287) KURTARICI GELECEK Mİ?
Yayin Tarihi 2 Şubat, 2012
Kategori SOSYAL
KURTARICI GELECEK Mİ?
KURTARICI
Yolda kayan iki araç trafiği kapatmıştı. Kapanan yolun oluşturduğu kuyrukta bekleyen bir vatandaş, ön tarafa doğru seslendi:
“Kurtarıcı gelecek mi?”
Bu ses beni sarstı. “Kurtarıcı” sözcüğünün taşıdığı anlamın ağırlığını bir anda yüreğimde hissettim.
Ne demekti “kurtarıcı”?
Kim; kimi, neyi, nereden ve neden kurtarıyordu?
Birilerini kurtarmayı görev edinmenin nasıl ağır bir sorumluluk taşıdığını anlayabiliyor muyuz? İnsanların ve toplumların zorluklarla karşılaşması her zaman kendi kusurlarından kaynaklanmaz. Ancak kurtuluş sorumluluğunu bütünüyle başkalarına bırakarak bir kurtarıcının gelmesini beklemek, insanı edilgenliğe ve çaresizliğe sürükler.
“Kurtarıcı” sözcüğü, bana Bursa’da halk arasında anlatılan bir rivayeti hatırlattı:
Bursa’nın Yunanlılar tarafından işgal edildiği günlerde, Pir Emir Türbesi’nin türbedarı, mezarı bastonuyla dürterek şöyle seslenmiş:
“Ya Pir! Bursa’yı Yunanlılar işgal etti; kalk, kurtar!”
Rivayete göre türbedar, o gece rüyasında Pir Emir Hazretlerini görmüş. Pir Emir, kendisine hışımla bir tokat atarak şöyle demiş:
“Behey ahmak! Vatanı düşmandan kurtarmak ölülerin değil, dirilerin hakkıdır!”
Türbedar korkuyla uyandığında çenesinin yamulduğunu görmüş ve çenesinin ölünceye kadar düzelmediği anlatılmıştır.
Önemli olan, hiçbir zaman zorluk yaşamamak veya yardıma ihtiyaç duymamak değildir. Önemli olan; kurtuluş iradesini başkalarına teslim etmemek, sorumluluktan kaçmamak ve mücadele etme gücünü kaybetmemektir.
Zorluklarla karşılaştığımızda, geçmişte büyük işler başarmış ve bugün saygı ve minnetle andığımız kahramanların yeniden gelmesini bekleyemeyiz. Yapmamız gereken; onların düşüncelerinden, cesaretinden ve mücadelesinden ders alarak el birliğiyle harekete geçmektir.
Çünkü kurtuluş, geçmişin kahramanlarını beklemekte değil; onların açtığı yolda, bugünün sorumluluğunu üstlenmektedir.
YILMAZ KARAHAN
Editör Notu:
2 Şubat 2012 tarihli bu makale, günlük hayatta söylenen sıradan bir cümleden hareketle bireysel ve toplumsal sorumluluk üzerine güçlü bir sorgulama geliştirmektedir. Yazıda “kurtarıcı”, yalnızca yardım eden bir kişi değil; toplumların kendi iradelerini başkalarına teslim etmelerine yol açabilen bir beklentinin simgesidir. Pir Emir Türbesi çevresinde anlatılan rivayet ise tarihî bir belge olarak değil, kurtuluş sorumluluğunun yaşayan insanlara ait olduğunu anlatan halk hafızasının sembolik bir aktarımı olarak kullanılmıştır. Makale, geçmişin kahramanlarını beklemek yerine onların düşüncesinden ve mücadelesinden güç alarak bugünün sorumluluğunu üstlenmeye çağırmaktadır.
Bu makalenin hazırlanması ve düzenlenmesi sürecinde yardımcı araç olarak ChatGPT’den yararlanılmıştır.
Yorumlar
“287) KURTARICI GELECEK Mİ?” yazisina 5 Yorum yapilmis
Yorum yap

ÜLKEMİZİN BİNBİR DÜSÜNCEYE SAHİP:(ERKEK MİLLETİNİN İSLERİ SARPA SARDIRIP;(–SONUNDA KURTARICI ARAMASI DOGAL OLAYLARDAN OLMUSTUR ARTIK:(–KİMSE BİR NOKTADA BULUSAMAZ!NEDENMİ?BİR BİLSEM!
Sayın Karahan,yazılarınızı her geçen gün daha çok beğeniyorum,kutluyorum..
İzmirli olarak karın güzelliğine hasret kalmıştık..Sevindik..Van’da kar altında yazlık çadırlarda kalan yurttaşlarımızı düşündükçe üzüldüm..Bizi yönetenlerin ATEİST değil,dindar gençlik yetiştireceğini duyunca şaşırdım..Bu dindarlar Van daki felaketzedeleri hiç mi düşünmezler acaba??
Sağlıcakla kalın..
[…] Kurtar
Kurtarıcıya gerek yok sadece şu an yapılan uyutma politikasından uyanabilirsek Türk milleti olarak biz bize yeteriz.Saygılarımla.
Şu türbedar hikâyesi besbelli tasavvuf ve keramet karşıtlarının uydurması. Bu hikâyeden hoşlandığı için kaynak aramadan paylaşanlar, evliyanın düşmana darbe indirebileceğini kabul etmiyor ama bir dostuna ömür boyu düzelmeyecek bir darbe indirdiğini kabul ediyor. Kuyruğu ortada unutulmuş yalan yani. Hem niye tokat atsın, güzelce söylese de, hadi azarlayarak söylese de seveni o mübarekin nasihatlerine karşı mı gelirdi sanki? Zaten kaynak yok isim yok. O tarihteki türbedarın ismini bulmak o kadar da zor olmazdı bu hikâyenin ilk yazıya geçirildiği tarihte.