240) İLK TÜRKİYE CUMHURİYETİ KİLİSESİ…

Yayin Tarihi 29 Ağustos, 2008 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

İLK TÜRKİYE CUMHURİYETİ

KİLİSESİ…

image00146.jpg

İlk “Türk” kilisesi, İstanbul’da törenle açılmış…

Yani bu kilisenin Hıristiyan “mü’min”leri sadece T.C. vatandaşı değil, öz-be-öz, saf-kan Türk oğlu Türk!..

Bu önemli kültürel vakıanın girişimcilerine, müritlerine ve bu hayli  “demokratik”(!) çizgide cambazlık yapan ruhani liderlerine kutlu olsun… Ve tüm ulusumuz için ise, hayırlara vesile olsun… (inşallah!)

Amin diyen cümle T.C. nüfus kağıtlı Neo-Hristiyan din kardeşlerimizin duaları kabul; gayeleri makbul ve temennileri maksut olsun…

AK Parti’nin dini bütün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın  gerçekleştirmiş oldukları 25 Ağustos 2005 tarih ve 2559 sayılı kararı ile değiştirilen imar planı ve AK Parti iktidarının, Müslüman kardeşlerden oluşan İçişleri Bakanlığı bürokratlarının onayı ve İstanbul Valiliği’nin 18 Ağustos 2006 tarih ve 4665 sayılı izni uyarınca, ülkemiz ilk Türk Protestan Kilisesi’ne böylece kavuşmuş bulunuyor…

Tüm halkımıza ve cümle din kardeşlerimize hayırlı, uğurlu olsun…

Peki, bir soru….

·                     – Atina’da cami yapılabiliyor mu?

·                     – Hayır, yapılamıyor.

Yunanistan AB üyesi.  

Yunanistan özgürlüğün beşiğinde sallanan demokratik bir ülke.  

Ama Atina’da cami yasak.  

Türkiye’de, üstelik Türklere ait bir Hıristiyan kilisesi faal.  

Bakın bu girişimin lideri konumundaki, İstanbul Protestan Kilisesi Vakfı Başkanı pek sayın Timur Topuz ne diyor:

·                     – Kilisemizin üye sayısı şimdilik 65 kişi. Ama misafirlerle beraber bu sayı 100’e ulaşıyor. Vakfımızın kuruluş amacı, Türkiye’deki Protestanların dini ihtiyaçlarına hizmet etmektir. İzmit’teki Protestanlar rica etti, oradaki binamızı onlara verdik. Eskişehir Protestanlarına da kiralayarak tahsis ettiğimiz binamız var.

Bu pek sayın bey neyin nesidir; kimin fesidir; araştırılamaya değer… Ancak, bizce mesele bu kadar da basit değil.

Mesele, ciddi, önemli ve vahim…

Şimdi, bazılarınız diyebilir ki;

·                     – Ne var bunda, efendim. Türkiye demokratik bir ülkedir. Türkiye laik bir ülkedir. Türkiye’de her yurttaş istediği dine inanır; istediği mabette ibadet eder… İstediği kapta su içer…

Tamam, doğru!.

Ancak, bu doğrunun da, kendine özgü bir “ancak”ı var…

Her Türk vatandaşı, tabiidir ki, istediği biçimde kendi özel ve öznel inanç dünyasını özgürce oluşturabilir. Ancak mesele, bu noktada, bireysel özgürlüklerin çizgisinden çok daha değişik bir mecrada anlamlar yüklenmekte, işlevler üstlenmektedir.

Nasıl mı?

Şöyle:

Meseleye bir bütün olarak bakmakta büyük bir yarar mevcuttur.

·                     *Türkiye’de Devlet’in küçültülmesi, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi propagandalarının tüm medyayı istila etmiş olduğu,

·                     *Avrupa Birliği’nin ülkeyi federasyona doğru sürüklemekte olduğu,

·                     *“AB’ye uyum kisvesi altında çıkartılan kananlarla Türkiye’nin bölünmesinin alt yapısının hazırlanmakta olduğu,

·                     *Milli çıkarlarımızın, milli kültürümüzün, milli değerlerimizin ve bizi birbirimize bağlayan hangi bağlar varsa, bu bağların hepsinin yıpratılmaya çalışıldığı bir ortamda…

·                     *Türk halkının yüzde 99’undan fazlasının Müslüman olduğu bir süreçte,

·                     *Ve Hıristiyanlık propagandalarının ve misyonerlik örgütlenmelerinin Anadolu’da kol gezdiği bir ortamda…  Ülkemizde ilk kez bir Türk Hıristiyan Kilisesi’nin açılmış olması, hafife alınacak bir konu değildir.

Bu girişim, ciddi bir örgütlenmenin önemli bir halkasını gözümüzün bebeğine sokmaktadır….

Mesele din değildir; vicdan özgürlüğü hiç değildir; sorun milletin bölünmesine giden yolda, milli değerlerin erozyona uğratılması ve bizleri birbirimize bağlı kılan ve kaynaştıran ortak kültürün yok edilmesidir…

Üstelik değirmenin suyunun nereden geldiği meselesi de bir diğer önemli konudur…

Baksanıza, 65 üyeli bir vakıf…

İmar planı değiştirtiyor!

İstanbul’da üzerine kilise inşa ettikleri mülkleri, İzmit’te arazi bağışlayabilecek bütçeleri ve Eskişehir’e kadar uzanabilmiş kolları vasıtasıyla sahip oldukları mülkleri yeni “girişimci” lere kiraya verecek ölçüde bir örgütlenmeleri mevcut…

Peki, ya bizim neyimiz ya da nelerimiz mevcut?..

Sahip olduğumuz değerlere karşı gösterdiğimiz umursamazlık, bilinçsizlik ve aldırmazlık…

Bir de Tele-Volelerimiz var;

ve bir de magazin, tele-magazin; çet-magazin,  mega-magazin… Ve türevleri…

Hepinize hayırlı olsun!

Ergun ÇINAR

www.dnm-ler.com

Yorumlar

“240) İLK TÜRKİYE CUMHURİYETİ KİLİSESİ…” yazisina 3 Yorum yapilmis

  1. Tegin Öztürk yorum tarihi 29 Ağustos, 2008 13:09

    T.C yerine,Türkiye Cumhuriyeti yazmak çok mu zor?
    Bu TC lafını pkklıların kullandığını ve genelde devlet düşmanlarının tercih ettiğini hepimiz biliyoruz.

  2. Yılmaz Karahan yorum tarihi 29 Ağustos, 2008 15:00

    Sayın ÖZTÜRK,
    uyarınız için teşekkür ederiz.
    Biz yazının aslında olan başlığa uyduğumuz için, bu şekilde yayınlamıştık. ancak uyarınızdaki haklı gerekçelerden dolayı başlık düzeltilmiştir.
    Saygılar

  3. Alp Alper yorum tarihi 15 Aralık, 2008 16:32

    Sayın yazar,
    Ben bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve müslüman kimliğine sahip biriyim. Bazen olayları abarttığımızı düşünüyorum. %99 dan fazlası müslüman bir ülkenin 65 üyeli (denizde kum tanesi misali) bir guruptan ne gibi çekincesi olabilir. Avrupada birçok ülkede Türk kardeşlerimizin özgürce dinini yaydığını ve yaşadığını gördüm. Onlar %10 laraulaşan bu cemaatlerdenkorkmazken biz neden bir korku ve komplo dünyasında yaşıyoruz merak ediyorum. Acaba kendimize olan güvenimiz mi yokoluyor. Atamız boşunamı bize batıyı hedefledi?

Yorum yap