YENİDEN ERGENEKON

Macarlar Türk mü Tartışması

Yılmaz Karahan
Yılmaz KarahanYeniden Ergenekon
12 aprel 2021·7 dəqiqə oxu müddəti·0 Oxucu Şərhləri
Məqaləni Dinlə
~7 dəq · Təbii Anlatım

Eski büyükelçi Şakir Fakılı "Macarlar Orta Avrupa’da yaşayan, akraba və dost bir halk. Türk dünyasında hak ettikleri yeri almaya başlamaları değerli bir gelişme" diye yazdı..

Eski büyükelçi, Şakir Fakılı, "Orta Avrupa'da Akraba və dost bir ulus: Macarlar" başlığıyla bir yazı kaleme aldı.

Macaristan'ın Başkenti Budapeşte'de 4 yıl (2013- 2017) Başkonsolosluk yapan müəllif Fakılı, Ankara Politikalar Merkezi üçün yazdığı yazıda Macaristan’ın Türk Konseyine gözlemci üye olaraq katılmasının Türk dünyasında sevinçle karşılandığını yazısında hatırlatarak şöyle başladı:

"Atatürk, 1934 yılında Güven Mektubunu takdim eden Macaristan Büyükelçisi Jungerth Arnothy’ye şunları söyler: “Bu iki halk (Türkler və Macarlar) tarix boyunca bir kere yan yana gelip akrabalıklarının farkına varsaydı, Doğu Avrupa tarihi çok farklı olurdu. ”Yine, dönemin Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun’un soyadının, Erdel Macarlarından və Hun Türklerinden geldiğini belirtmek amacıyla Atatürk tarafından verildiği söylenir. Gerçekten, birçok tarixçi Asya’dan Batı’ya doğru göç ederken Türklerle Macarların yüzyıllarca yan yana yaşadığını, birbirlerinden dil, mədəniyyət, günlük yaşam konularında yakından etkilendiklerini kaydetmiştir.

HERKES İÇİN KAZANIM

Macarların bize akraba derecesinde yakın, Atilla isminin bizdeki Mehmet kadar yaygın olduğuna, Macaristan’da görev yaptığım dört yıl boyunca hasbelkader tanıklık ettim. Efendiliği elden bırakmayan, disiplinli, terbiyeli, eğitimli, erdemli, çok okuyan bu halkı her zaman takdir və saygıyla andığımı söylersem abartı sayılmamalı. Sokakta yüksek sesle tartışan, bağıran ya da kahkaha atan hiçbir Macar’a rastlamadığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Birkaç yıl önce Macaristan’ın Türk Konseyine gözlemci üye olaraq katılması da bütün Türk dünyasında sevinçle karşılanan önemli bir gelişme oldu. Bu gelişmenin hem Türk dünyası üçün hem de bu güzel Tuna boyu ülkesinin insanları Macarlar üçün kazanımlar sağlayacağına kesin gözüyle bakılabilir."

(Şakir Fakılı)

SOVYET TARİHÇİLER...

Macarların kökleri ilə ilgili tartışmalara değinen Fakılı şöyle devam etti:

"Macarların kökenini kimi tarixçiler Türklere, kimileri Finlere bağlıyor. Bazı Türkologlar, Varşova Paktında bulundukları 1945-1989 döneminde Macarların Türk dünyasıyla bağlarının güçlenmesini arzu etmeyen Sovyet rejiminin, onların Fin kökenli olduğu savını işlediğini söylerler. Günümüz tarixçileri, Macarların soyunun Hunlar, Başkurtlar, Avarlar, Kumanlar, Peçenekler və Hazarlarla bağlantılı olduğunu, Milattan Sonra 650-965 yılları arasında hüküm süren Hazar devletinin egemenliği altında, Macarların Türk kavimleri ilə yakın temas halinde yaşadığını, akrabalık derecesinde kaynaşmanın o dönemlerde gerçekleştiğini belirtiyor. Macar tarixçi Ferenc Eckart, Macaristan Tarihi adlı kitabında, Macarların Batı’ya doğru göç ederken siyasi teşkilat və ekonomik yaşam itibarıyla Türklerden farklarının olmadığını ifade etmektedir. Bu bağlamda, Macarların və onlarla yakın akraba Sekellerin XVI. yüzyıla kadar Yenisey Türk alfabesini kullandığını kaydedebiliriz. Gerçekten, bizim de dahil olduğumuz Ural-Altay dil grubunda yer alan Macarca dilinde, Orta Asya Türkçesinden gelen yüzlerce sözcük bulunduğu kabul ediliyor. Kendisi de Macar olan gazeteci müəllif Arthur Köstler (1905-1983), Macarcada Hazarların kullandığı Türkçe’den de (Çuvaş lehçesi) 200 sözcük olduğunu yazıyor."

"CEBİMDE ELMA VAR"

Macarca və Türkçe'nin benzerliğine dikkat çeken Fakılı şu ifadeleri kullandı:

Aramızdaki dil benzerliği üçün sıkça verilen en güzel örnek, hem Türkçede hem Macarcada aynı olan “Cebimde çok küçük elma var” tümcesidir. Bunun dışında günümüz Macarcasında hâlâ kullanılan, balta, keçi, kapı, sakal, çakal, koç, deve arpa, kendir, tepsi, kırbaç, çanak gibi çok sayıda Türkçe sözcük bulunuyor. Budapeşte’deki birçok sokak ismi bugün de Türkçedir (Sipahi, Taban, Tuğrul, Pala, Kartal Sokağı gibi). Macaristan aynı zamanda iki enstitüsü və ünlü Türkologları ilə Türkolojinin de dünyadaki beşiği sayılır. Bizde de Atatürk’ün talimatıyla Ankara Üniversitesi Dil və tarix-Coğrafya Fakültesi bünyesinde 1936’da Hungaroloji kürsüsü kurulmuştur.

TÜRKLERE: TÖRÖK

Macarların Türkleri diğer doğulu toplumlardan və Müslümanlardan ayrı tuttuğunu kaydeden Fakılı şöyle yazdı:

"Tarihe və geleneklerini yaşatmaya meraklı bir ulus olan Macarlar Türklere “Török” derler. Török, dışardan alınmış değil, Macar toplumunun benimsediği bir isimdir. Tarihin ilk dönemlerinden beri Türklerle birlikte yaşamış olmalarının da etkisiyle, Türkleri diğer Doğulu və Müslüman halklardan ayrı telakki eder, Türkleri biraz da “kendilerinden” görürler. Söz eski dönemlerden açılmışken, yukarıda sözünü ettiğimiz Budapeşte doğumlu Macar müəllif Arthur Köstler’in Hazar Kağanlığını anlattığı Onüçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) kitabına değinmemek olmaz. Köstler’in bu kitabı Milattan Sonra 650-965 yılları arasında, Hazar Deniziyle Karadeniz arasında kalan, bugünkü Ukrayna’yı, Rusya’nın bir bölümünü və Kuzey Kafkasya’yı içine alan bölgede hüküm sürmüş Hazar devletini və orada yaşayan Türk kavmi Hazarları ele almaktadır. müəllif, bu kitapta Macarların da aynı dövlət çatısı altında Hazar Türkleriyle iç içe yaşadığını, bir Türk şivesi olan Hazarca ilə Macarcayı bir arada kullandıklarını, ilk Macar kralı Arpad’ın (Türkçe arpa anlamında) Hazar geleneğine göre tahta çıktığını belirtmektedir.

HAZARLAR AYRINTISI

Ancak Köstler’in 1971’de yayınlanan bu kitapta ileri sürdüğü tez, 750 senesi civarında Hazar Kağanlığının resmî din olaraq Yahudiliği seçtiği və bugünkü Yahudi toplumunun böyük bölümünün, bilhassa Aşkenazi Yahudilerinin, Kafkas kökenli olduğu, Hazarların günümüz Yahudi nüfusunun neredeyse hakim unsurunu teşkil ettiği, bu itibarla saf bir Yahudi ırkından söz edilemeyeceği düşüncesine dayanmaktadır. Doğal olaraq, tek bir ırk söz konusu olmayınca Avrupa’da görülen antisemitizmin de temelinin zayıflayacağı öne sürülmüş olmaktadır. Tabiatıyla bu tezin doğruluğunu veya yanlışlığını ortaya çıkaracak kişiler, şüphesiz tarixçiler, antropologlar, genetik uzmanları, kısacası bilim insanlarıdır."

KİTAPTAKİ İDDİALAR

O dönemde Orta Asya’dan Batı’ya doğru birçok göçebe kavmin, yani Kumanların, Peçeneklerin, Hunların, Oğuzların, Kıpçakların dalga dalga göçü devam etmektedir. Hazarların, Oğuzların kolu Selçuklu sülalesinin kurucuları ilə de yakın bağları olduğu, hatta Selçuk beyinin dört oğlundan birinin adının İsrail, bir torununun adının Davut olduğu, ancak Selçukluların İslamiyet’i seçmesiyle bu yakınlığın bozulduğu kitapta kaydedilmektedir.

Hazar Devletinin 300 yıllık ömrü, Doğu Roma İmparatorluğunun və Rusların saldırıları sonucu 965 yılında tamamlanır, fakat Hazar unsuru bölgede yaşamaya devam eder. Buradan Doğu Avrupa’ya doğru göçler olur. Selçukluların 1071 yılında Malazgirt Savaşını kazanması Anadolu’nun kapısını Türklere açar. Bu arada Macarlar da Orta Avrupa’ya, bugünkü vatanlarına doğru göçe devam eder, 900 senesinde Hıristiyanlığı seçerler. Macarların vatanı ise Slav və Germen denizinin ortasında kalmıştır. Bu durum Macar dış politikasını günümüze kadar etkileyen unsurların başında gelir. Ancak Macarlar ulusal bütünlüklerini və kimliklerini korumayı başarırlar.

ANADİLLERİ TÜRKÇE

Arthur Köstler'in kitabında Karayim Yahudilerinin, 1897 yılında Rusya’da edilən ilk nüfus sayımında anadillerinin Türkçe olduğunu yazdığını belirten Fakılı şu ifadeleri kullandı:

"Arthur Köstler, kitabında Hazar devletinde yaşayan Karayim Yahudilerine de yer veriyor: Karayimlik Haham literatürünü öğrenmeyi reddeden bir mezheptir. Hazar devleti yıkıldıktan sonra bunların bir bölümü Rusya’da kalırken bir bölümü Polonya’ya və diğer Doğu Avrupa ülkelerine göç ederler. 1897 yılında Rusya’da edilən ilk nüfus sayımında Karayimlerin yüzde 80’i, anadillerinin Türkçe (Hazar lehçesi) olduğunu söylemişlerdir. Doğu və Orta Avrupa’ya göç edenlerin kullandığı dil ise Almancanın etkisine girmeye başlamıştır. Ancak Polonya’daki Hazar Yahudileri arasında Karayimler Almancaya karşı çıkan tek topluluktur.

Doğu Yahudilerinin eskiden konuştuğu Yidiş dili ise İbranice, ortaçağ Almancası, Slav dilleri və eski bazı dil və lehçelerin garip bir karışımıydı. Günümüzde konuşulan Yidiş dilinde Almanca sözcüklerin bol olması ise, Avrupa’nın ortalarına göç edildiği sırada Alman etkisine girilmesine bağlanmaktadır. İngiltere’de 20 Nisan 2016 tarihinde Independent gazetesinde çıkan ilginç bir haber, bu dilin kaynağı konusunda Köstler’in tezini destekleyecek niteliktedir:

Sheffield Üniversitesinden İsrail doğumlu Dr. Eran Elhaik, Yidiş dilinin kaynağının Almanya değil, Türkiye’nin kuzeydoğusundaki İskenaz və Aşenaz köyleri olduğu, günümüzün Yahudi nüfusunun böyük çoğunluğunun Orta Doğu’dan değil, Köstler’in Kafkasya teorisine uygun olaraq, eskiden Türklere ait topraklardan kaynaklandığı görüşünü ortaya atar."

KÖSTLER DE YAHUDİ

Köstlerin de Macar Yahudisi olduğunu hatırlatan Fakılı şunları ifade etti:

"Biz yine dostlarımız Macarlara dönelim. Bugün Macarların böyük çoğunluğu Katolik və Protestan mezheplerine mensup Hıristiyanlardan oluşuyor. Hıristiyanların yanısıra, sayıları tam olaraq bilinmemekle birlikte, Avrupa’da İngiltere’den sonra en böyük Yahudi toplumunun Macaristan’da yaşadığı söyleniyor. Yine Avrupa’nın en böyük, dünyanın ABD’den sonra ikinci böyük sinagogu Budapeşte’de bulunuyor. Macar Yahudilerinin birçoğunun soy isimlerinin Almanca olmasının yabancıların ilgisini çektiğini anımsıyorum. Hatta bir Macar siyasetçinin, Yahudi düşmanlığından çekindiği üçün dedesinin soyadını değiştirdiğini söylediği aklımda kalmış.

Kabul etmek gerekir ki Köstler de bir Macar Yahudisiydi. Bu açıdan, ileri sürdüğü tezlerin objektif olup olmadığı tartışılabilir. Sonradan İngiliz vatandaşlığını da alan Köstler, aynı zamanda 1941’de yazdığı Gün Ortasında Karanlık kitabıyla Stalin zulmüne karşı çıkmış, eserleriyle bilimi və özgürlüğü savunmaya çalışmıştı."

NAZIM HİKMET LİSTEDE

Macarların ülkelerinde izler bırakan isimlere önem verdiğini kaydeden Fakılı Nazım Hikmet’in de mermer bir levha ilə anıldığını belirterek şunlara dikkat çekti:

"Macarlar şairlere, ressamlara, sanatçı və yazarlara böyük değer veren bir halk. Budapeşte’de gezinirken birçok sokağa sanatçı isimlerinin verildiği, meydanlara və bulvarlara ünlü sanatçıların heykellerinin konulduğu kolayca görülebilir. Köstler’in de Budapeşte’de Büyükelçiliğimizin arkasındaki uzun caddede bir heykeli vardı. Kaldırımda bir bankın üzerine oturmuş gelen geçen hemşerilerine bakıyordu. Macarlar sadece kendi sanatçılarına değil, ülkelerinde izler bırakan yabancılara da saygılarını göstermekte tereddüt etmemişler. Örneğin Nazım Hikmet’i de, Budapeşte’de bir süre kaldığı Andraşi Otelinin kapısına astıkları bir mermer levha ilə hatırlamışlar.

DEĞERLİ BİR GELİŞME

Macarları yakından tanımak isteyenler üçün çok daha geniş bir tarix turu etmək mümkün. Köstler sadece bir örnek. Esasen bizim tarihimiz Macarlarla ilgili sayısız bilgi və belgelerle doludur. İstanbul’un fethinden Macar Topçu Orban’ı, 1526 Mohaç Meydan Muharebesini, Kanuni Sultan Süleyman’ın 1566’da Zigetvar’da vefatını, ilk matbaayı kuran Macar asıllı İbrahim Müteferrika’yı, 1859 Macar müstəqillik savaşından sonra Osmanlı’ya sığınan və Kütahya’daki evi müze edilən Layoş Koşut’u, Osmanlı ordusunda paşa olaraq savaşan Macarları unutamayız."

Evet, Macarlar gerçekten Orta Avrupa’da yaşayan, hem akraba hem dost bir halk. Türk dünyası içinde hak ettikleri yeri almaya başlamaları da değerli bir gelişme.

https://odatv4.com/macarlar-turk-mu-tartismasi...-sovyet-tarihciler...-11042128.html

MƏDƏNİYYƏT DƏSTƏYİ VƏ AÇIQ GİRİŞ

Müstəqil Mədəniyyət və Düşüncə Dəstəyi

Yenidən Ərgənəkon reklamsız və müstəqil mədəniyyət ocağıdır. Fikir, mədəniyyət və tarix külliyyatının yeni nəsillərə və tədqiqatçılara açıq təqdim edilməsi üçün dəstək ola bilərsiniz.

Qatqıda Bulun →

Yenidən Ərgənəkon

Yenidən Ərgənəkon 20 ildir müstəqil milli mədəniyyət ocağıdır.

Arxivə Dəstək Ol →

"Kateqoriyasız" — Son Məqalələr

Oxucu Şərhləri (0)

Şərh Yaz ↓
Bu məqaləyə hələ şərh yazılmayıb. İlk şərhi siz yazın.

Şərh Yaz

Fikirləriniz redaktor baxışından sonra dərc olunacaq. E-poçt ünvanınız paylaşılmır.