382) NATO YENİ DÜŞMANLAR VE STRATEJİLER ARIYOR!

Yayin Tarihi 17 Mayıs, 2009 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

NATO Yeni “Düşmanlar” ve Yeni Stratejiler Arıyor!

image00124.jpg

3-4 Nisan 2004 tarihlerinde NATO’nun 60. yılı, Fransa’nın Strasburg şehri ile Almanya’nın Kehl (Baden-Baden) kasabasında idrak edildi. Zirve öncesinde NATO’nun Hollandalı  Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, ittifak üyelerince daha önce öngörülmeyen “terörizm, siber saldırılar ve iklim değişikliğinin etkileri” gibi sorunlar gündeme getirileceğini ifade etmişti.  İttifaka yeni bir stratejik konsept gerektiğinin altını çizen Scheffer, “Bilgisayar korsanlarının faaliyeti, kutuplarda buzların erimesi, enerji güvenliği alanındaki riskler” gibi yeni tehlikelere karşı daha dikkatli olunması gerektiğini ifadeyle, “bir siber saldırının, bir askerin başka bir ülke sınırını geçmesinden çok daha fazla şey ifade ettiğini” ileri sürmüştü.[1]

NATO’nun Strasburg – Kehl Zirvesi’nin Gündemi

Zirvenin önemli konuları şöyle sıralanabilir: (1) 60. yılında NATO’nun değerlendirilmesi, (2) Fransa’nın 43 yıl aradan sonra NATO’nun askeri kanadına yeniden dönüşü, (3) Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliğine seçilmesi, (4) ABD Başkanı Obama’nın ilk kez bir NATO zirvesine katılması, (5) ABD’nin isteği ile Afganistan’a daha fazla sayıda asker gönderilmesi için irade gösterilmesi, (6) Ağustos 2008’de Rusya ile Gürcistan’da yaşanan Güney Osetya Krizi sonrası, Rusya ile ilk kez yeniden bir araya geliş, bu bağlamda Doğu Avrupa’da ABD’nin istediği “Füze Kalkanı” projesini dondurulması, hatta aynı zamanda “NATO’nun doğuya doğru genişlemesi” projesine en azından ara verilmesi, (7) 2010 Lizbon zirvesinde “Siber saldırı” ve “korsanlıkla mücadele” konusunda yeni NATO stratejilerini devreye sokmak üzere hazırlıkların bitirilmesi kararının alınması.

Türk kamuoyunda, yukarıda sıralanan başlıklardan en göze çarpanları kuşkusuz ki, sansasyonel değeri bulunan, Rasmussen’in Genel Sekreter seçilmesi ile Fransa’nın askeri kanada dönüşü idi. Bu durumda NATO’nun 60. yılı zirvesinde pek parlak sonuçlar alındığı, ya da kararlar alındığını söyleyebilmek mümkün değildir. Zira NATO’nun 40. yılının idrak edildiği 1989’da iki Almanya birleşmiş, ardından çorap söküğü gibi Varşova Paktı ile Sovyetler Birliği dağılmıştı. 50. yılın kutlandığı 1999’da ise NATO’nun “Doğu’ya doğru genişleme” projesi kapsamında üç eski Doğu Avrupa ülkesi (Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti) NATO üyeliğine kabul edilmiş, aynı yıl Kosova’ya NATO hava harekatı düzenleyerek, Sırbistan’ın Kosova halkına orantısız kuvvet kullanımını önlemiş, Kosova’da NATO’nun Kosova Gücü (KFOR) göreve başlamıştı. 60. yılda sadece Hırvatistan ve Arnavutluk’un 2008 Bükreş zirvesinde kabul edilen üyelikleri gerçekleşmiştir. NATO’nun genişlemesiyle ilgili yeni bir emare verilememiştir. Üstelik “Füze Kalkanı” projesi dondurulmasına rağmen, Rusya bu konudaki hamlesini devam ettirmiştir.[2]

İlk kez iki ülkede (Fransa ve Almanya) gerçekleşen NATO zirvesi, her ne kadar iki ülke arasında Ren Nehri üzerinde yeni inşa edilen köprüden yaya geçilerek dünyaya bir mesaj verilmeye çalışılsa da, küresel krizin “kurtarıcısı” Obama bu zirveyi “onurlandırsa” da, zirvenin öncekilerden daha sönük geçtiğini söyleyebilmek mümkündür. Zirveye damgasını vuran, aslında 2010 Lizbon Zirvesi’ne taşınan iki konudur. Bunlar da “Siber saldırı” (ya da savaş) ile korsanlığa karşı alınması gereken önlemleri içeren yeni NATO stratejileri konusundaki gelişmelerdir. Bu yazı içerisinde iki konu üzerinde durulmaya çalışılmıştır.

Siber Terör, Siber Savaş ya da Sanal Ortamda Saldırı

Türk kamuoyuna bir siber terör, ya da sanal ortamda saldırıyı henüz tam anlamıyla dikkat çekilememiştir. Ancak, bu durum Nisan 2009 içinde İngiltere’de meydana gelen çarpıcı bir olay üzerine dikkat çekmeye başlamıştır. Olay; kocasının izlediği porno filmlerin ücretini bakanlık bütçesinden ödeten İngiltere İçişleri Bakanı Jacqui Smith’i protesto etmek isteyen “şifre kırıcıların” (hacker), bakanlığın web sayfasının kontrol sistemini ele geçirip, bu siteye bir Japon porno sitesini yönlendirmesiyle ortaya çıktı.[3]

Siber saldırı ya da terör, normal şifre kırıcılıktan (hacker) daha farklıdır. Siber terörizm ya da siber savaşı şöyle tanımlamak mümkündür: Boşluk ile terörizmin bir bileşimi olarak ‘Siber Terörizm’, siyasi ve sosyal mercilere ve kişilere gözdağı vermek, baskı oluşturmak maksadıyla resmi birimlerin bilgisayarlarına, network sistemlerine, bilgi ve veri tabanlarına yapılan yasadışı tehdit ve zarar verici saldırılardır. Ancak bir saldırının siber terörizm olarak tanımlanabilmesi için bir bireye ve mala karşı şiddetiçermesi gerekmektedir.[4]

Bir diğer siber saldırı, sebebi açıklanmasa da, Şubat 2009 içerisinde Fransa’da da yaşandı. Fransız Savunma Bakanlığı’nın internet ağına giren ve İki hafta boyunca bakanlığın ağlarında bir virüs dolaşmıştır. Ülke savunmasına yönelik bazı güvenlik sistemlerinin kullanılamadığı bildirilen bu saldırının başlangıcından iki gün sonra, Villacoublay Hava Üssü’ne ulaşan virüs dolayısıyla savaş uçaklarının kalkış yapamadığı dahi ileri sürülmüştür.[5]

Sanal saldırıların en fazla ses getirenlerden biri 2003 yılı başlarında, ABD’nin Irak’ta savaşa odaklandığı sırada duyuldu. InfoSecure adlı bir sistem güvenlik şirketi tarafından, ABD’nin Irak müdahalesine destek verecek ülkelerin kamu ve özel sektör sistemlerinin savaş karşıtlarının siber saldırılarına maruz kalabileceğini, “Savaşın başlamasıyla birlikte doğrudan veya dolaylı olarak savaşı destekleyecek ülkeler, daha önce yaşanmamış yoğunlukta yeni tehditlerle karşılaşabilirler!” şeklinde duyurdu. Aynı tarihlerde NASA’nın Jet Motorları Araştırma Laboratuarı (JPL) sunucularına çok sayıda siber saldırı gerçekleştirildiği ilk kez açıklayan şirket yetkilileri, 2 saat süren saldırılar sonucu JPL sunucularının bir süre çalışamaz hale geldiğini ifadeyle, “Columbia uzay mekiğinin parçalanmasından 7 saat sonra, konunun Irak savaşı ve terör saldırıları ile ilgili olabileceği” yönünde açıklamada bulunmuşlardı.[6]

“Tarihin İlk Siber Saldırısı” ve Devam Eden Gelişmeler

Yurtdışı kaynaklı olduğu belirtilen ilk siber saldırı ise Nisan 2007 sonlarında Estonya’da meydana geldi. Estonya ile Rusya’yı karşı karşıya getiren, “Meçhul Asker” heykelinin Rusya’nın itirazına rağmen sökülmesi üzerine, 27.4.2007’den itibaren Rusya’nın Estonya’ya yönelik bir siber saldırı düzenlediği bildirildi. Rusya’nın bu saldırısı, “bir devlet tarafından bir başka ülkenin bilgisayar sistemlerine karşı siber ortamda yapılmış ilk baskın” olarak tarihe kaydedildi. Estonya Savunma Bakanı Jaak Aaviksoo, saldırıların ardında Kremlin’in olabileceğini ifadeyle, anıtı kaldırmaları üzerine, son haftalarda dünya çapında yaklaşık 1 milyon bilgisayar kullanılmak suretiyle Estonya internet sitelerine saldırılar düzenlendiğini belirtti. Estonya’nın devlet, haberleşme ve bankacılık sistemlerini felç eden saldırı karşısında NATO ve AB’nin büyük bir şaşkınlık yaşadığı ve alarma geçtiği, NATO’nun Estonya’ya uzman ekip göndererek saldırının boyutunu ve yarattığı tahribatı ölçmeye çalıştığı görüldü.[7]

Estonya’ya yapılan ilk “siber saldırı”nın ardından Almanya’dan yeni bir feryat duyuldu. Ağustos 2007’de Alman basınında Çin Silahlı Kuvvetlerine bağlı şifre kırıcıların casus programlarıyla Alman devlet sitelerine girdikleri haberi yayımlanmıştır. Daha sonra Ekim 2007 ayındaki bir basın toplantısında, Alman istihbarat ofisinin başkan yardımcısı Hans Elmar Remberg, “Bize göre bu dijital saldırıların arkasında Çin’in devlet çıkarları bulunuyor. Çünkü saldırıların yoğunluğu, yapısı, kapsamı ve hepsinden önemlisi de içinde resmi ve özel kurumların da bulunduğu hedefler bunu gösteriyor!” şeklinde ciddi bir ithamda bulunmuştu.[8] Ancak, bu iddiaya aynı günlerde Çin’de acilen bir cevap verildi. Pekin’deki olağan basın toplantısında Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Liu Jianchao, Almanya’nın bu iddialarını açıklığa kavuşturması gerektiğini ifadeyle, Almanya’nın böyle iddialar ortaya atarken sorumlu davranmasını istedi.[9] Almanya’nın resmen şikayetçi olduğu bu gelişme, ister Çin’den, ister başka bir yerden olsun, neticede gerçekleşmiş ve oldukça hassas devlet sistemlerinin siber tehditlere karşı savunmasının güçlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Eylül 2007 içerisinde bu kez de ABD Savunma Bakanlığı’nın bilgisayar sistemlerini hedef alan bir saldırının varlığından haberdar olundu. Saldırının kaynağının saptandığı ve Çin Silahlı Kuvvetleri tarafından düzenlendiği öne sürülen saldırının, Haziran içerisinde meydana geldiği iddia edildi. ABD’li  yetkililere göre, sızma harekatı Savunma Bakanı Robert Gates’in kullandığı bilgisayar ağını hedef almıştı. Bu iddialara karşılık Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jiang Yu, ABD’de bazı odakların Çin-ABD ilişkilerine zarar vermek istediğini öne sürerek, iddiayı yalanladı.[10]

Kasım 2007 içerisinde İnternet güvenlik şirketlerinden McAfee’nin yıllık raporunda, dünyada güvenliğe ilişkin en büyük tehditlerden birinin gelecek on yılda bilgisayar sistemleri üzerinde bir “siber soğuk savaşın” oluşturacağına, istihbarat örgütlerinin diğer devletlerin bilgisayar ağlarını sürekli sınayarak zayıf noktalarını bulmaya çalıştığına, bu yöndeki tekniklerin her yıl daha da geliştirildiğine dikkat çekilmekte, hükümetlerin sanayi casusluğuna ve alt yapılarına yönelik saldırılara karşı savunmalarını acilen güçlendirmeleri gerektiği üzerinde durulmaktadır. Şirket yetkililerinden Jeff Green, “siber suçların küresel bir sorun haline geldiğini ve önemli ölçüde geliştiğini” ifadeyle, bu tür suçların sanayi kuruluşları ve bireyler yanında, artan ölçüde milli güvenliğe de tehdit oluşturduğunu söylemiştir. Siber savaşın ön saflarında Çin’in olduğu yorumu yapılan raporda, Washington’daki İstihbarat ve Araştırma Merkezinin Müdürü James Mulvenon’un “Siyasi ve askeri amaçlarla siber saldırıyı ilk kullanacakların Çinliler olduğu” yönündeki ifadesine de yer verildi. İngiltere’nin Ağır Organize Suçlar Kurumu, ABD’de FBI ve NATO’nun verilerinden yararlanıldığı kaydedilen raporda, Estonya’da Nisan ve Mayıs 2007 içerisinde özel ve resmi internet sitelerine yönelik düzenlenen saldırıların “sadece buzdağının görünen kısmı” olduğu ileri sürülmüştür.[11]

Siber saldırıları ciddiye alan ülkelerden ABD’de bu konuda Ekim 2007 içerisinde, “Cyber Command” (Siber Komutanlığı) adıyla yeni bir komutanlık, Louisiana eyaletindeki Branksdale Hava Üssü’nde kuruldu. Bu birimin kendi doktrinlerini geliştirebilecek özerk bir yapı içerisinde, Ekim 2009 içerisinde tüm unsurlarıyla faaliyete geçeceği bildirildi.[12]

image00211.jpgBu arada 2008 yılı içerisinde, Estonya’nın başkenti Talin’de NATO siber savunma merkezinin kurulması için de NATO’dan onay alındı. NATO ülkelerini siber saldırılardan koruma ihtiyacına yönelik merkezin, siber savunma stratejilerinin geliştirilmesi açısından üye ülkeler için bir bilgi bankası işlevi görecektir. Türkiye’nin de üye olabileceği ilgili NATO kurumuyla, Mayıs 2008 itibariyle NATO üyelerinden Almanya, İtalya, İspanya, Slovakya, Litvanya, Letonya ve Estonya, katılım anlaşmasını imzalamışlardır.[13]

Somali’li Korsanların NATO’ya Strateji Hazırlatan Haydutlukları

Türk kamuoyu, dünyadaki korsanlık faaliyetlerinin ulaştığı sonuca ilk kez YASA Denizcilik firmasına bağlı Neslihan isimli geminin Somalili korsanlarca kaçırılmasıyla ilgi duymaya başladı. Oysa Aden Körfezi ve civarında, Ocak-Aralık 2008 döneminde 110 gemiye deniz haydutluğu  saldırısı olmuş ve bu gemilerden 42’si deniz haydutlarınca ele geçirilmiştir.[14] Deniz haydutları hızlı botlara sahip olup, saldırılarını ana bir gemiden genellikle kaçırılmış bir balıkçı gemisinden uydu telefonları kullanarak  koordine etmektedir.  Korsan-terörist karışımı bu insanlar, kaçırılan gemi için istedikleri fidye üzerinde pazarlık da yapmaktadırlar. Kaçırılan gemileri serbest bırakmak için en az 10.000 ABD Doları ve fidye için başlangıçta 2 milyon ABD Doları istenmektedir.

Korsanlar süratli botlarla gemilere genellikle pupasından yaklaşarak, gemiyi durdurmak için yaşam mahallini ateş altına almakta, G-3 otomatik piyade tüfeği, Kaleşnikof ve G-4 isimli roketle atılan el bombası, roketatar kullanmaktadırlar.[15] Eski balıkçılardan oluşan korsanların bazılarının, Somali açıklarında seyir halindeki iki ana gemiden yönlendirildiği ileri sürülmekte, son teknoloji ile donatılmış “Burum Ocean” ve “Athena” isimli bu ana gemilerin radar ve AIS kanalıyla bölgede seyreden ticari gemileri belirlediği, sonra botlarla ana gemiden ayrılan korsanların saldırılarını geçekleştirdiği, gemi özelliklerini bulabildikleri, GPS ve radyo telsizi ile bilgisayar kullanabildikleri, Somali ölçülerine göre son derece lüks bir yaşam sürdürdükleri, bazılarının da işadamlarına borç vererek, Puntland bölgesinin ekonomik açıdan özerk hale gelmesine bile sebebiyet verdikleri ileri sürülmektedir.

Somali sahilleri, Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’nun bu coğrafyaya yakın bölgelerinde sadece 14.11.2008 günü tam dört kez, korsan saldırısının gerçekleştiği raporu verildi. Kasım 2005 içinde bölgede korsan saldırısına uğrayan bir yolcu gemisi, tamamen personelin mahareti ve ani sürat yükseltmesi ile korsanların elinden kurtulabildi. Bu sebeple özellikle yolcu gemileri Somali yakınlarından geçmemeğe özen göstermektedirler.[16]

Somalili korsanlar, 14.11.2008’de  100 milyon dolarlık petrol taşıyan Suudi tankeri MV Sirius Star’ı kaçırdılar. 19 Kasım’da bu kez İran ve Yunanistan’a ait gemiler kaçırıldı. Merkezi Malezya’da bulunan Uluslararası Denizcilik Bürosu, Somalili korsanların kontrol edilemez hale geldiğini açıkladı. Korsanlar, bu pervasız hareketleri ile sadece uluslararası denizcilik ticaretini engellemekle kalmıyor, aynı zamanda,  ABD, NATO ve AB’ye de meydan okumakta ve itibar kaybettirmektedirler.[17] Bu sebeple aynı tarihlerde BM, ABD ve AB bazı kararlar aldı. Bu arada Çin, Rusya, Hindistan, Endonezya ile bölgeye yakın bazı Arap ülkeleri de bölgedeki korsanlığı önlemek üzere ayrıca önlemler almaya başladılar.

Ocak 2009 içerisinde yakalanan bir Somalili korsan, korsanlığın sebebini, “Somali’de tüm genç adamlar çaresiz. Büyük bir işsizlik var, gelir kaynakları yok. Kaynaklardan biri balık avlamak, bunun yanında süper devletler ve Asya ülkeleri kendi denizlerimizde yan iş veriyorlar. Bu nedenle biz öncelikle yasadışı balıkçılığa başladık, fakat uluslar arası güçler onları toplamaya başladı!”[18] şeklinde, açıklamıştır. Öte yandan, 8 milyonluk Somali’de halkın 3 milyonu açlık tehdidiyle karşı karşıyadır. İşin ilginç yanı da, BM’den gıda yardımı alan ülkeye yapılan bu yardımların büyük bir çoğunluğu deniz yoluyla taşınmaktadır.[19]Yani, bir bakıma bu korsanlık meselesi Somali’ye herkesten daha fazla zarar verir hale gelmiştir.

Somali – Aden Körfezi’nde ABD, AB ve Diğer Ülkelerin Korsan Avı[20]

2008 yılı ikinci yarısında Somali sahillerine yakın korsanlık faaliyetlerinin artış kaydetmesi üzerine, BM’nin çağrısıyla bölgeye NATO ve AB gibi uluslararası örgütler “caydırıcı” güç gönderdikleri gibi, bazı ülkeler de kendi deniz ticaret gemilerinin güvenliği için savaş gemilerini görevlendirdi. Halen bölgede ABD ve Rusya’nın gider ayak artan ölçüde korsanlara karşı daha “agresif” ve ön alıcı gayretler içerisine girdiği görülmektedir. Öyle ki, Şubat 2009 içerisinde bölgedeki ABD savaş gemilerinden “USS Mahan”ın korsan gemilerinin yerlerinin belirlenmesi maksadıyla insansız uçak kullandığı bile ileri sürüldü.[21]

Bu maksatla AB’de, Kasım 2008’de bölgeye 6 gemi ve üç keşif uçağı gönderilmesine karar verildi ve 15.12.2008’den itibaren AB’nin bu ilk müşterek filosunda Yunanistan, İngiltere, Fransa ve Almanya’dan görevlendirilen gemiler görev aldı. İspanya ve Fransa da deniz karakol uçağı (su üstü keşif gözetleme kabiliyetli) da görevlendirmeyi yükümlendi. Almanya’nın Karlsruhe adlı firkateynle katıldığı bu harekata da “Atalanta Harekatı” (EU NAVFOR Somalia Operation Atalanta”adı verildi. BM Güvenlik Konseyi’nin 2008 yılında alınan 1814, 1816, 1838, 1846 ve 1851 sayılı kararlarını desteklemek maksadıyla icra edilen AB’nin bu harekatının hedefleri şöyledir:

AB’nin bu “korsan avı”na çıkan ve Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası (AGSP) bağlamında ilk deniz harekatı olma özelliğini taşıyan harekatına Yunan firkateyni Psara (komuta ve karargah gemisi), İngiliz firkateyni Northumberland, Alman firkateyni Rheinland-Pfalz,  Fransız firkateyni Floreal, İspanyol firkateyni Victoria ve Orion P-3A tipi Deniz Karakol Uçağı, İtalyan firkateyni Maestrale sınıfı bir gemi katıldı. 

Bölgede ayrıca Görev Kuvveti 151 (Task Force 151 ya da CTF 151) adıyla bir de NATO kuvveti görev yapmaktadır. Bu kuvvet içindeABD kruvazörü Vella Gulf (komuta ve karargah gemisi)Mahan muhribi ile yakalanacak korsanlar için Lewis ve Clark nakliye gemileri,
İngiliz firkateyni Portland  ve Türk firkateyni TCG Giresun yer almaktadır.

Bölgede bu gün itibariyle korsanlıkla değil, sadece teröristlere karşı sorumlu “Operation Enduring Freedom” başlığı altında bir harekat icra eden çok uluslu bir görev kuvveti “Görev Kuvveti 150” (Task Force 150) de bulunmaktadır. Bu kuvvet Alman, Fransız, Pakistan, Suudi Arabistan, İngiltere ve Danimarka deniz kuvvetleri unsurlarından oluşmaktadır.[23]

Somali Sularında Korsanlar Darbe Almaya Başladı

Bölgede 2008 içinde Rus “Intrepid” gemisi varken, yerini “Neustrashimy” firkateyni aldı. Hint firkateyni (Mysore), Çin gemileri (2 muhrip, 1 lojistik destek gemisi), Malezya “Sri Indera Sakti” ve İran gemileri de korsanlığa karşı mücadele etmektedirler. Bu gayretler son zamanlarda semeresini vermeye başlamıştır. “Jean de Vienne” adlı Fransız gemisi, Ocak 2009 başlarında silahlı ve donanımlı 19 Somalili korsanı ele geçirerek Somali yönetimine teslim etti.[24] Ocak 2009 ayı içerisinde Fransız Floreal tarafından korsanlar yakalandığı gibi, 13.2.2009’da Somali kıyılarındaki 10 korsan Rus Petr Velikij (Büyük Pedro: Deli Pedro) kruvazörü tarafından, İran bandıralı bir balıkçı gemisine saldırmak üzereyken yakalandı. Bundan bir gün önce de Amerikan kuvvetleri de 26 korsanı yakalamışlardı.[25]

Fransız bir ailenin kullandığı Fransız bandıralı 14 buçuk metrelik “Tanit” adlı yelkenli, Nisan 2009 başlarında korsanlarca Hint Okyanusu’nda ele geçirildi. Fransa ile rehineler üzerinde pazarlık başlatılması üzerine, üç Fransız firkateyni yelkenliyi kuşattı ve açılan ateş sonunda yelkenli ile geçirildi.[26] Aynı günlerde ilk kez bir ABD gemisi Somalili korsanlar tarafından ele geçirildi. “Maersk Alabama” adlı bu konteynerin, 53 yaşındaki süvarisi Richard Phillips, 13.4.2009’da ABD firkateyni “USS Bainbridge” tarafından, bir can kurtarma botu içerisinde tutulurken, pazarlık yapmak üzere yaklaşan korsanların elinden kurtarıldı.[27] NATO üyelerinin büyük çaba harcadığı Somali korsanlarının faaliyetlerinin önlenmesinde bir diğer önemli sonuç da 19.4.2009’da alındı. Somalili 7 korsan, Norveç bandıralı MV Front Ardenne adlı tankere Aden Körfezi’nde saldırdı. Ancak başarılı olamadıkları gibi, geminin durumu bölgedeki NATO kuvvetlerine rapor etmesi üzerine, 7 saat sonra yakalandılar.[28]

Bu silahlı mukabeleyle gerçekleştirilen iki kurtarma faaliyetinden önce Somalili korsanlar kendilerinde emin bir şekilde, “AB ve NATO güçlerinin geldiğini biliyoruz, fakat bu çözüm değil. Çözüm, Somali’de barışı tekrar sağlamak. Bundan dolayı biz daha iyi yaşam ve daha çok iş fırsatı istiyoruz. Onlar bizi yakalayabilirler, fakat asla bu işi yapmaktan caydıramazlar. (…) saldırılar hakkında endişelenmiyoruz, çünkü şu anda yüksek alarm durumundayız ve onlar bunu asla başaramayacaklar!”[29] şeklinde oldukça iddialı konuşuyorlardı. Ancak, bundan sonra herhalde bölgedeki uluslararası deniz kuvveti varlığını hafife alamayacaklardır. Alırlarsa sonlarını neyin beklediğini görmeye başlamışlardır.

Sonuç

NATO 2009 zirvesi sonucunda, NATO’nun 5. maddesi hükmü esasları içerisinde kalmak suretiyle, 2010 Lizbon zirvesinde “korsanlıkla mücadele” ve “siber terörle mücadele” hakkında strateji belirlenmesine karar verildi. Görüldüğü üzere NATO, bundan böyle kendisine yeni “düşmanlar” arayıp bulmaya çalışmaktadır.

Siber saldırılar konusunda ABD başta olmak üzere bazı NATO ülkeleri kendi başlarına önlemler aldığı gibi, Estonya’da 2008’de alınan bir kararla, isteyen üye ülkenin katılabileceği bir “NATO Siber Savaşla Mücadele Mükemmeliyet Merkezi”nin de hizmete girmesi beklenmektedir. Korsanlıkla mücadele için de Somali’de hem AB’nin “Atalanta Somali Harekatı”, hem de içinde Türk gemisi TCG Giresun’un da bulunduğu çok uluslu Görev Kuvveti 151, bu maksat için faaliyetlerine haftalar önce başlamışlardır. Bu faaliyetlerden elde edilecek verilerle NATO’nun yeni stratejilerinin 2010’da kamuoyuna açıklanması beklenmektedir. Korsanlarla mücadelede alınacak sonuca bağlı olarak, bu görev için kaynak aktarmayı düşünmeyen NATO üyelerinin iknası da kolaylaşacaktır.

Kendisine yeni düşmanlar arayan NATO’nun, siber saldırı ve korsanlıkla mücadele sonrasında geliştireceği yeni stratejiler içerisinde “Narco-Terör”, yani narkotikle mücadele eden ekiplerin yerini almak, ya da onlarla müşterek hareket etmek de gündeme gelebilir. Veya, “Mülteci tacirleriyle savaş” da buna dahil edilebilir…

Bu yazı Jeopolitik dergisinin Mayıs 2009 tarihli sayısında, “2009 NATO Zirvesi ve 60. Yılında NATO’nun Yeni Stratejileri!” başlığı altında yayınlanmıştır.

Doç. Dr. Celalettin Yavuz
TÜRKSAM Başkan Yardımcısı

http://www.turksam.org/tr/a1668.html


[1] “NATO internette Korsanlarla Savaşacak”, 19.2.2009, http://www.tumgazeteler.com/?a=4707935

[2] Rusya, Şubat 2009’da Belarus’la yapmış olduğu bir anlaşma gereği, bu ülkeye mevcut en gelişmiş hava savunma füzelerinden (SAM) S-400 verdi. Bkz: “Russia’s S-400 secures Belarus airspace”, 10.04.2009, http://www.indymedia letzebuerg.net/index.php?option=com_content&task=view&id=22520&Itemid=28

[3] “İçişleri Bakanı’na Pornografik Hack”, Akşam, 8.4.2009.

[4] Hakan Tiryaki, “Bugünün ve Yarının Tehdidi Siber Terör”, 1.10.2005, http://www.tumgazeteler.com/?a=784367

[5] “Fransız Ordusuna Sanal Saldırı”, 10.2.2009, http://www.timeturk.com/fransiz-ordusuna-sanal-saldiri-51458-haberi.html

[6] “ABD Müttefiklerine Siber Saldırı Uyarısı”, 8.2.2003, http://www.tumgazeteler.com/?a=14450

[7] “İlk Siber Savaş”, 18.5.2007, http://www.milliyet.com.tr/2007/05/18/dunya/adun.html

[8] “Almanya ile Çin Arasında Siber Savaş”, 23.10.2007, http://www.hurriyetusa.com/haber/haber_detay.asp?id=13348

[9] “Çin’den Siber Atak İddialarına Yalanlama”, 23.10.2007, http://www.haberler.com/cin-den-siber-atak-iddialarina-yalanlama-haberi/

[10] “Bush ‘sanal Saldırı’yı Görüşecek”, 5.9.2007, http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2007/09/070905_china_bush.shtml

[11] “Siber Soğuk Savaş Tehdidi”, 29.11.2007, http://www.tumgazeteler.com/?a=2396641

[12] “Askeri Tarihte Bir Devrim Sayılıyor Bu Gelişme… ABD, Siber Savaş İçin Özel Komutanlık Kurdu”, 16.11.2007, http://www.nethaber.com/Dunya/45242/ASKERI-TARIHTE-BIR-DEVRIM-SAYILIYOR-BU-GELISME

[13] “Siber Savunma Merkezi İş Başında”, 11.11.2008, http://www.tumgazeteler.com/?a=4326603

[14] “Deutsche Marine entwaffnet Piraten”, 25.12.2008, http://derstandard.at/?url=/?id=1229975005141%26sap=2%26_seite=1

[15] Recep Canpolat, “Biz Direndik NATO Seyretti”, Akşam, 17.11.2008.

[16] Anouk Zijlma, “Modern Day Pirates”, 20.11.2008, http://goafrica.about.com/b/2008/11/20/modern-day-pirates.htm

[17] “Korsanlar Dünyaya Meydan Okuyor”, Akşam, 20.11.2008http://goafrica.about.com/b/2008/11/20/modern-day-pirates.htm

[17] “Korsanlar Dünyaya Meydan Okuyor”, agy.

[18] “Somalili Neo-korsanlar ile Röportaj”, 8.1.2009, http://www.denizhaber.com.tr/roportaj/17070/somalili-neo-korsanlar-ile-roportaj.html

[19] Björn Hengst und Katharina Peters, , “Verteidigungspolitiker fordern robustes Mandat für Marine”, 20.11.2008, http://www.spiegel.de/politik/ausland/0,1518,591484,00.html

[20] Somalili korsanlarla ilgili ayrıntılar için bkz: Celalettin Yavuz, “Aden Körfezi ve Somali’de Korsanla Mücadele – TSK Devrede”, Birlik, Yıl 25, Sayı 179, Ocak-Şubat 2009, ss. 5-10.

[21] “Korsanlar İnsansız Uçakla Belirlenecek”, 17.2.2009, http://www.denizhaber.com.tr/guncel/17661/korsanlar-insansiz-ucakla-belirlenecek.html

[22] “EU NAVFOR starts activities”, http://consilium.europa.eu/cms3_fo/showPage.asp?id=1518&lang=en, (Erişim: 2.1.2009).

[23] Thomas Wiegold, “Angriff der Großmächte & Order of Battle (update)”,13.02.2009, http://wiegold.focus.de/augen_geradeaus/2009/02/

[24] “19 Somalili Korsanı Yakalandı”, 5.1.2009, http://www.timeturk.com/19-Somalili-korsani-yakalandi-44487-haberi.html

[25] Thomas Wiegold, agy.

[26] Fransız komandoların da kullanıldığı bu harekatta bir rehine öldü. Bkz: “Çapraz Ateşte Rehine Öldü”, Hürriyet, 12.4.2009, http://www.hurriyet.com.tr/dunya/11412966.asp?gid=200

[27] Dietmar Ostermann, “USA feiern ihren Seewolf”, 13.04.2009, http://www.fr-online.de/in_und_ausland/politik/aktuell/1719678_Aus-Piratenhand-befreit-USA-feiern-ihren-Seewolf.html

[28] Katharine Houreld, “NATO ships, helicopters hunt down 7 pirates”, 19.4.2009, http://news.yahoo.com/s/ap/20090419/ap_on_re_af/piracy

[29] “Somalili Neo-korsanlar ile Röportaj”, agy.

Yorumlar

“382) NATO YENİ DÜŞMANLAR VE STRATEJİLER ARIYOR!” yazisina 3 Yorum yapilmis

  1. Tahir Tamer KUMKALE yorum tarihi 8 Aralık, 2010 10:25

    NATO’NUN YENİ GÖREVİ
    KENDİ KENDİNİ DAĞITMAK OLMALIDIR
    http://www.kumkale.net/makaleler/002d9.html

  2. Yılmaz Karahan yorum tarihi 8 Aralık, 2010 13:14

    SAYIN YORUMCU;
    GÖNDERMİŞ OLDUĞUNUZ GEÇMİŞ YILLARA AİT GAZETE KÖŞE YAZILARI, YAYINLADIĞIMIZ YAZININ ÖNEMİNE BİNAEN ÖZELLİKLE SEÇİLMİŞ OLDUĞUNU MÜŞAHADE EDİYORUZ.
    İLGİNİZDEN DOLAYI TEŞEKKÜR EDERİZ.
    ANCAK ADINIZI GİZLEMENİZ VE POSTA ADRESİNİZİ, YAZARIN VEYA GAZETENİN ADINI BÖLEREK KULLANMANIZIN ETİK OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUZ.
    LÜTFEN KİŞİ VE KURUM HAKLARINI GÖZETEREK, YORUM YAPMANIZI İSTİRHAM EDİYORUZ.
    BU AÇIKLAMAYI; SİZE ULAŞABİLECEĞİMİZ BİR POSTA ADRESİNİ BİLEMEDİĞİMİZ İÇİN, BURADAN BELİRTMEYİ UYGUN GÖRDÜK.
    İYİ GÜNLER DİLERİZ.

  3. Arslan BULUT yorum tarihi 14 Şubat, 2015 04:19

    http://www.yenicaggazetesi.com.tr/turkiyedeki-gizli-devlet-ve-dinleme-operasyonlari-22117yy.htm
    Demek ki,
    Dünyada terör konusunda
    EN tecrübeli örgüt NATO’dur.
    Terörün Organizatörü NATO’dur!
    2-KISACA,
    NATO,
    Türk vatanının
    EN büyük ve kapsamlı
    Anayasa’yı ortadan kaldırma silahlı örgütüdür.
    NATO’yu savunan EN yakınınız Dahi olsa,
    Bilin ki o NATO dostu olduğu anda
    Türklük düşmanı olmuştur, Haindir.” Hain…
    http://www.yenicaggazetesi.com.tr/turkiyedeki-gizli-devlet-ve-dinleme-operasyonlari-22117yy.htm

Yorum yap