368) DÜNYA SAVAŞI, TÜRKİYE’DEN ÇIKABİLİR!

Yayin Tarihi 2 Mart, 2009 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

Üçüncü Dünya Savaşı, Türkiye’den çıkabilir…

Türkiye, son ve büyük bir hesaplaşmaya doğru gidiyor.

Bu ülke korkulduğu gibi ırka ya da dine dayalı bir bölünme yaşamadı.

Daha korkunç ve daha temel bir bölünmeyle sakatlandı.

Cumhuriyet boyunca süren “kültürel bölünme” artık iyice keskinleşti.

Şimdi bir yanda, ayakkabılarını sokak kapısının önünde çıkaran, kadınlarının başını örttüğü, erkeklerinin sokağa pijamayla da çıkabildiği, erkek çocuklarının kahveye gittiği, kızlarının tam bir baskı altında yaşadığı, türküyle arabesk arası bir müzikten hoşlanan, belki de hiç kitap okumamış, hiç dansetmemiş, hiç karı koca birlikte lokantaya gitmemiş, hiç tiyatro seyretmemiş, evlerinde floresan lamba yakan, iyi eğitim alamamış, dini inançları kuvvetli kalabalık bir kitle var.

Diğer yanda ise kız lisesiyle Robert Kolej yelpazesinde eğitim görmüş, bir düğün salonunda ya da kolej partisinde dansetmiş, sinemaya giden, çok fazla olmasa da kitap okumuş, müzik zevki pop şarkılarla klasik müzik arasında dolaşan, evi nispeten daha zevkli döşenmiş, kızların flörtüne izin verilmese bile göz yumulan, Allah’a inanan ama ibadete pek aldırmayan, kadınlarının başını örtmediği, şarabın kalitesinden pek anlamasa da kadın erkek bir arada gidilen bir gezmede içki de içmiş, gazetelere bakan, magazin haberlerini izleyen, kendini birinci gruba kıyasla çok gelişmiş hisseden, entelektüel düzeyi çok yüksek olmasa da okumuş yazmış, Batı standartlarına yakın bir grup var.

Bu iki grubun yaşam tarzı birbirinden kopuk.

Onları, Batı’daki sınıflar arasında ortak bir zevk yaratan kilise müziği, dini resimler, İncil’in sinemalara bile yansımış hikayeleri gibi birleştirecek kültürel bir zemin yok.

Hayatları, zevkleri, inanışları birbirinden farklı.

Hatta birbirine düşmanca.

Birinci grup Cumhuriyet boyunca horlanmış, aşağılanmış, itilip kakılmış.

Şimdi bu grup siyasal olarak örgütlendi. Kalabalıklar. Ve her seçimi kazanacak siyasi bir güçleri var artık.

İkinci grup ise azınlıkta. Ve artık bir daha seçim kazanma ihtimalleri yok.

Bu noktada da tarihi bir paradoks ortaya çıkıyor.

Daha Batılı olan “ikinci grup”, Batı’nın siyasi değerlerini kabul ederse bir daha asla iktidarı ele geçiremeyeceğini bildiği için Batı’ya ve Batı’nın demokratik değerlerine düşman oluyor.

Yaşam tarzı olarak Batı’ya düşman olan kesim ise iktidarı ancak Batı’nın kriterlerini kabul ederek ele geçirebileceğini bildiği için Batı’yla ilişkileri geliştirmek ve demokrasiyi kabullenmek istiyor.

Bu kültürel parçalanmada “ordu” önemli bir role sahip.

Eğer, birinci grubu desteklerse ve Batı’nın demokrasisi burada kabul görürse, ordu da iktidarını kaybedecek.

Aslında birinci grubun çocuklarından oluşan ordu, kendi iktidarını sürdürebilmek için, kendisine benzemeyen ikinci grupla işbirliği yapıyor. Bir anlamda kendi köklerine ihanet ediyor.

Bu iki grup siyasi iktidar için son kez çarpışmak üzere hareketlenmiş gözüküyorlar.

Birinci grup ekonomik olarak da güçlü artık, Anadolu’da üretim yapıyor, “devletle” arası iyi olmadığı için malını dış dünyaya satıyor. Para kazanıyor. Siyasi örgütünü destekliyor.

İkinci grup parasal güç olarak da kuvvetli değil.

Dış dünyayla iş yapan, dışardan borçlanan büyük burjuvazi, Türkiye’nin ancak demokrasiyle normalleşebileceğine inanan entelektüel kesim, devletin yapısının değişmesi ve dünyayla bütünleşmesi gerektiğini düşünen bir grup bürokrat, birinci grubun destekçileri.

Yargı, ordu, bürokrasinin önemli bir kısmı ikinci grubun arkasında.

İkinci grup, siyasetle, demokrasiyle iktidarı elinde tutmasının mümkün olmadığını kavradığından şimdi siyaset ve demokrasi dışında bir çözümün peşinde.

Cumhurbaşkanı seçimi kavganın keskinliğini ve iki tarafın niyetlerini açıkça ortaya koydu.

Ordu destekli ikinci grup artık seçim de istemiyor.

Ve darbe söylentileri gittikçe artıyor.

Cuntalardan söz ediliyor.

Peki, darbe olursa ne olur?

Yaşam tarzı Batı’ya daha yakın olan grup orduyla birlikte iktidara gelir ve Batı’nın desteğini kaybeder.

Avrupa buna kesinlikle karşı çıkar.

Amerika her zamanki pragmatizmiyle, Kuzey Irak ve Ortadoğu politikalarını desteklemesi karşılığında darbeyi kabullenebilir aslında. Ama Amerika’nın önünde de ciddi bir engel var. “Demokrasi getireceğim” diye Irak’ı işgal eden bir ülke, dünyaya ve kendi kamuoyuna Türkiye’deki “darbeyi” niye desteklediğini açıklayamaz. Ve Irak faciasından sonra ikinci bir “zorlamayı” gerçekleştirecek gücü yok. İstese de istemese de darbeye karşı çıkacak.

Silahını ve parasını Batı’dan alan bir ordu ve ülke, Batı’dan koptuğunda ne yapacak?

Sanırım uzun zamandır bunu düşünüyorlar ve korkarım bunun cevabını buldular.

Türkiye’de darbe olursa, tarihte bugüne kadar hiç gerçekleşmemiş yeni bir oluşumla karşılaşacak dünya.

Türkiye, olası bir darbeden sonra, Rusya ve İran’la ortaklık kurmak isteyecek.

Silahı, enerjiyi ve parayı bu iki ülkeden alacak.

Rusya’yla İran’ın elindeki doğal gaz, petrol ve nükleer güç, Türkiye’yi bir süreliğine de olsa ayakta tutmaya yeter.

Ama Rusya, Türkiye, İran bloku dünyanın bütün dengelerini değiştirir.

Ortadoğu’nun kontrolünü tümüyle ele geçirir.

Avrupa’yı küçük kıtasına hapseder.

Kafkaslar’ı, Afganistan’ı, Pakistan’ı kendi gücüne katar.

Müslüman dünyayla yakın bir ilişki kurar.

Petrol kaynaklarına egemen olur.

Çin’le işbirliği yapabilir.

Bu gelişme, Avrupa, Amerika ve biraz da Japonya’dan oluşan “Batı”nın dünyadaki etkinliğini inanılmaz bir biçimde azaltır.

Yeni blok asker, enerji ve para açısından çok güçlenir.

Böylece, Türkiye’deki çatlama dünyada büyük bir çatlamaya yol açar.

Eğer Üçüncü Dünya Savaşı çıkacaksa, sanırım, bu çatlamadan çıkar.

“Asla böyle bir şey olmaz” diyebilirsiniz… Niye olmayacağına dair elinizde çok kuvvetli veriler varsa, söyleyin.

Ama, ya olursa… Ki bana çok mümkün geliyor.

O zaman ne yapacaksınız?

Bugün Türkiye’de kamplaşan ve bölünen insanların da…

Türkiye’yi Avrupa dışına itmeye çalışan, eski bir imparatorluk olmanın bir yanıyla çok görkemli, bir yanıyla çok zayıf mirasına sahip olan bir ülkeye küstahça davranan, işbirliği yerine “başöğretmenlik” yapmaya kalkan Avrupa’nın da…

Türkiye politikasında “ikili” oynayıp, kurnazlık ettiğini sanan Amerika’nın da…

Bu senaryoyu bir düşünmesini isterim doğrusu.

Türkiye’de yaklaştığı görülen kanlı bir çatışmanın bütün dünyayı yakması sandığınız kadar uzak bir ihtimal değil.

Hiç unutmayın ki ilk dünya savaşı tek bir tabancanın patlamasıyla başlamıştı.

ahmetaltan@gazetem.net

7 Mayıs 2007, Pazartesi   

Yorumlar

“368) DÜNYA SAVAŞI, TÜRKİYE’DEN ÇIKABİLİR!” yazisina 5 Yorum yapilmis

  1. Kürşad yorum tarihi 3 Mart, 2009 12:09

    Yüzümüzü doğuya döndüğümüz zaman batıya karşı ilk hedef ülke konumunda bulunuyoruz. Yüzümüzü batıya döndüğümüz zaman doğuya karşı ilk hedef ülke konumunda bulunuyoruz. Dünya barışını ve dostluğunu, ittifaklar birliğini ve insanlığın geleceğini belirleyecek olan ülke Türkiyedir. Bence Türkiyenin bir an önce gücünün ve konumunun farkında olarak ilk önce ülkesinde bunu hissettirip ve böylece milli bir şuur yaratıp daha sonra bunu dünyaya hissettirip, Tüm dünyayı kendi ekseni etrafında toplaması gerekmektedir. Biz ab ye natoya ve düşünülen bilimum ittifaka bağlanacağımıza kendi oluşturduğumuz bir ittifak çevresinde dünyayı birleştirmeliyiz. Ben Türkiyenin bunu yapabileceğine inanıyorum. Tabi ilk dediğim şıkkı gerçekleştirebilmesinden sonra; “Türkiyenin bir an önce gücünün ve konumunun farkında olarak ilk önce ülkesinde bunu hissettirmesi” gerekmektedir. Buda şimdiki ayrılıkcı ve bölücü bir ideoloji güden hükümet ile değil, birleştirici ve geliştirici bir hükümet ile başlar.

  2. cevdet durmaz yorum tarihi 3 Mart, 2009 17:36

    Biz ABD den ne kazanmışız ne kaybetmişiz.Oturup düşünmemiz lazım.Eğer bugüne kadar birşey kazanmadıisek,daha fazla kaybetmenin ne alemi var.Bizim güçlü dostlarımız olur ise saldırmayı cesaret edemez.Üçüncü dünya harbi onun da yok olmasına neden olabilir.Bence Türkiye dünyanın dengesi.Dengeyi iyi tutalım.önce kendimizi düşünerek.

  3. Serdar Bayram yorum tarihi 6 Mart, 2009 22:13

    Dünya Savasi mi Kiyamet mi …

    http://serdar61bayram.repage7.de

  4. ERSİN OVACIK yorum tarihi 19 Eylül, 2009 00:31

    Konuyu Türkiyeden aldınız dünya savaşına getirdiniz… Ve iki grup oluşturup ıkıncı grubun varlıgını olagan hatta bugüne kadar gerekli gibi gösterdiniz… Aslında iki grubunda keskin çizgilerii dediginiz kadar uçuk degil…Bu ülkede her ilde üniversite var ilçelerle beraber kesin sayıyı bilmesemde 140 dan fazladır… her aile bireyinden en az bir kişi okuyor… Bir kişi ailesine yön veriyor.. İki grup varsa ki yok bu savaş bu gruplarla hareketlenıyorsa varsın olsun…Birileri savaş naarası atıyorsa bu ülkede darbeyi istiyor demektir…Hadi bunları ess geçç denilen doğruysa şu olur dıyorsunuz… Bence olmaz… Bu ülkede iki grup var çokkk doğru biri fakir biri zengin ne çıkarsa burdan çıkar… Teşekkürler

  5. MÜNÜR TUZLA yorum tarihi 26 Aralık, 2009 18:23

    3.CÜ DÜNYA SAVAŞININ TÜRKİYENİN İŞGAL AŞAMASINDA VB OLAYLARLA ÇIKABİLECEĞİNİ 2003 YILINDAN BERİ SÖYLEDİĞİM BİR SÖZ İSPATI MÜMKÜNDÜR.Yayin Tarihi 2 Mart, 2009
    BUNUN BU TARİHTE ALGILANIP YAYINLANMASI OLAYLARI NE KADAR ÇABUK ALGILADIĞIMIZI GÖSTERİYOR

Yorum yap