398) SİYONİST LOBİLERDEN YARDIM DİLENEN DEVLET ADAMLARIMIZ

Yayin Tarihi 11 Temmuz, 2009 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

Siyonist lobilerden yardım dilenen

devlet adamlarımız…

image00127.jpg

Size bu yazımda, iki devlet adamımızın ABD’deki Siyonist lobilerden nasıl yardım dilendiğini anlatacağım.

Ama önce, bu lobiler hakkında çok kısa temel bilgi sunacağım.

ABD’de tüm kadroları Siyonist Yahudilerden oluşan ‘Lobiler’ bulunmaktadır. Amerika’nın ekonomik, finansal, mali, politik ve kültürel alanlarında çok etkili olan bu lobileri bizim medya, sadece ‘Yahudi Lobiler’ olarak tanımlayarak onların gerçek yüzlerini, yani acımasız İsrail yanlısı Siyonist olduklarını halkımızdan saklamaya, gizlemeye, perdelemeye çabalamaktadır.

ABD’de başka tür lobiler de vardır ama, özellikle politikacıların en korktuğu lobiler, Siyonist lobilerdir. Eğer bir politikacı Siyonist lobilere ters düşecek bir eylem ya da söylemde bulunursa, o politikacının seçilme şansı kalmaz. Seçilmiş bir milletvekili ya da senatörse, bir daha asla seçilemez. Çünkü, Siyonistlerin elindeki medya hemen o kişiye karşı ya bir iftira kampanyası başlatır ya da o kişiyi sanki hiç yokmuş gibi sayıp, medyada haber olmasını engeller.

ABD’deki en büyük Siyonist lobiler şunlardır:

Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC)

1951’de kurulmuş, ABD’nin hemen her yöresinde şubeleri bulunan, 100 bin üyeli, İsrail yanlısı en güçlü Siyonist lobidir.

Zengin Siyonist Yahudilerden topladıkları paralarla, Amerikalı politikacılara bol rüşvet dağıtıp senato ve meclisten Siyonist İsrail yanlısı kararlar çıkartmaktadırlar.

Başkanı Siyonist Yahudi Howard Kohr olan bu güçlü lobi, bugünlerde ABD’nin İran’a silahlı saldırıda bulunması için çalışmaktadır.

Amerikan Yahudi Kongresi (AJC)

1930 yılında Haham Stephan Wise tarafından kurulmuştur. New York’taki merkezi dışında ABD’de 29 şubesi, 175 bin üyesi ve ABD dışında 8 bürosu bulunmaktadır.

Başkanı Siyonist Yahudi Neil B. Goldstein olan bu lobi, milletvekillerini ve senatör Jeff Bingman gibilerini ‘satın alarak’, Siyonistlerin isteklerini yasalaştırmayı sağlamaktadır.

Bu Siyonist lobi, 27 Ocak 2004 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, ‘Profiles in Courage’ (Cesur Kişiler) ödülünü verdi.

Recep Tayip Erdoğan’ın kimlerin çıkarlarını savunmada cesaret gösterip bu ödülü aldığı sorusunu, Türkiye’de hiç kimse sormadı!

Temel amaçları Siyonist İsrail’in çıkarlarını savunmak olan bu Siyonist lobi, acaba Recep Tayip Erdoğan’ı niçin ödüllendirmişti?

Ulusal Güvenlik Konularında Yahudi Enstitüsü (JINSA)

1976 yılında Siyonist Yahudiler Richard Perle ve Eliot Abrams tarafından kuruldu, 17 binden fazla üyesi bulunmaktadır.

Bu Siyonist lobinin temel amaçları, ABD’nin İsrail’e sürekli para hibe etmesini ve askeri araç gereç göndermesini sağlamaktır.

Başkanlığını Siyonist Yahudi Norman Hoascoe’nu yaptığı bu lobinin yönetiminde, ABD milletvekilleri, üst düzey bürokratlar ve ABD Dışişleri ve Pentagon danışmanları bulunmaktadır.

JINSA’nın 15 yöneticisi Mayıs 2001’de Ankara’da çok üst düzey askeri ve siyasi yetkililerle görüşmeler yaptıktan sonra, günümüz CHP İstanbul milletvekili İlhan Kesici’nin evinde özel konuklar olarak ağırlandı.

Bu Siyonist lobi; Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Çevik Bir ve Mehmet Karamehmet’e ödül verdi. Türk medyasında bu ödüllendirme hiç sorgulanmadı. Bu kişiler, Siyonist İsrail yanlısı JINSA’ya ne tür üstün hizmetlerde bulunmuşlar da ödüllendirilmişlerdi?

İftira ve Karalama Karşıtları Birliği (ADL)

Hangi haklı gerekçelerle olursa olsun, ne kadar çok sağlam kanıt ve tanıklara dayandırılırsa dayandırılsın, Siyonizm’i, Siyonistleri ve Siyonist İsrail’i eleştiren herkesin yakasına ‘antisemitizm’ yapıyor, yani Yahudi düşmanlığını yayıyor diye yapışan Siyonist lobinin adı ADL’dir.

Başkanlığını Siyonist Yahudi Abraham Foxman’ın yaptığı bu lobinin ABD’de 29 şubesi, dünyada 3 temsilciliği bulunmaktadır.

Abraham Foxman, lobinin bazı yöneticileriyle birlikte her yıl en az iki kez Türkiye’ye gelir, İstanbul ve Ankara’da krallar gibi ağırlanır, sivil-asker yöneticilerle görüştürülür. ABD’ye ziyarete giden siyasilerimiz, asker-sivil bürokratlarımız değişik ortamlarda ADL yöneticileri ve özellikle Abraham Foxman’la bir araya gelirler.

11 Haziran 2005 tarihinde, Başbakan Recep Tayip Erdoğan’a ADL tarafından, ‘Courage to Care’ (Şefkat Gösterme Cesareti) ödülü verildi. Aslında bu ödül, Yahudilerin Nazi soykırımından kurtulmasına yardım edenlere verilmektedir. Recep Tayyip Erdoğan’ın kimlere, nerede ve ne zaman şefkat gösterme cesareti sergilemiş olduğu bugüne kadar açıklığa kavuşmamıştır.

Büyük Amerikan Yahudi Örgütlerinin Başkanlarının Konferansı

Son 50 yıldır ABD’deki en büyük 51 Siyonist Yahudi örgütünün başkanları, ‘konferans’ adlı bu şemsiye grubunda bir araya gelmektedirler. Amaçları, ABD-İsrail arasındaki özel ilişkiyi geliştirip güçlendirmek, Siyonist İsrail’in her koşulda desteklenmesini sağlamaktır.

Başkanlığını Siyonist Yahudi Alan Solow, yardımcılığını Malcom  Hoenlein’in yaptığı bu örgütün ABD’nin birçok yerinde şubeleri bulunmaktadır.

Orta Doğu Forumu (MEF)

Amerika-İsrail çıkarlarını Orta Doğu’da korumayı, savunmayı temel ilke edinmişlerdir. Köktendinci İslamcılar olarak niteledikleri toprakları işgal altındaki Müslümanlara karşı savaşılmasını, ABD’nin Gazze’de Filistinli Müslüman sivillerin üzerine misket bombaları yağdırmasını, Gazze’ye su ve yakıt gönderilmesinin engellenmesini istemektedirler.

Başkanı ünlü Siyonist Yahudi Daniel Pipes olan bu lobi günümüzde, Amerikalı politikacılara bol miktarda rüşvet dağıtarak İran’a savaş açılmasını sağlamaya çalışmaktadır.

Amerika Siyonist Örgütü (ZAO)

1897’de kurulmuş olup, 50 bin üyesi bulunmaktadır.

Siyonist Yahudi Morton Klein’ın başkanlığını yaptığı bu lobi, milletvekillerine rüşvet dağıtarak Kudüs’ün İsrail yönetiminde kalmasını, sürekli olarak Hamas’a saldırılmasını sağlamaktadır. Bu Siyonist lobi bugünlerde, Suriye ve Suudi Arabistan’a ambargo koydurmaya çalışmaktadır.

ABD’deki Siyonist lobilerle ilgili çok özet bilgiler bu kadar.

Şimdi size, işte bu lobilerden, iki devlet adamımızın nasıl yardım dilendiğini anlatacağım.

Sözde Ermeni soykırımının yeniden ısıtılıp ABD’de gündeme sokulduğu bir dönemde, Siyonist İsrail Devlet Başkanı Moşe Katsav, 8 Temmuz 2003 günü resmi davetli olarak Ankara’ya gelir. Çankaya Köşkü’nde onuruna bir yemek verilir. Davetliler arasında Türk Musevi Cemaati Başkanı Bensiyon Pinto da bulunmaktadır. Yenilir, içilir, samimi bir sohbet havasında nutuklar çekilir. Saat yirmi üç sularında davetliler köşkten ayrılırken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Bensiyon Pinto arasında şöyle bir konuşma geçer.[1]

Başbakan- Senden bir ricam var. Sayın Katsav’a sözde soykırımla ilgili yaşadığımız sıkıntıdan söz eder misin? Amerika konusunda bir şeyler yapmamız lâzım, bize bir el versin.

Bensiyon Pinto- Elimden geleni yapacağım.

Birbirlerine iyi geceler diler ve ayrılırlar. Ertesi sabah Bensiyon Pinto uçakla İstanbul’a döner. Siyonist İsrail Devlet Başkanı, Efendi Terörist Moşe Katsav[2] da özel uçağı ile İstanbul’a gelir. Kendisine Neve Şalom Sinagogu’nda özel bir tören düzenlenir. Törenden dolayı çok memnun olan Katsav ve eşi ile birlikte Boğaz’da tekne turuna çıkılır. Bensiyon Pinto, Katsav’ın yanına oturur. Sohbet sırasında sözde Ermeni soykırımı konusunda devletin yaşadığı sıkıntıları anlatır. Sonra birden Katsav’ın eline telefonu uzatır ve ABD ile yapacağı görüşmeyi hemen o anda yapmasını isteyecek kadar ileri gider. Katsav, ABD’ye telefon eder ama aranan kişi yerinde bulunamaz. Hiç kuşkusuz aranılan kişi, güçlü Siyonist lobilerinden birinin başkanıdır.  İsrail’in Efendi Terörist Devlet Başkanı Moşe Katsav, şu sözü verir:

“Başbakanına selam ve sevgilerimi ilet. Sana söz veriyorum, bu işi Moldova’ya inmeden halledeceğim.”

Aynı günün gecesinde İstanbul’da Kadir Topbaş’ın oğlunun düğünü vardır. Davetli olan Bensiyon Pinto, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın masasının hemen yakınındaki bir masada oturmaktadır. Gece on bire yirmi beş kala Bensiyon Pinto’nun telefonu çalar. Arayan, Moşe Katsav’dır. Kısaca şöyle der:

“Başbakanına söyle, bu iş bitti.”

Bensiyon Pinto masasından kalkar, Recep Tayyip Erdoğan’ın masasına yaklaşır. Kulağına eğilerek:

“Telefon geldi, o iş halledildi”

deyip yanından ayrılır.

‘Görevimiz Tehlike’ dizisindeki maceralara benzer biçimde heyecanlı geçen olay bu. Şimdi bu olayı ciddiyetle irdeleyelim.

T.C. Başbakanı, resmi davetlisi İsrail Devlet Başkanı ile Ankara’da bir araya geliyor. Ama kendisiyle, sözde Ermeni soykırımını baş başa konuşamıyor, ondan bu konuda destek istemekten korkup çekiniyor!

Peki, ne yapıyor?

Tüzel kişiliği olmayan bir cemaatin, hiçbir resmi unvanı olmayan başkanından yardım dileniyor!

Hani, T.C. Devleti çok güçlüydü! Güçlü bir devletin ulusal onur sahibi bir başbakanı böylesine zavallı bir duruma düşer mi?

İşte ikinci örnek:

Günümüz CHP’sinin ‘ağır toplarından’ İstanbul milletvekili Şükrü Elekdağ anlatıyor:[3]

“Ben ABD’de büyükelçi iken zora girdiğimde Jak Kamhi’ye telefon ederdim. 48 saat içinde uçağa atlar gelirdi. Washington’da, Kongre’de Kamhi, Yahudi Lobisi’yle mücadele eder, Yahudi Lobisi’ni bizim lehimize seferber eder, harekete geçirirdi. O bakımdan çok büyük yardımları olmuştur.”

Fakir Türk halkı, Şükrü Elekdağ adlı çocuğunu ilk, orta, lise ve üniversitede okutmuş. Fransa’ya göndermiş, Paris Üniversitesi’nde hukuk doktorası yapmasına olanak sağlamış. Daha sonra tutmuş, onu ABD’ye Büyükelçi olarak yollamış.

Peki, bütün bu emeklerin karşılığında Şükrü Elekdağ ne yapmış?

Her zora girdiğinde sarılmış telefona, hiçbir resmi unvanı olmayan T.C. vatandaşı bir işadamından, aman ne olur hemen uçağa atla gel, benim burada başım dertte, Siyonist lobilerle baş edemiyorum, gel beni kurtar, diye yardım dilenmiş!

Peki, devletimiz onu ABD’ye bostan bekçiliği yapsın diye mi göndermiş? Madem bu işi beceremiyordu, neden onurlu davranıp istifa etmemiş? Sırf Yahudi kökenlidir diye bir vatandaşımızı, ta İstanbul’dan Washington’a başı sıkıldıkça çağırmaktan, ondan yardım dilenmekten hiç utanmamış mı?

Siyonist lobilerle baş edebilmek için, hiçbir resmi unvanı olmayan Yahudi kökenli bir vatandaşımızdan yardım dilenen, sonra Türkiye’ye dönüp yıllarca TBMM’de milletvekili olarak caka satan Şükrü Elekdağ’a yakışacak bir ad, ben bulamadım, acaba siz ne dersiniz?

Şükrü Elekdağ’ın ABD hayranı, AB Mandacısı ve Siyonist İsrail devleti dostu olduğunu söylemem, sizin ona uygun bir ad bulmanızda yardımcı olabilir mi?

Yılmaz Dikbaş

9 Temmuz 2009



[1] Bensiyon Pinto, “Anlatmasam Olmazdı-Geniş Toplumda Yahudi Olmak”, Doğan Kitap, İstanbul,  Eylül 2008, 4. baskı, sf.166-167

[2] Yılmaz Dikbaş, “Efendi Teröristler”, Asya Şafak Yayınları, İstanbul, Mayıs 2009, sf. 425-426

[3] Rıfat N. Bali, “Cumhuriyet Yıllarında Türkiye Yahudileri-Devlet’in Örnek Yurttaşları (1950-2003)”, Kitabevi, İstanbul, 2009, sf. 493-494

Yorumlar

“398) SİYONİST LOBİLERDEN YARDIM DİLENEN DEVLET ADAMLARIMIZ” yazisina 11 Yorum yapilmis

  1. Ahmet alptekin yorum tarihi 11 Temmuz, 2009 03:55

    Al birini vur ötekine gercekten bu insanlar mı yönetiyor bizi.Başbakan utanmıyor mu acaba ? bir de ”one minute” diye ortalıkta geziyor..

  2. Barış AYKUL yorum tarihi 12 Temmuz, 2009 21:17

    Rezilliklerde son perde hic bitmiyor…

    Adeta sok dalgasi gibi bir rezalet haberi karsisinda “vay canina”derken daha agzimizi kapatmadan baska bir rezalet haberi aliyoruz…

    Cevik Bir e ve onun sahsinda Buyuk Kulup uyesi olma pesindeki tum 1.Ordu Komutanlarina ozel teessuflerimi bildiririm…

  3. murat M yorum tarihi 10 Temmuz, 2010 10:31

    Ben bu yazıyı alabilirmiyim

  4. Ramazan K. Kurt yorum tarihi 13 Nisan, 2012 02:58

    Amerika’da İsrail Lobisi Ve Büyük Tasfiye Operasyonu
    http://www.ortadogugazetesi.net/makale.php?id=559
    TÜRKİYENİN MİLYONLARCA DOLAR ÖDEDİĞİ KÜRT DEVLETİ KURMAYA ÇALIŞAN WASHINGTON’DAKİ İSRAİL LOBİSİ VE SONER ÇAĞAPTAY
    http://www.ortadogugazetesi.net/makale.php?makale=kralin-danismani-kraldan-daha-degerlidir&id=1026

  5. Rıza Zelyut yorum tarihi 20 Nisan, 2012 08:25

    Nedir bu ADL
    Türkiye; bu Siyonist dayatmaya karşı asla ödün vermemelidir.
    http://www.frmtr.com/turkiyeye-sahip-cik/4292242-nedir-bu-adl.html

  6. Dr. Tahir Tamer Kumkale yorum tarihi 20 Nisan, 2012 18:43

    Amerikanın içindeki ADL AIPAC ve JDL gibi önemli Yahudi LoBileri İSRAİLin çıkarları için bu ülkede YILLARDIR Her Tür İSTİHBARATı elde etmeye Rüşvet hatta gerekirse CiNaYeT ve TeRöRe de başvurmuşlardır
    http://www.kumkale.net/yazi.asp?id=339
    İSRAİLi MuTLaKa DurDurmak LaZıM
    Dünyanın ŞERİAT ile idare edilen TEK Dinci ve IRKÇI YöNeTiMi İsraildir Aşırı 1DiN Devleti HerŞeyin Tek HaKiMidir Bu yönetimin Başka Dinlere BağımSızlık tanıması ve 1 arada yaşaması mümkün görülMemektedir
    http://www.kumkale.net/yazi.asp?id=1081

  7. Hasan Erden yorum tarihi 24 Nisan, 2012 05:16

    Üstün CeSaReT MaDaLYaSını Theodor Herzl’in 1906 da kurduğu AJC (ABD) Yahudi Kongresinden almıştınız Bu ÖRGÜTün AMACI SiYoNiZMi Tüm Dünyaya HaKiM KıLMaKTıR 104 YILdır SaDeCe 10 kişiye verilen 2005 yılında 11.’si SiZe verilen YaHuDiLeRiN Üstün Cesaret MaDaLYaSı’nın 1Diğer Özelliği de Musevilerin dışında İLK Kez 1Başka Din mensubuna verilmesiydi. (…) Bu MaDaLYanın tarafınıza verilmesinin NeDeNi NeDiR?
    http://www.gunisigigazetesi.net/kategori.php?id=3925

  8. Muharrem Bayraktar yorum tarihi 19 Haziran, 2012 05:57
  9. Necdet B. Sivaslı yorum tarihi 17 Ağustos, 2012 06:58
  10. İsrafil K.Kumbasar yorum tarihi 24 Kasım, 2012 20:38

    Ermeni soykırımı iddialarının arkasında Yahudi LoBiSi mi var?
    http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=476

  11. Hasan Demir yorum tarihi 11 Kasım, 2016 15:45

    Yahudi Lobisi Türkiye’de OLAĞANÜSTÜ ETKILI
    İngiltere’de, Almanya’da, Fransa’da Yahudi lobisinin etkisi asgaridir. Bu, bütün Avrupa ülkeleri için geçerlidir. Putin’le birlikte Rusya’da da Yahudi lobisinin etkisi kırılmıştır. Çin ve Japonya’da ciddi bir Yahudi etkisinden bahsedilemez. Çünkü İngiltere, Fransa, Almanya ve tabii Rusya, Çin ve Japonya, rejimleri ne olursa olsun, milli devletlerdir.
    Tarihi geçmişi ve yaptığı etkilerle dünyayı dönüştürme büyüklüğü bakımından en ‘milli devlet’ olması gereken Türkiye’de, ilginçtir, Yahudi lobisinin etkisi neredeyse diyaspora Yahudi’sinin İsrail üzerindeki etkisinden daha fazladır. Bunu anlayabilmek için şu satırları dikkatle okumamız gerekiyor: “1880 yılında Fransa’da, 15.y.y.Yahudilerine atfedilen iki mektup yayınlandığı için Yahudiler kovuşturmaya uğradılar ve Arles Yahudiler’i, İSTANBUL Yahudileri’nden yardım istedi.
    İSTANBUL Yahudileri şöyle karşılık verdiler:
    ‘-Musa’ya İnanan sevgili kardeşlerimiz, Fransa kralı sizi Hıristiyan olmaya zorluyorsa, Hıristiyan olun, başka türlü yapamazsınız çünkü, ama Musa’nın yasalarını yüreklerinizde saklayın. Malınızı mülkünüzü elinizden alıyorlarsa, oğullarınızı tüccar olarak yetiştirin ki, yavaş yavaş onlar da Hıristiyanların mallarını mülklerini ellerinden alsınlar. Canınıza kastediyorlarsa, oğullarınızı hekim, eczacı olarak yetiştirin ki, onlar da Hıristiyanların canlarını alsınlar. Havralarınızı yakıp yıkıyorlarsa, oğullarınızı din adamı olarak yetiştirin ki, onlar da Hıristiyanların kiliselerini yakıp yıksınlar. Başınıza başka dertler açılıyorsa, oğullarınızı avukat, noter olarak yetiştirin ki, her devletin işine karışsınlar. Böylece, Hıristiyanları boyunduruğunuz altına alacak, dünyaya egemen olacak, öcünüzü alabileceksiniz onlardan.’ (FOUCAULT SARKAA, UMBERTO ECO, Can Yayınlan, s: 466, BÜLENT BENGISU TAPINAK ŞÖVALYELERI)”
    İşte o gün ve devamı yıllarda Fransa’daki Arles Yahudilerine önerdiklerinin büyük bir kısmını İstanbul’da hayata geçiren Yahudiler, Osmanlı’nın çöküşünde önemli rol oynamış, “Çiftliklerimiz” dedikleri Mason localarını da kullanarak meselâ Yahudilere Kıbrıs’ı vermeyen ve Filistin’den toprak satmamakta direnen ABDÜLHAMID’IN defterini dürmeyi başarmışlardır.
    İşte bu gerçeği bilen Mustafa Kemal çevresini kuşatan onca masona rağmen, “DEFOLUN Yahudi uşakları” diyerek MASON LOCALARINI kapatmış ve bu kararı arkadaşımız OGÜN DELI’NIN, “Atatürk Nasıl Öldürüldü” KITABINDA dile getirildiği gibi, kendi sonunu hazırlamıştır. Ne yazık ki, İsmet İnönü döneminde rahmetli Gazi’nin kapattığı ve SIYONIZIM’IN “Çiftliklerimiz” dediği MASON LOCALARI yeniden açılmıştır. İşte o saatten sonra Atatürk’ün milli devleti hızla erozyona uğramış, mesela Türkiye daha dün kendisinin olan topraklarında kurulan İsrail’i ilk tanıyan İslâm ülkesi haline gelmiştir…
    EVEN, bugün SIYONIST Yahudiliğin EN etkili olduğu ülkelerin başında MAALESEF Türkiye gelmektedir.
    Öyle olmasaydı İsrail savaş uçakları Anadolu’nun göbeği Konya’da daha iyi savaşabilmek için eğitim uçuş iznini Türkiye’den koparamazdı. Avrupa Musevi Kongresi Başkanı Pierre Besnainou, “Erdoğan İslâm dünyasının lideri olsun” diye çırpınmazdı.. Musevi Kongresi Başkanı Atatürk için, “İslâm Dünyasının lideri olsun!” der miydi? Elbette demezdi…
    Yine Siyonist Yahudiler SULTAN ABDÜLHAMID için de, “İslâm dünyasının lideri olsun!” derler miydi?
    Demezlerdi…
    Çünkü ne ABDÜLHAMID ve ne ATATÜRK döneminde Türkiye’de Yahudi lobisinin her dediği olmaz, meselâ İsrail gazetelerinin bile, “Bu adam girdiği her yeri batırıyor” dediği Ofer isimli Yahudi’ye İstanbul’un en mutena semti satılmak istenmez ve öyle bir Yahudi ile ortaklık yapılarak arkasında MOSSAD olduğu bilinen şirketlere Türkiye-Suriye sınırındaki kimi bölgelerin mayın temizleme işi verilmez, verilemezdi…
    ………………..
    ANKARA’DA İSRAIL GIZLI DEVLETI MI VAR?
    Altında petrol denizi bulunan, 510 kilometre uzunluğa sahip 3 milyon dönümlük Suriye sınırındaki Türk toprağının 49 yıllığına İsviçre üzerinden, mayın temizleme kılıfı altında MOSSAD”IN taşeron şirketlerine ha devredildi ha devredilecek olması sizi çıldırtmıyor mu?
    Sahibi belirsiz Kardak kayalığı için Yunanistan’la savaşı göze alan Türkiye, sıra İsrail’e gelince niye yelkenleri indiriyor? YOKSA ANKARA’DA İSRAIL GIZLI DEVLETI MI VAR? Suriye sınırındaki 3 milyon dönüm arazi vatan toprağı değil mi? Yoksa Yunanistan düşman da İsrail dost mu? Diplomatik üslup dışında KIM İSRAIL’E DOST diyorsa işte O ASLINDA Ankara’daki İSRAIL DERIN DEVLETININ ADAMIDIR.
    Çünkü İSRAIL dost DEĞIL, DÜŞMANIN EN sinsisi, EN kararlısı, EN güçlüsü ve EN acımasızıdır.
    Bunu ben değil, İSRAILLI YETKILILER söylüyor.
    Türkiye, İsrail’i tanıyan ilk Müslüman ülke olmasına rağmen, yine Türkiye Konya üzerinde İsrail savaş uçaklarına eğitim uçuşu yaptırarak Filistin halkına ve kendi geçmişine ihanet etmesine rağmen İsrail, Türkiye’ye, hem Irak’ta Barzani-Talabani önderliğinde kurulmuş bulunan “Yahudi Kürdistan”ın merkezinde yer alarak, hem bayrağında tahrif edilmiş Tevrat’a göre “Vaat edilmiş toprakları” iki mavi çizgi, yani Nil-Fırat’ı resmederek, hem Knasst (İsrail Parlamentosu) girişine Türkiye Cumhuriyeti topraklarının bir kısmını da içine alan ARZ-ı MEV’UDU çakarak Türkiye’ye sürekli, “Elime fırsat geçtiğinde canına okuyacağım” deyip duruyor.
    İSRAIL’IN Türk ve Türkiye DÜŞMANLIĞININ böyle sembollerden ibaret değil. SIYONIST Yahudi ABD, AB ve Türkiye IÇINDEKI “DERIN DEVLETINE” o kadar güveniyor ki, zaman zaman küstahlaşmaktan, Türk vatanı üzerindeki toprak emellerini açıkça dile getirmekten de çekinmiyor, çekinmedi.
    Daha önce de yazdım.
    “Lübnan Kasabı” ARIEL ŞARON 1982 yılında bir İtalyan gazetesinde Türkiye’nin işgalini tartışmış ve, “TÜRKIYE ilgi ALANIMIZ içersindedir” dememiş miydi? 31.12 1982 tarihli Günaydın gazetesi ŞARON’UN bu küstahlığını okurlarına, “Haddini BIL ŞARON” diye duyurmamış mıydı?
    Siz şimdi Şaron’un bu küstahlığını bir kenara bırakın, ABD-İsrail ittifakının Irak’ın kuzeyinde bir “YAHUDI KÜRDISTAN” kurduğunu ve bu devletin yaşayabilmesi için AKDENIZ’DE açılma gibi bir mecburiyeti olduğunu, ardından da, MOSSAD CIA ve İNGILIZ GIZLI MI5-6 SERVISLERININ 23 Mart 2004 günü bir futbol maçı esnasında Suriye’deki Kürtleri, Türkiye’deki ayrılıkçı Kürtler gibi nasıl ayaklandırdıklarını hatırlayın ve bu bilgilerinizin yanına, 1983 yılında, zamanın İsrail Dışişleri Bakanı İZAK ŞAMIR ‘in, “TÜRKIYE’YI KÜRDISTAN’I IŞGAL ALTINDA TUTMAKLA” suçladığını koyun; bütün bunlar sizi iknaa yetmediyse, İsrail’de HERKESIN bildiği, “BIR TÜRK ÖLDÜR , RAHAT ET !” YAHUDI atasözü ÜZERINDE BIRAZ DÜŞÜNÜN BAKALIM..
    Altı âdeta bir petrol denizi olan Türkiye-Suriye sınırındaki 3 milyon dönümlük arazinin 49 yıllığına İsrail’e devri demek bence Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bu topraklardan ebediyen vazgeçmesi demektir.
    Türkiye kendi mayınını temizlemekten aciz olamaz…
    Türkiye kendi mayınını temizleyemiyor mu, o zaman bırakınız mayınlı kalsın. Böylece hem Irak’ın kuzeyindeki YAHUDI KÜRDISTAN’IN AKDENIZ’E DOĞRU ÖNÜNÜ TIKAMIS, hem “Nil’den Fırat’a” kadar, “ARZ-I MEV’UD” hayalleri kuran ve bu hedefine ADIM ADIM yaklaşmakta olan SIYONIST İSRAIL’IN önünü tıkamış, böylece vatana ihanet etmemiş olursunuz.
    Türkiye’de bir kere olsun Türkler için bir şey yapılmayacak mı?
    Büyük Ortadoğu Projesi için, “İnşallah hayata geçer, Diyarbakır da bu projenin merkezi olur” diyen Başbakan ve Türkiye’yi yönetenler, proje sahiplerinin, “Ortadoğu’da 22 ülkenin sınırları değişecek” diye açıkça yazıp çizdiklerini bilmiyorlar mı?
    Türkiye-Suriye sınırındaki 3 milyon dönümlük vatan toprağının İsrail DERIN DEVLETININ ortağı olduğu şirketlere 49 yıllığına devredilmek istenmesi haritanın bir bakıma Türkiye’yi Irak’tan sonra Türkiye üzerinden de ufak ufak değişmeye başlaması değil midir?
    Herkes aklını başına toplasın.
    Yoksa Yahudilerden aldığınız cesaret ödülleri cehenneminiz olur; TAMAM MI? 02-05-2006
    http://www.yenicaggazetesi.com.tr/mobi/israil-istihbaratinin-fisledigi-turk-gazeteci-kim-7341yy.htm

Yorum yap