160) UYANIŞ SANCISI

Yayin Tarihi 15 Nisan, 2008 
Kategori KATEGORİLENMEMİŞ

UYANIŞ SANCISI

image00138.jpg

Uyanış, ayağa kalkış sanıldığı kadar kolay değil aksine sancılıdır! Uyanacak olan ister bir insan, ister bir toplum ister bir ülke olsun sonuç değişmez, uyanış yine de sancılıdır…

  İnsanlar gibi toplumların ve ülkelerin de yol haritaları vardır. Onlar günlük yaşamın içinde iken bu yol haritasının işaret levhalarını her zaman görmeseler bile derinden derinden hissederler ve yaşamak istedikleri deneyim için bu ihtiyaçlarına yanıt verecek kişi veya kurumları kendi istekleriyle çağırırlar. Duruş ve ilke uygulaması öğrenmek isterler…

  Peki! Ya henüz bu ilkelerin uygulanmasının aciliyetini hiç fark edememiş kitleler varsa onlar ne yapacak? Nasıl öğrenecek? Bu sorunun yanıtını hiç düşündünüz mü?

  En doğal hakkını kullanarak eğitmenini, öğretmenini yaşamının içine çağıracak, onunla sıkı bir işbirliği yapacak, birlikte o tezin her yönü ile eni konu ilgilenecek ve belki de hep çalışmayı ihmal ettiği dersini çok acı bedeller ödeyerek tamamlayacak. Üstelik uyanmak için kendi kanından, canından, emeğinden, alın terinden vererek yapacak tüm bunları… Ne saygın ne kutsal bir öğrenim bu! Kim ne diyebilir ki? Öğrenmek ve yapmak istiyor, evet ilk başlarda vura vura kıra kıra… Ama sonra bunun bir de sonrası var, sabırlı olup hemen karar vermemek daha iyi değil mi?

  Bunun spiritüel adı DURUŞ’tur. Duruş öğrenmek ya da ilke uygulamak anlamına gelir. Bu ilkenin ne olduğu çok önemli değildir. İlke ilkedir, siz isterseniz bunan adına Atatürk İlkesi deyin, isterseniz doğru, dürüst ve erdemli insan olmanın ilkeleri deyin, inanın sonuç hiç değişmeyecektir…

   Uyanış sancılıdır, oturduğunuz yerden hiç kılınızı kıpırdatmadan, parmağınızı oynatmadan uyanamazsınız. Daha uyanıklar gelir, doğru-yanlış, eksik-fazla demeden sizin ayağınızı kaydırır, alaşağı ediverirler bir anda, neye uğradığınızı şaşırıverirsiniz… Ya da dürtüp dürtüp zorla uyandırıverirler, bazen de  tekme ile…

  Ülke dengelerinde ne değişti ki, ekonomimiz hala çok hassas dengelerle ayakta duruyor… Pamuk ipliğine bağlı dengeler üzerinde yol almaya çalışıyoruz. Sürekli borç alma, elinde ne varsa satıp savma sarmalı içinde yuvarlanır hale geldik. Ama çok iyi bir durumda olduğumuzu sanıyoruz. Çeşitli kaynaklardan ülkeye akan sıcak para girişi durduğu anda Türkiye’nin duvara toslayacağını yetkili ağızlar bile söylüyor. Kaderimiz dünyadaki likidite bolluğunun sürmesine bağlı. Son 5 yıl içinde yatırım yaparak, daha çok üreterek büyümedik. Sürekli borçlanarak ve ithalat yaparak yükselttik Türkiye’yi !.. Gelir dengeleri daha bozuldu. Varlıklılar ile yoksullar arasındaki uçurum iyice derinleşti.


  Dış politikada karşı karşıya olduğumuz sorunlar ise daha da zorlu. Kuzey Irak konusunda elimiz kolumuz bağlı. Terör can almaya devam ediyor. Kıbrıs ve Ege sorunu giderek daha karmaşık hale geliyor. Avrupa Birliği ile ilişkilerin nereye gideceğini ise kimse kestiremiyor. Bir zamanlar AB’ye umutla bakan Türk halkı artık tam üyeliğin gerçekleşmeyeceğini görüyor.

  Peki! Bütün bu verilerden sonra uykuda değiliz demek mümkün mu? Pek değil galiba o yüzden bu uyanış sancılı, tüm uyanışlar gibi… Çok daha zorlu ve karmaşık bir döneme gebeyken, sivil toplum örgütlerine ve birey birey herkese çok iş düştüğünü görmek gerekir. Yani o derin uykudan uyanıp, gözlerdeki çapakları alıp daha dikkatli, daha keskin bakmak gerekir.

  Seçimler yaparız, iktidarlar gelir gider ama ülkenin makus talihi değişmez. Oysa bu kısırdöngüyü, bu makus talihi değiştirebiliriz, ülkemizin doğum haritasında bu güç potansiyel olarak saklı, sadece uyuduğumuz derin uykudan uyanmak, ülke sorunlarına gerçekçi gözlerle bakmak lazım. Güven ve istikrar arayışının da gerçek karşılığını bulması önemli! Değer üreten çalışkan bir topluma dönüşmeden başarı hayal !

  Dönem öyle bir dönem, değişen satıh öyle bir satıh ki; bu ülkede yaşayan hiç kimsenin zafer sarhoşluğuna kapılma ya da yenilgi kompleksiyle saldırgan, içe dönük veya hesapsız, sorumsuz davranma yani bencil olma lüksü yok. Türkiye’nin geleceği söz konusu… Ülkemizle ilgili tüm gerçeklere uyanık bir zihinle bencillikten uzak bir bakış açısıyla bakamadığımız sürece uyanış daha da sancılı olacak…

  Uyanış, ayağa kalkış sanıldığı kadar kolay değil aksine sancılıdır! Uyanacak olan ister bir insan, ister bir toplum ister bir ülke olsun sonuç değişmez, uyanış yine de sancılıdır…

İşte tam böyle zamanlarda sorumlu ve sağduyulu olmak lazım…

ASTROSET

ziyaretcidefteri21111126.gif

Yorumlar

“160) UYANIŞ SANCISI” yazisina 1 Yorum yapilmis

  1. Samet Acar yorum tarihi 16 Nisan, 2008 18:47

    Sorumluluklarımıza baktığımızda,geçmiş ve şimdiki yöneticilerimiz,sorumluluklarını ABD,den,ABden yana kullanmışlardır,kullanmaya devam ediyorlar.Türk milletine karşı sorumluluklarını geçmişte olduğu gibi kimisi kendi ayaklarıyla sepaya gidere,kimileri içeri atılarak,gibi sorumluluklarını tarih boyunca Türk milletine karşı bu şekillde getirmişlerdir.Gün ola harmanola ,bakalım sorumluluklar nerelere gidecek.Onu da göreceğiz.Sağolan görecektir.Acaroğlu

Yorum yap