44) İLGİNÇ ÖLÜMLER VE YAPILMAK İSTENENLER

Yayin Tarihi 25 Aralık, 2007 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

 

 

İLGİNÇ ÖLÜMLER VE YAPILMAK İSTENENLER

 image00169.jpg

Son bir yılda ülkemizde akıl almaz olaylar oluyor. Bu olaylar, başka ülkelerde olmuş olsa hemen meclis araştırma komisyonları, kurulur ve ulusal takip programları uygulanırdı. Bir ülkenin değerleri bir bir, ortadan kaybediliyor. Bizim siyaset ve medyamız bunların üzerine gideceği yerde, adeta bunları unutturma ve silme politikası uyguluyor.

Biz bugüne kadar, ülkemizde ne oldu ise, dış güçlere bağladık. Ne zaman bir suikast yapılsa ve faili meçhul cinayet olsa, hemen dış güçlerin üzerine atarız. Bir miting yapılsa, hemen “Dış güçler harekete geçti” deriz. Yani işin kolayına kaçarız. Bizler bunları böyle yapa yapa, dış güçlere prim veririz ve ülkemizi onların oyun bahçesine çeviririz.

Son yıllarda ülkemizde oynanan oyunları, bazı yazarlarımız makalelerinde yazdılar kimse uyanmadı, sonra bunları kitap haline getirdiler, yine kimse okumadı, televizyon programlarında bunları anlattılar, onları da kimse izlemedi. Yani bu ülkenin aydınları, olacakları bir kâhin edasıyla öngörüp, bizlere aktardılar, ama maalesef insanlarımız bunları görmemekte ısrar ediyorlar.   

Ülkemiz her geçen gün biraz daha belirsizliğe sürükleniyor. İnsanlarımız yarınlarını görmekte güçlük çekiyorlar. Para piyasaları belirsiz, siyasi geleceğimiz öngörülemez, insanlarımızın beklentileri artık kayboldu. Bu kadar karamsar yazmak beni de üzüyor, ama edindiğimiz izlenimler, maalesef bizleri böyle yazmaya zorluyor.

Ülkemizde yaşanan olayları artık halkımız göremez oldu. Matriks misali sanal âlemden bir türlü kopamıyoruz. Sabahtan akşama kadar, televizyon programlarında, kadın matinelerinde “Kim, nerede, ne yapmış, nasıl yapmış, kim kocasından dayak yemiş, kim başka kocaya kaçmış” gibi izlerken, birileri ülkemizi elimizden almaya devam ediyor ve bizleri maalesef onarılması güç bir duruma düşürüyor. Biz bunları izleyip uyurken ülkemizde o kadar şey oluyor ki, bizler bunları duymuyor ve görmüyoruz.

Hatırlarsanız, iki sene önce Şemdinli’de iki Astsubay, umut kitabevi, olayı ile ilgili tutuklanmıştı.

Van ağır ceza mahkemesinde, bir savcı ve üç hâkim bu astsubaylara 36 yıl ceza vermişti. Aslında o mahkeme bu cezayı veremezdi. Bu davayı mutlaka askeri mahkemeye bırakmaları gerekirdi. Ama bu savcı ve hâkimlerimiz, hiçbir delili görmeden, talimat ve kanunlara uymadan, yetkilerini aştıklarını, bile bile, 36 yıl cezayı vererek bu aslan parçası Astsubayları boş yere, iki sene içeride yatırdılar.

Aynı ilimizdeki bir savcı, Genelkurmay Başkanımızı “çete reisi” ilan etti ve sonunda gereğini gördü. Peki, bu hâkim ve savcılarımızın öngörüsüzlükleri yüzünden, boş yere iki sene hapis yatan bu insanların günahı neydi. Bunun hesabını kim verecek?

Ülkemizde son iki yılda garip olaylar ve garip ölümler olmaktadır. Hiç bir yetkili bunlara, cevap verememektedir. Bu ölümler ulusal çıkarlarımızı ilgilendirmekte olup, geleceğimizi tehdit eder hale gelmiştir. Bunları sırası ile yazdığımız zaman umarım bir takım güçlerin, bizlerle nasıl oyun oynadıklarını ve bu güçlerin ülkemiz adına neler yapmak istediklerini anlarsınız.  

  

1-TARİH: 14 Temmuz 2004
YER: Çanakkale-Gelibolu
OLAY: TUBİTAK’ TA görevli 3 bilim adamı, traktörle çarpışan minibüste can verdi.
MİNİBÜS, karanlıkta ışıklarını yakmadan giden saman yüklü traktöre arkadan çarptıktan sonra, savruldu ve karşı şeritte son sürat gelen bir Mercedes ile çarpıştı. Hurdaya dönen araçtan Ercan Kuruoğlu (31), Mustafa Aktekin (54) ve Yücel Kenter’in (32) parçalanmış cesedi çıkarıldı.

TUBİTAK’ TA ‘güvenlik konusunda stratejik araştırma’ yapan bu üç isim, Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü’nde geliştirilen bir askeri cihazın, Çanakkale’de yapılan denemesinden dönüyordu. Cihaz, gizli bilgilerin güvenli şekilde korunması için geliştirilmişti.

2-TARİH: 2006 – 2007
YER: Ankara
OLAY: ASELSAN’da görevli 3 genç mühendis esrarengiz şekilde canlarına kıydı.
MAKİNA Mühendisi Hüseyin Başbilen (30), 7 Ağustos 2006′da Pursaklar yolunda aracının içinde bileği ve boğazı kesilmiş (insan vücudunda normalde 8 lt, kan bulunur, ne hikmet ise mühendisin arabasından kanlar uçmuş gitmiş. Babasının çabalarıyla dava tekrar incelenmeye alındı), Elektrik Mühendisi Ünsem Ünal (30), 17 Ocak 2007′de Eymür Gölü kıyısında başından vurulmuş halde ölü bulundu

ELEKTRİK Mühendisi Evrim Yançeken (26), Batıkent’teki oturduğu binanın 6. katından atladı. ASELSAN’da, savaş uçaklarının dost-düşman ayrımını yapan sisteminin millileştirilmesi üzerinde çalışan 3 mühendisin ölümü kayda intihar olarak geçti.

3-TARİH: 30 Kasım 2007
YER: Isparta-Keçiborlu
OLAY: Boğaziçi ve Doğuş üniversitelerinden 6 bilim adamı, düşen uçakta öldü.
ATLAS JET’in Türbetepe’ye kuyruğunu çarparak parçalanan uçağındaki 57 kişi arasındaki Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Engin Arık, Doğuş Üniversitesi’nden Prof. Şenel Boyda ve Doç. İskender Hikmet ile 3 genç asistanları dikkat çekiciydi.

Hepsi fizikçiydi, Prof. Arık, nükleer enerjinin temelini oluşturan parçacık fiziği konusunda dünya çapında bir isimdi. Ve en önemlisi Türkiye’de bol bulunan toryumu, petrole alternatif enerji kaynağı olarak gösteriyordu.

Isparta uçağına binen bilim adamlarının ölümü akıllara ASELSAN’daki, 3 mühendisin sır intiharlarını ve TÜBİTAK’ta stratejik çalışmalar yapan kişilerin ölümlü kazasını getirdi

Isparta’da, düşen Atlas jet uçağıyla ilgili ilk resmi raporda hemen her şeyin normal çıkması, farklı senaryoları yeniden kamuoyu gündemine taşıdı.

57 kişinin hayatını kaybettiği kazayla ilgili tek sorunun ‘rotadan sapma’ olduğu belirtildi. İçinde çok önemli projelerde görev yapan bilim adamlarının bulunduğu uçağın sır dolu düşüşü, akla daha önce yine stratejik projelerde çalışan mühendis ve uzmanların ölümünü hatırlattı. Her biri önemli projelerde görev yapan ASELSAN ve TÜBİTAK’taki bilim insanları da kayıtlarda ‘kaza’ ve ‘intihar’ olarak yer alan çeşitli olaylarla aramızdan ayrılmış; ardında cevapsız sorular kalmıştı.

Bu olaylara baktığımızda ve bunlarla ilgili düşündüğümüzde, 

Lütfen şöyle düşünelim.

Ülkemizin yani, Mezopotamya’nın tarihi ve kültürel bütünlüğü, Büyük Ortadoğu Projesi, Afganistan, İran, Suriye, Sözde Kürdistan haritaları,

Ve YENİDÜNYA DÜZENİ içerisinde bulunan;

TÜRKİYE CUMHURİYETİ.

Orhan TUNÇ

Gazeteci, Yazar

www.Orhantunc.com

 

 

Yorumlar

“44) İLGİNÇ ÖLÜMLER VE YAPILMAK İSTENENLER” yazisina 9 Yorum yapilmis

  1. fecire çetin yorum tarihi 25 Aralık, 2007 12:35

    sayın yılmaz karahan yoladığınız email leriçin teşşekürler sizi tanımıyorum emaileri açmakta teredüt yaşadım neden derseniz virüs korkusu vardı yinede açtım yazlılanların çoğuna katılıyorum subayların boş yere yatığını yazıyorsunuz bence doğru değil ülkemizde hukuk ne zaman bağımsız karar verdiki bugünde versin ne bugün nede yarın bizler böyle her yaşanan olaya bukadar duyarsız kalırsak çok şey yazmak isterdim ama şimdilik böyle olsun saygılar

  2. Aysen delen yorum tarihi 25 Aralık, 2007 17:36

    sayın karahan yazdıklarınızın hepsine katılıyorum, artık Türk halkının birşeyler yapması lazım.emaillerinizede teşekkür ederim,bizleri habersiz bırakmadığınız için. sağ olun sağlıcakla kalın.

  3. TARIK KONAL yorum tarihi 26 Aralık, 2007 01:36

    SAYGIDEĞER ARKADAŞLARIM.
    BU YÜCE ULUS, ÜZERİNDEN ŞU ÖLÜ TOPRAĞINI ATARAK, DALDIĞI BU DALGIDAN (gafletten) KISA BİR SÜRE İÇİNDE UYANMALIDIR… DİYORUM…
    BAŞTA BİZLERİ BU DUYGULARLA BULUŞTURAN YILMAZ BEYEFENDİ OLMAK ÜZERE, HEPİNİZE İÇTEN, YÜREKTEN SELAMLAR VE SAYGILAR…
    TARIK KONAL

  4. Gökhan BOZKURT yorum tarihi 26 Aralık, 2007 04:18

    Değerli Hocam üzerine gidilip açıklık getirilmesi gereken konulardan birisi de budur bence. Önemsiz cinayetlere komisyon atayan yetkililerin bu konular üzerine de gitmeleri gerekir.

    Geçenlerde bir çocuk kayboldu diye tüm Türkiye ayağa kalkmıştı, Emniyetten bir ekip oluşturulup olayın üzerine gidildiğinde gayrı meşru bir ilişki ortaya çıkartılmıştı.

    Ülkemizin Emniyet ve Jandarma teşkilatları çağı yakalamış, hatta çağın ilerisinde çalışmalara imza atmaktadırlar. Çoğu gelişmiş ülkelerin bu gibi teşkilatları artık benim ülkeme gerek kurs almaktadırlar.

    Yukarıda bahsedilen ölümler üzerinde hiç şüphem yoktur yabancı parmağı bulunmaktadır. Hattızatında bu işler çözülmüş bile olabilir, şayet devletim bunları bizden saklıyorsa o da gizlilik kuralından olabilir.

    Bir de; Fecire ÇETİN isimli yazarınızın yorumu dikkatimi çekti. Zaten kendisi de konulara vakıf olmadığı için yazmış durmuş. O bahsedilen Astsubaylarımız gibi binlerce isimsiz kahramanımız ülkemde mevcuttur, yaptıkları ile Cumhuriyetimiz sapasağlam ayakta durmaktadır, 1-2 tiğniyetli savcı olaya el koymuştur, sanki kendilerini İtalyan Mafia’sını ortaya çıkartan “Temiz Eller” sanarak. Onların da amacı belli olmuştur zaten.

    Bazı konular vardır; senin, benim, onun bilmesinde mahsur olan, bu ülkede yaşıyorsan devletin her yaptığını bilmek zorunda değilsin zaten. Her yapılan bilinseydi, yapılacak olanlar yapılamazdı. Bu her ülkenin kamu güvenliği birimlerince yapılmaktadır. Çok merak ediliyorsa konu ileri 20-30 yıllık bir zaman içerisinde açıklanır. Yok efendim ben bu konuları bilmek istiyorum, bana da söyleyin diye inat ediliyorsa Show, Flash, Fox, atv, vb. kanal mevcuttur, burada meraklılarına canlı canlı evden kaçanlar, anasını-babasını arayanlar, karısını-kızını dövenler, evlenenler, daha bilmem neler neler mevcuttur, bakın devletimiz de yasaklamamış zaten oturun bol bol seyredin.

    Bu vesile ile saygılarımla hocam.

  5. Silvan GÜNEŞ yorum tarihi 27 Aralık, 2007 14:31

    Birşeyler yapmalı
    Birşeyler yapmalı
    Birşeyler yapmalı….

  6. Mehmet ÖZTÜRK yorum tarihi 29 Aralık, 2007 22:13

    Dünyada kendini süper güç olarak ilan edenler aslında diğer ülkelerin bir şekilde tüm değer yargılarını ve kaynaklarını kurutanlardır. Ülkemizin kalkınması için millet olarak uyanık olmalıyız. Değerlerimizi korumalı beyin göçünü önlemeli her ne olursa olsun M.Kemal Atatürk’ün istediği müreffeh ülke seviyesine çıkmak için yılmadan, bıkmadan, usanmadan milletçe çalışmalıyız.
    SAYGILARIMLA

  7. alpaslan demir yorum tarihi 30 Aralık, 2007 16:56

    bu ülkede akp denilen somürücü ve ab-d yandaşı bir partı üst üste iki kez iktidara geliyorsa yapacak birşeyın olmadığını düşünüyorum

  8. Adil Gürkan yorum tarihi 20 Mayıs, 2015 22:32

    Aselsan Mühendislerini Kim Öldürdü?
    Bir intihar düşünün; genç bir mühendis önce sağ bileğini kesiyor… Sonra o kesik bilek ile sol bileğini… Sonra da yine kan fışkıran sağ eli ile boynunun sağ tarafını kesiyor…

    Bu mühendisin vatandaşı olduğu ülkenin resmi otopsi kurumu boyundaki 20 santimlik kesiği birkaç santimlik bir kesik olarak rapor ediyor…

    Olay yerinde rapor tutan jandarma olmasa o kesiğin neredeyse bir karış uzunluğunda olduğunu bilemeyeceğiz…

    Genç mühendisin ailesi dini vecibelere sıkı sıkıya uyan bir yaşam tarzına sahip… Baba oğlunun da dinsel hassasiyetlerini özellikle belirtiyor ve inancı gereği asla intihar etmeyeceğini özellikle vurguluyor.
    Daha da ileriye gidelim senaryoda…

    Genç mühendis Türkiye için son derece önemli bir kurumda, Aselsan’da çalışıyor…

    Dahası elinde ABD’den aldığımız savaş uçakları ile ilgili son derece önemli bir proje var…

    Ne düşünürsünüz?

    Ben düşündüm mesela ve aklıma hemen şu soruyu sormak geldi…

    Türkiye hain mi kaynıyor?

    Bugüne kadar bize hain diye yutturulanlar vatansever, vatanı çok sever görünenler gerçek hainler mi yoksa?

    Türkiye’de olan bitenler, bu ülkeyi gerçekten sevenler ile bu ülkeye karşı düşman safında dolaylı dolaysız yer alanlar arasındaki nihai bir kavga mıdır?

    Vatanı sevmek üzerine rakı masalarında atıp tutmayı bırakın… Vatanı sevmek adına sizin gibi düşünmeyenleri hemen dönek, mönek diye yaftalamayı da…

    Yürek yetiyor ise şu Aselsan intiharlarına bir bakıverin. Vatanseverliği göstermek için en acil ve karanlık yol orada çünkü…

    Birileri ülkenizin en stratejik projelerindeki en parlak beyinleri kuş gibi avlıyor ve siz bunun nasıl olduğunu merak dahi etmiyorsunuz…

    Ülkenizin en stratejik kurumunda, en stratejik ulusal projelerde çalışan üç tane vatan evladı mühendis birkaç ay içinde arka arkaya ölüyor ve hepsinin adına intihar deniyor.

    Yer misiniz?

    Ben yemem…

    Türkiye’yi seven kimsenin de yememesi gerekir…

    Şimdi şu farklı medya kaynaklarından derlenen haberlere bir bakın önce…

    İntihar mı, cinayet mi?

    Aselsan mühendisi Başbilen’in ölümüyle ilgili jandarma olay yeri raporu, cinayet şüphesini güçlendirdi. Rapor, Adli Tıp’ın aksine Başbilen’in boğazındaki kesiğin 20 cm. olduğunu ortaya koydu. Başbilen’in intihar denilen ölümünün cinayet olduğunu düşündüren çok sayıda başka bulgular da ortaya çıktı.
    Olay yeri fotoğrafları

    Öte yandan 4 Ağustosta Aselsan’da düzenlenecek toplantıya katılmak için evinden çıkan Başbilen’in cesedini 50 saat sonra Ankara Ayancık yolu üzerinde bulunması da mercek altına alındı. Başbilen’in 4 ağustosta evinden çıktığı, 6 ağustosta da köylülerin ihbarıyla jandarma ekipleri tarafından cesedinin bulunduğu bildirildi.

    Başbilen’in cesedi aracın şoför koltuğunda değil de ön sağ koltukta başı aşağı, ayakları ise koltuğun üst tarafında gelecek şekilde bulundu. Olay yeri inceleme ekipleri Başbilen’in bulunduğu esnadaki halini fotoğrafladı.

    Çalıştığı projeler mercek altında

    Başbilen’in araç içerisinde başka şahıslarla boğuşma ve tartışma yaşayıp yaşamadığı da araştırılıyor. Borcu yüzünden intihar ettiği öne sürülen Başbilen’in bankada kendi hesabında yüklü miktarda parası bulunduğu, iddiaların aksine iki aylık evli olan Başbilen’in düğündeki takılarının da bir bankanın kasasında saklandığı tesbit edildi.

    Savcılık, Hava Kuvvetleri’nden Başbilen’in ölmeden önce hangi projelerde görevlendirildiğini sordu. Başbilen’in telefon kayıtlarında ise olayın intihar olduğu tezini çürütecek bilgiler olduğu öğrenildi.

    Üç mühendis de kilit projelerde çalışıyordu

    ASELSAN’da görev yapan 3 mühendisin birbiri ardına gerçekleşen şüpheli ölümü ‘intihar’ denilerek kapatılmıştı. ASELSAN’da Milli Tank Projesi üzerinde çalışan Hüseyin Başbilen, 7 Ağustos 2006’da boğazı ve bileği kesilmiş olarak aracının içinde bulunmuştu. Ardından 17 Ocak 2007’de Halim Ünal kafasına isabet eden tek kurşunla öldü.

    Dokuz gün sonra da Evrim Yançeken oturduğu binanın 6’ncı katından düşerek can verdi. ODTÜ mezunu üç genç mühendisin ortak özelliği uçaklar için dost-düşman tanıma sistemi üzerinde çalışmaları oldu.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iki yıl önce kapattığı Aselsan intiharları dosyası, Ergenekon savcılarından Fikret Seçen’in elde ettiği deliller üzerine Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından yeniden açılmıştı.

    Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılardan Fikret Seçen, ‘Fuhuş, şantaj ve askeri casusluk’ soruşturmasını yürütürken elde ettiği çok önemli yeni bulgular üzerine Aselsan dosyasını Ankara’ya sevk etmişti.

    Yapılan soruşturma sonucunda Seçen, daha önce “olağan intiharlar” olarak değerlendirip kapatılan 4 olayın intihar değil, cinayet olabileceği yönündeki emarelerin güçlü olduğuna kanaat getirdi.

    Aynı kurumda farklı zamanlarda görev yapmış 4 kişinin kısa aralıklarla art arda intihar etmesinin mümkün olmadığını düşünen Seçen, “Aselsan intiharları”nın cinayet olabileceği yönündeki şüpheleri doğrulayan bulgulara da ulaştı.

    Seçen, Deniz Kuvvetleri çetesiyle ilgili soruşturmada uzman polislerle yaptığı incelemeler sonrasında Başbilen, Ünal ve Yançeken ve Volkan’ın cinayete kurban gittiği yönünde bulgular elde etti.

    Şimdi gelelim hadisenin damarına…

    Bu üç mühendis genç hangi ulusal projelerde ve hangi kritik görevlerde çalışıyordu?

    Mesela mühendislerden birisi F16’larda düşman ve dost kuvvetleri belirleyen ABD malı yazılımın yerine dost ve düşman belirleme görevini Türkiye’ye kazandıran ulusal bir yazılım üzerinde çalışıyor muydu?
    Yani…
    Bu yazılım ile ABD’nin dost ve düşman kuvvet belirleme hegemonyası kırılacak mıydı?

    Ve en can alıcı soru;

    Bu çocuklar öldürüldü mü? Bu çocukların üzerinde çalıştıkları ulusal projelerin son durumu nedir? Sürüyor mu? Bitti mi?

    Türkiye’ye ihanet edenler kimdir?

    Bu hainler nerededir?

    Kimdir bu alçaklar?

    Türkiye’nin has evlatlarını ülkemizin göbeğinde kim öldürdü?

    Hangi şerefsizler buna göz yumdu?

    Ona buna atıp tutan ‘bitirimler’ merak etmiyor musunuz bu işi? Altından çıkan çapanoğlu güvendiğiniz dağlara kar yağdırır, diye mi korkuyorsunuz?
    http://www.antalyabugun.com/index.php?page=makale&MID=14131

  9. Medyamatik yorum tarihi 11 Ağustos, 2017 15:57

Yorum yap