YENİDEN ERGENEKON

İstanbulda Yağış Felaketi

Yılmaz Karahan
Yılmaz KarahanYeniden Ergenekon
October 15, 2026·7 daqiqa oquv vaqtı·0 Oquyıcı Fikirleri

İstanbulda ne boldı: Felaketniñ üç sebebi

İstanbul'da dün neler yaşandı? 41 yıllık şiddetli yağışta 2 kişi hayatını kaybetti

(Fotoğraf Gazete Oksijen)

Meteorologiya mühendis Dr. Güven Özdemir, İstanbuldağı sel felaketinde El Nino’nun payı bar mı, iklim özgermesi ve betonlaşmanıñ tesirini Odatv’ge değerlendirdi. Peki, alınğan tedbirler yeterli mi, aşırı yağışlarnı aldınnan tahmin etmek neden zor?

İstanbulda dün başlağan ve bugün de tesirini sürdüren şiddetli sağanak yağış, şehirde tarihiy bir sel felaketine sebep boldı. Özellikle Beykoz ve çevresinde metrekareye 240 ila 272 kilogram arasında yağış düştü, bu da 1942 yılından beri ölçülgen en yüksek oran olarak kaydedildi.

Ayazağa ve Fatih’te vuku bulan sel sularına kapılma vakaları neticesinde üç kişi hayatını kaybetti; okullar ve bazı kamu çalışanları için idari izin verildi.

EL NİNO TESİRİ Mİ

“El Nino” olarak atılatın hava olayı bu yılın en çok konuşulan mevzularından biri oldu.

KISACA EL NİNO NEDİR

El Nino, Pasifik Okyanusu’nun orta ve doğu kısımlarında deniz yüzeyi sıcaklıklarınıñ normalden fazla ısınmasıyla ortaya çıkan tabiiy bir iklim olayıdır. Dünya genelinde sıcaklık ortalamalarını yükseltir ve daha sık, daha şiddetli sıcak hava dalgalarını tetikler; bazı bölgelerde yıkıcı sellere sebep olur.

‘EL NİNO DOĞRUDAN TESİRLİ OLMAZ’

Odatv’ge söyleşken İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Meteorologiya mühendisi Dr. Öğr. üyesi Güven Özdemir, bu yıl yaşanan Süper El Nino’nun son yağışlarda ne kadar payı olduğuna dair şu değerlendirmede bulundu:

“Avrupa’da ve Türkiye’de Süper El Nino doğrudan tesirli olamaz. El Nino, Ekvatoral Pasifik’te deniz yüzeyi sıcaklıklarının yükselmesiyle gelişen ve dünya genelindeki atmosfer dolaşımını etkileyebilen büyük ölçekli bir iklim olayıdır. Türkiye üzerindeki tesiri ise dolaylıdır; atmosferik dolaşımın diğer bileşenleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

İstanbuldağı bu türlü ekstrem yağışları açıklarken evvel atmosferdeki alçak basınç merkezinin konumu ve hareketine, cephe sistemlerine, nem taşınımına ve atmosferin dikey hareketlerine bakmak gerekir. Nemli havanın güçlü şekilde yükselmesi ve yağış hücrelerinin aynı bölgede art arda oluşması, çok kısa sürede olağanüstü miktarda yağış bırakabilir.

‘BENZER BÜYÜKLÜKTE ÖLÇÜMLER GERÇEKLEŞTİ’

Bu olayda El Nino’nun veya küresel ısınmanın ne kadar katkı sağladığını belirlemek için bilimsel çalışmalara hız verilmesi gerekiyor.

İstanbulda metrekareye 238 kilogram, hatta bazı noktalarda daha fazla yağış düşmesi mümkündür ve benzer büyüklükte ölçümler gerçekleşmiştir. Ancak bu yağışın tamamını Süper El Nino’ya bağlayamayız. Olayın temel meteorolojik mekanizması, kısa sürede çok yoğun yağış üreten atmosferik sistemlerin oluşmasıdır; El Nino ise daha geniş ölçekli iklim arka planının olası bileşenlerinden biridir.”

BETONLAŞMANIN KAÇINILMAZ NETİCESİ

Özdemir, iklim özgermesi ile İstanbulun “betonlaşmasının” sağanak yağışların neticelerine olan tesirini de değerlendirdi.

Özdemir, İstanbuldağı su baskınlarının tesirini artıran en mühim yerel faktörlerden birinin betonlaşma olduğunu belirtti. Geçmişte yağmur suyunun toprağa sızabildiği birçok alanın bugün yollar, otoparklar, binalar ve beton yüzeylerle kaplandığını ifade eden Özdemir, bu durumun suyun toprakla buluşmasını engellediğini ve yüzey akışını hızlandırdığını kaydetti.

Yağmur suyunun kısa sürede kanalizasyon ve drenaj sistemlerine ulaştığını vurgulayan Özdemir, bu sistemlerin kapasitesinin aşılmasıyla sel riskinin arttığına dikkat çekti. Özellikle dere yataklarının daraltıldığı veya yapılaşma baskısı altında kaldığı bölgeler ile alt geçitler, düşük kotlu caddeler ve bodrum katların su baskınlarına karşı daha savunmasız olduğunu belirtti.

TAHLİYE HIZI BİR O KADAR ÖNEMLİ

Özdemir, su baskınlarının boyutunu belirleyen unsurun yalnızca yağışın şiddeti olmadığını, kentin biriken suyu ne kadar hızlı tahliye edebildiğinin de önem taşıdığını ifade etti. Aynı miktardaki yağışın doğal alanların daha fazla olduğu bölgelerde daha az zarara yol açabileceğini, yoğun yapılaşmanın bulunduğu kentlerde ise ciddi bir afete dönüşebileceğini kaydetti.

İstanbulda su baskınlarının etkisini azaltmak için yağmur suyu altyapısının güçlendirilmesi, dere yataklarının korunması, geçirgen yüzeylerin ve yeşil alanların artırılması gerektiğini belirten Özdemir, yağmur bahçeleri ile geçici su tutma alanlarının yaygınlaştırılmasının da önem taşıdığını vurguladı.

İKLİM ÖZGERMESİ BU İŞİN NERESİNDE

Özdemir, atmosferin ısınmasıyla birlikte havanın taşıyabileceği nem miktarının arttığını, bunun da uygun meteorolojik koşullarda kısa sürede çok yoğun yağışlara yol açabileceğini belirtti. Ancak her aşırı yağış olayının doğrudan iklim özgermesine bağlanamayacağını vurgulayan Özdemir, her olayın kendi koşulları içinde ayrıca değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Özdemir, mevzuya dair tespitlerini şu ifadelerle toparladı:

“İklim özgermesi aşırı yağışların oluşma riskini artırabilir; betonlaşma ve yetersiz drenaj ise bu yağışların kentte afete dönüşmesini kolaylaştırır. İstanbulun gelecekteki sel riskini azaltmak için hem iklim koşullarına uyum sağlamamız hem de şehir planlamasını yağmur suyunu yönetecek şekilde yeniden ele almamız gerekiyor.”

FELAKETİN ÜÇ SEBEBİ

Son sağanakta, Akdeniz üzerinden gelen sistemin Karadeniz nemiyle birleşerek Marmara’yı vurduğu; bu iki farklı hava kütlesinin İstanbul üzerinde çakışması, beklenen yağış miktarının tahmin edilmesini zorlaştırdığı belirtildi.

Özdemir, şu üç temel unsurun tahminleri zorlaştırdığını anlattı:

1) Nem miktarının değişmesi: Farklı kaynaklardan gelen nemli hava akımları, yağış potansiyelini artırabilir. Ancak ne kadar nemin yoğunlaşıp yağışa dönüşeceği, atmosferin sıcaklık ve kararlılık koşullarına bağlıdır.

2) Yağış hücrelerinin yer değiştirmesi: Gök gürültülü sağanaklar bazen kısa sürede gelişir ve belirli ilçelerde art arda geçebilir. Bir ilçeye çok yüksek miktarda yağış düşerken birkaç kilometre uzaklıktaki başka bir ilçede yağış daha sınırlı kalabilir. Bu durum, özellikle yerel yağış miktarının tahmininde belirsizlik yaratır.

3) Rüzgâr ve cephelerin hareketi: Rüzgâr yönündeki küçük değişiklikler, nemli havanın hangi bölgeye taşınacağını ve havanın nerede yükselerek yoğunlaşacağını değiştirebilir. Bu da en kuvvetli yağışın görüleceği alanı ve saat aralığını etkiler.

BELİRSİZLİĞİ AZALTMAK İÇİN NE YAPILIYOR

Özdemir, meteorologların tahminlerdeki belirsizliği azaltmak için sayısal hava tahmin modellerinin yanı sıra radar görüntülerini, uydu verilerini ve yer istasyonlarından elde edilen ölçümleri birlikte değerlendirdiğini belirtti. Yağıştan birkaç gün önce genel risk bölgelerinin öngörülebildiğini ifade eden Özdemir, yağışın hangi ilçede, hangi saatte ve ne yoğunlukta etkili olacağını kesin olarak belirlemenin daha zor olabileceğini kaydetti.

Akdeniz ve Karadeniz kaynaklı hava akımlarının etkileşiminin, uygun atmosferik koşullarda Marmara’da çok kuvvetli sağanakları besleyebileceğini belirten Özdemir, “Ancak aşırı yağışın asıl belirleyicisi yalnızca nemin kaynağı değil; nem taşınımı, atmosferik kararsızlık, yükselici hareketler ve yağış hücrelerinin aynı bölgede ne kadar süre kaldığıdır. Bu nedenle genel tahmin doğru olsa bile, ilçeler bazındaki yağış miktarlarında önemli farklılıklar görülebilir” ifadelerine yer verdi.

DÖRT UYARI

İstanbulda meteorolojik erken uyarı sistemlerinin önemli ölçüde geliştiğini belirten Özdemir, “Burada kritik olan, yalnızca tehlikeyi önceden tespit etmek değil, bu uyarıları zamanında ve doğru önlemlere dönüştürebilmektir” ifadelerini kullandı.

Özdemir, şu aşamaların önemine dikkat çekti:

“Birincisi, tahmin ve uyarı kapasitesi: Uydu, radar ve sayısal hava tahmin modelleri sayesinde kuvvetli yağış riski önceden belirlenebiliyor. Ancak yağışın hangi ilçede, hangi mahallede ve hangi saatte aşırı seviyeye ulaşacağını kesin olarak tahmin etmek hâlâ zor. Bu nedenle uyarıların sürekli güncellenmesi gerekiyor.

İkincisi, riskli bölgelerin önceden belirlenmesi: Dere yatakları, alt geçitler, düşük kotlu yerleşimler, bodrum katlar ve geçmişte su baskını yaşanan alanlar için mahalle ölçeğinde risk haritaları hazırlanmalı. Uyarıların yalnızca genel ifadelerle değil, doğrudan bu riskli alanlara yönelik olması büyük önem taşıyor.

Üçüncüsü, tahliye ve kurumlar arası koordinasyon: Her kuvvetli yağışta İstanbulun geniş çaplı tahliye edilmesi ne gerekli ne de uygulanabilir bir yaklaşımdır. Ancak belirli bir bölgede ani sel veya dere taşkını riski kritik seviyeye ulaşıyorsa, önceden belirlenmiş tahliye güzergâhları ve güvenli toplanma alanları devreye sokulabilmelidir. Bunun için valilik, belediyeler, AFAD, itfaiye ve sağlık birimleri arasında hızlı koordinasyon gerekir. Bunun da İstanbulda çok iyi uygulandığını söyleyebiliriz.

Dördüncüsü, vatandaşlara ulaşan uyarılar: Uyarıların televizyon ve internetin yanı sıra cep telefonu bildirimleriyle, açık ve anlaşılır bir dille, mümkün olduğunca mahalle bazında iletilmesi gerekiyor. Vatandaşın yalnızca ‘kuvvetli yağış bekleniyor’ mesajını değil, hangi saatlerde nereden uzak durması ve ne yapması gerektiğini de bilmesi önemli.”

‘ASIL MESELE…’

Asıl meselenin, bu altyapının yerel risk haritaları, etkili iletişim, yeterli drenaj ve önceden planlanmış müdahale süreçleriyle ne ölçüde bütünleştirildiği olduğunu belirten Özdemir, “Sistemlerin yeterliliğini değerlendirmek için uyarıların ne kadar önceden verildiği, kaç kişiye ulaştığı ve sahada ne kadar hızlı önlem alındığına ilişkin ölçülebilir verilere ihtiyaç vardır” ifadelerine yer verdi.

Özdemir, değerlendirmesini şu ifadelerle noktaladı:

“Sonuç olarak, İstanbulda hedefimiz yalnızca yağışı tahmin etmek değil, yağış afete dönüşmeden önce can ve mal kaybını önlemek olmalıdır. Çünkü erken uyarının gerçek başarısı, kaç kişinin uyarı aldığıyla değil, kaç kişinin güvenliğinin sağlandığıyla ölçülür.”

Ulaş Fakir

https://www.odatv.com/ozel/istanbulda-ne-oldu-saganak-felaketinin-uc-nedeni-120166809

84 yılın en büyük yağışı: ‘Sağanak hücreleri peş peşe geliyor’ | Ne zaman son bulacak Uzman isim tarih vererek uyardı

84 yılın en büyük yağışı: ‘Sağanak hücreleri peş peşe geliyor’ | Ne zaman son bulacak Uzman isim tarih vererek uyardı

84 yılın en büyük yağışı: ‘Sağanak hücreleri peş peşe geliyor’ | Ne zaman son bulacak Uzman isim tarih vererek uyardı

Fotoğraflar Hürriyet Gazetesi

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/84-yilin-en-kuvvetli-yagisi-saganak-hucreleri-pes-pese-geliyor-ne-zaman-son-bulacak-uzman-isim-tarih-vererek-uyardi-43342381

MEDENİYET DESTEĞİ VE AÇIQ İRİŞİM

Mustaqil Medeniyet ve Fikir Desteği

Yeniden Ergenekon reklamsız ve mustaqil bir medeniyet ocağıdır. Fikir, medeniyet ve tarih külliyatınıñ açıq taqdim etilmesine qatqıda buluna bilesiñiz.

Qatqıda Bulun →

Yeniden Ergenekon

For 20 years, Yeniden Ergenekon has served as an independent cultural compass. You can support the preservation and scholarly digitization of this historical repository.

Support the Archive →

"Matbuat ve Media" — Recent Publications

Oquyıcı Fikirleri (0)

Fikir Yaz ↓
Bu maqalege alâ daa fikir yazılmadı. Birinci bolıñız.

Fikir Yaz

Fikirleriñiz redaktor baquvından soñ derc etilir. E-poçta adresiñiz gizli tutulır.