284) BAHANE UYDURMAK!
Yayin Tarihi 6 Ocak, 2012
Kategori SOSYAL
BAHANE UYDURMAK!

Halkımızın “Kıssadan hisse çıkarmak” diye güzel bir sözü vardır. Bu değerli öğütlerle atasözlerinde, fıkralarda, öykülerde ve masallarda karşılaşırız. Yeri ve zamanı geldiğinde de birilerinden duyarız…
Duyarız duymasına da önemli olan, sözün özünü anlamaktır. Atalarımız bu konuda da güzel bir sözü bizlere miras bırakmıştır:
“Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az!”
Bahane nedir?
Türk Dil Kurumuna göre bahane:
“Bir şeyin gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen uydurma sebep”tir.
Bahane nasıl uydurulur?
Uygun görülmeyecek veya kabul edilmeyecek bir amacı gerçekleştirmek isteyenler, içinde bulundukları ortamın şartlarını ve karşılarına çıkan olayları fırsata dönüştürürler. Gerçek amaçlarını gizleyerek insanların kabul edebileceği bir sebep ileri sürerler. İşte buna bahane denir.
Bahaneyi kimler uydurur?
Bunu insanlar, toplumlar, kurumlar ve devletler; menfaatleri, amaçları veya zevkleri uğruna yapabilir.
Bahaneler de çeşit çeşittir. Bazı bahaneler masumdur; kişinin kendisini veya bir başkasını korumasına yöneliktir. Bazı bahaneler ise yönetmek, sömürmek, işgal etmek ve yok etmek amacıyla üretilir ki bunların sonuçları felaket olabilir.
2003 yılında ABD öncülüğündeki koalisyonun Irak’ı işgal ederken ileri sürdüğü başlıca gerekçelerden biri, Irak’ın kitle imha silahlarına sahip olduğu ve bu silahları üretmeye devam ettiği iddiasıydı. İşgalden sonra bu iddiaları doğrulayacak silah stokları bulunamadı. Ancak Irak işgal edilmiş, yüz binlerce insanın hayatını etkileyen büyük bir yıkım başlamıştı.
Tarih boyunca birçok savaş, işgal ve toplu cezalandırma; haklı veya haksız gerekçelere dayandırılmıştır. Gerçek amaç başka olsa da toplumlara kabul ettirilen sebep çoğu zaman farklıdır.
Sivrisineğin saz olması dileğiyle tarihî bir olayı anlatalım:
1919 yılında Hindistan, İngiliz sömürge yönetimi altındaydı. İngilizlerin çıkardığı baskıcı Rowlatt Yasası ve Hintli iki önderin tutuklanması, Pencap bölgesinde büyük bir tepkiye yol açmıştı.
10 Nisan 1919’da İngiliz misyoner Marcella Sherwood, Amritsar şehrinde bisikletiyle ilerlerken bir grubun saldırısına uğradı. Onu saldırganların elinden kurtaran, bir eve götürerek yaralarını saran kişiler de Hintlilerdi.
Üç gün sonra, 13 Nisan 1919’da binlerce kişi Amritsar’daki Jallianwala Bagh denilen alanda toplandı. Kalabalığın içinde Rowlatt Yasası’nı ve tutuklamaları protesto edenlerin yanı sıra geleneksel Baisakhi Bayramı dolayısıyla şehirde bulunan insanlar da vardı.
Tuğgeneral Reginald Dyer, askerleriyle birlikte alana gelerek çıkışları denetim altına aldı ve kalabalığın üzerine ateş açılması emrini verdi. İngiliz yönetiminin resmî açıklamasına göre 379 kişi öldürüldü; Hint kaynakları ve farklı araştırmalar ise ölü sayısının çok daha fazla olduğunu bildirdi. Çok sayıda insan da yaralandı.
Katliam bununla da sınırlı kalmadı. Dyer, 19 Nisan’da Marcella Sherwood’un saldırıya uğradığı sokağı kullanmak isteyen Hintlilerin yerde sürünerek ilerlemesini emretti. Böylece belirli kişilerin gerçekleştirdiği bir saldırı, o sokakta yaşayan veya oradan geçmek zorunda kalan insanların topluca aşağılanmasının bahanesi hâline getirildi.
İngiliz sömürge yönetimi, düzeni sağlama ve otoriteyi koruma gerekçesini ileri sürmüş; fakat Jallianwala Bagh Katliamı yüzlerce masum insanın ölümüne, ardından uygulanan toplu cezalar ise insanlık onurunun ayaklar altına alınmasına yol açmıştı.
Küçük bir olayın nasıl büyük bir baskıya bahane edilebildiğini anlayabiliyor muyuz?
Sözün özü şudur:
Bizim bahanemiz değil, değişmez ölçümüz şu olsun: Kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkasına yapmamak!
YILMAZ KARAHAN
6 Ocak 2012
Editör Notu:
Yılmaz Karahan’ın 6 Ocak 2012 tarihli bu makalesi, “bahane” kavramını kişisel davranışların ötesine taşıyarak devletlerin ve yönetimlerin siyasi amaçlarını gizlemek için kullandıkları gerekçeler üzerinden değerlendirmektedir. Irak’ın işgali ile Amritsar Katliamı örnekleri, küçük veya doğrulanmamış gerekçelerin büyük yıkımlara nasıl zemin hazırlayabildiğini göstermektedir. Makale, çıkar uğruna üretilen bahanelere karşı insan vicdanını ve “Kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkasına yapmamak” ilkesini temel ölçü olarak sunan güçlü bir tarih ve ahlak değerlendirmesidir.
Kaynaklar:
- Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük, “Bahane” maddesi.
- İngiliz Parlamentosu, Amritsar: Hunter Komisyonu Tutanakları, 1919–1920.
- İngiliz Parlamentosu Avam Kamarası, General Dyer Görüşmeleri, 8 Temmuz 1920.
- Bu makalenin hazırlanması ve düzenlenmesi sürecinde yardımcı araç olarak ChatGPT’den yararlanılmıştır.
Yorumlar
Yorum yap