379) Türklerin En Temel İnancı ve Batı’nın Yalanı

Yayin Tarihi 3 Mayıs, 2019 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

TÜRKLERİN EN TEMEL İNANCI VE BATI’NIN YALANI

Batılıların şamanizm diyerek çarpıttığı, uygulamalarına paganizm diyerek küçümsediği, kendine göre her şeyi sınıflandırıp ‘ilkel din’ dediği Türk inancını hepimiz az çok yaşıyoruz ama bilmiyoruz.

Çünkü kendimizi bile yabancılardan öğreniyoruz.

Batının gözü ile görür, kafası ile düşünürsek kendimizi bile unuturuz.

TÜRK gibi bakmak, görmek ve düşünmek zorundayız.

Size kimi doğru bilinen yanlışları ve bilmediğiniz ilginç gerçekleri göstereceğim. Öncelikle TÜRK inancı çok tanrılı değildir.

 Kimi dönemlerde yabancı dinlerden etkilenip inancında değişime uğramış Türk toplumları vardır. Bizim konu ettiğimiz ise temel Türk inancı.

Tanrı diye geçen karakterler vardır ama Gök tanrının dışındakiler Tanrı değildir.

Bunu anlamak için tanrının anlamını bilmek gerekir. Aslı, bozulmamış hali Tengri’dir. Tengri tengerlenmekten yani dönmekten gelir.

Teker, tengerden gelir.

Yani Tengri; çeviren, döndüren demektir. İşte her işi çeviren, döndüren En büyük ruh olan Gök tengrinin doğadaki her şeyi çekip çevirmesi için büyük ruhlar yarattığı düşünülmüş.

Mesela Ülgenin gök katlarının yukarısında işleri çekip çevirdiği düşünülmüş.

Umay ananın hamile kadınlar ve çocuklardan sorumlu olduğu düşünülmüş. Bazıları buna karşı çıkabilir, hatta kızabilir. Şöyle örneklendireyim.

Mesela Allah’ta birçok ruh yani melek yaratmış.

İçlerinde büyük melekler yaratmış bazı işleri yapsın diye. Mesela Azrail’in görevi ruhları bedenden almak.

Şimdide ruh nedir onu açıklayalım.

Ruh enerjidir.

Atalarımız onbinlerce yıl önce her şeyin enerjiden var olduğunu anlamışlardı. Bu nedenle onlara göre taşların, nehirlerin, dağların, orman ve ağaçların bile bir ruhu vardı.

Bu sebepten her varlık kutsaldı ve saygı gösterilmeliydi.

Göl ve nehir gibi sular kirletilmezdi.

Orman ve ağaçlara gereksiz yere zarar verilmez, vahşi hayvanlar ihtiyaç dışı avlamazdı.

Onların ruhlarına saygı gösterilirdi.

Bu anlattıklarım batılıların gözünde paganist uygulamalar, doğa güçlerine tapınmak vs. Olarak anlatılır. 

Tabi ki her şeyi madde olarak gören, bitkileri cansız varlık, hayvanlarıysa değersiz canlı varlık olarak gören; kendine modern deyip, her şeyi çıkarına göre değerlendiren, batı bu saydıklarımı ilkellik kendi yaptıklarını modernlik olarak tanımladı.

Geliştirdiği bu ideoloji çerçevesinde başka inançları aşağıladı.

Doğanın bir parçası olarak yaratılan insan; doğadaki diğer ruhlar, yani diğer canlıların enerjileri ile etkileşime muhtaçtır.

Bir ağacın, bir hayvanın, şırıl şırıl akan bir suyun enerjisine ihtiyaç duyar.

Bu enerjilerden mahrum kaldığında kut’unu kaybeder, ruhu hasta olur.

Ardından ise bedeni.

Kut’suz insan Mut’ suz olur.

Günümüzdeki hastalıkların yarıdan fazlasında psikolojik yani ruhsal etkenler başı çekmektedir.

Tedavide ise psikolojik yani ruhsal tedavi ilk önceliklidir.

Öncellikle hasta iyi olacağına inanmalı, morali yani neşesi yüksek olmalıdır. Kamlar zaten onbinlerce yıldır bunu yapmakta insanlara kut vermekteydi.

Şimdide ‘kut’ nedir onu açıklamaya sıra geldi.

Kut Gök Tengri tarafından yaratılan iyi enerjidir diye açıklayabiliriz.

Tam olarak tarif etmek zor. Bu nedenle örnekler ile açıklayacağım. Kut’a en yakın örnek İslam inancındaki nur’dur.

Kut’un bir zıddı yoktur.

Tıpkı nur’da olduğu gibi nasıl ‘nursuz’ olmak varsa ‘kutsuz’ olmak vardır.

Mesela güneş kutludur.

Her gün ışık saçar ama ışığı hiç bitmez ya da azalmaz. Evrenin boşluğu, karanlığı da her gün bu ışığı yutar ama doymaz.

Altaylılar saçı ve tırnağı kutlu sayar.

Çünkü saç ve tırnak kestikçe uzar.

İnsanlarda da kut vardır. İnsanlardaki kutu çeken, yok eden, yutan şeyler vardır. Tıpkı karanlığın ışığı yuttuğu, her yeri karanlığın kapladığı gibi.

Bunlar kötü düşünceler, hareket ve huylar kısaca kötülüktür. Kötülükten beslenen Erlik yeraltında ışığın olmadığı yerde yaşar. Ona kurban edilen hayvanlar bile kara olmalıdır. Kutunu yitirmiş kötü ruhların gideceği yerin Erliğin yanı olduğuna inanılır.

İşte insanlar kutunu kaybetmemek, kutunu artırmak için iyilikler yapar.

Kurbanlar keser. Kutlamalar yapar.

Türkler tarihin başından beri en çok kutlama yapan millettir. Baharın gelişi kutlanır. Evlilik kutlanır. Gelinin eve gelişi kutlanır, çocuğun doğuşu kutlanır. Çocuğun İlk dişi kutlanır. Çocuğun İlk yürüyüşü kutlanır. Sünneti kutlanır. Daha nice şeyler kutlanır ve kurban kesilerek eti ihtiyaç sahipleri ya da eş dost ile paylaşılır ve kut artırılır.

Öyle ki Türkler cenazede bile kurban keser.

Kişi öldükten sonra bile cenazesine ziyaretine gelenlere ikramda bulunur.

Tabi ki günümüzde doğadan ve inançlarından bu kadar kopmuş, kendine yabancılaşmış insanımız bunu anlamakta zorluk çekmektedir.

Kutunu yitirmiş batı bugün tıpkı bir karanlık gibi insanlığı kaplamakta ve insanlara mutsuzluk getirmekte.

Sırf onların çıkarları için doğa hızla katlediliyor.

Onların zenginliği için kimi masum insanlar öldürülüyor ve varlıkları yağmalanıyor. Sürekli kaos çıkarıyorlar ve korku salıyorlar.

Tıpkı güneş gibi kendini yenileme özelliği olan, herkesi doyurabilecek bereketi olan kutlu dünyanın insanlara yetmeyeceği, öleceği yalanını ortaya atıp bu yalan üstünden zulüm yapıyorlar.

Dünyanın ruhuna saldırıp kutunu yok ediyorlar.

İşte o karanlık batının anlattığı her şey yalan ve çarpıtma.

Milyonlarca kızıl deriliyi onlar öldürdü.

Sanayi devrimi ile doğayı onlar öldürüyor. Ve yine uydurdukları yalan inanç ve dinler ile insanların inancını da onlar öldürüyor.

Ama Tengriyi öldüremezler.

 Güneşi söndüremezler.

KUTLU TÜRK VAR OLDUKÇA, TENGRİNİN KUT’UDA VAR OLACAK.

Çünkü Tengri bizi kutlu kıldı.

Yeryüzünde Kut’u Türk’e verdi.

Türk güneş gibidir, Kut’u ne biter ne azalır.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Mehmet Demirel

http://olayaydin.com/yazarlar/y/m/262/

Yorumlar

Yorum yap