Karga, insanlar tarafından pek sevilmeyen bir kuştur. Sesinden, leşle beslenmesinden veya çevrede yol açtığı bazı zararlardan dolayı olumsuz değerlendirilir. Ancak bir canlıyı sevmememiz, onun zekâsını ve yeteneklerini küçümsememizi haklı çıkarır mı?
Karga, ceviz gibi sert kabuklu yiyecekleri kırmak için yüksekten sert bir zemine bırakabilir. Kuru ekmeği suyla yumuşatarak yemesi de gözlenebilen davranışlarındandır. Bunlar, çevresindeki imkânlardan yararlanabildiğini gösterir.
Karganın insana öğretmenlik yaptığı bir dinî anlatı da vardır.
Kur’an’ın Mâide suresinin 31. ayetinde, kardeşini öldüren kişiye cesedi nasıl gömeceğini göstermek üzere, Allah’ın yeri eşeleyen bir karga gönderdiği anlatılır. Habil ve Kabil adlarıyla bilinen bu kıssada insan, ne yapacağını bir karganın davranışından öğrenir.
Kargaların dikkat çeken özellikleri arasında güçlü hafıza, öğrenme ve problem çözme yeteneği bulunur. Araştırmalar, bazı karga türlerinin kendileri için tehlike oluşturan insan yüzlerini uzun süre hatırlayabildiğini göstermektedir. Yeni Kaledonya kargaları ise yiyeceğe ulaşmak için alet yapıp kullanabilmektedir.
Elbette her karga türünün bütün özellikleri aynı değildir. Ancak bu örnekler bile, kargaya kolayca “budala” denilemeyeceğini gösterir.
Karganın davranışlarını gözlemledikçe, çocukluğumuzda öğrendiğimiz şu tekerlemeyi yeniden düşünmeden edemiyorum:
Karga karga gak dedi,
Çık şu dala bak dedi.
Çıktım, baktım bu dala,
Bu karga ne budala!
Tekerlemeler çocukların dil gelişimine, oyunlarına ve eğlenmelerine katkı sağlar. Elbette bir tekerlemeden bilimsel bilgi vermesini beklemeyiz. Fakat çocukken duyduğumuz nitelemeleri sorgulamadan benimsersek, bunlar zamanla düşüncelerimizde yer edebilir.
Benzer bir örnek de masallarda ve hikâyelerde aslanın “ormanlar kralı” olarak tanıtılmasıdır. Oysa aslanın başlıca yaşam alanı savanlar ve açık otlaklardır. “Krallık” masala ait bir yakıştırma olsa da bu ifade, çocuklarda aslanın ormanda yaşadığı düşüncesini oluşturabilir. Hayvanları anlatırken kullandığımız sözlerin, onların gerçek özelliklerini gölgelememesine dikkat etmeliyiz.
Birine “kral”, diğerine “budala” demeden önce, bu canlıları ne kadar tanıdığımızı düşünmeliyiz.
Çocuklarımıza “budala” diye tanıttığımız karga, güçlü öğrenme ve problem çözme yetenekleri olan bir kuştur.
Öyleyse, karga mı budala; yoksa onun yeteneklerini görmeden, öğrendiği sözü tekrarlayan insan mı?
YILMAZ KARAHAN
26 Şubat 2011
Editör Yorumu
Bu yazı, hayvanlara yönelik alışılmış nitelemeler üzerinden çocuklukta öğrendiğimiz yargıları gözden geçirmeye çağırıyor. Karganın “budala”, aslanın “ormanlar kralı” olarak tanıtılması, sözlerin hafızamızda gerçeklerin önüne geçebildiğini gösteren iki örnektir. Eğitim, bilgiyi aktarmanın yanında gözlem yapmayı ve öğrenileni sorgulamayı da öğretmelidir. Yazının değeri, gündelik örneklerden hareketle bu düşünme alışkanlığını tartışmaya açmasındadır.
! Karga buzulun içinden balık tutuyor…. | akilli.tv|Reklam:formula 21 formen
