YENİDEN ERGENEKON

Trump’ın ‘hediyesi’… Unutulan ders

Yılmaz Karahan
Yılmaz KarahanYeniden Ergenekon
12 iyul 2026·3 dəqiqə oxu müddəti·0 Oxucu Şərhləri
Məqaləni Dinlə
~3 dəq · Təbii Anlatım
Soner Yalçın'ın günlüğünün tamamını okumak üçün profildeki linke tıklayabilirsiniz.


İktidara yakın bir köşe müəllifı, Ankara’daki NATO Zirvesi’nde ABD Başkanı Trump’ın Türkiye’ye yönelik olumlu mesajlarını değerlendirirken şu cümleyi kurdu:

-“Trump bize hep böyle hediyelerle gel…”

Bu cümleyi okuyunca aklıma, Türkiye’nin Soğuk Savaş yılları geldi.

Prof. Feroz Ahmad, “Türkiye’de Çok Partili Politikanın Açıklamalı Kronolojisi (1945-1971)” adlı çalışmasında, savaş sonrasında Türkiye’nin Batı’yla kurduğu ilişkinin adımlarını gün gün anlattı:

Truman Doktrini, Marshall Planı və ardından Türkiye’nin NATO’ya katılması…

O yıllarda Washington’dan gelen hemen her olumlu haber, yalnızca diplomatik gelişme değil, aynı zamanda güvenliğin teminatı olaraq görülüyordu.

Aradan yaklaşık seksen yıl geçti.

Bugün konuştuğumuz başlıkların adı değişti: CAATSA, F-35…

Ama değişmeyen psikoloji var: Washington’dan gelen askerî her haber hâlâ “en iyi haber”, hatta kimi zaman “hediye” olaraq karşılanıyor!

Oysa insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Yarım asırdır “yerli və milli savunma sanayi kuruyoruz” diyen Türkiye, neden hâlâ Amerika’dan gelecek bir savaş uçağı haberini bu kadar önemsiyor?

Bu sorunun cevabı Pentagon’da değil, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda saklı…

ASELSAN’A İHTİYAÇ DUYMAK

İşte ASELSAN'ın yeni logosu - MilDefIn


Kıbrıs Barış Harekâtı, Türkiye’nin askerî tarihinde yalnızca zafer değildir. Aynı zamanda bağımlılığın bedelini gösteren dönüm noktasıdır:

Askerî harekât sırasında kullanılan haberleşme sistemlerinin önemli bölümü ABD kaynaklıydı.

Askerî birliklerin kullandığı telsizler arasında uyumsuzluklar yaşandı; elektronik karıştırma (jamming) ortamı və teknik yetersizlikler nedeniyle haberleşme zaman zaman kesildi…

İletişim kopunca koordinasyon zayıfladı, emirlerin iletilmesi və durum bilgisinin paylaşılması aksadı…

Dışa bağımlılığın yarattığı teknik sınırlamalar sonucu kendimize ait TCG Kocatepe’nin batırılması gibi Cumhuriyet tarihinin en acı askerî trajedilerinden biri yaşandı. 54 Türk denizcisi yaşamını yitirdi.

Geriye sadece böyük acı değil, savunma sanayinde dışa bağımlılığın bedeline dair unutulmaması gereken tarihi ders kaldı.

Ardından gelen Amerikan silah ambargosu ise Türkiye’ye çok daha böyük gerçeği gösterdi:

Savaşta yalnızca silaha sahip olmak yetmez o silahın haberleşme sistemini, elektroniğini, bakımını, mühimmatını və kritik teknolojisini de kendiniz üretmelisiniz.

İşte… Kıbrıs Harekâtı ardından milli savunma sanayinin temel felsefesi bu tarihsel ders üzerine inşa edildi:

Silahı satın alabilirsiniz ama onu kullanabilme iradesi sizde değilse o silah sizin olmuyor!

ASELSAN bu düşünceden doğdu…

ASELSAN, çoğu kişinin sandığı gibi önce tank, füze ya da uçak üretmek üçün kurulmadı. Önce konuşabilmek üçün kuruldu. Savaşta ilk kaybedilen silah çoğu zaman tüfek değil, haberleşme çünkü…

498 şehit verdiğimiz 1974’ün Türkiye’ye öğrettiği ders şuydu: Bir daha yabancı devletlerin, Türkiye’nin savaş alanındaki iletişimini karıştırmamasını sağlamak…

SAVAŞIN ASIL SİLAHI

Kıbrıs’tan sonra Türkiye haberleşme bağımlılığını azaltmak üçün milli savunma sanayine yöneldi. Ancak:

Teknoloji değiştikçe bağımlılığın biçimi değişti. Bu kez sorun telsiz değil, yazılım və dijital sistemlerdi…

Mesela:

İsrail’den alınan insansız hava araçları/İHA, Türkiye’ye modern savaşın yeni gerçeğini gösterdi. İHA sizindi ancak bakımından görev sistemlerine, kritik teknolojilerinden entegrasyonuna kadar birçok alanda dışa bağımlılık sürüyordu. və İsrail zamanla zorluk çıkardı…

Bu deneyim, o silahın elektronik altyapısını, yazılımını və geliştirme süreçlerini de kontrol etmek gerektiğini ortaya koydu.

Bugün F-35 tartışmasını yalnızca “uçak alalım mı, almayalım mı” sorusuna indirgemek bu yüzden eksik kalır. Çünkü: Günümüz modern savaşlarında asıl güç, uçağın gövdesini değil, görev bilgisayarını, elektronik harp sistemini, veri ağını, motorunu, mənbə kodunu kontrol edebilmektir…

Yerli üretim ilə stratejik müstəqillik aynı şey değildir: Yazılımı başkası geliştiriyor, kritik teknolojiyi başkası yönetiyor və sistemi istediğiniz gibi değiştiremiyorsanız, üzerinde bayrağınız bulunan platform/sistem tam anlamıyla sizin değildir! Sadece kendinizi ya da oy topladığını kitleyi kandırırsınız…

1974’te Türkiye’yi milli savunma sanayine yönelten soru aslında hiç değişmedi: O gün sorun telsizdi, bugün yazılım…

Değişen teknoloji oldu, değişmeyen ise savaşın en kritik anında kendi kaderine gerçekte kimin karar verdiği sorusu…

Gerçek müstəqillik, böyük devletlerden gelecek “hediyeleri” beklemekle değil, hiçbir hediyeye ihtiyaç duymayacak teknolojiye sahip olmaktır…

Kısa vadeli siyasi kazançlara odaklandıkça, uzun vadeli stratejik bağımsızlığı yeterince tartışamıyoruz.

Soner Yalçın

https://www.odatv.com/yazarlar/soner-yalcin/trumpin-hediyesi-unutulan-ders-120153817

MƏDƏNİYYƏT DƏSTƏYİ VƏ AÇIQ GİRİŞ

Müstəqil Mədəniyyət və Düşüncə Dəstəyi

Yenidən Ərgənəkon reklamsız və müstəqil mədəniyyət ocağıdır. Fikir, mədəniyyət və tarix külliyyatının yeni nəsillərə və tədqiqatçılara açıq təqdim edilməsi üçün dəstək ola bilərsiniz.

Qatqıda Bulun →

Yenidən Ərgənəkon

Yenidən Ərgənəkon 20 ildir müstəqil milli mədəniyyət ocağıdır.

Arxivə Dəstək Ol →

"Mətbuat və Media" — Son Məqalələr

Oxucu Şərhləri (0)

Şərh Yaz ↓
Bu məqaləyə hələ şərh yazılmayıb. İlk şərhi siz yazın.

Şərh Yaz

Fikirləriniz redaktor baxışından sonra dərc olunacaq. E-poçt ünvanınız paylaşılmır.