364) OLLİ REHN’İN, YANITLAMASI GEREKEN SORU!

Yayin Tarihi 9 Şubat, 2009 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

Olli Rehn’in Yanıtlaması Gereken Soru…

Türkiye’de AB’yi destekleyen grubun iki ana bileşeni var.

Birinci kesim, açıkça AB işbirlikçiliği yapan, AB’nin çıkarları doğrultusunda hareket eden, hatta bunu saklama gereği bile duymayan bir kesim… Brüksel tarafından şu veya bu şekilde görevlendirilmiş; üniversitede, medyada, iş dünyasında konuşlandırılmış bir grup bu… Mandacı ve liboş…

İkinci kesim ise, AB’nin dayatmalarına sözde karşı çıkan, ama AB’ye üyelik sürecinde demokrasi ve hukuk alanında yapılacak reformlarla Türkiye’nin insan haklarına saygılı ve demokratik bir ülke olacağını savunan ve bu nedenle AB’ye üyeliği destekleyen «çakma aydınlar» kesimi… Bu ikinci kesimin «hukuk», «demokrasi» ve «insan hakları» aşkının tarifi mümkün değil! İnsan ne zaman bunlarla konuşsa, kendisinin aslında ne kadar «diktatör» ve «çağdışı» olduğu hissine kapılıyor!

«Evet» diyorlar,

«belki AB üyelik sürecinde Türkiye kimi ödünler veriyor, hatta belki de Türkiye AB’ye üye olarak kabul edilmeyecek, ama süreç içinde ülkemizde de AB seviyesinde bir hukuk düzeni ve demokratik sistem yerleşmiş, insan hakları geçerlilik kazanmış olacak!»

AB budalası «çakma aydınlar» grubunun yıllardan beri okuduğu masalın özeti bu işte!

Bu masallarla uyutulanların suskunluğu sayesinde, ülkemiz son yıllarda sözde AB üyeliği yolunda dörtnala ilerliyor. Demokrasinin de hukukun da maşallahı var artık!

Örneğin «kömürlü-erzaklı demokrasi» devrini geride bırakıp «beyaz eşya demokrasisine» terfi ettik! Reform süreci bu hızla devam ederse milletimiz artık seçim dönemlerinde evlenmeye başlayacak; «nikâhta keramet vardır» sözünü, «seçimde keramet vardır» diye değiştireceğiz! Çeyiz mağazalarının rakibi, partilerin seçim büroları artık! Hatta oy kabinine girip oyunu kullanan seçmen, çıkışta hangi partiye oy verdiyse ondan nakit ya da çek olarak parasını hemen tahsil edecek!

Meğer demokrasinin gereği olarak sunulan «açık toplum» çeşitli alanlarda açılım üstüne açılım yaparak gerçekleşebiliyormuş! «Çarşaf açılımı», «Alevi açılımı», «Süryani açılımı», “Kuran Kursu açılımı» derken, «Açık Toplum» görüşünün mimarı Karl Popper mezarında ters döndü! Ayrıca bütün bu açılımlar, dünyanın dört bir yanında «Açık Toplum Enstitüleri» kuran George Soros’a da örnek olsun. Açılım öyle değil, böyle olur!

Tabii reform üstüne reform yapılırken siyasi partileri lider mülkü, parti başkanıyla yakın çevresinin tekkesi haline getiren Siyasi Partiler Kanunu’na neden dokunulmadığını dillerine dolayan kimi münafıklar hâlâ var, ama «o kadar kusur kadı kızında da olur» misali, «made in EU» demokrasimizin de artık bu kadarcık eksiği olsun canım!

Sonra iş, sadece «demokrasi» alanında atılan dev adımlarla bitmiyor ki! Hukuk ve insan hakları konusunda AB’yi de ABD’yi de geride bırakmadık mı? Bu alanlarda yapılanlar öyle kuru lafla geçiştirilemeyecek kadar önemli üstelik… İşte örneği:

«Ergenekon soruşturması kapsamında 1 Temmuz 2008’de evinde yapılan aramada Ergenekon yapılanmasına ilişkin kitap fotokopisinin bulunmasının ardından tutuklanan emekli Orgeneral Hurşit Tolon hakkında tahliye kararı veren İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, ele geçirilen Ergenekon belgesinin gizliliğinin olmadığına dikkat çekti. MİT Müsteşarlığı’nın belgeyi 2006’da internette yayınladığını kaydeden mahkeme, belgenin 2001 yılında çok sayıda haberde kullanıldığını belirtti. Mahkeme Tolon’un telefon görüşmelerinin de örgütle bağını gösterecek nitelikte olmadığını, Tolon’un örgütün gerçekleştirdiği ileri sürülen eylemlerle bağının kurulamadığını vurguladı» (Cumhuriyet, 8.2.2009)

Demek ki neymiş?

Bu ülkeye yıllarca hizmet etmiş, ordu komutanlığı yapmış, yeri yurdu, ilişkileri belli bir kişi «delil sayılmayan bir belge için 7 ay hapis» yatmış! Hurşit Tolon’un bundan önceki tahliye taleplerini reddeden mahkeme, şimdi birden «kaçma ve delilleri karartma şüphesinin» bulunmadığına karar vermiş! Diğer bir ifadeyle bundan 7 ay önce «delil»(!) olan bir belge, şimdi «delil» olmaktan çıkmış! Şimdi, bu hukukta devrim değildir de nedir?

Tabii «demokrasi» ve «insan hakları» düşmanı kimileri Hurşit Tolon’un delil olmayan bir belge nedeniyle neden 7 ay hapis yattığını soracaklardır!

Kimse merak etmesin, AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu üyesi Olli Rehn en kısa zamanda onlara yanıt verecektir!

Hadi Olli, göreyim seni…

SERDAR ANT

(Olli Rehn Kimdir? AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesidir)

Paylaş:

Yorumlar

“364) OLLİ REHN’İN, YANITLAMASI GEREKEN SORU!” yazisina 1 Yorum yapilmis

  1. Ertuğrul Kapusuzoğlu yorum tarihi 11 Şubat, 2009 11:13

    Herkesin bir hesabı var.
    Yanımızda görülelerin de, karşımızda olanların da.
    Benim gibi düşünenlere bir yafta hazır; “Paranoya”
    Amerika’nın, Avrupa’nın, “Türkiye’yi bölmek için elinden gelen her türlü şeyi yaptığını” düşünmek paranoya öyle mi.
    Paranayo diyen paranoyaklar, ya sayı saymayı bilmiyorlar, ya sopa yememişler.
    Dilerim, gafletlerinden böyle düşünüyorlardır.
    Gaflet yeri gelir hoş görülebilir.
    Afganistan’da, Irak’ta, Gazze’de yaşananlar da mı bu paranoyakların gözünü açmıyor.

Yorum yap