1019) Rabova Katliamı (30 Eylül 1918)

Yayin Tarihi 14 Eylül, 2019 
Kategori TÜRK DÜNYASI

RABOVA KATLİAMI (30 Eylül 1918)

Yeryüzünde hiçbir millet Türklerin elde ettiği zaferleri ve uğradığı katliamları yaşamamıştır.

Tarih bir ibret ve nasihattir.   

Tarihten ders almak sadece zaferlerle övünmekle olmaz! 

Yaşanan yokluklar, sürgünler, katliamlar da bilinmeli ki bir daha aynı acıları yaşamamak için tedbirler alınmalı. Genç nesil tarih bilincini geliştirerek, ebediyete kadar bağımsızlık emanetini güçlü bir şekilde taşıyabilmelidir.

Yazılı tarihimizde bilinmeyen veya unutturulmaya çalışılan o kadar çok olay var ki, bunlar öğrenildiğinde eğitim sistemimizin yeniden Türklük Bilincinin geliştirilmesi yönünde düzenlenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Aşağıda 30 Eylül 1918 tarihinde, Türk Ordusunun Suriye Cephesinden çekilmeye başladığında, Şam’da ikamet eden Türk ailelerinin trenle Anadolu’ya gelirken isyancı Arap hainler tarafından maruz kaldıkları katliam 3 kaynaktan anlatılmıştır.

Birinci kaynak, Erzurum Albayrak Gazetesinde olayın yaşandığı 1918 yılında Müştak Sıdkı tarafından neşredilmiştir.

İkinci kaynak, Harp Akademileri Komutanı Ali Fuad Erden’in “Birinci Dünya Savaşında Suriye Hatıraları” adlı kitabından.

Üçüncü kaynak, sayın Soner Yalçın’ın 2018 yılında yazdığı köşe yazısı.

Bildiğimiz ve bilemediğimiz, tüm şehitlerimize rahmetler olsun.

YILMAZ KARAHAN

1) Albayrak Gazetesi ve Suriye

Birinci Cihan Savaşı ve Milli Mücadele yılları arasında Erzurum’da yayınlanan en önemli haber kaynaklarından bir de ‘Albayrak’ gazetesidir. Gazetenin baş sayfasının üzerinde “Vilayet-i Şarkiye Ermenistan Olamaz” ifadesi yer alır. Gazetenin 30 Eylül 1334/1918 tarih ve 37’inci sayısında Müştak Sıdkı, Suriye için bir yazı kaleme alır. Yazar, ‘Arap Evlatlara’ dostane serzenişler ve merdane öğütlerle söze başlar. Suriye’ye karşı sitem eder ve bize vefasızlık yapıldığını belirtir. Yazının devamında yazar:

“Suriye, 30 Eylül 1334/1918’de İslam’ın vicdanına en büyük darbeyi indiren bir ülke olmuştur. Kuran’ın nuru, Peygamberin mirkadı (miracı), Arab’ın hakk-ı hayatı (hayat hakkı) için asırlarca hududunda bekçilik eden Türk o gün Suriye’den İngiliz toplarının himayesi altında Arap eliyle kovuluyordu. Efendisinin bu elim hezimetine candan yardım eden Suriye, tarihin bütün menakıb-ı mazisini (geçmiş tecrübeleri) unutmuş, İngiliz ihtirasına alet olmuş bir çılgındı. ‘Rabove Boğazı’nda şehit edilen binlerce Türk’ün naşı Arap atlarının namert hücumları altında çiğnenirken; İngiliz diplomatlarının kahpece tebessümleri dudaktan dudağa dolaşıyor. Bu ulvi şehit naaşları üzerinden Şam’a kokular getiren rüzgâr, Arap ihtirasatı yelpazeliyordu… İstiklal emelinin tahkiki, Türkü ezmekte, İngiliz satvetine (ezici kuvvetine) boyun eğmekte zanneden muhteris Arap ricali, açtıkları kanlı ve şiddettar bir sahife-i tarih önünde mağrur oluyordular. …Türk onlara hürmet etti, kendi öz vatanı bir harabe iken oraları imar, kendi oğulları açken onları terakki etti… Hiç bir Türk kalbi esir İslam ülkelerine artık yeniden birinin daha ilavesini arzu etmez, velev Suriye gibi Türk’ün yüreğine ezeli bir yara açanlar bile olsa… Binaenaleyh biz Suriye’ye hitap ediyor diyoruz ki; İngiliz siyaseti imha-i İslam politikasıdır.”

http://www.doguturk.com/guncel/albayrak-gazetesi-ve-suriye-h3756.html

2) 30 Eylül 1918’de Rabova’da katliam

“Şam çoktan düşüyordu. Türk Ordusu Marchall komutasındaki Liman von Sanders kenti terk ediyordu ve Haleppo’ya geri dönüyordu, Türk subaylarının aileleri ve hükümet yetkilileri ile Şam’daki savaş okulu öğrencileri Anadolu’ya trenle taşındı. Arap isyancıları Scherif Faysal isyancıları tarafından Rabova / Rabuva geçidinde tıkanma yolları, Faysal komutasındaki isyancılar geçidin iki tarafına yerleştirildi (ve demiryolunu kapattılar) ve trene MG’ler tarafından ateş edildiler. hepsi öldürüldü. ”

Kaynak: Harp Akademileri Komutanı Ali Fuad Erden “Birinci Dünya Savaşında Suriye Hatıraları” (1. Dünya Savaşı’ndaki Suriye Anıları) s.281
Bilinmeyen mezarları aydınlık olsun!

3) Türk tarihini bilmemek

“Rabova” nedir bilir misi­niz?
Hayır, “Rojava” demiyo­rum; “Rabova” diyorum.
Maşallah! “Rojava”yı bilme­yeniniz yok; hepinize ezber­lettiler! Suriye’de; Derik’ten Afrin’e kadar sınırımızda uzanan 700 km’lik alana “Rojava” diyorlar; sözümona “Batı Kürdistan!”
Öyle propaganda yaptılar ki… Çoğu kişi sanıyor ki, “Rojava” Kürtlerin yurdu! Bir de ideolojik temel inşa ediyorlar; “Kemalizm’den kaçan Kürtler buraya sığındı!” Bitmez tükenmez PKK yalanlarından biri bu.
Neyse.
Soruma döneyim:
“Rabova” nedir?
Bilmiyorsunuz değil mi?
“Yevmüşşüheda” de­sem…
Yani, “Masum Şehitler Günü”…
Hatırlayanınız çıktı mı? Sanmam!
Yazayım:
Tarih: 30 Eylül 1918.
Osmanlı, I. Dünya Savaşı’nı kaybetmek üzereydi artık. Alman Mareşal Liman von Sanders komutasındaki Os­manlı Ordusu, Şam’ı boşaltıp Halep’e çekilme kararı aldı.
Şam’da binlerce Türk aile­si vardı…
Binlerce kadın-çocuk Türk yollara düştü. İnsan acıma­sızlığının boyutunu nere­den bilsinler?
Tren, Şam-Rayak demir­yolunun geçtiği Rabova boğazında saldırıya uğradı. Boğazın iki yakasını tutmuş ayrılıkçı Araplar silahlarla treni taramaya başladı.
Saldırganların gözü öylesine kin doluydu ki, bir tek sağ çocuk bile bırakmadılar…
Rabova katliamının olduğu her “30 Eylül” günü “Ma­sum Şehitler Günü” olarak anıldı.
Zamanla unutuldu gitti!
Sonra, “Ermeni soykırımı” sözleri bilinçlere şırınga edildi!
Sonra, “Rojava direnişi” lafları bilinçlere şırınga edildi!
Bırakınız “Masum Şehitler Günü” anmasını, “Rabova kıyımını” bile bilen kalmadı.
PKK-FETÖ ve liboş düşünce ikliminde yetişen insanımız tarihine düş­man kesildi!
Türklük, faşistlik oluverdi!

SONER YALÇIN

http://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/soner-yalcin/turk-tarihini-bilmemek-2196310/

Paylaş:

Yorumlar

Yorum yap