323) CAN’IN BELGESELİ (YORUMSUZ)

Yayin Tarihi 11 Aralık, 2008 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

CAN’IN BELGESELİ (YORUMSUZ)

 

Turgut Özal tarafından yurtdışına gönderilen  gazetecilerin ilk kafilesinde yeralan Hulki Cevizoğlu’nun 1987 yılında  yazdığı MİSYON adlı bir kitabı vardır. (hiç aramayın piyasada bulamazsınız).

Hulki Cevizoğlu nedense artık esamesi okunmayan bu kitabında kendilerine yüklenen bir misyonla yurtdışına gönderildiklerini ama sonra nasıl işin skandala dönüştüğünü anlatır.

Kafilede Lale  Sarıibrahimoğlu, Belgin Akaltan, Deniz Dülgerler, Berrin Tuncel, Derya  Sazak, Hulki Cevizoğlu ve Can Dündar vardır. Yani 4 kadın 3 erkek.  

Örtülü ödenekten Londra’ya gönderilen gazeteci kafilesinin içindeki erkeklerden biri bıyıklarını kestirip, küpe taktırır ve Gay Club’a üye olur.

Hulki Cevizoğlu bu gelişmeyi Misyon kitabının 81  ve 82. Sayfalarında şöyle anlatır:

“Ne deli ne depdeli kulağı  küpeli.

Londra, 11 Haziran 1986, Çarşamba

Pronounce  (telaffuz) dersine girdim. Biz yaşlarda bayan hocamız Jo, radyo  haberlerini kaydettiği kaseti dört kişiye verdi. Yandaki küçük odaya  geçtik. Tam kaseti dinlemeye başlamıştık ki, arkamdan birisi Türkçe  ‘merhaba’ diye seslendi. Gelen X idi. Döndüm. Aa! Bıyıkları yoktu. Kesti  mi, kaza mı oldu gibi sorgularcasına bakarken, sağ kulağındaki küpeyi farkettim.

Mercimek büyüklüğünde, gümüşe benzer, beyaz bir küpeydi kulağındaki.

“Ne zaman yaptın? Nerede deldirdin?” diye sordum.  Oturdu gülerek yanıtladı:

“Gay dükkanında yaptırdım”

Gay,  İngilizcede “ibne”, “homoseksüel” anlamına  geliyordu. Pek çok  ıngiliz genci, fraksiyonları na göre sağ ya da sol kulaklarına böyle küpe  takıyordu. Bizim X de, bir süredir, kulağını deldireceğini söylüyordu ama,  espri yapıyor diye alıyordum.

“Niçin böyle yaptın?” dediğimde, şu  yanıtı aldım:

“Gay Kulübe üye oldum. Artık akşamları  arkadaşsız  kalmayacağım”

 

NOT: Bu Bilgi wwwbizkackisiyizcomizmirkarsiyaka@googlegroups.com adresinden temin edilmiştir.

EKTE PİYASADAN SİLİNEN KİTAP ve  CAN’IN BIYIKLI VE BIYIKSIZ LONDRA RESİMLERİ VAR  

image00130.jpg

image00212.jpg

image0035.jpg

image0044.jpg

image0052.jpg

image0063.jpg

image007.jpg

image008.jpg

image009.jpg

Yorumlar

“323) CAN’IN BELGESELİ (YORUMSUZ)” yazisina 6 Yorum yapilmis

  1. Ertuğrul Kapusuzoğlu yorum tarihi 12 Aralık, 2008 00:25

    Sayın Karahan “Yorumsuz” sunabilir.
    Ama okur olarak yorum bizim hakkımız.

    Piyasada olmayan kitabın yazarına katılmıyorum.
    Bıyık Can’ın değil mi, istediği gibi kestirir.
    Kulak onun değil mi, istediği gibi, istediği yerde ve istediğine deldirir.
    Şaşkınlığım şudur ki, dört sene önce, o yazardan bu yazardan apararak yazdığı “Sarı Zeybek” ile ün yapan ve para kazanan Can, bugün tam tersini yedi.
    Dün, tamamına yakını aparma sayfalarla da olsa, Sarı Zeybek’i yazanın, Mustafa’yı çekmesi için, bir yerlerinde bir tersliklerinin olması gerektiğini düşünüyor, bir türlü bulamıyordum.
    Sayın Cevizoğluna ve bu bilgiyi bize ileten Sayın Karahan’a teşekkür ederim ki, kafamdaki sorular cevaplandı.
    Mustafa filminde bir sürü cehalet.
    Bir sürü art niyet.
    Bir sürü ihanet.
    Bir sürü namussuzluk.
    Bunu yapanın, kulağını gey kulübünde deldiren birinin olması, aradığım sorunun cevabını vermiştir.
    Bir sürü haddini bilmez, “Linç etmek, hainlikle suçlamak” gibi suçlamalarla, Can Dündür’ı tersini savunuyorlar; ama mızrak çuvala sığmıyor.
    Kişi sadece sevdiğiyle değil, savunduğuyla da beraberdir.
    Can Dündar, beyinlerdeki irinleri ortaya sermekle aslında iyi bir halt yapmıştır.
    Bıyık onun değil mi, istediği yerde kestirir.
    Mal onun değil mi, (yani kulak) istediği yerde deldirir.

    Ne canmış ama.

  2. alı dolgun yorum tarihi 12 Aralık, 2008 18:28

    şoyle bır serzenıs sunmak ıstıyorum ılk once
    ‘en buyuk tehlıke ıcımızde olup bızden gıbı gorunenlerdır’bu sekıl kendını arastırmacı yazar dıye topluma lanse ettırenler e para yı verırsen bugun mıllıyetcılık ıcın yazar amacı baskadır yarın da baska amaclar ıcın onemlı olan paranın mıktarıdır.bızım gerceklerı gorup genclıgımızı egıtmemız dır onemlı olan.

  3. İlknur Arkun yorum tarihi 31 Ocak, 2009 11:37

    Değerli arkadaşlarım, kesinlikle aynı fikirdeyim.hemen hemen tüm televizyon kanallarında,basın ve çeşitli yayın organları alet edilerek rant uğruna,politik kaygılarla,gençlerimizin beynine sokulmaya çalışılan saçma sapan hikayelerle,gerçekler saptırılmaya çalışılmaktadır.can dündar,mustafa erdoğan ve daha sayabileceğim bir çok gösteri meraklısıda sayemizde bulundukları yerdedirler.(yani konuştukları herşey belli kesimler tarafından dinlenilebilir hale gelmiştir)bunları para verip izleyerek bizler bulundukları yere getirmedikmi?bence bunlarıda düşünmemiz gerekir.şu kişinin konseri,şu şahsın gösterisi,bu şahsın sinema filmi!yavaş yavaş kanımıza şırınga ettiler,usul usul bizleri nelere alıştırdılar!bunlara sebep bunlar değilmi?bizler zor şartlar altında kazandığımız üç kuruşu bunlara verip bu adamları bulundukları yere getirmedikmi? (en buyuk tehlıke ıcımızde olup bızden gıbı gorunenlerdır)bu söze kesinlikle katılıyorum ve son derece tehlikeli bir durum diye düşünüyorum.ekip biçtiğiniz bir tarla düşünün,eğer bakmazsanız,aradada olsa,ayrık otlarını temizlemezseniz tüm ektiklerinize zarar verir.Zaman içerisindede tüm tarlayı sarar.Bu nedenlede evlatlarımıza bilinçli ve doğru eğitimi vermek gerekir.
    Hiç birşey yapmasakda,en azından kendi çocuklarımızdan sorumluyuz.Yarınlarda onların, Vatan topraklarında rahat ve huzur içerisinde yaşayabilmeleri için,doğru olanı onlara göstermeliyiz.yarınlardada onlar kendi evlatlarına öğreteceklerdir.(aslında bir tiyatrocu,komedi adı altında gerçekleri söyledi ama bizler kahkahalar atıp güldük, halada aklımıza geldikçe gülüyoruz.)aslında söylenen söz komik değil,kesinlikle doğru bir cümleydi.EĞİTİM ŞART.))

  4. erden akrat yorum tarihi 14 Mart, 2009 02:49

    BAHSI GECEN BERRIN TUNCEL, ANADOLU HABER AJANSI’NDAN OLAN GAZETECI BERRIN TUNCEL BIRER’DIR.

  5. İşte Türkiye! yorum tarihi 10 Ağustos, 2011 01:53

    Can Dündar’dan terörist propagandası
    Teröristten bir “sevgi kelebeği” yaratmak
    http://skyturkvngenc.wordpress.com/2010/01/27/can-dundardan-terorist-propagandasi/

  6. Yılmaz DİKBAŞ yorum tarihi 12 Şubat, 2017 21:36

    GAZETECİLİK DEĞİL, CASUSLUK!
    Her devletin bir “arşivi” vardır.
    Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de bir arşivi vardır.
    Her devletin arşivinde “gizli” belgeler de bulunur.
    T.C. devletinin de arşivinde gizli belgeler bulunmaktadır.
    Gizli belgelerin üzerinde, konunun önemine göre, “90 yıl açılmayacak”, “50 yıl açılmayacak”, “25 yıl açılmayacak” damgaları bulunur. Bu süreler bitince gizli belgeler açılır, araştırmacıların incelemesine sunulur.
    Bir devletin bir gizli belgesini ele geçirip gizlilik süresi dolmadan medyada yayınlamak gazetecilik değildir, basın özgürlüğü ve demokrasiyle hiçbir ilgisi yoktur.
    Üzerindeki gizlilik süresi dolmadan, bir devletin gizli bir belgesini herhangi bir yolla ele geçirip açıklamak, “casusluk” sayılır.

    Her devlet, casusları yakalayıp cezalandırır.
    Her devletin bir gizli istihbarat servisi vardır.
    ABD’nin CIA, İngilizlerin MI5 ve MI6, Rusların FSB, Almanların BND, Siyonist İsrail’in Mossad…
    T.C. devletinin gizli istihbarat servisi, MİT’dir.
    Bir devlet kurumu olan MİT, doğrudan başbakanlığa bağlıdır.
    Dünyadaki tüm istihbarat servisleri, “kapalı” yani gizli operasyonlar da yaparlar.
    Bu gizli operasyonların, ülkenin yararına mı zararına mı olduğu sonradan belli olur. Ülke yararına yapılmış bir gizli operasyonun övgü ve ödülü, operasyon emrini vermiş olan hükümete yazılır. Eğer gizli operasyon sonucu ülke zarar görmüşse bunun bedelini de operasyon kararı vermiş olan hükümet öder.
    Bir devletin gizli istihbarat servisinin düzenlediği gizli bir operasyonu herhangi bir yolla öğrenip açığa çıkartmak, medyada yayınlamak casusluk sayılır.
    Tüm devletler casusları yakalayıp yargılarlar, cezalandırırlar.

    Cumhuriyet gazetesi yazarı Can Dündar’ın MİT TIR’larıyla ilgili yayınının basın özgürlüğü ile hiçbir ilgisi yoktur.
    Can Dündar, MİT’in düzenlediği bir “gizli” operasyonu açığa çıkartmış, medyada yayınlayarak tüm dünyaya duyurmuştur.
    Can Dündar yargılanmalı, kimler adına casusluk yapmış olduğu ortaya çıkarılmalı ve cezalandırılmalıdır.

    5 Haziran 2015 tarihinde, Hürriyet gazetesinde “400 Aydından Cumhuriyet’e Destek” başlıklı bir haber okudum.
    Bu habere göre:
    MİT TIR’larıyla ilgili yayın nedeniyle soruşturma açılan Cumhuriyet gazetesi ve Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’a destek vermek için 400 akademisyen, hukukçu, yazar, sanatçı ve insan hakları aktivisti, “Biz Yurttaşlar” başlıklı bir bildiri yayınlamışlar.
    Aralarında Prof. Dr. Ali Nesin, Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Prof. Dr. İlhan Tekeli, Osman Kavala ve Prof. Dr. Nermin Abadan Unat gibi ünlülerin bulunduğu 400 kişi, yayınladıkları bildirinin son bölümünde şöyle demektedirler: “Cumhurbaşkanını, anayasa güvencesi altında olan basın özgürlüğüne yönelik baskı ve tehditlere son vermeye, savcıları ve yargıçları hukukun gereklerine uyarak baskılarına direnmeye çağırıyoruz.”

    Bu bildiriden açıkça şu görülmektedir:
    400 aydının hedefindeki kişi aslında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır.
    Recep Tayyip Erdoğan’ı basın özgürlüğünü baskı altında tutmak ve tehdit etmekle suçlamaktadırlar.
    Hiç kuşkusuz, herkes gibi Recep Tayyip Erdoğan da eleştirilebilir.
    Hiç kuşkusuz, 400 aydının da Recep Tayyip Erdoğan’ı en ağır biçimde eleştiri hakları vardır.
    Ancak, Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirmek ayrı, açıkça casusluk yapmış Can Dündar’ı savunmak ise çok daha farklı yaklaşımlardır.
    400 aydın, Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirmek adına, devlete karşı casusluk yapmış bir kişiyi sahiplenmekte, destek vermektedirler.
    Bir casusa destek vermek, eylemini basın özgürlüğü gibi gösterip övmek de ayrı bir suç oluşturmuyor mu? 5 Temmuz 2015,Pazar
    0532 233 3152

Yorum yap