu’da Suudi Arabistan 20 bin işgalciye hem havadan hem karadan barınak olmuşken, onun peşini Mısır, Dubai, Kuveyt gibi ülkeler takib ediyor. Orta Asya’daki üsler… Bunların bir kısmı yeni. Özbekistan’daki Hanabad, Kırgızistan’daki Bişkek–Manas üsleri ve Tacikistan… Güneydoğu Asya bölgesinde Filipinler’de Mindanao Adası’nın güney ucunda Sarangani Körfezi’nde büyük bir deniz üssü, ayrıca Tayland, Singapur ve Avustralya’da küçük birkaç üs. Japonya’da güçlü bir üs ve denizde hareket hâlinde birkaç üs, Hindistan ve çevresinde birkaç küçük üs. İşkence zulüm, soykırım ile neye uğradığını şaşıran Afrika ve milyonlarca insanın öldüğü Afganistan, Pakistan ise ayrı bir mevkîye sahib… Pakistan’daysa, birkaç tane açık olarak varlığından söz edilen üsse rağmen, birçok Gizli ÜSsün olduğu da söyleniyor. Ki Pakistan birçok defa ABD’nin bu üslerinden rahatsız olduğunu dile getirmiş, hatta zaman zaman çatışmışlardır.

    Pakistan bunları defetmek istemesine rağmen işgalcinin arsızlığı YAHUT
    apaçık işgal hakikati ortaya çıktığı için, yerlerinden bile kıpırdatılamamaktadır.

    Türkiye’de de durum farklı değil zaten…

    Misal İncirlik Üssü, altı ayda bir burada kalma süresi uzatılan ABD Üssü… Hayır diyecek hükümet ve iktidar yok… Hayır demeye imkân yok… Altı ayda bir oylama ile uzatma ‘demokrasi tiyatro-komedi’sinden başka bir şey değil…

    Yeri gelmişken, Kemalistlere yönelik operasyonlardan sonra Yaşasın Tayyip veya Yaşasın Fetullah naraları atanlar, herhalde kör olmalılar, ABD’nin yeniden yapılandırması içerisinde bunların geliştiğini görmemek için.
    Bugün bizce Tayyip Erdoğan da Fetullah Gülen de ABD’den izinsiz tuvalete bile gidemezler.
    Onların öyle mecliste CHP üzerinden kükremeleri, KUKLAnın ezber tekrarına benziyor ki evlere şenlik.
    Nihayetinde her altı ayda bir bu İncirlik’i “ful” oyla kabul edenler onlar değil mi?
    Bir gün fire var mı?
    Mesala Nurcu Recep Akdağ
    İncirlik Türkiye’de kalsın derken anasının güvenliğini mi düşünüyor yoksa domuz gribi aşısından milyon dolarları ilaç şirketlerine nasıl aktarılacağını mı?
    Aman Recep, hizmete devam, bütün bir milletin Kul hakkı ile önün açıldı…
    Yahut Mehdi Eker İncirlik’e evet derken
    Ülkenin tarımını mı -Anadolu çiftçisinin durumunu mu- düşünüyordu yoksa Çok Milletli GDO muhtevâlı ürün satan-üreten şirketlerin gelirini mi?
    İncirlik
    YARIN
    işgalcilerin ve
    onlara erketelik eden
    işbirlikçilerin yargılandıkları yer olacaktır.
    ABD’nin 2006 yılında gerçekleşen askerî harcamaları 550 milyar dolar, 2007 yılı askerî harcamaları 706 milyar dolar, 2008 yılı askerî giderleri ise 800 milyar doların üzerinde seyretmiş. Nihayetinde ekonomik krizin, yani Batı’nın batışının ortaya çıkışı ile birlikte bu harcama panik hâlinde artmış, enerji kaynaklarını kaybetme, askerlerini lâşe hâline getirme korkusu ve endişesi ile kendi kendi tüketen bir yapıya bürünmüştür. Bugün itibarı ile üslerin askerî faaliyetleri için yapılan aylık harcamalar; 125 milyar USD ile 140 milyar USD arasında değişmektedir. ABD üsleri, 120,000 km.lik (30 milyon hektar x 4047 m²) arazi işgal etmektedir.

    11 EYLÜL SONRASI ÜSLERİN DURUMU (GDP)

    11 Eylül 2001’den bugüne ABD yedi ülkede yeni üsler kurmuş durumda. Bu üslerin 38 adedi büyük ve orta ölçekli hava ve deniz üssü durumunda. ABD, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden, 1989 yılından sonra, kazandığı yahut kazandığını sandığı yeni prestijden dolayı dünyadaki askerî varlığını yeniden yapılandırmaya çalışmış ancak, mevcut konumu ve dünya üzerinde artan ‘rejim gerilimleri’nin getirdiği ana problemi hissedememiş olmanın verdiği hantallık ve ahmaklıkla 10-11 yıl kadar bir vakit geçirir. Kendini toparlaması ve yeni bir askerî-siyasî ve iktisadî yapılandırmaya gitmesi 11 Eylül 2001 sonrasına denk gelir… Akabinde Afganistan ve Irak İslâm coğrafyasına, çok milletli terör devletlerinin desteğini de alarak kıyım ve yağma başlatır. Bu saldırılarla birlikte milletlerarası arenada ABD askerî-siyasî yeniden yapılandırma projesini, özellikle son 4–5 yıl içinde hızla yeni bir strateji hâline dönüştürür. Global Defence Posture (Global askerî tavır yahut hareket; kısaca GDP) adlı şümûllü, köklü ve geniş bir proje olan bu proje, ABD’nin, diğer yönüyle Siyonist-Haçlı güruhunun tek ümidi hâlindedir ve bu yüzden bazı riskli bölgelerdeki ordular küçültülmek ve ABD muhaliflerinin iktidara gelişini engelleyecek Sivil Toplumcuklar üretilmek istenmektedir. Bu proje dâhilinde ABD ne istiyor? Amerika, GDP planı yahut stratejisi çerçevesinde öncelikle Soğuk Savaş döneminden kalan ve stratejik özelliğini yitirmiş ve ekonomik yük olan büyük ve sabit askerî üsleri tasfiye etmek veya küçülterek yeniden mevkîlendirmek istiyor.

    Ayrıca İslâm’a açılan savaştaki ‘yeni düşman’ stratejisi gereği, daha farklı yerlerde ÜS’lenmek istiyor. Ekonomik çıkarını, enerji ve pazar kaynaklarını korumayı gaye edinerek girişilen bu projeyi hayata geçirmesi esnasındaysa sıkıntı yaşıyor. Misâl Kırgızistan; Amerikan üssüne HAYIR demek için bir millet inkılâb koşusu yapıyor. Bir başka misâl, Almanya’daki Ramstein üssü. ABD açısından vazgeçilmesi çok zor bir üs ama, bugünkü hâliyle kalması da mümkün değil. Çünkü ABD artık üslerdeki askerini doyuramıyor, koruyamıyor.
    VE
    TÜRKİYE-IRAK
    İkisi bir ve aynı artık… Irak’ın kaderi ile Türkiye’nin kaderi birbirine bağlı… Sırların sırrını bilen Allah… Tezahürlere bakmak feraset sahibinin işi. Feraset sahibi Mümin’e yüzümüz dönük… ‘Saddam sen oradan biz buradan’… Öyleyse? BOP projesi ve onun eşbaşkanı Tayyip Erdoğan…

    BOP hepimizin malûmu. Büyük Ortadoğu projesi.

    Büyük İsrail Projesi denilebildiği gibi,
    Çok Milletli Emperyalist Şirketlerin-Devletlerin
    Ortadoğu’yu daha iyi sömürmek için geliştirdikleri projenin de adı. Fetullah Gülen ve ekibi de bu projenin parçası, Tayyip Erdoğan ve Ekibi de bu projenin parçası, ******?
    ve Ekibi de bu projenin parçası,
    sözde karşı çıkıyormuş gibi yapan
    milliyetçi milliyetsizler de bu projenin parçası…
    Bu proje çerçevesinde Türkiye yeniden yapılandırılması gereken bir ülke olarak görülmekte ve öne çıkarılmaktadır.
    1991’de Irak ile başlayan savaş durumundan bu yana Türkiye ve Irak savaş alanıdır. Hem Türkiye’nin hem Irak’ın ekonomisi ve millî duruşu zayıflatılmak, yok edilmek istenmiştir.
    20 yıldır süren
    Siyonist-Haçlı ile Türkiye-Irak arasındaki savaş, inanılmaz yaralarla hâlâ sürmektedir.

    1 Mart Tezkeresi, GATT, Gümrük Birliği, IMF projeleri ve yabancıların denetimine geçen ekonomisi, AB’nin Kopenhag kriterleri de esas alınarak oluşturulan Uyum Yasaları, AB’ye üyelik martavalı, Kıblesi AB olan siyasetçiler,
    ANADOLU insanını birbirine KIRDIRAN etnik oyunlar, çirkin senaryolar vs. hep bu projenin (BOP) hayata geçmesiyle üretilmiş, eklemlenmiş yapılar ve programlardır.

    Bu projenin en önemli iki adamı Tayyip ve Fetulllah en önemli iki Üssü İncirlik ve KONYA’dır.
    BOP’da öncelikli konu enerji ve askerî üslerin konuşlanması. ABD bünyesinde barındırdığı bu üsler vasıtası ve askerî politikası ile tek kutublu “Dünya İmparatorluğu” kurma, enerji kaynakları ve yolları ile, bölge güçlerinin kontrolünü sağlama peşindedir. Bölgedeki her askerî varlığı ve rejimin yanlış ellere geçmesini tetikleyecek siyasî güçleri terbiye etmek, gerekirse tasfiye etmek eğilimindedir. Kısa süre içerisinde Devrimci İslâm İnkılâbı ile karşılaşacağını fark eden Amerika, Türkiye’yi kaybetmeme adına,
    İslâm İnkılâbının önüne geçmek için, yüz yıla yakındır
    İslâmcıların nefretini celbeden Kemalistlerin elinden iktidarı alıp, kendi kontrolündeki ‘Ilıman İslâm Projesi’ başlığı altında sıralanmış ekibe vermiştir.

    Büsbütün Türkiye’yi kaybetmektense,
    SAHTE KURTARICILAR,
    SAHTE İslâmcılar,
    SAHTE bir bağımsızlık anlayışı ile içteki Müslümanların yüreğindeki İslâm İnkılâbı heyecanı köreltilmek,
    Amerikan Nefreti azaltılmak istenmiştir. Fetullah Gülen ekibi ile mânen zincirlenen, Tayyip Erdoğan Ekibi ekibi ile siyaseten kilitlenen, Vakit-Yeni Şafak-şu bu ile fikren tüketilen Anadolu insanı BOP projesinin hayata geçirilmesi boyunca teslim alındığından her yerde İslâma, müslümana suikastlar tertib edilir, Müslümanları Kur’an’dan uzak tutma yasağı bütün hızıyla sürer, iffet sancağı örtü Tayyip Erdoğan eliyle iyice yerlerde süründürülür lâkin, millet dinen zincirlenmiş, siyaseten kilitlenmiş, fikren tüketilmiş olduğundan sesi çıkmaz.

    TÜRKİYE VE IRAK’TAKİ ÜSLER

    Irak’ı işgal eden ABD, BOP’un askerî hedefleri doğrultusunda 7 üs ve 106 garnizonda mevkîlenmiş durumdadır. Kent içlerinde 200 bin polis, 300 bin peşmerge, 40 bin müttefik askerle 172 bin Amerikan askerinden oluşan işgal ordusu Türkiye’nin, yani başında Tayyip Erdoğan’ın olduğu AKP’nin lojistik desteği ile bu işgali sürdürmektedir.
    Bu işgal ordusu, gerek Suriye ve İran için resmî saldırı tehdidine, gerek Orta Asya’da üs açma üzerinden dile getirilen haritalar ve gerek Türkiye üzerinden oluşturulan istekler ile yakın dönemde çok ciddi seviyede bir sıcak savaşa işaret etmektedir.

    Türkiye ve Irak,
    işgalciye ve onun ülkeyi AHTAPOT gibi saran üslerine karşı “birlikte” kurtuluş savaşını verecektir.
    DURUM;
    bundan kaçış olmadığını ve muhakkak
    Türkiye’nin de tıpkı Irak gibi işgalciyi topraklarından söküp atma gereğini ihtar etmektedir.
    Afyonkarahisar askerî havaalanı
    Türkiye’nin EN büyük, NATO’nun 2. büyük askerî havaalanıdır.
    “Ana Jet Bakım Üssü” olarak kullanılmakta olan bu üs
    sivil uçuşlara kapalı olup,
    işgalin
    İncirlik ve İzmir’den sonraki BELKemiğidir.
    İzmir Hava Üssü İzmir’in 17 km kuzeybatısında Çiğli’de bulunan Avrupa’daki ABD hava kuvvetleri’ne (USAFE) bağlıdır. 42 uçak ve 300 asker-personel bulunan üste I-HAWK ve Roland füze sistemleri mevkîlendirilmiştir. 11 Ağustos 2004’de Landsoutheast karargâhı Napoli’den İzmir’e taşınmış, 1 Ocak 2006’da da ABD 16. hava filosu, Almanya’nın Ramstein hava üssünden alınarak buraya yerleştirilmiştir.

    Şile üssü, Stinger füzelerinin fırlatılması için milletlerarası standartlarda bir atış alanıdır.
    KONYA 3. Ana Jet Üs Komutanlığı;
    Irak savaşı sürecinde NATO tarafından getirilen AWACS’ların burada üslendiği,
    ABD-İsrail-Türkiye ortak tatbikatlarının yapıldı üstür.
    BALIKESİR 9. Hava Jet Üssü;
    Muğla Aksaz Deniz Üssü apaçık faaliyet gösteren üslerdir.
    Bunların yanında,
    Ankara-Ahlatlıbel,
    Amasya-Merzifon,
    Bartın, Çanakkale,
    Diyarbakır-Pirinçlik,
    Eskişehir,
    İzmir-Bornova,
    İzmit, Kütahya, Lüleburgaz, Sivas-Şarkışla, İskenderun, Ordu-Perşembe,
    Rize-Pazar,
    Erzurum,
    Van-Pirreşit ve
    Mardin’de NATO’ya bağlı Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezleri de “işgal üsleri” olarak faaliyetlerini sürdürmektedir.
    Türkiye,
    İncirlik, Konya, İstanbul gibi merkezî üsler bir yana,
    30’un üzerinde NATO üssü ile
    TAM bir işgal görüntüsü çizmektedir.
    Bugün
    ABD üslerinin idaresi ve
    NATO bünyesinde kumandanlık seviyesinde bir Büro,
    GENEKURMAYın TAM da içinde mevcuttur.

    Gizlisi saklısı bir tarafa, bunlar açık olan, açıkça ifade edilen, saklanmayan yerlerdir. Önce bir haber: “Akşam Gazetesi Yazarı Nagehan Alçı’nın sorularını cevablayan Pulitzer ödüllü dünyaca ünlü gazeteci
    SEYMOUR HERSH,
    Türkiye’de gizli Amerikan üsleri olduğunu söyledi.
    Hersh bu üslerin Irak ve Suriye sınırına yakın yerlerde bulunduğunu öne sürdü…
    Bence Suriye’de olanların detaylarını TSK biliyor ama hükümetiniz bilmiyor…
    Türkiye
    hem ABD hem de İsrail için çok önemli.
    Washington ve Tel Aviv, TSK ile çok yakın koordinasyon içinde. Türk askerine özel bir önem veriliyor. ABD’nin Türkiye’de mevcudiyeti resmen açıklanmamış üsleri var.

    Birtakım gizli anlaşmalar çerçevesinde istihbarat paylaşılıyor ve Amerikan özel kuvvetlerinin operasyonlarına imkan sağlanıyor… Sınırlarınıza yakın. Irak sınırına, Suriye sınırına yakın yerlerdeler… Soğuk savaş zamanında kurulmuş olanları var. Uzun zamandan beri iki ülke arasında TAM DETAYLARI açıklanmayan askerî işbirliği var… Ne olursa olsun çok yakın askerî işbirliği hep devam ediyor.” (18.02.2008)
    Hadiseye bu haberde olan biteni algılayarak bir daha baktığımızda, gerçekten
    Amerika’dan, emperyalizmden rahatsız olanların
    ilk önce “İncirliğe Hayır” demesi ve onu ülkeden defetmesi gereği hükmümüz, kendisini bir kez daha ön plana çıkartır.
    İncirlik Hava Üssü, yönetimi ve denetimi TSK’da olan, NATO’nun önemli mahallî bir depo üssüdür. Aynı addaki semtiyle birlikte Adana büyükşehir alanı içinde, kentin doğu yakasında kalan üs, Akdeniz’e 56 km uzaklıktadır. 1951 yılında inşaatına başlanan İncirlik Üssü, Aralık 1954’de Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Amerikan Hava Kuvvetleri’nin hizmetinde ortak kullanıma açılır. İncirlik Üssü’nün sadece Ortadoğu’daki krizlere cevab vermekle kalmadığı, aynı zamanda U-2 casus uçaklarının keşif ve gözetleme operasyonlarında kullanıldığı, 1960 Mayıs’ına kadar U-2 casus uçaklarının ana operasyon merkezi hâline geldiği kaydedilir. 1958’deki Lübnan Krizi sırasında Birleşik Taktik Hava Kumandanlığı Vuruş Gücü’nün İncirlik’te mevkîlendiği bilinenlerden.
    Yine AKP’nin izniyle buradan kalkarak bilmem kaç bin sorti yapan uçakların Irak’ta, hem 1991’de hem 1992’de yüz binlerce müslümanı katletmesi hatırlardan çıkmadı.
    ABD için insan önemli değil… Bir milyon ölmüş iki milyon ölmüş fark etmez, onun için önemli olan enerji kaynakları ve onların kontrolünü ve güvenliğini sağlayabileceği üsler.

    NE YAPMALI
    Tarihten bir yaprak:
    «Ecevit Hükümeti 19 Eylül 1974 tarihinde istifa etmişti. Ara dönemde Sadi Irmak Hükümeti vardı. Milli Savunma Bakanlığı, Şubat 1975 tarihinde, ABD yardımının kesilmesi durumunda ABD üslerinin kapatılacağını açıkladı. 31 Mart 1975 tarihinde kurulan ve Süleyman Demirel’in başbakanlığındaki Birinci Milliyetçi Cebhe Hükümeti de aynı tavrı sürdürdü. ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger 21 Mayıs 1975 günü Ankara’ya geldi; üslerin kapatılmaması için Süleyman Demirel’le görüştü. Türkiye, dışişleri tarihimize onurlu birer sayfa olarak geçecek iki adım atti. Birincisi, Kıbrıs’tan çekilme baskılarının arttığı bir dönemde, 13 Şubat 1975 günü Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kurulmasıdır. İkincisi ise 25 Temmuz 1975 günü ABD ile Türkiye arasındaki askerî işbirliği anlaşmasının tek taraflı olarak feshedilmesidir. 21 Amerikan üssü ve tesisinin faaliyeti durduruldu ve bu tesisler Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tam denetim ve gözetimine devredildi. Hürriyet Gazetesi’nin 26 Temmuz 1975 tarihli sayısının manşeti şöyleydi: ÜSLERE EL KOYDUK. “Hürriyet” imzalı başyazıda da şunlar söyleniyordu:
    “Türkiye için artık Amerika yok…
    Bizim kiralık toprağımız yoktur. Önce ikili anlaşmaların sona erdiğini dünya bilmek zorundadır. Türkiye’deki tatlı Amerikan efsanesi kökünden yıkılmıştır.

    Amerika artık sevimsiz veya çirkin değil, üstelik hain hâle gelmiştir…

    Kim ne derse desin; artık Türkiye için pek çok şey vardır, fakat Amerika yoktur…

    Dost Amerika, dünden itibaren yerini hain Amerika’ya terk etmiştir.”
    Hürriyet’in ilk sayfasında, Ecevit’in şu açıklaması yer alıyordu: “Amerika’nın tutumu Düyun-u Umumiye’den daha kötü.”»
    Sonrasını merak edenler için;
    Siyonist Haçlı Güruhun Anadolu topraklarında terörü artırması ve bilfiil CIA saldırıları ile millete suikast tertib etmesi ve
    ABD’nin ‘Bizim Çocukların Darbesi’ dediği 12 Eylül darbesi…

    İki ay sonra 18 Kasım 1980 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye ile ABD arasında dışişleri bakanları seviyesinde imzalanmış olan bir anlaşma onaylandı ve 1 Şubat 1981 tarihli Resmî Gazete’de de yayımlanarak yürürlüğe girdi. ABD üslerine kavuştu.
    Sonrasında Turgut Özal – Tayyip Erdoğan iktidarı ile millet daha çok Amerikalılaştı…
    Tüm Samimi antiemperyalistleri
    “TAM BAĞIMSIZLIĞIN YOLU
    AMERİKAN ÜSLERİNİ VATANIMIZDAN KOVMAKTAN GEÇER” dâvâmıza davet ediyoruz.
    SAYGILAR Sezai Kırlangıç

Yorum yap