162) STALİN’İN ÖLÜM KAMPLARI

Yayin Tarihi 25 Mart, 2008 
Kategori TÜRK DÜNYASI

STALİN’İN ÖLÜM KAMPLARI

image00116.jpg

———————————————————

Stalin, komünizme direnen Ukraynalıları kıtlık yoluyla öldürürken, diğer pek çok halkı da sürgüne göndererek katletti. “Sürgün” adı altında yapılan bu uygulamalar, milyonlarca insanın hayatına mal oldu. Başta Kırım, Ahıska ve Karaçay Türkleri olmak üzere, Sovyetler Birliği içindeki pek çok azınlık, bir gecede evlerinden silah zoruyla söküldüler ve binlerce kilometre uzaklardaki ölüm tarlalarına gönderildiler. Sadece yolda ölenlerin sayısı yüz binleri bulmaktadır.

Bir komünist parti görevlisinin bu sürgünler hakkında kaleme aldığı aşağıdaki notlar, sürgünün Sovyet dilinde “toplu cinayet” anlamına geldiğini göstermektedir:

image0025.jpg

29 ve 30 Nisan 1933′te, Moskova ve Leningrad’dan trenle bize iki konvoy sınıfsızlaştırılmış unsur gönderildi. Konvoylar, Tomsk’a gelince mavnalara yüklenerek biri 18 Mayıs’ta, diğeri 26 Mayıs’ta, Obi ve Nazina ırmaklarının koylarındaki Nazino Adası’na götürüldü. Birinci konvoyda 5070, ikincisinde 1044 kişi olmak üzere, toplam 6114 sürgün vardı. Taşıma şartları korkunçtu: yiyecek çok az ve çok kötü; yer kapasitesi ve solunacak hava yetersiz; en zayıflara musallat olan hastalıklar… Sonuç: günde, ortalama 35-40 kişilik bir ölüm oranı. Bununla birlikte, bu koşullar, mahkumları Nazino Adası’da bekleyenlerle karşılaştırıldığında gerçekten lüks sayılırdı. Nazino Adası, üzerindeki tek bir ev bile bulunmayan tamamen bakir bir yer… Yiyecek, tohum, alet yok. Yeni yaşam böylece başladı. İlk konvoyun gelişinin ertesi günü, 19 Mayıs’ta, kar yağmaya başladı, rüzgar sertleşti. Acıkmış, zayıflamış, başlarında dam, ellerinde alet… bulunmayan mahkumlar, kendilerini çaresiz bir durumla karşı karşıya buldu. Soğuktan korunabilmek için, sadece ateş yakabiliyorlardı. Yavaş yavaş ölmeye başladılar… ilk gün, 295 ceset gömüldü… Sürgünlerin adaya gönderilmesinin ancak dördüncü ya da beşinci günü, yetkililer gemiyle kişi başına yalnızca birkaç yüz gram düşen un gönderdi. Bu acınacak kadar az olan tayınlarını alanlar, kıyıya koşuyor ve şapkalarında, pantolonlarında ya da ceketlerinde, bu unun birazını sulandırmaya çalışıyordu. Fakat, çoğunluğu unu olduğu gibi yutmaya çalışıyor ve çoğunlukla da boğularak ölüyordu. Adada geçirdikleri günler boyunca mahkumlar, azıcık bir undan başka bir şey alamadı. En beceriklileri, peksimet pişirmeye çalıştı, ancak ellerinde hiç kap yoktu… Kısa zamanda, yamyamlık olayları belirdi…

Robert Conquest The Harvest of Sorrow (Hüzün Hasadı) adlı kitabında, Stalin dönemi sürgünlerini şöyle anlatır: 15 yaşına kadar olan çocukların yüzde 20’si, genellikle de küçük çocuklar sürgün sırasında öldü. Özellikle de 1940′larda azınlık milliyetlerin toplu sürgünlerinde bu durum yaşandı. Tabii ki sürülenler içerisinde çok farklı fiziki duruma sahip olanlar vardı, mesela hamileler. Sürgün treninde doğum yapan bir annenin bebeği öldüğünde askerler onu hareket halindeki trenden aşağı atardı. Bu sürgünler varacakları yere nadiren varabilirlerdi. Genellikle bölgesel kasabalarda kalırlardı…

image0034.jpg

Komünist parti politikasına karşı en ufak bir direniş gösterenler, “gulag” olarak adlandırılan çalışma kamplarına gönderildiler. Kamplarda tutsaklar ölesiye çalıştırılıyordu. Resimler, gulaglarda çekilmiş bazı görüntülerdir.


Sürgünlerin yanında kullanılan bir diğer kitle katliam yöntemi ise çalışma kamplarıydı. Daha önce de belirttiğimiz gibi Rusça’da “gulag” adı verilen toplama kampları, genellikle Sibirya gibi öldürücü şartların hakim olduğu bölgelerde kuruldu. Sovyet yönetimine karşı olduğu düşünülen milyonlarca insan tutuklanarak gulaglara gönderildi. 1928 ve 1953 yılları arasında (Stalin döneminde) gulaglara toplam 30 milyonun üzerinde insanın gönderildiği hesaplanmaktadır. Bunların üçte ikisinden fazlası, yani en az 20 milyon insan bu kamplarda hayatını yitirmiştir. Açlık sınırında yaşatılan ve günde 14-16 saat çalıştırılan tutuklular, kamp gardiyanları tarafından basit bahanelerle idam edilmiştir. Bazı tutuklular kasten aç bırakılarak açlıktan ölmüş, bazıları yetersiz beslenme ve korkunç yaşam şartları nedeniyle bedensel olarak çökerek can vermiştir. Paramparça ve son derece ince kıyafetlerle Sibirya soğuğunda çalıştırılan pek çok tutuklu da donarak ölmüştür. Gulag mahkumlarının donma yüzünden, önce el ve ayak parmaklarının düştüğü, kulak veya burunlarının “kırılarak” koptuğu, bu şekilde yüz binlerce insanın acı çekerek öldüğü, bilinen gerçeklerdir.
Archangel’de tüm kiliseler kapatılmış ve sürgünler için hapishane olarak kullanılıyordu. Köylüler yıkanamıyordu ve vücutları çeşitli yaralar ile doluydu. Kasabada yardım için yalvarıyorlardı. Ancak halk onlara yardım edilmemesi konusunda kesin emir almıştı. Hatta ölüleri bile toplanamıyordu. Kasaba sakinleri, korku içinde kendilerini hapsediyorlardı. Vologda şehrinde de 47 kilise tamamen sürgünlerle doluydu.

Ünlü Rus Yazar Aleksandr Solzhenitsyn The Gulag Archipelago, 1918-1956 (Gulag Takımadaları, 1918-1956) adlı kitabında bunun benzeri dehşet örneklerini anlatmaktadır.

HAZIRLAYAN: YILMAZ KARAHAN

Yorumlar

“162) STALİN’İN ÖLÜM KAMPLARI” yazisina 9 Yorum yapilmis

  1. Samet Acar yorum tarihi 3 Nisan, 2008 22:08

    Kominizm,yanlısı olan Stalin bir lider değil,insanlık duşmanı,bir piskomat kategorisinde yer almaktadır.O’NUN ÖLÜMÜ DE RAHAT OLMAMIŞTIR.Türk duşmanı,Ahıska Türkler’ini 1944 tarihinde Sibiriyaya sürerek işgencelerle ölümlerine sebep olan ,Gürcü kökenli ,insanlıktan nasibini almamış,biridir.Adını bile duymak,hatırlamak bana zülüm oluyor.Acaroğlu

  2. Emre yorum tarihi 1 Kasım, 2008 07:47

    Bakın bu olayların yaşandığı tarihler 2. dünya savaşı öncesi allah belalarını 2. dünya savaşı ile birlikte verdi.24 milyondan fazla rus hayatını kaybetti.Yine akıllanmadılar yine belalarını bulucaklar.

  3. karabaş maytap yorum tarihi 2 Kasım, 2008 21:18

    allah stalin’in belasını verdi o bir insan olamaz ona hayvandemek hayvanlara karşı hakaret olur

  4. karabaş maytap yorum tarihi 2 Kasım, 2008 21:23

    allah stalin’in belasını versin ve verdide onun gibi birhayvan birdaha dünyaya gelmesin o çok bet bir kişiliğe sahip yaşasın özgürlük

  5. mahmut kerim yorum tarihi 29 Mayıs, 2009 10:04

    İşte Stalin işte Komünizm…

  6. Süleyman yorum tarihi 21 Haziran, 2009 18:34

    ben o acı sürgünü eziyeti vahşeti yaşayan insanların torunuyum Ahıska Türklerindedim hiç bir sebep olmak sızın 1944 te hayvan vagonlarına doldurularak ve 1 ay içinde geri getirecez diye yanınıza az bişey alın ..benim dedem olayı anlamış sadece yemek ve üstlerine sıçak tutacak bişeyler almışlar …anne annem anlatır hep 13 yaşındaymış sürülürken vagonlar soguktu der tıklım tıklımdı ..küçük kız kardeşi annesini yanında yatarmış gece altına kaçırırmış o kadar sogukmuşki vagon o çiş donar ve çocuk anneye buzlayarak yapışırmış..daha ne eziyetler zülümler ..sebep sebep belli Müslüman Türk olmak ama ne kadar ugraşsalarda işte Türkiyedeyiz dilimizi unutmadan elimizden geldigi kadarıyla dinimizi unutmadan ..saygılarımla

  7. Veysel VEYSEL yorum tarihi 22 Haziran, 2009 04:46

    gerçekten çok zor günler yaşadık… bunları dile getirmek gerek. bugün bizlere kabul ettirilmek istenen “sözde” ermeni soykırımına bakın mesela. ortada öyle birşey olmamasına rağmen gerçekten de lobi faliyetleri iyi. ama biz Türklere yapılanlara kayıtsız kalıyoruz. bizim “sözde” aydınlarımız (ki ben onların zihinsel engelli dahi olamadıkarını düşünüyorum) bu olayları tartışmalı bence. nobel ödüllü edebiyat yazarımız orhan pamuk ermeni meselesi üzerine durup sabetayistlerin hayatını anlatan romanlar yazacağına bu konuları işlemeli keskin kalemiyle… bugün akademisyenlerin hiçbiri bu konu hakkında doğru düzgün araştırmalar yapmıyorlar… ben Ahıska Türkleri adına yapılmış net bir araştırma göremedim… bu konuları işlemeli hocalarımız derslerde… bin yıl öncesini öğrendiğimiz gibi yüz yıl öncesini de bilmeliyiz… ikinci dünya savaşının ismet paşa’nın almanlarla zekice yaptığı anlaşmadan ibaret olmadığını bilmeliyiz. boraltan köprüsü faciasını bilmeliyiz… Ölümsüz liderimiz Mareşal Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün din ve vatan sevgisini bilmeliyiz herşeyden evvel… bunlar bizi sonuca götürecek olan şeylerdir…

    Not: Bu haberi Ahıska Türkleri ile ilgili olan http://www.ahiskacan.biz isimli internet sitemiz hem forumunda hem blogunda paylaştım… bilgilerinize…

  8. emine yorum tarihi 29 Temmuz, 2009 10:47

    Türkiye deki sosyalistler kendi gibi düşünen insanları sütten çıkmış ak kaşık gibi gösteririler ya bizleri aptal sanıyorlar ya da kendilerini çok akıllı

  9. canan yorum tarihi 11 Nisan, 2011 02:40

    ilk önce Rabbim o öldülüne masum insanların yerni cenet eylesn zten satline dicek bişy yok Allah en onun içn en iisni yapıyordur bence de bu konu hakknda konşmk arştrmk gerkir ne kadar saçma sapan konu varsa çok güzel konuşuyor ma önmli konulara gelnce kimse kalmaz ortada tarih insan kasaplaryla dolu neden böle oldu dicem ama rabim biloya ne yptğnı o herşin en doğrsunu en iisni bilir Allaha emanet olun

Yorum yap