YENİDEN ERGENEKON

MUSİBET

Yılmaz Karahan
Yılmaz KarahanYeniden Ergenekon
5 Eylül 2007·6 dakika okuma süresi·5 Okuyucu Yorumları
Makaleyi Dinle
~6 dk · Doğal Anlatım

MUSİBET

“Bir Musibet, Bin Nasihattan İyidir.” (Atasözü)

Ülkemizin içerisinde bulunduğu sosyal, siyasi ve ekonomik rahatsızlıkların temel nedeni, iyi ve yeterli bir eğitimin olmaması veya alınamaması vardır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün 15 yılda Türkiye’ye kazandırdıkları, 70 yılda cehalet ve ihanetle yok edilmek üzeredir.

Kimliğimin, yüksekliği varmış! Merak ettim, kimliğimin alt tarafında neler var diye? Çünkü bize sürekli üstüne bakmamız tavsiye ediliyor… Yoksa bu iş “Cambaza bak” aldatmacısı mı???

Kimliğimin hemen altında, “Söylesem Tesiri Yok, Sussam Gönül Razı Değil” diye bağıran ancak sesini duyuramayan, Türkçe konuşmaya çalışan Dilimi gördüm. Hani her 13 Mayıs tarihinde “Bugünden sonra divanda, dergahta, bargahta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka Dil kullanılmayacaktır.” Karamanoğlu Mehmet Bey’in Fermanına istinaden kutladığımız Türkçe Dil Bayramını can çekişirken izledim. Artık, İsmail Gaspıralı’da veciz sözünü bir gözden geçirmeli …

“Dilde, fikirde, işte birlik” mi? Nerede?

Dilimin hemen altında SOY umu, Türklüğümü gördüm… Tanrı Dağlarından, Ergenekon’dan Anadolu’ya, Ankara’ya doğru bir Bozkurt gibi Bilge Kağan’ın haykırışını duyuyorum! “Ey TÜRK! Üstte Mavi Gök Çökmedikçe, Altta Yağız Yer Delinmedikçe, Senin İlini ve Töreni Kim Bozabilir?” Elbette “TÜRKÜM” diyemeyenler ve TÜRK gibi yaşayamayanlar…

Soyumla birlikte “Kelime-i Tevhid” ile sürekli zikir eden Yüce Dinim İSLAMİYETİ müşahede ettim. Beni Ben yapan, maneviyatımı ruhumu hissettim. Dinim ve dindaşlarım fitneden, hurafeden, sömürüden, cehaletten ve diyaloglardan kurtulmaya çalışıyor… Dinimin sesi olan Ayet ve Hadisler gerçek anlamı ile anlatılmıyor…"Haksızlık karşısında susan, dilsiz Şeytandır.” diyen Hz. Muhammed (s.a.v.)’e nazire yaparcasına, zalimi ve hırsızı destekleyen münafıklar çoğaldı. Hem de renkli sermayelerini güçlendirerek!

Dinimin altında, artık “MAZİ” denilen Tarihimi gördüm. “Tarihi Çevir, Nal sesi Kısrak sesi…” ile çağ kapatmış, çağ açmış 5000 yıllık şanlı Tarihim çırpınıyor… Tekrar tarihe not düşmek istiyor, Türk’ün ismini unutanlara yeniden ezberletmek için… Ne yazık ki ; “Ne Mutlu Türküm Diyene” artık sorgulanmaya, Tarih yazan Mehmetçik de tahkir edilmeye başlandı…

Tarihimin hemen yanında Kültürüm var. Edebiyatım, Sanatım, Musikim, Geleneklerim, Mutfağım ve Şahsiyetlerim “Orada Türk varsa bizi yaşasın ve yaşatsın! Bizi inkar ederlerse yok olacaklar, soysuzlaşacaklar!” diye çığlık atan Kültürümün unsurları telaş içinde… Ama ne fayda, artık sokaklarda ve sandık başlarında bile Sam Amca’nın uşaklığını yapabilecek Coniler türüyor…

En alt tarafta Ülküm var. Türklüğün İdealleri, geleceğinin planı, Türk Devleti ve Milletinin Yüce Mefkuresi! Nedir bu Türklüğün Ülküsü?

1 Kasım 1937 tarihinde Atatürk bu hedefi göstermiştir.

“Büyük Davamız; En uygar ve en kalkınmış millet olarak varlığımızı yükseltmektir.” ATAM, artık Türklüğün varlığı hususunda araştırma komisyonları kuruluyor… Öz Vatanında öyle azınlıkmış ki (!) , “Kelaynak” kuşları gibi korunmaya alınması bile teklif edilebilir.

Kimliğimin altında Dilimi, Soyumu, Dinimi, Tarihimi, Kültürümü ve Ülkümü gördüm ve dinledim. Efendim, kimliğimin üstünde neler mi var?

1. Vatandaşlık bilinci var.

2. Mensubiyet duygusu var.

3. Menfaat birlikteliği var.

Bundan anlaşılacağı üzere kimliğimin altında kalan unsurlar, bir milleti, millet yapan özelliklerin doğal olanları var. Üst tarafında ise yapay olanları…

Sosyologlara göre 2 türlü millet tarifi vardır.

1- Kültürel Millet : Dil, Soy, Din, Kültür, ve Tarih gibi birlikteliğin getirmiş olduğu düşüncenin ve hayat tarzının oluşturduğu cemiyetler.

Türk, Arap, Çin gibi milletlerin oluşturduğu yaratılmışlığın gereği doğallık.

2- Siyasal Millet : Mensubiyet ve menfaat birlikteliğine dayanan bir oluşumdur. A.B.D. bunun en iyi örneğidir. Bu toplumlar ekonomik çıkarlar üzerinden vatandaşlık duygusu taşırlar. Ferdiyetçilik ve şirket zihniyeti toplumu kontrol eder.

Artık Küresel Güçlerin dayattığı her türlü tekliflere evet denildiği sürece yaşayacaksın… Atatürk’ün Türkiye’si küreselleşiyor! ABD ve Avrupa da Atatürk olmadığına göre, Atatürk’ün resimleri ve ilkelerinin de kaldırılması uyum için şart haline dönüştü (!)

Bir zamanlar “Bir Musibet” uyandırıcı olmuş. Günümüzde “Bin bir Musibet” fayda etmiyor.

ALLAH’IM MİLLETİMİ MÜNAFIKLARIN ŞERRİNDEN KORU!

Yılmaz KARAHAN

bayrak_goz1.jpg

KÜLTÜR DESTEĞİ & AÇIK ERİŞİM

Bağımsız Kültür ve Düşünce Desteği

Yeniden Ergenekon reklamsız ve bağımsız bir kültür ocağıdır. Fikir, kültür ve tarih külliyatının yeni nesillere ve araştırmacılara açık erişimle sunulması için katkıda bulunabilirsiniz.

Katkıda Bulun →

Yeniden Ergenekon

Yeniden Ergenekon, 20 yıldır bağımsız ve tarafsız bir kültür pınarı olarak nesillere ışık tutmaktadır. Bu arşivin dijitalleştirilmesini ve yaşatılmasını destekleyebilirsiniz.

Arşivi Destekle →

"Siyasî" — Son Yayımlanan Makaleler

Nizamülmülk’ün Siyasetnamesi’nin Günümüz Siyasetine Mesajları

NİZÂMÜLMÜLK’ÜN SİYASETNÂME’SİNİN GÜNÜMÜZ SİYASETİNE MESAJLARI Devlet yönetiminde kullanılan araçlar ve yönetim biçimleri değişse de adalet, ehliyet, dürüstlük ve sorumluluk ihtiyacı değişmemiştir. Büyük Selçuklu veziri Nizâmülmülk’ün Sultan Melikşah’ın isteği üzerine kaleme aldığı Siyasetnâme, bu konuları devlet tecrübesi ve tarihî örneklerle ele alan önemli bir eserdir. Kurumların işleyişini, yöneticilerin görevlerini ve yönetimdeki aksaklıkların giderilmesini konu edinir. Eserde...

Yazının Devamı →

Anket Nedir, Siyasette Anket Hileleri Nasıl Yapılır?

ANKET NEDİR, SİYASETTE ANKET HİLELERİ NASIL YAPILIR? Anket, bir grup insanın belirli bir konudaki görüşlerini, tutumlarını ve tercihlerini sorular yönelterek tespit etme çalışmasıdır. Toplanan cevaplar istatistiksel yöntemlerle değerlendirilir. Elde edilen sonuçlardan araştırma, hizmet geliştirme, planlama ve kamuoyunun eğilimlerini öğrenme amacıyla yararlanılır. Anket sonuçları kesin ve değişmez gerçekler değildir. Araştırmanın yapıldığı tarihte, ulaşılan insanların verdiği cevaplara...

Yazının Devamı →

Fransız İhtilali ve Etkileri

Fransız İhtilali: Dünyayı Değiştiren On yıl Fransız İhtilali dünya tarihindeki en önemli dönüm noktalarından birisidir. 1789-1799 yılları arasında meydana gelmiştir. On yıl boyunca Fransa çok büyük siyasi karışıklıklar yaşamış, binlerce insan hayatını kaybetmiştir. Fransız İhtilalinin nedenlerinin en önemlisi değişime direnen siyasal yapı ile değişen toplumsal ve ekonomik dinamiğin arasındaki çatışmadır. İhtilal sonucunda yüzyıllardır süren siyasi...

Yazının Devamı →

Okuyucu Yorumları (5)

Yorum Gönder ↓
S.Hilmi Bilir12 Ocak 2008 15:46
Yüce TANRIM bu milleti yalnız bırakmayacaktır ben buna yürekten inanıyorum. Çünki ATAM söylemiş demişki muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur derken Tanrımın arkasında olduğunu bilerek söylemiş.
Necmiye Güneş7 Mayıs 2008 09:48
Rabbim neylerse güzel eyler.Benim Türk'lük konusunda hiç endişem yok.Bu yedi düvel denen adiler! Türk Milletinden yine bir tokat yiyecek, "bu tokat ki" öyle böyle değil.Türkü parçalamak isterken kendileri parça parça olacak.Onların şeytani oyunları sökmeyecek ALLAH ın izni ile İnşallah.Rabbim bu milleti kurtuluş savaşımızda birleştirdi.Eğer öyle bir tehlike gelirse, dünya Türkleri birleşecek. Adriyetikten Çine,Amerikadan Türkiye'ye kadar.Bu bizim uyanışımız olacak.Farkında olmadan bizi bize itiyorlar.Kızılderili Türkler topraklarına tekrar kavuşacak.Adalet yerini bulacak.Ne Mutlu Türküm Diyene !
Samet Acar15 Mayıs 2008 19:30
Türklüğü ortadan kaldırmaya yakı tarihimize bakınız,ne katliamlar,yapılmış,Türk sözünden bile bsöz etirilmemiş.Türkler hakir görülmüş,görmüşler,"Devşirmelerin yanında Türk sözü bile edilemez duruma gelmiş.Hangi aile iyi Fransızca bilirse ,o aile kültürlü,endamlı,sohbet edilir aile olmuş.Gerçekleri saklamanın hiç bir yararı olmamıştır.Ey Mustafa Kemal Atatürk,sen Allah'ın katında nekadar yücesin ki Türk milletinin gerçek kimliğinin verilişi sana nasip oldu.Bizlerde şimdilerde Türklüğümüzle gurur duyuyoruz.Makamın cennet olsun.Acaroğlu
HÜSEYİN ÇAKIROĞLU16 Eylül 2009 14:56
SAYIN KARAHAN........ AĞZINIZA SAĞLIK OKUDUĞUM EN GÜZEL YAZILARDAN BİRİYDİ TŞK EDERİM .SAYIN HOCAM BU GÜN YAŞADIĞIMIZ ORTAM BUNDAN DAHA İYİ İFADE EDİLEMEZDİ.AMA BUNLARA DİRENECEĞİZ ,GEÇİT VERMEYECEĞİZ ,BUNLARI YIKACAĞIZ. BAŞARACAĞIZ BAŞARACAĞIZ. ALLAH TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN...............
sadettin gezmek31 Ekim 2014 16:07
Teşekkürler kardeşim! Başımıza gelen musibetin sebebleri ayan beyan görünüyor. Bir muamma değil!! Bu,sebeplerin başında buyurduğunuz gibi EĞİTİM SİSTEMİ gelmektedir! Stalinin KARS, ARDAHAN ve BOĞAZLAR üzerinde hak iddia etmesi kötü günlerin de başlangıcı olmuştur!! Kendisi de bir Yahudi olan Stalinin bu tuzak tehdidi sonrasında, Emperyalist, kapitalist ve siyonist bir yahudı devleti olan ABD nin kucağına atılmışız! Adamlar Milli eğitim sisteminin içine sızmışlar(hala varlar)!!Kemal atatürk VE SİLAH ARKADAŞLARININ KURDUĞU TAMAMEN MİLLİ VE TÜRKLÜK ŞUURU İLE YOĞURLMUŞ üniter TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN GENETİK YAPISIYLA OYNANMAYA BAŞLANMIŞTIR. Bu eğitim ve kültür başkalaşması bizi millilik ten uzaklaştırarak GLOBAL dünya düzeni diye adlandırılan tamamen siyonistlern planlarına uygun bir zemine oturulmuşuz. Bu günlere gelişimizde her cumhuriyet hükümetinin artan bir katkısı olmuştur. Son hükümetle "TÜRK DENİLEN BİR MİLLET YOKTUR", "Türk milletini ayağımın altına aldım" diyen ve Türklükten nefret eden ve aslında Türk olmayan yöneticilri başımıza taç etmişiz. Netice olarak, Siyonizmin eğitim sistemimize makas değiştirerek, milli ve manevi değerlerin yerini menfaate dayanan siyonist değerler ile ikame etmesi bizi buraya getirmiştir Diğer taraftan emperyal güçler, Türk siyasetinin merkazinden hiç kopmayarak her dönemde kendi menfaatlerini en iyi koruyacak zatı şahaneleri devletin tepesinde veya tepesine yakın yerlere direkt getirmişlerdir. Bu emperyalistler, öyle yüzsüzleşti ki, bir sıcak savaş olmaksızın TC ni mutasyona uğratarak yani başkalaştırarak yıkıp yok etme yolunu seçmişlerdir!

Yorum Gönder

Düşünceleriniz editoryal incelemeden sonra yayınlanacaktır. E-posta adresiniz üçüncü şahıslarla paylaşılmaz.