258) GÜNEYDOĞU “AJAN” KAYNIYOR

Yayin Tarihi 9 Haziran, 2008 
Kategori BASIN-YAYIN

 

Güneydoğu AJAN kaynıyor

Son dönemlerde sadece operasyonlarla anılan bölgemizin bilinmeyenleri..

08 Haziran 2008 / 03:02

image00124.jpg

Diyarbakır-Bismil-Batman-Midyat-İdil-Cizre-Kasrik Boğazı-Güçlükonak-Şırnak-Uludere-Şenoba-Habur-Çukurca-Hakkari-Yüksekova-Van… Bu isimler yıllardır dillerde. Çoğu kez “terörle” birlikte anılan bu coğrafyada 4 bin kilometre yol gittik. Günlerce kapı kapı dolaştık. Unutulmayacak olaylara, konuşmalara tanıklık ettik. Uzaklardan görülmeyen, ancak yakınına gidince yüze tokat gibi çarpan gerçekleri gördük. Birinci ağızlardan dinledik.

GÜNEYDOĞU AJAN KAYNIYOR
Ama bomba gibi bir iddia daha var. O da, güneydoğuda son dönemde çok sayıda ajanın cirit attığı yönünde. Turistik olmayan bölgelerde Alman, İngiliz, Fransız, İsrailli, İtalyan ve Amerikalıların çokluğu gerçekten de dikkat çekiyor. Bazısı, sokaklarda insanlarla konuşuyor. Bazıları evleri ziyaret ediyor. Bazıları da halk toplantılarında konuşma yapıyor. Yanlarına gittiğinizde hepsi kaçar adımlarla sizden uzaklaşıyor. Daha sonra, bölgeyi yakında izleyen güvenlik birimlerine sorduğunuz da, bu ajan işinin iddiadan öte gerçek olduğunu söylüyor. Onlar da son dönemde bu tip faaliyetleri yakından izlediklerini ve yabancı ülke gizli servislerinin çeşitli uydurma kimliklerle bölgede provokasyon faaliyet gösterdiğini açıkça anlatıyor.

BOŞALTILAN KÖYLERDEKİ İNSANLAR: ‘PARÇA TESİRLİ SOSYOLOJİK İNFİLAK’
Boşaltılan köyler meselesine gelince…Burada, köyler boşaltıldıktan sonra oradakilere ‘nereye giderseniz gidin’ denilmesi ve bir koordinasyon sağlanmaması ‘parça tesirli bir sosyolojik infilakı’ getirmiş. Kimi PKK’ya, kimi başka şehirlere göçmüş. Çoğu sefalet ve devletin kendilerini aç ve açıkta bıraktığı düşüncesi ile küskünlük içinde. 

Öte yandan, konuştuklarım içinde bir W krizidir gidiyor. Bir vatandaş, çocuğunun adını eskiden Bawer (inanç) koymak istediğini ama yasak olduğu için koyamadığından şikayetçi. Tıpkı Newroz mu, Nevruz mu tartışmaları gibi. Bu vatandaş, ‘Benim PKK ile ne ilgim var. Ama bu baskı da beni isyan ettiriyor’ diyor.

Yani yine aynı sorun, kim hangi isteğinde, samimi, kim değil?
Bu bölgede sivil toplum örgütleri çok önemli. Halkın üzerinde önemli etkileri var. PKK sorununun bitirilmesinde mutlaka onlara da inisiyatif vermek gerekiyor. Bu aynı zamanda, aşırı uçlarda rahatsızlık ve kızgınlık yaratan DTP’nin törpülenmesi işlevini de görebilir. Burada bir artık işkence yok denilecek seviyelere inmiş. Bunda hem devletin hassasiyeti, hem de medyanın rolü olmuş.

AİLELERLE GÖRÜŞMEDEKİ PKK TUZAĞI
Bu 30 Ağustos’ta Genelkurmay Başkanlığı’nı devralacak Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ’un PKK ile mücadele konusunda yaptığı açıklamalar çok önemli. Çünkü, Başbuğ, silahlı mücadele ile birlikte PKK terör örgütünün çözülme ve katılımların azaltılması konusunun da büyük rol oynadığının altını çiziyor. Bundan bir süre önce, hem kandırılan gençlerin aileleri ile görüşüldüğü, hem de bu konuda önemli aşamalar kaydedildiği ortaya çıkmıştı. Gerçekten de öyle. Ama burada bir hatırlatmada fayda var. Devlet hemen hemen hangi ailenin çocuğunun dağda olduğunu biliyor. O nedenle bu ailelere rahatlıkla ulaşabiliyor. Ama işte tam bu noktada, burada ailelere de çok dikkatlice sahip çıkmak gerekiyor. Çünkü ailelerle gelip görüşen devlet heyetinin ardından çoğu zaman o kapı bir kez daha çalınıyor. Bölgedeki muhbirler tarafından devletle görüştüğü bilgisi verilen PKK’nın elemanları aileye, binbir ölüm tehdidinde bulunuyor. O nedenle, görüşme sonrası etkin sonuçlar almak için bu ailelere devletin koruyucu gücünün hissettirilmesi çok kritik.

DHA Muhabiri Ferit Aslan’ın Diyarbakır’da ‘Selim Amca’da kaburga yemeden olmaz’ ısrarı üzerine yemeğin ardından vedalaşıp, ben ve şoförümüz Yılmaz ile Bismil ve Ergani üzerinden Batman’a doğru yola çıkıyoruz.  Yollarda da hep işsiz gençler ve evine bir aydır ekmek götüremeyen genç adamlarla karşılaşıyorum. 32 yaşındaki Ahmet’in 5 çocuğu var. 3’ü okuyor. Belki bir süre sonra okuyamayacaklar. Çünkü Ahmet işsiz. Maalesef böyle giderse de, çocukların bu sefalet içinde ileride kandırılmaları an meselesi.

BATMAN’DA 1500 KAHVEHANE VAR
Kuraklığın vurduğu Güneydoğu’da tozlu yollardan Batman şehir merkezine ulaşıyoruz. Bölgeyi avucunun içi gibi bilen şoförüm Yılmaz’a girişte, ‘Miting mi var, ne sağda solda bu kalabalık?’diye soruyorum. O da hafif bir acı gülümseme ile, ‘Ne mitingi abi, Batman Türkiye’de kahvehanelerinin sayısı ile ünlüdür’ diyor. Biraz sonra da Batman’da DHA Muhabirimiz Arif Arslan ve acar yardımcısı Reşat bizi bürolarında karşılıyor. Onlara bu sokaklardaki kalabalığı soruyorum ve yanıtları aynen şöyle oluyor: ‘Burada işsizlikten dolayı gayrı resmi rakamlara göre, 1500 kahvehane var.’ Korkunç bir rakam. Akşamları bu kadar çok kahve olsa da oturacak yer bulunmuyor. Aynı zamanda Batman Çağdaş Gazetesi’ni çıkaran Arif ile Vali Recep Kızılcık’ın yanına uğramadan önce o meşhur kahvehanelere tekrar gitmek istiyorum. Şehrin göbeğinde, yaşları 18 ile 26 arasında olan gençlerin arasına oturuyorum. Hepsi aynı anda ‘iş yok’ diye haykırıyor. Kimi, son nevruz olaylarında çok baskı altında kaldıkları için kızgın ama konuştukça hepsinin işsizlikten dolayı isyanı ön plana çıkıyor.

O GARSONUN SÖYLEDİKLERİ
Önce DTP’liler sonrasında Vali ile randevuma geç kalmanın endişesi ile gözüm saate ancak giderken çay ocağının garsonu yetişiyor ve belli ki çok dolu. Diyor ki, ‘İyi güzel de abi… milletin işi gücü olsun. Şöyle ayda 5 yüz 6 yüz YTL alsın. Kim bakar o PKK’nın yüzüne. Sorun iştir, sorun aştır. Bakma sen, sana bölgede yok demokratik açılım, yok Kürt sorunu diyenlere. Onlar bir yere kadar. Önce iş olsun. Bu gençlerin hiç biri PKK’ya bakmaz bile. İş olmayınca her tür konuyu kafaya takıyorlar. Üzerine bir de gösterilerde dayak yiyip, itilip kakılınca iş katmerleniyor. Bu genç çocuklar sıkıntıdan ve işsizlikten her şeyi yapar hale geldi. İşsizlikten, Avrupa Ligleri’nin en dandik takımının ilk 11’ini bile ezberledi televizyondan’

ÖNCE HANGİSİ, İSTİKRAR MI; YATIRIM MI?
Haklı. Araya bir de itilmişlik duygusu, gereksiz yere nefret ve güvensizlik girmiş. O nedenle, önce istikrarın ve işin bu bölgede mutlaka sağlanması şart. Çünkü, hangi işadamına sorarsanız sorun aldığınız yanıt hep şöyle oluyor: ‘Ben bombaların patladığı, tehdit edildiğim bir bölgeye neden yatırım yapayım. Benim için öne huzur, sonra yatırım gelir. Bu şartlarla önce yatırım yapmam. İstediğiniz kadar çağrıda bulunun. Ankara’nın çözüm değerlendirmelerinde zamanlama önceliği hatası var.’

Yani, ‘önce iş sağlansın, sonrasında istikrar gelir’ teorisi de bu noktada ciddi anlamda sekteye uğruyor.

BATMAN DTP’DE ATATÜRK RESMİ
Batman’da DTP İl Başkan Vekili var. Çünkü İl Başkanı çeşitli davalar ve merkezlerinde bölücü bildiriler bulundurduğundan hapiste. Şirin Tekik o yüzden şimdi vekil olarak görev yapıyor. Yaşı diğerlerinden büyük ve belki de bu yüzden diğer DTP’lilerden biraz daha sağduyulu. Masasının önünde 23 Nisan’da ilin resmi hazırlıklarını içeren broşürün arkasındaki Atatürk resmi içeri girenleri karşılıyor. Sonrasında anlatmaya başlıyor: ‘Bizim devletimiz ile bir sorunumuz yok. Kimlik kültür ve ana dilde eğitim ve TV istiyoruz. Bunlar şimdi tabu gibi görülüyor. Devlet bu bölgedeki insanları sevdiğini ve güvendiğini göstersin misli ile yanıt alır. Ne PKK’dan ne de TSK’dan kimsenin artık ölmesini istemiyoruz. Kanın durmasını istiyoruz. Bir genel af ile bu gerginlik de biter.’

Bu genel af isteğinin arkasında aslında teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın olduğu tüm güneydoğu gezisinde açıkça kendini hissettirdi. Ama, bebek katili, onbinlerce masum insan ile Türk askerin kanında parmağı olan bir kişi için af istenmesi doğal olarak güneydoğu çıkmazının  ana noktalarından biri olarak ortaya çıkıyor.

Batman’da yolda karşıdan karşıya geçerken bir trafik polisi bizi durduruyor. Amacı anket. Yaya geçidinin ne kadar kullanılıp kullanılmadığını araştırıyor. Bu uygulamaya Ankara’da bile rastlamadım. En uygar şehirlerde olmayan anketler ama öte yanda görülmemiş bir sefalet. Bir paradokslar cenneti.

BATMAN’IN 41 YAŞINDAKİ GENÇ VALİSİ
Abdullah Gül’ün, ‘Bu bölgeye en iyilerini atıyoruz’ sözlerini doğrularcasına Batman Valisi Recep Kızılcık da modern görüşlü ve genç. Öyle eskiden bilinen yaşlı, geri kafalı ve valilik karizması iş performansının önüne geçenlerden değil. Bundan önce de, Başbakanlık Kanunlar Kararlar gibi kritik bir bölümde 2 numara olarak görev yaptığı için başkentte de nazı geçiyor.

Eşi de, kendisi de sürekli halkın içinde. Batman’da kadınların intihar dalgasını durdurmuş. Yeni yatırımcıları bölgeye çağırıyor ve bu kızlara iş buluyor. Bildiği tanıdığı tüm işadamlarını arıyor. Kadınların, kızların aşırı hırslı ve üretken olmalarına rağmen baskının da etkisiyle bir şey yapamadıklarından intihar ettiklerini söylüyor.

Bir de hoş bir anekdot anlatıyor Batman’ın o bir zamanlar gündemden intiharları ile hiç düşmeyen kadınları ile ilgili…’İnanır mısınız, burada İstanbullu bir işkadınımız tekstil fabrikası açtı. Batmanlı kadınlar başta olmak üzere işe alınanların performansı ile kapasite batıdakilerin 2 katına çıktı. Gittim çalışanlara bunun nedenini sordum ve bana ne dediler biliyor musunuz? Sayın Valim, biz çok çalışır burasını çalışkanlığımız ile dikkat merkezi haline getirirsek, batıdan diğer işadamları da gelir ve fabrika açar. Böylece, işsiz olan ağabeylerimiz ablalarımız da kendine iş bulur. Biz Batman için çalışıyoruz.’

Vali, havaalanı yolundaki airport cafe’nin işletmesini de kadınlara vermiş ve burada kadınlardan alınan ürünler satılıyor.

Kızılcık her hafta en az 3 aile ziyaret ediyor. Nevruz kutlamalarına da izin vermiş aynen Diyarbakır’da olduğu gibi gösteriler olaysız sonuçlanmış. Batman Üniversitesi’nin bölgeden umutlara kucak açması için il genelinde seferberlik başlatmış. Yani, Vali Kızılcık, halka hem ezber bozan farklı muamele, ardından iş sağlama prensibini başarı ile uyguluyor.

‘ACI İLACI İÇMEMİZ, EZBERİ BOZMAMIZ LAZIM’
Ve Vali Kızılcık’tan son sözler…’Metehan Bey, Ben, tüm valiler, askerlerimiz bu bölgede çok çalışıyoruz. Ama zamanında buralarda ciddi bir travma yaşanmış. Eskilerde birileri bazı şeyleri hatalı yapmış. Bu nedenle bu kadar olumlu çaba arasında kötü bir şey olduğunda devletten biliniyor. Bu bir acı ilaç ama içmemiz gerekiyor. Akıllıca çıkışlarla ezberi bozmamız gerekiyor. Ancak daima Türkiye Cumhuriyeti’nin çok büyük olduğunu, kimsenin bu ülkeyi yıkmaya gücünün yetmeyeceğini ve bu nedenle de kendimize güvenimizin tam olması gerektiğini unutmamamız gerekir. İnsanların burada iyi niyetle uzatılan elleri asla geri çevirmediğini ve aradaki terörist ruhluların da boğulup gittiğini görüyoruz’ 

İPTEN ALINAN KADIN
İnsanın dinlerken kanını donduran hikayeyi ise, Çok Amaçlı Toplum Merkezi (ÇATOM) Derneği Başkanı Şükran Altun anlatıyor: ‘Bir keresinde bir genç kadınımızdan bir süre haber alamadık. Evine gittiğimde ilmiği boynuna geçirmiş ayağının altındaki sandalyeyi itmek üzereydi. Koca baskısında yapacak işi olmadığından bu genç kadın az daha intihar ediyordu. Onu resmen ipten aldık. Sonra konsültasyonla normale döndürdük. Şimdi, diğer 450 kadınımız gibi dışarıdan ona iş veriyoruz. Geçimini sağlıyor ve her şeyden önemlisi hayata bağlanıyor.’

BATMAN AKP’DEN ERDOĞAN’A ÇAĞRI
Batman’da AKP İl Merkezi’nde Başkan Vekili Ömer El ve ekibi harıl harıl yerel seçimlere hazırlanıyor. AKP’liler iddialı ve Belediye Başkanlığını geri alacaklarını düşünüyorlar. Yalnız Başbakan Erdoğan’a da, ‘Bölge ile ilgili sadece ekonomik değil söylemler anlamında da adımlar atması çağrısında bulunuyorlar.’ Yemeğe geçiyoruz. Zekeriya Yapıcıoğlu Teşkilat Başkanı. İlginç bir konuya işaret ediyor: ‘Benim, televizyonda Kuzey Irak ve Kerkük ile ilgili haberleri izlerken içim acıyor. Hükümet diyor ki, Biz oradaki Türkmen soydaşlarımız için elimizden geleni yapacağız. Ben Kürdüm ve ben kimim o zaman. Bin yıldır bu topraklarda yaşıyorum. Ben sizin neyinizim. Bırakın soydaşı,ben de Türkmenler gibi sizin kardeşiniz değil miyim?. Bu ülkenin evladıyım. Bu ülkede 10-12 milyon Kürt kökenli insan var. Bu açıklamalar onları çok üzüyor. Kuzey Irak için ille de bir şey denilecekse, oradaki tüm kardeşlerimiz için diye bir söylem gerçekleştirilebilir. Türkiye’nin bir göz kırpmasıyla buraya canını verecek ne kadar çok Kürt var Kuzey Irak’ta biliyor musunuz? Siz, niye bölünme olacak diye korkuyorsunuz, bırakın Kuzey Irak yönetimi, bizimkiler Türkiye’ye katılır mı diye kendisi korksun.’

Bu sözlerin ardından kahvehanede gençlerden birinin Barzani’nin burs tuzakları ile kaç tane gencin Kuzey Irak’ta okutulduğu sözleri aklıma geliyor. Türkiye gibi elindeki potansiyellerin farkında olmayan bir koca ülke Türkiye, küçücük bir Kuzey Irak coğrafyasında Barzani gibi birine teslim oluyor ve inisiyatifi bir türlü eline alamıyor.

Batman’dan ayrılıp, askeri kontrol noktalarını geçtikten, bir çok ilçe ve köyde durduktan sonra Şırnak’a geliyoruz.

KİSREK BOĞAZI’NDA YEMEK
En tehlikeli bölgelerden Güçlükonak’a yakın Kisrek Boğazında akşam üstü yemek molası veriyoruz. Nehrin kenarı. Burada zamanında çok olaylar olmuş. Lokanta’nın sahibine soruyorum, ‘durum nasıl’ diye. ‘Allaha şükür abi şimdi biraz daha sakin diyor’. Ama yüzünde tedirginlik var. Hava iyice kararıyor ve gerçekler yine kendini hissettiriyor. Şoförüm Yılmaz birazdan, ‘Tamam abi bu kadar şansımızı zorlamaya gelmez’ diyerek beni uyarıyor ve kalkıyoruz. 

NEVRUZ ATEŞİNİN ÜSTÜNDEN ATLAMAK
Şırnak’ta daha arabadan iner inmez sokakta yürürken bir kişi yaklaşıyor. Gece karanlığı. Biraz tedirgin duruyorum. Birden anlatmaya başlıyor. Adı Şahin. 36 yaşında. Sebze nakliyeciliği yapıyor. Sakın aklınıza uluslararası veya şehirlerarası nakliye falan gelmesin. Küçük el arabası ile sokaklarda sebzeleri bir dükkandan diğerine bilek kuvveti ile taşıyor. Yorgun ve eve dönüş hazırlığında: ‘İyi ki geldiniz ya. Özellikle de şu Nevruz’dan sonra. Ya ben Kürdüm ama şu PKK ile işim olmaz. Ama bizim aileden sempatizanlar vardır. Fakat ben nevruz’da bağırmak ve eğlenmek istiyorum. Başka da hiçbir niyetim yok. Ama aradaki provokatörler bağırıp polis hücuma geçince, bir de suçu olmayanlar benim gibi coplanınca kan beynimize sıçrıyor. Yıllarca devlet nevruzu ben yaparım diyerek koskoca valileri bakanlar hatta başbakanları ateşin üstünden atlattı. Ne gerek var abi ‘siz atmayın biz atlarız’ demeye. Devlet büyüktür. Biz ona saygı duyarız. Vatandaşına bu konuda güvenmesi lazım.’

ŞIRNAK’IN DTP’Lİ BELEDİYE BAŞKAN VEKİLİNİN YEMİNİ
Sabah, Şırnak’ın DTP Belediye Başkan vekili Selim Basan’a uğruyoruz. O da açılan davalarda söyledikleri Diyarbakır ve Batman’da duyduklarım ile hemen hemen aynı şeyleri söylüyor.

Ancak, yasakların artarak sürmesi ile tepkilerin artacağını savunuyor ve şöyle devam ediyor: ‘Ayrılmak kimsenin kafasında yok. Size yemin ederim. Sadece Başbakan verdiği sözleri tutsun. Size kanal vereceğim diyor. Ama öyle resmi söylemli sırf haber olmaz. Kim izler bunu. Eğlence, şarkı türkü olmalı. Bir de Avrupa söyledi diye yaptı görüntüsü de hoş değil. Avrupa hepimizi kullanıyor. Biz kendi kendimize Ankara ile oturalım bunları yapalım. Kürtçenin devlet dairelerinde de kullanılmasını istiyoruz. Böylece, hasta yaşlı bir kadın Kürtçe neresinin ağrıdığını rahatlıkla anlatabilecek. Bunları bölücülük sanıyorlar. Ama inanın değil.’

Orada, odasında iki yaşlı Şırnaklı ile karşılaşıyorum. Gelen giden hürmette kusur etmiyor. Bir yandan da gözüm saatte, diğer randevu için. Ama onların bu bölgede saygın isimler olduğu söyleniyor. İkisinin de yaşı 80’in üzerinde. Birinin adı Osman  Özden. Emekli memur. ‘Dayıoğlum Kore’de yatıyor. Teyzeoğlum da Kıbrıs şehidi. Bugün yine bir ülke ile savaş olsa yine aynı heyecanla gideriz.’

Metehan DEMİR/Hürriyet

 

 

Yorumlar

“258) GÜNEYDOĞU “AJAN” KAYNIYOR” yazisina 1 Yorum yapilmis

  1. Samet Acar yorum tarihi 13 Haziran, 2008 11:19

    ÜLKEMİZİN DURUMUNUNVAHİM NOKTALARDA OLDUĞUNU GEÇMİŞTEKİ DÜŞÜNCELERİMDE AKTARMIŞTIM.”AJAN KAYNAMASI “SADE BUGÜN DEĞİLDİR.HER ZAMAN VARDIR.OLMAMASINI İSTEĞEN TÜRK GENÇLERİ ,ÜLKESİNE SAHİP ÇIKMASI GEREKİR.AKSİ TAKDİRDE,SATILMIŞLARIN HİMAYESİNDE ATLARINI OYNATACAKLAR.”BAKA BAKA KALDI” OLACAĞIZ.ORTALIKTA PARALAR DÖNMEKTEDİR.HERZAMAN ATATÜRK’ÜN “GENÇLİK HİTABESİ’Nİ”UNUTMAYALIM.BİZİM,REHBERİMİZDİR.TERAR TEKRAR,OKUYALIM,GÜNÜMÜZLE ANALİZ EDELİM.ACAROĞLU

Yorum yap