343) EMPERYALİZMİN İKNA ODALARI-1

Yayin Tarihi 9 Ocak, 2009 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

EMPERYALİZMİN İKNA ODALARI-1

Bu da küresel ‘sadaka’
ABD ve AB’den ’kamuoyu oluşturma faaliyeti’ yürüten vakıflara para yağıyor. Milli direnci kırarak, ’teslimiyete hazır bir toplum’ yaratmayı amaçlayan emperyalist sponsorlar Türkiye’de sadece siyasal değil, kültürel hareketleri de yönetiyor

Yeni bir çağa girdik…  ’Emperyalist devletler, sömürgeleştirmek istedikleri ülkeleri artık topla tüfekle değil, kitle iletişim araçlarıyla, fikirlerle işgal ediyor… Coğrafyalar değil, kültürler, bedenler değil, zihinler tecavüze uğruyor. Belki kolun bacağın birbirinden ayrılmıyor ama dünün bugününden koparılıyor…’ Bu anlama gelebilecek sayısız cümle kurduk. Ama çoğu kez en iyi bildiğimizi atladık. İşgale kültürü oluşturan unsurlarda zafiyet yaratılmasıyla başlanması gerçekten yeni bir yöntem miydi? Osmanlı, misyonerler ile tarikatların ittifakı sayesinde yıkılmadı mı? Ali Kemal’ler kadar Hasan Tahsin’ler olmasaydı Kurtuluş Savaşı kazanılabilir miydi? ’10 yılda 15 milyon genç’ nasıl yaratılabildi? Irak’ta ’ülkü birliği’ olsaydı sonuç bu olur muydu?


Emperyalizmin, ’istila taktiklerinde farklılaşma’ya gittiği muhakkak. Ancak ’top ve tüfek kullanmadan, ruhsal kölelik yaratıyor’ demek yeterli değil. Çünkü Irak’ı, Bosna’yı, Kosova’yı gördük biz.
Küresel gözü doymazlar sadece ruhumu ne yapsın? Ruhum ona toprağımın, suyumun, enerji kaynaklarımın, sınırlarımın kilidini açabilmesi için araç. Ruhumu ele geçirdikten sonra her yanımı kanırtacak. Topuyla, tankıyla, füzesiyle, bombasıyla, insansız uçağıyla, çuvalıyla, işkencecisiye bölecek beni.

Beş koca yılda bir pabuç
Madem bizi ’ikna odaları’na kapatıyorlar. Bize düşen onlara duymak istemediklerini, yani bu ülkede hala ’ilk ayakkabıyı fırlatmak için beş yıl beklemeyecek’ gazeteciler olduğunu göstermek!
Biz nasıl işgali tecrübe ettiysek,  onlar da direnişi tecrübe etti. Onun için bu kez mümkün mertebe ’görünmez adam’lar olmaya özen gösteriyorlar. Galeyansız, öfkesiz, sinirleri alınmışçasına tepkisiz, sinsi ve güleçler… 
Soros’un Açık Toplum Enstitüsü’nün faaliyetlerinden sıkça bahsediyoruz. Ne yapıyordu ünlü ’darbe sponsoru’? 
Vakıflar ağı aracılığıyla sivil toplum kuruluşlarına para akıtıyordu.
Peki bu kuruluşlar bu paralarla ne yapıyordu?
Kamuoyu oluşturuyordu!
Ne için?
Dayatılacak sömürgeci talepleri kabullenmeleri için!
Bunca TESEV sansasyonunun arasında, aynı ekip ve fonlarca desteklenen Anadolu Kültür A.Ş.’ye ilgi ve alaka borcumuzu bu yazıyla ödüyoruz(!)
Soros’dan fon alan yapılanmalarla dirsek teması halindeki Anadolu Kültür A.Ş., Türkiye’yi yeni bir yola sokan AKP’nin iktidar olduğu sene, 2002’de kuruldu. Kâr amacı gütmeden şirketleşti(!) Faaliyet takvimi ile AKP’nin TBMM’den geçirmeye çalıştığı AB’ye uyum paketleri arasında anlamlı bir paralellik var.
 Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala kuruluş amaçlarını, “Merkeziyetçi kültür politikalarına alternatifler yaratmak” olarak tanımlıyor. AKP de, benzeri fikirlerini Yerel Yönetim Reformu adı altında Meclise taşımış, üniter yapıdan eyalet sistemine geçişe zemin hazırlayacağı gerekçesiyle konu çok tartışılmıştı.

Patronları: Yerli SOROS
Kızıl Milyarder olarak da anılan Kavala’nın yönettiği Anadolu Kültür A.Ş., yabancı fonlarla ‘sanat’ yapıyor
Anadolu Kültür’ün patronu Osman Kavala yıllarca ’kızıl milyarder’ olarak anıldı. Sıkı bir sosyalist olmakla birlikte, kapitalizmin bütün nimetlerinden  faydalananlardan. Kavala’nın tanınmışlığı iş dünyasıyla sınırlı değil. ’Yerli Soros’ şanını babasının hayrına vermediler. Servetinin, statüsünün aileden kalma olduğu düşünülürse, Kavala’nın ’emek harcayarak kazandığı tek unvan’ın bu olduğunu bile söyleyebiliriz.
Osman Kavala; 1980’den sonra “askeri yönetimin, siyaseti topluma çok gören tavrının ciddi bir sorunu işaret ettiği fikrinde, 1980 öncesinde de Türkiye’nin düzeni ile sorunu olmuş insanlar” tarafından kurulan, “Türkler 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni kesti” diyen Orhan Pamuk’un kitapları ile evrenselleşen İletişim Yayınları’nın finansörü…
Osman Kavala; Darphane binalarına çöreklenen, ders kitaplarının ’milli’ ifadelerden arındırılması için canını dişine takan Tarih Vakfı’nın sponsoru…
Osman Kavala; Soros’un kurduğu, merkezi New York’da bulunan Açık Toplum Enstitüsü’nün Danışma Kurulu Üyesi(2001-2006)…
Osman Kavala; TESEV’in Yönetim Kurulu Üyesi…
Osman Kavala; AB ile bütünleşme, azınlık hakları, çok kültürlülük gibi konularda çalışan, Mazlumder’e de dahil olmuş Helsinki Yurttaşlar Derneği üyesi…
Osman Kavala;  Birgün’ün ilk sendelediğinde elinden tutan finansör…
Haliyle Osman Kavala; sosyo-politik çevrelerde, sanat ortamında, medyada, sivil toplumda sadece popüler değil oldukça yönlendirici de bir isim.
1957 Paris doğumlu, Robert Koleji ve Manchester Üniversitesi  eğitimlerinden sonra, babası Mehmet Kavala’nın ölümüyle ‘işin başına’ geçen Osman Kavala’nın son durağı Anadolu Kültür A.Ş.
Bakmayın bu kadar farklı kurum, kuruluş adına; hepsi hemen hemen aynı kadro tarafından kurulmuş ve yönetilmekte: Murat Belge, Ümit Fırat, Nebahat Akkoç, Ümit Kıvanç, Can Paker, Nadire Mater, Neşe Düzel, Orhan Pamuk, Eyüp Can…
Bu isimlerin son dönemde sık sık görüldüğü diğer adres de Taraf Gazetesi.
Osman Kavala ve ‘sivil çalışma arkadaşları’nın şahsında otaya çıkan tablo şu: Türkiye’de demokratikleşme, insan hakları, sivil toplum, diyalog, kimlik gibi başlıklar alında bir çıngar mı çıktı?
Taşı kaldırınca karşılaşacağımız muhtemel isimler soldan sağa, sağdan sola hep aynı!

Türkiye, kültürel savaş alanı
Yeniçağ, ‘yabancı vakıfların Türkiye’ye bir yılda aktardığı para miktarının 40 milyar doları bulduğu’ haberini 6 Ocak günü manşetten duyurdu. Konuyla ilgili açıklama yapan CHP Mersin Milletvekili İsa Gök’ün vurguladığı gibi ‘CIA’nın üniversite ve vakıflara açıktan para ödeyerek, kendi kamuoyunu oluşturmayı amaçlayan raporlar hazırlatması’nın yardımseverlik olduğuna inanmak safdillik olmaz mı?
Türkiye’ye fon verenlerin başını Yahudi Soros çekerken, en çok fon alan vakıflar arasında bölücülükle suçlanan Osman Baydemir, Akın Birdal ve Selahattin Demirtaş gibi isimlerce kurulan Türkiye İnsan Hakları Vakfı var.

Hep aynı senaryo
Yapım yılı: 1998 Slovakya, 1999 Hırvatistan, 2000 Sırbistan, 2003 Gürcistan, 2004 Ukrayna… 
Yönetmen: George Soros!
Başroller: Amerikan prensleri…
Yardımcı roller: Açık Toplum Enstitüsü, Marshall Fonu, Westminister Demokrasi Vakfı, taraf medya….
Gürcistan’da Eduard Şevardnadze’nin yanına monte edilen Mihail Saakaşvili, tecrübeli lider “Bölgemiz etnik ve dini farklılıklardan dolayı dinamit kutusuna benzer; dikkat” uyarıları yaparak, batının dayatmacı kararlarına karşı çıkmaya başladığında muhalefetin liderliğini üstlendi. Seçimler, Gürcistan’a insan hakları, özgürlük, demokrasi sloganlarıyla yerleşen Açık Toplum Enstitüsü, Soros destekli Rustavi 2 TV, Sırbistan’dan transfer edilen profesyonel devrimciler (ABD  büyükelçisi R. Miles, Özgürlük Enstitüsü, CeSID…) aracılığıyla sabote edildi. Seçimlere hile karıştırıldığı gerekçesiyle halk galeyana getirildi ve Saakaşvili devlet başkanlığı koltuğuna oturdu.
Saakaşvili gibi, ABD’deki biat seremonisinin ardından ‘prens’ ilan edilen Viktor Yuşçenko da devlet başkanlığına benzer bir süreçten geçerek geldi. Yuşçenko’nun siyasal pazarlaması da çok dramatik oldu. Zehirlendiği, kısa süre sonra öleceği söyleniyordu… Yuşçenko bugün hâlâ yaşıyor ve Ukrayna Devlet Başkanı sıfatıyla Anti-Sorosçu muhaliflerini sindirmeye çalışıyor.
Sırbistan’da CeSID, Ukrayna’da Uluslararası Rönesans Vakfı, Gürcistan’da Açık Toplum Tiflis Şubesi’nin yürüttüğü “demokrasi” faaliyetlerinin Türkiye üssü neresidir? Gürcistan’da Kmara, Ukrayna’da Pora’nın Türkiyede’ki karşılığı olan sokak galeyancı ‘sivil’ gençlik örgütü hangisidir? Türkiye’de, Sırbistan’da B92 radyosu, Gürcistan’da Rustavi-2 televizyonu, Ukrayna’da Kanal 5’in misyonundan taraf gazete-televizyon veya radyo var mıdır?

SELCAN TAŞÇI / YENİÇAĞ

sorosimage3.jpg

Yorumlar

“343) EMPERYALİZMİN İKNA ODALARI-1” yazisina 2 Yorum yapilmis

  1. Ertuğrul Kapusuzoğlu yorum tarihi 9 Ocak, 2009 05:11

    Onlar,
    Kirli ellerini içimizden çekmeyecekler.
    O halde…
    Bunu anlamak için bile bilgiyle donanmak,
    tek çare değil midir.
    Atatürk’ten beri yapılagelen, toplumu bilgisiz bırakmak.
    Evet başardılar…
    Diken, girdiği yerden çıkarılmalıdır.

  2. esraünal yorum tarihi 9 Ocak, 2009 22:23

    hayır.Osmanlı ittihat ve terakki faaliyetinin sonucunda yıkıldı.yani osmanlı ordusunun icindeki ihanetin sonucu yıkıldı.yani devleti yıkan tarikatlar degildi.osmanlı tarihini gercekten iyi irdeleyip yorumunu yapabilmiş olsaydınız bu gerceklere ulasırdınız.tarikat hikayeleri simdi oldugu gibi hikayedir.osmanlı devletinin yıkılmasıyla alakası yoktur.osmanlı devletini tarikatlarla yıkılabilirmi.ihanet yeri cok farklıdır.

Yorum yap