124) ATATÜRK’ÜN EMRİ, MİLLİ EĞİTİM BAKANI’NIN TAVRI

Yayin Tarihi 6 Eylül, 2010 
Kategori ATATÜRK

ATATÜRK’ÜN EMRİ,

MİLLİ EĞİTİM BAKANI’NIN TAVRI

image0012.jpg

Yıl 1934, o dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Ulus’ta dır.
Bakan ise Niğdeli Abidin Özmen’dir.
Bakan, makamında çalışmaktadır.
Kapı çalınır.
Bakanın gür sesi: “Giriniz!”
Atatürk’ün yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girerler.
Konuklara yer gösterir ve zarfı açar.
Atatürk’ten gelen bir mektuptur bu:
“Bay Abidin Özmen, Milli Eğitim Bakanı…”

Abidin Özmen zarfı özenle açar ve mektubu dikkatle okur:
“Yaver Bey’le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. 
Uygun göreceğiniz, bir liseye (parasız yatılı olarak) bu çocukların kaydını yaptırın…”

Bu, Atatürk’ün bir emridir.
Kesinlikle yerine getirilecektir.
Bakan Özmen, Orta öğretim Genel Müdürü’nü çağırtır ve şu direktifi verir:
“Yaver Bey’in yanındaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukların Haydarpaşa Lisesi’ne paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarının Veli ve ödeyen hanesine Atatürk’ün ismini yazdırarak bana getiriniz.” der.

image002.jpg

Bakanın emri yerine getirilmiştir.
Abidin Özmen de kısa bir mektup yazarak Yaver Bey’le Atatürk’e yollar.
Mektubun içeriği şöyle:
“Muhterem Atatürk, Yaver bey’le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım.
Ancak,
Arkasında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı Atatürk gibi biri bulunduğu için; bu iki çocuğu fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi.
Bu nedenle her iki çocuğun da emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesi’ne paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım.
Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları ekte takdim ediyorum…”
 
Atatürk bu mektup üzerine,
Devrin Başbakanı İsmet İnönü’ye telefon ederek:


“Bak. Senin Milli Eğitim Bakanın bana ne yaptı?” diyerek olayı anlatmış.
İnönü, Bakan’ı adına özür dilemiş.  
Atatürk:
“Yok!’ demiş özür dileme, çok memnun oldum.
Keşke her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve doğruyu gösterebilse .”
 

Bu anı Yüksek Mimar H.Rahmi ÖZMEN’in amcası, 
M.E.B. Bakanı Abidin ÖZMEN ve ATATÜRK arasında geçer. 

Tarihi değeri olan ve hiçbir yerde yayımlanmayan bu anının unutulup gitmesine gönlü razı olmayan Bakanın yeğeni H.Rahmi ÖZMEN 15.08.1985 tarihli bir mektupla gazeteci yazar, Vahap Okay’a iletir. O da 15.09.1985 tarihli KOLAY İLAN adlı gazetesinde yayımlar. Bu kaynaktan alınmadır.

(Cumhuriyet 09.01.2002)

Yorumlar

“124) ATATÜRK’ÜN EMRİ, MİLLİ EĞİTİM BAKANI’NIN TAVRI” yazisina 3 Yorum yapilmis

  1. Hikmet Erçin yorum tarihi 6 Eylül, 2010 08:55

    Milli Eğitim Bakanının yapmış olduğu bu davranışı ve Mustafa Kemalin, anlayışla karşılayıp taktir etmesi anlayışını, günümüzün siyasileri yapabilirmi yapamaz yapmaya kalkan anında görevden alınır veya sürgüne gönderilir. Tüm siyasilerin Özelliklede Başbakanın Atatürk’ün davranışlarını örnek almalarını isterim. Atatürk yaşasaydı zavallı ve derdini anlatmaya çalışan bir çifçiyi sabırla dinler sorunlarına anında çözüm bulmaya çalışırdı yoksa Sayın Başbakan gibi Ananıda al git demezdi.

  2. Oğuzhan YAĞIZ yorum tarihi 15 Eylül, 2010 05:48

    Gerekli halde üst makamda olsa doğruluğuna inanılan tavrı koymak… Ve bu tavır karşısında gerçek anlamda lider olan üst makamın karşı tavrı…1934’ten bugüne kaç yıl geçti…76 yılda bu kadar mı değiştik.. bu kadar mı aciz artık devlet yönetimindeki astlar üstlerine karşı ve bu kadar mı yalaka Türk’ün devlet yönetenleri… heyhat… yok paşam yok, biz bir rüyadayız ve uyanacağız; sanki sen memleketi kurtarmamışsın, ve sanki biz Türk kalamamışız…

    Ya gel maziden uyandır uykudan bizi,
    Ya da biz kaybettik atimizi…

  3. Mahir KESKİN yorum tarihi 7 Aralık, 2012 13:46

    Selamlar!
    Cumhuriyet ilk yıllardaki özverili kendi kuşağı ile ne kadar öğünse yeridir. Vahap OKAY’ı ve Kolay İlan gazetesini 1970 yıllarda tanıdım ve gazetenin ücret ödemeyen abonelerindendim. Gelmesini sabırsızlıkla beklediğimi hatırlarım.
    Evet erdemlerini her geçen gün daha fazla anladığımız büyük kurtarıcının arkasına saklanmak yerine öneri ve öngörülerini yapmaya çalışsaydık bugünleri görmezdik diye düşünüyorum.

Yorum yap