41) GERÇEK MENEMEN

Yayin Tarihi 23 Aralık, 2007 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

 

GERÇEK MENEMEN

İki gün sonra 43. Piyade Alay’ında görev yapan Piyade Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay’ın 23 Aralık 1930 tarihinde İzmir’in Menemen ilçesinde şehit edilmesine ilişkin her taraftan, görünmesi gereken hususun üstü kapatılarak, bir çok söz edilecek ve yazı yazılacak. Sanki söz birliği etmişçesine gerçeklerden kimse bahsetmeyecek ve yine ŞEHİT KUBİLAY anılmayacaktır!!!

Türkiye bu günlere, “gerçeklerden söz etmeme ve hadiselerin üzerine kararlılıkla gitme konusunda çaba harcamama” telkini ile gelmiştir… Olan olmuştur. Artık olayları örtmek için, yalan söyleme ve kıvırma alışkanlığından vazgeçmeliyiz. Türk Milleti için büyük bir onur kaynağı olan demokratik, çağdaş, laik Türkiye Cumhuriyet’i, Menemen ve bezeri alanlarda yaşanan olayların açığa çıkmaması ile bu hala gelmiştir… Onun için, bugün Menemen’den bu anlamda söz etmenin ve Kubilay’ı anmanın tam zamanıdır. Derviş Mehmet’in yaralı asteğmen Kubilay’ın başını bağ testeresi ile nasıl kestiğini değil. Derviş Mehmet ile arkadaşları nereden ve nasıl bir emir alarak Menemen’de böylesi bir isyanı başlattığına bir bakalım…

Menemen isyanında iki önemli isimi;

1. Hüsnüyadis (Hüsnü bey, Giritli, Manisa Mutasarrıfı Nakşibendi tarikatı mensubu),

2. ise Menemen eski Belediye Başkanı Şeyh Sükuti.

Bunların her ikisi de 23 Aralık 1930 tarihinden önce Yunanistan’a kaçmak zorunda kalmış olan tescilli iki vatan haindir…

Hüsnüyadis, Manisa işgal edilmeyecek diyerek halkı oyalayan ve işgal güçlerine bir kurşun atmadan törenle karşılayan bir soysuzdur. Bu kişi, 26 Ağustos 1922′de Türk Kuvvetlerinin Afyon’u aşıp batıya doğru hareket etmesi ile 8 Eylül 1922′de Yunan güçleri ile birlikte Manisa’yı terk etti ve Yunanistan’a gitti. Hüsnü olan ismi Hüsnüyadis’e, Müslüman inancı ise Yunan Ortodoks Hristiyanlığına dönüştü. Yunan istihbaratının emrine girdi. Yunan Milli Bankasından maaş aldı. Hüsnüyadis Yunanlılar ile Manisa’yı terk ettiğinde, ardında 5 bin kişi ölmüş, tecavüz edilen çocuklar yakılan ve yıkılan evler kalmıştı. İşgal edilmeyecek denilen Manisa’nın üçte ikisi yanmış ve enkaz altındadır… İşte bu Giritli Hüsnü Bey-Hüsnüyadis düşman yurdu terk etti aldatmacasına kandığımız sıralarda, geride kalanlar ile Türkiye ile bağlarını kesmediği 23 Aralık 1930 tarihinde yaşanan Menemen İsyanında anlaşıldı.

Hüsnüyadis ile Giritli sözde mehdi Derviş Mehmet kardeş çocuğudur!!! Yunanistan’a birlikte gitmişlerdir… TBMM tarafından 7 Haziran 1924 tarihinde “yurt dışına sürgün edilen” vatan hainleri listesinde Derviş Mehmet’in adı ilk önce 600, sonra 300, sonra da yüz ellilikler listesinde yer almamıştır. Amca çocuğu olan Hüsnüyadis ise 150′lilikler listesinde 30. sırada yer almış, bu nedenle de Derviş Mehmet’in Yunanistan’dan Türkiye’ye dönmesi kolay olmuştur.

İşgal döneminin Menemen Belediye Başkanı Şeyh Sükuti ise Menemen’e 1901 yılında başçavuş olarak gelmiş. Kendisini Sükuti, Şamlı Sükuti ve Süleyman Sırrı olarak tanıtmıştır. Doğum yeri Erzurum olarak bilinmesine rağmen, Suriye’nin Cebeil-i Düruz doğduğu bilinmektedir. İngiliz Muhipleri Cemiyet üyesi ve İstanbul Erenköy Şevki Paşa Köşkü’nde ikamet eden Nakşibendi tarikatı lideri Erbilli Şeyh Esat’ın mürididir.

Şeyh Esat Menemen olaylarının tertipçisi olarak idama mahkum edilir ama ilerleyen yaşı nedeni ile 24 yıl ceza alır ve tutuklu bulunduğu sırada hastalanarak ölür. Ölümünden önce Askeri Mahkeme Başkanı General Mustafa MUĞLALI, Erbilli Nakşi Şeyhi Esat için “…hilafet komitesiyle alakasına dair bir itiraf hazırlıyordu. Bu münasebet ile İngiliz casus Lavrens ile münasebetleri bulunduğunu…” ilişkin açıklama yapmıştır. Türkiye’yi terk etmek zorunda kalan Şeyh Sükuti’nin yolları ise Hüsnüyadis ile 1925 yılında Yunanistan’da kesişir…

Manisa İsyanını Yöneten: İngiltere

İdare edildiği yer: Yunanistan / Elefsis (Eski Lavriyon Kampı)

Karar alındığı tarihi: 15 Haziaran 1930…

Kararı alanlar: Giritili Hüsnüyadis, Nakşibendi Said Mola (İngiliz Muhipleri Cemiyeti Başkanı, Kıbrıs’tan Yunanistan’a geçti. ),

Şeyh Sükuti ve Giritli Derviş Mehmet.

Uygulayanlar: Erbilli Şeyh Esat, Giritli Derviş Mehmet, Giritli Sütçü Mehmet, Giritli Şamdan Mehmet, Giritli İsmail, Giritli Alioğlu Hasan, Yahudi Jozef ve diğerleri…

İşte size, “bir-iki sarhoş ve esrarkeşin gerçekleştirdiği olayların insafsızca inançlı bir kesime mal edilmek” isteniyor denilen Menemen isyanın tertipleyicilerinin inancı!!! Kafa kesen bu inanç, dün Cumhuriyet’i yönetenler tarafından dikkate hiç alınmadı. Bugün ise hepsi başka başka isimler ile aramızda aynı İNANC’ı yaşamaya devam ediyor.

– Nasıl devam ediyor?

– Manisa’da zamanında Said-i Nursi’nin cenazesinden dönen Hüsnüyadis’in kardeşi Hacı Zebar ÇİÇEK’in eli öpüldü!!!

Hacı Zebar ÇİÇEK, Kurşunlu Han Talebe Yurdunda kalan çocukların okuma ve okul masraflarını karşıladı. Bu yurtta kalan çocuklara Mustafa Kemal’in deccal olduğu öğretilirken, Menemen isyanına karışan ve idam edilen kişilerin ŞEHİT olduğu anlatıldı!!!

Menemen isyanını sonrası idam edilen Yahudi Jozef’in torunlarından birisi olan Nejat ARUSAN, Manisa’nın eski Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanlığı yaptı. Bugün ise AKP Manisa Belediye Başkan yardımcılığı görevini yürütmektedir. Diğeri ise geçen senelerde kayıp Atlantis kent kalıntılarının Manisa’nın Spil dağında olduğunu İngiliz Arkeolog Peter James’e dayandırarak açıklamaya çalışan, “İsa’nın İkinci Gelişi ve Mehdilik” konusunda seminer veren, Manisa’da Şeyh KIBRİS’yi ağırlayan Dr. Suat ARUSAN’dır. ARUSAN 8-9 Mart 2006 tarihlerinde Manisa’da ortaya çıkartılan “Şakşak Çetesi” adlı suç örgütü ile oğlundan dolayı ilişki kuruldu ve tutuklandı. Aradan yalnızca 10 gün geçmesine rağmen, Afet Ilgaz 20 Mart 2006 tarihinde Milli Gazete’de (!) “Tabii Beslenme, Tabii Tedavi” başlıklı yazısında, “…Hicri yılbaşının başladığı şu günlerde Peygamber Efendimizin hadisleri ışığında, beslenme ve tedaviye O’nun verdiği önemi hatırlatarak okurlarıma bu yolda alınacak bazı önlemleri ve tavsiyeleri, bu işi dert ve mesele eden bir doktor arkadaşımın uygulamalarıyla anlatmak istiyorum. Manisa’da bulunan ve televizyon programları da yapan Doktor Suat ARUSAN’la, “aynı kafada” oluşumuz, onun tedavilerinde gözettiği Peygamberi tavsiyelerle ilgilenmeme sebep…” olduğunu yazdı.

Ama her zaman olduğu gibi kimsecikler anlamadı!!!

Hüsniyadis ile birlikte Yunanistan’a giden ve orada Menemen isyanını tertipleyen Derviş Mehmet’in ikinci eşinden (Menemen-Sümbüller Köyü) torunu ise TBMM Başkanı Bülent ARINÇ’tır!!!

Derviş Mehmet ile Hüsnüyadis kardeş çocuğudur.

-Evet, Menemen olayı ancak “bir-iki sarhoş ve esrarkeş” yapabilir… Yurdunu ve milletini sevenler ile inançlı insanlar böylesi bir isyanı ve vahşeti yapmayı bırakın, akıllarının ucundan dahi geçirmezler… Ama ne yazık ki Menemen gibi benzer isyanların yaşanması ile Laik Türkiye Cumhuriyet’ine yapılan saldırılar, inançlı insanların akıllarının bu şeyh kılıklı insanlar tarafından alınması ile olmaktadır…

Yoksa, tarihler 3 Nisan 2006′yı gösterdiğinde Türkiye Cumhuriyeti bir başka Giritli Hüsnü ile FGÖ üyesi Eyüp Can SAĞLIK (Baba ve Piç İsimli kitabın yazarı olan Elif ŞAFAK’ın eşi) ile Finansbank’ın Yunan Milli Bankasına satışı için Atina’da ne işi olabilirdi?

Yine soruyoruz, NE İŞİ OLABİLİRDİ???

Söylenemeyeceğini biliyoruz, işleri Laik Cumhuriyet, Devletin BAŞI ve T.C. Devleti’nin yaşadığımız coğrafyadaki egemenlik haklarıdır.

Saygılarımızla

Muammer KARABULUT

Milli Güç Birliği Sözcüsü

KAYNAK:http://www.nurettinveren.net/modules/articles/article.php?id=40

 

NOT: Bu Bilgi, Sayın İlmay TEKER Tarafından Gönderilmiştir.

 

Yorumlar

“41) GERÇEK MENEMEN” yazisina 5 Yorum yapilmis

  1. Murat Bülent Hattatoğlu yorum tarihi 23 Aralık, 2007 16:06

    Merhaba,
    Sayın İlmay Teker yine nefis bir hizmet yapmış. Şeriatçılık-tarikatçılık-cemaatçılık denilen pislik, psikolojik savaş memurlarının kamuoyuna pompaladığı gibi “dinsel duyguları güçlü olan insanların bu inançlarını yaşamak için biraraya gelmesi, bir fikir ve örgütlenme özgürlüğü uygulaması” filan değil, tamamen emperyalizmin Türkiye’yi yıkmak, ulusal devleti söndürmek-dönüştürmek, sonuçta Türkiye’yi ve Türk ulusunu yoketmek faaliyetinin, din denilen narkozu (bu ibareye de kimse kızmasın, emperyalizmin neden her ülkede dini kullandığını ve dini kullanınca kendileri açısından en yüksek başarıya ulaştığını düşünsün)kullandığı için gayet elverişli bir aracı dır, bunu söyleyegeliriz, ancak böyle kişiler ve ilişkiler ağı bağlamında belirtildiğinde görene-göremeyene öğretici oluyor.
    Bunu gönderdiği için İlmay beyi, yayımladığı için Yılmaz beyi kutluyorum, yapacağımız Kurtuluş Savaşı’mızda önemli noktalar bunlar.

  2. Samet Acar yorum tarihi 23 Aralık, 2007 19:22

    Sayın Yılmaz Karahan Bey,ÖNEMLİ BİR KONUYA PARMAK BASMIŞSINIZ.SAĞOLUNUZ,SAĞLIĞINIZI DİLİYORUM.DİN FAKTÖRÜ,ÜLKEMİZİ KEMİRMEK İSTEYEN İTİLAF DUŞMANLARIMIZA YARAMAKTADIR.AKILCI DÜŞÜNMEYEN HAİNLER YAPTIKLARI HAİNLİKLERİNİ TARİHİN AKIŞINDA BİR BİR BUHRAN BIRAKMAKTADIR.YUNAN’IN ‘MEGALOSU’TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN AÇIK GEDİKLERİNDEN İÇERİ GİRMEKTE,İNSANLARIMIZI EKONOMİK DURUMLARDA SATIN ALMAKTADIRLAR.SATILMIŞ BU HAİNLER ,TAKTİKLİ OLARAK YETİŞTİRİLMEKTE MEYDANA BIRAKILMAKTADIRLAR.İDARE EDENLERİMİZ,”KOMPLO TEORİSİNİ ÜRETMEYİN,KUCAK AÇIN ,ÇAĞDAŞ NASIL OLUR SUNUZ,KOMŞULARIMIZA GÜVENMİYELİM Mİ? BU DÜŞÜNCELERİNİZ ÇAĞIDAŞ OLAMAZ,DEMOKRASİ İÇİNDE HOŞ GÖRÜ VARDIR.BIRAKIN YAPSINLAR,BIRAKIN İÇİMİZDE ATLARINI OYNATSINLAR,BIRAKIN,KIRSIN DÖKSÜNLER2ZİHNİYETİNİN BROKRATLARI ,İKTİDARLARI VS.LERİ VURDUM DUYMAZ SİYASETİYLE ÜLKEYİ İDARE ETTİKLERİNİ SANIYORLARSA ,İDAREYE MAHSLAHATDIR.TÜRK GENCİMİZE YAZIK OLUYOR.GELECEĞİMİZ TEMİNAT ALTINDA DEĞİLDİR.GÜNÜ NASIL GEÇİŞTİRİRİZ DÜŞÜNCESİ HAKİMDİR.ATATÜRK’ÜN MUASI MEDENİYET ÇİZGİSİ ,O’NUN ÖZDEĞİŞLERİNDE AÇIKÇA MEVCUTTUR.1974 KIBRIS ÇIKARMASINDA İSTANBUL’DA BİR SEMİNERDE YUNAN ADALARINDAN TÜRK SÖZ KONUSU DEVRİKMMCİ KARDEŞLERİNE MESAJ GÖNDERMİŞLERDİ.ÇIKARTMA HAREKATINI TÜRK GENÇLERİ KINADIĞI İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORLARDI.KARDEŞ OLDUKLARINI SÖYLÜYORLARDI.BENİSEM O SEMİNERDE BİR KÖŞEDE BULUNARAK KENDİMİ SAĞLAMA ALARAK ‘DUŞAN DUŞMANDIR’NERDEN KARDEŞ OLUYOR SUNUZ ?ÇÜNKÜ BİLİYORDUM Kİ YUNAN BİR OYUN OYNUYOR,KENDİNİ BİLMEZ GENÇLER ONLARIN PİYONU OLUYORLARDI.BİZ BÜTÜN DEVLETLER KAPSAMINDA KARŞILIKLI MENFAATLAR DOĞRULTUSUNDA DOSTUZ.AKSİNİ SÖYLEYEN TARİHİ OKUMAMIŞ VEYA ANLAMAMIŞ KİŞİLERDİR.ŞUANDA BİLE YİNE TEKRAR EDİYORUM:AB GİRMİŞ OLSAK BİLE ,TÜRK MİLLETİNE KARŞI DUŞMANDIRLAR.BUNU HERKEZ İYİ BİLMELİDİR.TÜRKEYE SARILMIŞTIR.KUBİLAY OLAYI BUNLARDAN BİRTANESİDİR.ÖRNEKTİR.İÇİMİZDE YUNAN VE DİĞER DEVLET YANLILARI HER ZAMAN MEVCUTTUR,MEVCUT OLACAKTIRDA .BİZ TÜRK İNSANI TÜRKLER UYANIK OLMALI,BU İŞLER BİLGİYE ,ÇALIŞMAYA KORUMAYA DAYANIR.GENÇ DÜŞÜNENLER,GENÇ ARKADAŞLAR ATATÜR’Ü ÖRNEK ALINIZ BAĞIMSIZLIK O ÇİGİDEDİR.ACAROĞLU ,SAYGI VE SEVGİLERİMİ SUNUYORUM.

  3. yeter artık yorum tarihi 23 Mayıs, 2008 10:11

    burada yazılanlar sanki olayı yaşayanların içindeymiş gibi yazıyor. herkse biliyor ki bu olayın arkasında ismet inönü var. Atatürk ile çekişmelerinin sonucunda, başbakanlığı alamamasının sonucunda intikam olarak bu olayları gerçeklerştirmiş. bugünkü ergenenkonun atası ismet inönü bilmeyen var mı? yok efendim olayı hüsnüyadis planlamış yok efendim yapanlar şu tarikattenmiş… tıpkı şimdiki pkk ve diğer terör örgütlerini kurup destek verenler içimizdeki insanlar olduğu gibi bu olayı yapanda yabancı değil içimizdeki düşmanlar. bu derin insanlar durmadan hedef olarak müslümanları ve islam inancını gösteriyorlar çünkü kendilerine en büyük rakip olarak görüyorlar. laiklik gibi başörtüsü gibi bugün tartıştığımız ama tartışması aşırı yersiz olan ve bize sadece zaman kaybettiren konuları ortaya atıp rant kazanan bu derin insanlar amerika gibi kriz politikası yürütüyorlar. türkiyenin büyük ekonomik potansiyelinin canlanmasını istemiyorlar çünkü halk zenginleşir ve rafaha ulaşırsa asla bunlara prim vermeyecek. bugün en büyük sorunumuz ekonomi olmasına rağmen durup durup laiklik elden gidiyor diyen insanlara ya saf ya da vatan haini gözüyle bakıyorum. tarihte birçok devlet kurduk ve çok şükür hala ayaktayız. devletlerimizin ismi değişti şekli değişti ama biz hiç esir olmadık. bazı insanların ölümüne savundukları laiklik Atatürkçülük gibi kavramlarda birgün kaybolacak ama biz inş. kıyamet kopana kadar esaret altında olmayacağız. arkadaşlar millet icad yaparken bilim peşinde koşarken biz saçma sapan tartışmaların içinde boğuluyoruz. insan hayatında en önemli şey rejim anayasa cumhuriyet değildir. insanın yaşaması için en temel ihtiyaç su ve yiyecektir. dolayısıyla ekonomi yani paradır. sahip olduğumuz değerleri korumamız ve güçlendirmemiz için güçlü olmamız yani ekonomi olarak gelimemiz gerekir. tabi ki Atatürkümüze laf söyletmeyeceğiz ama onunla dinimizi karşılaştıran kötü niyetlilere de fırsat vermeyeceğiz. neyse çok konuştuk kısaca demek istediğim herkes başını iki elinin arasına koysun ve vicdanını dinlesin. her olaya farklı bakış açılarından baksın ve körü körüne hemde kendi insalarına düşünceleri ya da inançları için kin duymasın. birgün hepimiz öleceğiz bu meselerle kaybettiğimiz zamanın da hesabı sorulacak.

  4. SEVİNDİK ÇAY EVİ İSTANBUL yorum tarihi 9 Eylül, 2008 11:43

    SEVİNDİK ÇAY EVİ
    KEMAH’LILARIN ÇAY SEVGİSİ

    Kemah’lı Değirmenci Halil Ağa’nın eşi Efsane Kahraman Aziz Ağa’nın annesi
    Hanım Ağa Kemah’ıların Çayı neden bu kadar çok sevdiklerini şöyle anlatmış;

    Çayın alt demliği, suyun devamlı kaynayıp durduğu kap evin kaynanasıdır.
    Üst, küçük demlik evdeki gelindir.
    Alt demlik kaynadıkça o olgunlaşır,demlenir.
    Gelinin kocası ise bardaktır.Biraz gelin doldurur birazda kocanın anası.
    Çocuklar Çayın şekeridirler.Tad verirler.
    Görümce ise Çay kaşığıdır.Arada bir gelir ve karıştırır gider.
    Kaynataya gelince o da bardak altıdır, dökülenleri bir araya toplar.

  5. ahmet yorum tarihi 6 Nisan, 2011 00:26

    Menemen olayı gerçeği,Resmi Tarih Yalanlarına son!.
    .

    -Genelkurmay, Menemen olayı ile ilgili olarak Arşivinde bulunan 13 adet belgeyi internet sitesinden tanıtımını yaptı. -Resmi tarihin 80 yıldan beri kamuoyuna sunduğu “Kubilay olay yerine geldi. Mehdi Mehmet’e eylemden vazgeçin çağrısında bulundu. Karşı gelenlerin dinlememesi üzerine askere ateş emri verdi. Asker manevra mermisi kullandı. Mermilerin zarar vermemesi üzerine Mehdi Mehmet: “Bana mermi işlemez, ben Mehdiyim”dedi. Ve sonra Mehdi Mehmet, Kubilayı yaraladı. Gazaz cami avlusunda da kafasından kesti” söylemlerinin doğru olmadığını olmay yerinde bulunan telgraf memuru Nail Bey’in rporundan ortaya çıkıyor. – Bir manga sürgü takılı askerler, kumandanları Kubilay Mehdi ile boğuşurken neden birdenbire ortadan kayboldular!
    -Olay sonrası tehlikenin kaynağı olarak gösterilen Nakşibendi Şeyhi Esat’ın ifadesi alınmadan ihbar raporları ile hakkında idam cezası verildi. Şeyh Esat, Erbilli ve Türkmen asıllı, aynı zamanda Mehmet Akif’e hocalık yapan, Milli mücadelede Fevzi

    Çakmak’a da yardımcı olan saygın bir insandı. -Genelkurmay sitesinde Menemen olayları sonrası Türkiye genelinde çok sayıda din adamının izlendiği listesi çıktı. -Adanalı Ramazanoğlu Mahmut Sami Efendi’nin adı listeyle alındı. Susturuldu. Ve Ramazanoğullarının 500 yılık Vakıflarına ait yüzlerce dükkan, hamam, cami, medresi yağmalandı. Üzücüdür ki Adana şehir merkezinde satılan ve yıkılan camileri asker kökenli şahıslar aldılar. -Bütün araştıralar Menemen olayının olayları başından beri izleyen Alay Kumandanlığı ile dönemin İçişleri Bakanlığı’nın bilgisi dahilinde hazırlandığı ve uygulamaya konduğunu gösteriyor.
    Genelkurmay Başkanlığı kamuoyunu Menemen olaylarını aydınlatmak amacıyla “tsk.mil.tr” internet sitesine 13 adet belge yayınladı. Menemen olaylarının görgü tanıkları, tanık belgeleri ve suçluları takip amaçlı olan belgeler içinden resmi tarihin Menemen söylemlerinin fiyaskolarını ortaya koyan bilgiler ortaya çıktı.

    MENEMEN OLAYI DERİN DEVLETİN BİR TERTİBİDİR
    Genelkurmay’ın Menemen Olaylarının içinde yer alan Telgraf Memuru Nail Bey’in olay gözlem tanık raporu şaşırtan ilgilerle dolu. 23 Aralık 1930 tarihinde sabah 8 civarında yaşanan Menemen olayları ile ilgili açıklamalar yapan Nail Bey: “(Menemen olaylarını yaratanlar) telleri kestik diye bağırmaktalardı. Bendeniz derhal telleri muayene ettim. Telle iyi ve İzmir’e malumat verdim. Bu sırada Jandarma kumandanı Yüzbaşı Fahri Bey gelip şakilerle görüştü.Artık ne görüştüğünü ben anlayamadım.Yalnız kasaplar arasındaki mevkide bulunan halk tarafından alkışlandı.Yüzbaşı Fahri Bey çekilip gitti. Ne tarafa gittiğini şüphesiz bilemiyorum…Kublay beyin kumandasında bir müfreze geldi. Müfreze kumandanı evkafın kahvesi önünde askeri durdurtup süngü tak emrini verdi.Kendisi şakilerin yakasını tuttu.Asker süngü takdı.Onlar dönmelerine devam ediyor. Beraberlerce Maarif kahvesinin önündeki büyük ağacın hizasına geldiler. Öbür taraftan dönüp te gelen diğer arkadaşı bunların o vaziyetini görünce Koblay Beyin arkasından bir silahla vurdu”. Nail Bey, açıklamalarına Kublay Bey’i korumakla görevli askerlerin birdenbire kaçarak yok olduklarını da açıklıyor. Bundan sonra Kubilay arkadan aldığı kurşun yarası ile Hükümet binası ve yanındaki Gazaz Camisi bahçesine sığınıyor. Orada yere düşüyor. Mehdi Mehmet ve yanında bulunan şahsın yardımıyla Kubilay’ın kafası kesiliyor”. Buraya kadar telgraf memuru Nail Bey’in açıklamalarından resmi tarihin 80 yıldan beri topluma sunduğu “Kubilay Mehdi Mehmet ve adamlarının önüne çıkarak eyleme son vermelerini istediği ve askerlerin manevra fişekleri ile ateş açtıkları ve Mehdi Mehmet’e isabet ettiği halde öldürmediği bunun üzerine Mehdi’nin “Bana kurşun işlemiyor, ben Mehdiyim” konuşması yaptığı yönündeki bilgiler Genelkurmay belgelerinde yer almıyor. Menemen olayı başından sonuna kadar Menemen’deki olayları yakından izleyen Alay kumandanlığı ve dönemin İçişleri Bakanlığı’nın bilgisi dahilinde hazırlanan bir tertip olayıdır. Mehdi Mehmet, olay esnasında içki içen serkeş ayyaşın birisidir. Kullanılan yönlendirilen ve kanlı eylem yaptırılan bir kişi.

    DİN ADAMLARINI TASFİYE EYLEM PLANI
    Genelkurmay sitesinde yer alan tarihi belgeler arasında Türkiye genelinde çok sayıda din adamının rejim için tehlikeli görülerek izlendiği isim listesi de var. Olayların asıl sorumlusu görülen İstanbul’daki Erbilli Şeyh Esat Efendi, aslen Türkmendir. Mehmet Akif Ersoy’a hocalık yapmış, kurtuluş savaşı esnasında da General Fevzi Çakmak ile yakın işbirliği içinde olmuştur. Ve Ahmet Yesevi’den Nakşibendiye kadar uzanan yüzyıllar içinde devletin destekçisi olan dini bir harekettir. Esat Efendi, Menemen olayından sonra sorgulaması, yapılmaksızın hakkında idam cezası verilmiş, 87 yaşının içinde bulunduğu için yasalara göre 65 yaşından büyük olduğu dikkate alınarak idam infazı yerine getirilmemiş, ancak oğlu ile birlikte 28 kişi asılmıştır. İlginçtir ki Menemen olayı esnasında Kubilay’ı yalnız bırakan askerlerin ve de olay öncesi Mehdi Mehmet ile görüşerek bilgi aktaran Yüzbaşı Fahri Bey ile Mehmet Ali Bey’in ifadeleri yoktur.

    ADANA’DA RAMAZANOĞULLARI VAKFININ YAĞMALANMASI
    Menemen olayı ile ilişkilendirilen din adamları listesinde adı geçen Ramazanoğlu Mahmut Sami Bey, önce göz hapsine alındı. Sonra susturuldu. Ve Ramazanoğulları ailesinin kuruculuğunu yaptığı Adana şehir merkezindeki vakfa ait yüzlerce dükkan, ırmak hamamı ve mescitler, camiler yıkılmış veya satılarak elden çıkarılmıştır. Hatta, Ramazanoğuları vakıf arazisi içinde yer alan İncirlik arazisi de 1950’li yılarda Amerikalıara üs olarak verilmiştir. Bir Adanalı tarihçi olarak soruyorum: “Ramazanoğlu Mahmut Sami Bey’in suçu ne idi?”. Menemen olayını perde arasında derin devletin din adamlarını tasfiye planı vardır.

    TÜRKİYE GENELİNDE İZLENEN VE SUÇLANAN-SUSTURULAN DİN ADAMLARI LİSTESİDİR. kAYNAK: GENELKURMAY ARŞİVİ, MENEMEN DOSYALARI

    iZLENEN, SUSTURULAN DİN ADAMLARI LİSTESİDİR

Yorum yap