324) ANCA VE KANCA BERABER

Yayin Tarihi 12 Aralık, 2008 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

ANCA ve KANCA BERABER

Her şey birbirinin aynı, basit, kolay ve yavan olacak.

Filmler, yazılar, romanlar, şiirler… Tıpkı hayatları gibi sıradan, bayağı, tek düze ve sığ…

O küçücük dünyalarında sevince, öfkeye ve neşeye yer yok!…

Sevinç, öfke ve neşe!..

İsmin beş hali gibi, ruhun varlık sebebi… Neşe, öfke ve sevinç!

Renkli camlı ekranda dünya onlara göre şekillendirilerek sunuluyor.

Aşkları, nefretleri ve en önemlisi de değerlerinin çıtasına göre yeniden şekillendiriliyor dünya… Ve adına “haber Bülteni” deniliyor…

Hayır, Dünya böyle değil!

Hayır, Dünya bu kadar yavan, bu kadar bayağı ve bu kadar kısır değil…

O’nu sizin düzleminize indirgeyenler, sizin bayağılığınıza ve çirkinliğinize benzeterek, yine size yansıtanlar, aslında, kendinizi seyretmek için bir ayna sunmaktadırlar size…

Ama, nafile…

Siz o aynada kendinizi görmek yerine, benzerlerinizin acıklı haline bakarak, “şükür Yarabbi”, diyebilecek bir divanelik içindesiniz.

Siz, sizi bilmez bir deniz içindesiniz…

Siz, nafilesiniz…

Siz dizi izlersiniz.

Siz, haber programlarında ya tecavüz, ya dedi-kodu, ya da manken totosu izlersiniz…

Siz, böyle oldukça da [sevgili yurttaşım] biz bu çileyi çekmek zorundayız.

Oysa [ sevgili vatandaşım] sen, he rşeyi basite almasan böyle… Filmleri bir dizi tembelliği içinde seyretmesen örneğin… Kitapları kapaklarının dışından seyretmesen… Ve bu ülkenin halini izlesen haberlerin içinden ve düşünsen nedenini, “niçin”ini, “nasıl”ını olup-bitenlerin…

Anlasan [sevgili arkadaşım], dostum, kardeşim benim, bir anlasan var ya…

İşte o zaman Mart ayından önce gider tarikat erbabı bu ülkeden… Yatsıdan önce kılınır namazı ölü düşüncelerin…

–         Nasıl bilirdiniz?

–         Kötü bilirdik!

Biz bu kaderi hep birlikte, anca ve kanca beraber değiştirmenin yolunu işte böylece bilebilir ve bu ülkeyi tekrar, dirliğe, düzenliğe ve aydınlığa ulaştırmanın düdüğünü ya da çanını çalabilirdik…

Selami Kurşun

DNM-LER

Yorumlar

“324) ANCA VE KANCA BERABER” yazisina 1 Yorum yapilmis

  1. Ertuğrul Kapusuzoğlu yorum tarihi 15 Aralık, 2008 10:40

    Ruhlara tercüman bir yazı.
    Ne kadar de edebî.
    Ne kadar da ilmî.
    Ne kadar aklî.
    Ne kadar insanî.
    Hatta ne kadar da siyasî.
    Bir doktor raporu gibi.
    Muayene etmiş, reçeteyi de yazmış.
    Belli hastayız.
    Ama ilacımız var ve belli.

    “Oysa [ sevgili vatandaşım] sen, her şeyi basite almasan böyle… Filmleri bir dizi tembelliği içinde seyretmesen örneğin… Kitapları kapaklarının dışından seyretmesen… Ve bu ülkenin halini izlesen haberlerin içinden ve düşünsen nedenini, “niçin”ini, “nasıl”ını olup-bitenlerin…,”

    Bu kadar basit.
    O zaman kerameti takkede cübbede değil, bilgide ararsın, kendinde ararsın ve hastalığımız biter.

    Üsdat Kurşun haklı…
    İşte o zaman bize işkence çektirenler hendekmekan olularlar ve bize onun için sorarlar; “Mevtayı nasıl bilirdiniz!”

    Kötü bilirdik.
    Canı tamuya…

Yorum yap