YENİDEN ERGENEKON

NE İDİK, NE OLDUK?

Yılmaz Karahan
Yılmaz KarahanYeniden Ergenekon
17 Şubat 2011·4 dakika okuma süresi·1 Okuyucu Yorumları
Makaleyi Dinle
~4 dk · Doğal Anlatım

NE İDİK, NE OLDUK?

image00120.jpg

Faziletliydik: Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyi de küçümsemezdik.

Dürüsttük: Bir zamanlar, Londra Ticaret Odası'nın en görünür yerinde şu mealde bir tavsiye levhası asılıydı: "Türklerle alışveriş et, yanılmazsın."

İtibarlıydık: Bir zamanlar, Hollanda Ticaret Odası'nın toplantılarında oylar eşit çıkınca, Osmanlılarla alışverişi olan tüccarın oyu iki sayılır, onun dediği olurdu.

Temizdik: Yere bile tükürmezdik. Hatta, Osmanlı askeri teşkilatını Avrupa'ya tanıtmasıyla meşhur Comte de Marsigil, yere tükürmedikleri için atalarımızı şöyle eleştiriyor: "Türkler hiçbir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları, sakalları dökülür."

Çevreciydik: Kurak günlerde ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu ağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için, saçak altlarına kuş sarayları yapardık. Bunlara öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez.

Harama el sürmezdik: Fransız müellif Motray, 1700'lerdeki halimizi şöyle anlatıyor: "Türk dükkânlarında hiçbir zaman tek meteliğim kaybolmamıştır. Ne zaman bir şey unutsam, hiç tanımadığım dükkâncılar, arkamdan adam koşturmuşlar, hatta birkaç kere Beyoğlu'ndaki ikametgâhıma kadar gelmişlerdir."

Medeni idik: İngiliz sefiri Sir James Porter ise, 1740'ların Türkiye'si için şunları söylüyor: "Gerek İstanbul'da, gerekse imparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiş, hiçbir tereddüde imkân bırakmayacak şekilde ispat etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır."

Dosdoğruyduk: Fransız generallerden Comte de Bonneval ise, şu hükmü veriyor: "Haksızlık, murabahacılık [aşırı kâr koyma, tefecilik], inhisarcılık [tekelcilik] ve hırsızlık gibi suçlar, Türkler arasında meçhuldür... Öyle bir dürüstlük gösterirler ki, insan, çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır."

Hırsızlık nedir bilmezdik: Fransız müellif Dr. Brayer, 1830'ların İstanbul'unu getiriyor önümüze: "Evlerin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkânların çoğunlukla umumî ahlâka itimaden açık bırakıldığı İstanbul'da her sene azami beş-altı hırsızlık vakası görülür."

Ubicini, Dr. Brayer'i şöyle doğruluyor: "Bu muazzam payitahtta dükkâncılar, namaz saatlerinde dükkânlarını açık bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile olmaz. Ahalisi sırf Hıristiyan olan Galata ile Beyoğlu'nda ise hırsızlık ve cinayet vakaları olmadan gün geçmez."

Naziktik: Edmondo de Amicis isimli İtalyan gezgini, yine 1880'lerin "biz"ini anlatıyor bize: "İstanbul Türk halkı Avrupa'nın en nazik ve en kibar insanlarıdır. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi, nadirattan işitilir. O kadar müsamahakârdırlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz kolaylığın çok fazlasını görürsünüz."

Cihana örnektik: Türkiye Seyahatnâmesi'yle meşhur Du Loir'un 1650'lerdeki hükmü şöyle: "Hiç şüphesiz ki, ahlâk bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir."

Şefkatimiz yalnızca insana yönelik değildi, hayvanları, hatta bitkileri bile kapsıyordu.

Hayata karşı saygılıydık: Bu konuda dilerseniz Elisee Recus'u dinleyelim, bize 1880'lerdeki halimizi anlatsın:
"Türklerdeki iyilik duygusu, hayvanları dahi kucaklamıştır. Birçok köyde eşekler haftada iki gün izinli sayılır... Türklerle Rumların karışık olarak yaşadığı köylerde ise, bir evin hangi tarafa ait olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Eğer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o ev bir Türk evidir." (Küçük Asya, c. 9)

Hayırseverdik: Comte de Marsigli'yi tekrar dinleyelim: "Yazın İstanbul'dan Sofya'ya giderken dağlardan anayol üzerine inmiş köylülerin, yolculara, bedava ayran dağıttıklarına şahit oldum."

Aynı müellif, ceddimizin hayırseverlikte fazla ileri gittikleri kanaatindedir. Şöyle diyor: "Fakat şunu da ifade etmeliyim ki, bu dindarâne hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler. İyiliklerini yalnız insan cinsine hasretmekle kalmayıp, hayvanlara ve hatta bitkilere bile teşmil ederler."

Bu tespiti, İslâm ve Türk düşmanı Avukat Guer misallendiriyor: "Türk şefkati, hayvanlara bile şamildir" dedikten sonra şu örneği zikrediyor: "Hayvanları beslemek için vakıflar ve ücretli adamları vardır. Bu adamlar, sokak başlarında sahipsiz köpeklere ve kedilere et dağıtırlar... Sokaktaki ağaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar kaçık Müslümanlara bile rastlamak mümkündür..."

"Kaçık"lığın kaynağını da veriyor adam: "Birçokları da sırf azad etmek için kuşbazlardan kuş satın alırlar. Bunu yapan bir Türk'e, bir gün, yaptığı işin neye yaradığını sordum. Küçümseyerek baktı ve şu cevabı verdi: 'Allah'ın rızasını tahsile [kazanmaya] yarar.'"

Ne dersiniz? Galiba, geçmişimizden uzaklaşmak, bize çok pahalıya patladı.

İşte sorulmaya değer ve cevaplanması elzem olan soru: "Bizde, o zaman var olup da bugün olmayan nedir? Nasıl kaybettik? Nasıl buluruz?"

Turktarihi.com

image0029.jpg

KÜLTÜR DESTEĞİ & AÇIK ERİŞİM

Bağımsız Kültür ve Düşünce Desteği

Yeniden Ergenekon reklamsız ve bağımsız bir kültür ocağıdır. Fikir, kültür ve tarih külliyatının yeni nesillere ve araştırmacılara açık erişimle sunulması için katkıda bulunabilirsiniz.

Katkıda Bulun →

Yeniden Ergenekon

Yeniden Ergenekon, 20 yıldır bağımsız ve tarafsız bir kültür pınarı olarak nesillere ışık tutmaktadır. Bu arşivin dijitalleştirilmesini ve yaşatılmasını destekleyebilirsiniz.

Arşivi Destekle →

"Türk Dünyası" — Son Yayımlanan Makaleler

Heraldik Bilimi ve Türk Tamgaları

HERALDİK BİLİMİ VE TÜRK TAMGALARI Devletlerin, hanedanların, boyların, ailelerin, kurumların ve şehirlerin kullandığı simgeler, geçmişin anlaşılmasına nasıl katkı sağlar? İnsanlar tarih boyunca kendilerini, ailelerini, topluluklarını ve yönettikleri toprakları tanıtmak için çeşitli işaretler kullanmıştır. Bazen bir kaya üzerine kazınan tamga, bazen bir hükümdarın mührü, bazen bir kalkanın üzerindeki arma veya bir sancağın taşıdığı şekil, o işareti...

Yazının Devamı →

Türk Devletlerinde Türban Uygulamaları

TÜRK DEVLETLERİNDE TÜRBAN UYGULAMALARI (Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Kırgızistan) Türk devletlerinde başörtüsü ve türban konusunda uygulanan kurallar, zaman zaman “Türban yasaklandı” şeklinde tek bir ifadeyle anlatılmaktadır. Oysa düzenlemelerin kapsamı ülkeden ülkeye değişmektedir. Bazı sınırlamalar okullarla ilgilidir; bazıları yüzün tanınmasını engelleyen kıyafetlere yöneliktir. Bazı ülkelerde ise geleneksel başörtüsü kabul edilirken dinî kıyafet olarak değerlendirilen örtünme...

Yazının Devamı →

Türk Tarihinde Taht Kavgaları ve Savaşları

Türk devletlerinde taht mücadelesinin temelinde yalnızca “kardeşler birbirine düşmandı” anlayışı yoktur. Eski Türk devlet geleneğinde hükümdarlık, çoğu zaman hanedanın ortak hakkı kabul ediliyordu. Bu nedenle kağanın ölümü sonrasında oğullar, kardeşler, amcalar ve diğer hanedan mensupları arasında iktidar mücadelesi çıkabiliyordu. Türk tarihindeki taht mücadelelerinin önemli bir kısmının temelinde şu anlayış bulunuyordu: Hükümdarlık yalnızca hükümdarın oğlunun değil,...

Yazının Devamı →

Okuyucu Yorumları (1)

Yorum Gönder ↓
ZEYNEP İNCİ18 Şubat 2011 14:40
AMAN ALLAH!MÜTHİS BİR YAZI.VEDE BİR O KADARDA DOGRU! *ALLAH RAZI OLSUN. -BENCE NACİZANE;YURT DISINDAKİ YILLARA DAYANAN GÖZLEMİM;DISARIYA OKUMAYA VE CALISMAYA GİDENLERİN DEVAMI OLANLARIN BURAYA GETİRDİKLERİYLE--ÖZENTİLERLE--BU HALE GELDİK..--EZİLEN İNSANLARIN RUHU FECİ RAHATSIZ OLUYOR..VEDE YAZIKKİ..GELDİKLERİNDE YARI ORALI,YARI BURALI!OLARAK;OLMASI GEREKEN TÜM ANANEVİLERİMİZE SAHİP OLMADAN*KARMAKARISIK KARAKTERLERLE GELİP,ASILIYORLAR..YAKINLARINA:( -GİYSİDEN,ACILAN MAGAZA ADLARINA,YASAM SEKLİMİZE KADAR HERSEYİMİZE NÜFUZ ETTİLER;(--BU DA YANLIS POLİTİKALARIN SONUCU! *POLİTİKACILAR;YANDAS---YARATIP!HERKESİ SEHİRLERE DAVET EDİP!ONLARIN KASABA,SEHİR+KÖYLERİNİ GELİSTİRMEK ZARUERTİNDEN*KACINDIKLARI İSİN KOLAYINA SIGINDIKLARI İCİN..SEHİRLERİMİZDEKİ ANANEVİLERDE,ANADOLU,VE TÜM BÖLEGELERDEKİ ANANEVİLERDE KARISTI!**MESELA;ISTANBULDAKİ TÜM ADETLERİ SİLİP SÜPÜRDÜLER! *GELEN HERKES KENDİ ALISKANLIKLARINI GETİRİYOR! -SONRADA..UTANMADAN:(REKLAM YAPIYORLAR!MESELA;KOT PANTOLON REKLAMI!:(NE BERBATDI?!!--BURASI İSTANBUL..BURDA HERSEY NORMAL!..HAYIR!NORMAL DEGİL..AMA GELENLERE SAYGISIZLIK ETMIYECEK KADAR SAYGILIDIR ISTANBULLULAR!DİNİ VE KÜLTÜREL ÖGRETİLERDEN KAYNAKLANAN,İNSANA KARSI OLMASI GEREKEN BİR SAYGIDIR BU!--GELENLERDE YABANCI VE KENDİ ADETLERİNİ YAYAMAK YERİNE,HEM BURADAKİNİ..HEM KENDİ ÖGRETİLERİNİ MUHAFAZA ETMELİYDİLER!--BAKINIZ!K.DENİZE GİDİP EV TOPRAK ALABILIRMIYIZ?YERLESEBLILRMIYIZ?--G.DOGUDA ÖYLE! -AMA EGE PARA İCİN..AKDENİZ PARA İCİN!NE YAPTI?OTELLER YAPILSIN DİYE..--PARA İCİN!--SATTI TOPRAKLARINI..MUZ BAHCELERİNİ..ZEYTİNLİKLERİNİ.. DAHA COOK TESPİTLER VARDIR MUHAKKAK.

Yorum Gönder

Düşünceleriniz editoryal incelemeden sonra yayınlanacaktır. E-posta adresiniz üçüncü şahıslarla paylaşılmaz.